LGS, YKS sendromu!

Sadece ÖSYM’nin yaptığı sınavlara 10 milyon aday giriyor.

MEB’in yaptığı sınavları da dikkate aldığımızda, hemen her yıl 15 milyon aday sınavlar için ter döküyor.

Buna bir de 20 milyona yakın aile büyüklerini katarsak müthiş bir rakam!

Sınav sektörü işte bu yüzden burnundan kıl aldırmıyor, ÖSYM işte bu yüzden Ali kıran baş kesen!

Peki, harcanan onca paraya, onca zamana, onca emeğe değiyor mu?

Sınava girip de hayaline kavuşan yüzde kaç?

Sınav sektörü dışında sevineni var mı?

Adaylar, aileler, bir üst öğretim kurumları ya da işverenler, yapılan bu seçimden memnun mu?

Bütün bunları hiç ama hiç konuşmuyoruz ama bu saçma sapan sınav yarışının, saçma sapan kuralları herkesin dilinde!..

Sınavların içeriği ve zamanlaması?

Bakan Selçuk’un sınavlara yönelik açıklamasına, başta sendikalar olmak üzere her kesimden farklı tepkiler geldi. Haklı bulanlar da oldu, veryansın edenler de çıktı.

Görünen o ki bu konuda konuşulacak çok fazla detay var!

Örneğin, geçen yılın lise son sınıfları, ikinci yarıda ders yapılamadığı için ikinci yarıyıl müfredatından muaf tutulmuşlardı. Bu yıl da birinci yarıyılda ders yapıldı denilse abartılı olur.

Peki, bu adayların müfredatın tümünden sorumlu olmaları ne kadar adil olur?

Ve en önemlisi de sınav takviminde bir değişiklik olacak mı?

MEB ve ÖSYM hayır diyor ama farklı düşünenler de var!

İşte onlardan bazıları:

Geç yapılsın

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un LGS’de öğrencilerin tüm müfredattan sorumlu olacağına ilişkin açıklaması hakkında değerlendirmelerde bulundu:

“MEB, LGS’de öğrencilerin tüm müfredattan sorumlu tutulacağını duyurdu.

Büyük ihtimalle YKS de benzer nitelikte gerçekleştirilecek.

Bir yıl süreyle ülkedeki tüm süreçleri tehir etmemiz mümkün olmadığına göre; sınavlarla ilgili alınan bu karar makul olmuştur.

Ancak, birtakım tedbirlerin de alınması gereklidir.

- Özellikle özel kurslara devam etmeyen, sadece okullarımızdaki Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) ile sınavlara hazırlık sürecini yürüten öğrencilerimiz için DYK online olarak devam ettirilmelidir.

- Her iki sınav da mümkün olacak en geç zamanda yapılmalıdır. Böylelikle, (piyasaya aşının da girmesiyle birlikte) 31 Aralık sonrası ikinci dönemde en azından 8 ve 12. sınıflarımız için yüz yüze eğitime başlayabilme, DYK ve diğer desteklerle birlikte yoğun bir hazırlık süreciyle kayıpların bir ölçüde telafi edilebilmesi imkânı doğacaktır.

- Yüz yüze eğitimle kazanılabilecek konu ve soru türlerinden imtina edilmelidir. Sınavlardaki soru türleri, uzaktan eğitimle sağlanabilecek kazanımlara uygun şekilde hazırlanmalıdır.”

Sınavlar ertelensin!

Bir başka öneri ise şu yönde:

“Öğrenciler bu dönemde 12 yılda değil de 13 yılda liseden mezun olsunlar.

Bilim insanları, bu kışın çok zor geçeceğini ve nisan ayına kadar da vaka ve vefat sayılarının düşmeyeceğini öngörüyor. Altyapısı oluşturulmayan uzaktan eğitimle, eğitimde yaşanan eşitsizlik iyice artmış durumda.

Bu ortamda gerçekçi çözüm şu olabilir:

2020-2021 yılı pekiştirme senesi ilan edilerek, öğrenci gelecek yıl aynı sınıfı tekrar etmeli ve 2021 senesinde lise giriş ve üniversite giriş sınavları yapılmamalı...”

Enteresan bir öneri ama ne kimse razı olur ne de uygulama şansı bulunur! Ama öneri öneridir!..

Doğru olan ne?

Peki, doğru olan ne?

Bu yılki sınav soruları, müfredat yerine, kazanımlara dayalı olmalı.

Hani hep soran, sorgulayan, farkındalık yaratan gençler yetiştirmeliyiz diyoruz ya işte tam zamanı.

Bu yılki sınavlarda direkt bilgi sorma yerine, verilen metni hızlı okuyan, okuduğunu anlayan, analiz eden, yorumlayan, yaratıcılığı, girişimciliği, üretkenliği, evrensel değerleri öne çıkaran sorular sorulabilir.

Böylece, çocuklarımız, sonsuz seçeneğin bulunduğu yeni çağda, 4-5 seçeneğe mahkûm olmaktan kurtulurlar.

MEB’in korkusu, böylesi bir durumda öğrencilerin derslerden kopması!

Oysa onlara, aldıkları akademik eğitimin bir üst eğitim kurumunun olmazsa olmazı olduğu iyi anlatılırsa hiçbir sorun yaşanmaz.

Bizim zamanımızda sorular bu şekildeydi!..

Özetin özeti: Bugünkü sistem öylesine kötü ki ne yapılırsa yapılsın daha beteri olamaz!..