Öğretmen açığı, Dil Bilgisi ve MEB?

Eğitimde Cumhuriyet tarihinin en zor dönemini yaşıyoruz.

Pandemi kangrene dönüşen sorunların tuzu biberi oldu.

Sınav odaklı eğitim ve günü kurtarmaya yönelik bakış açısı nedeniyle, temel hedefler ve kazanımlar adeta unutuldu.

Gelinen nokta ise vahim ötesi ama çok daha önemlisi, bu durumdan neredeyse hiç kimsenin rahatsızlık duymaması!..

Öğretmen yetiştirme, atama ve kariyer sistemi çok uzun yıllardır içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bir milyona yakın eğitim fakültesi mezunu öğretmen varken, sokaktan geçenler ücretli öğretmen adı altında sınıfa sokuldu ve taşeron mantığıyla üç kuruş paraya adeta köle gibi çalıştırılıyorlar.

Kariyer sistemi ise liyakatten çok uzak!..

Bu kadarı olmaz!

Türk Eğitim-Sen, ücretli öğretmenlerin sayısını araştırarak, çarpıcı bir sunum ortaya koymuş.

Çok ilginç tespitler var. İşte bazı satır başları:

81 il valiliğinden gelen rakamlara göre ülkemizde ücretli öğretmen sayısı 69 bin 326’dır.

En çok ücretli öğretmen İstanbul’da. Sayıları 21 bin 375’e yükseldi.

İstanbul’u 4 bin 437 ile Ankara, onu da 2 bin 891 ile Bursa takip etmektedir.

69 bin 326 ücretli öğretmenin sadece 28 bin 154’ü eğitim fakültesi mezunudur.

İki yıllık meslek yüksekokulunu bitiren, dolayısıyla pedagojik formasyona sahip olmayan, öğretmenlik bilgi ve becerisinden uzak, ön lisans mezunu ücretli öğretmenlerin sayısı 81 ilde   7 bin 777’dir.

Özel uzmanlık gerektiren zihinsel-görme-işitme engelliler sınıf öğretmenliğinde dahi ön lisans mezunu ücretli öğretmen görevlendirmesi yapılmaktadır.

İstanbul’da ücretli zihinsel-görme-işitme engelliler sınıf öğretmeni olarak görev yapan ücretli öğretmenlerin 1.568’i ön lisans mezunu iken, sadece 471’i eğitim fakültesi mezunudur.

81 İl Valiliğinden gelen verilere göre ise ülkemizde norm kadro açığı uzaktan eğitime geçilmesine rağmen 109 bin 616’dır.

Hemen hemen tüm illerimizde öğretmen açığı kadrolu öğretmenlerin branş dışında derse girmeleriyle de kapatılmaktadır.

Şayet pandemi koşulları olmasaydı, ücretli öğretmen sayımız belki de 100 bini aşacaktı.

Ücretli öğretmenler, girdiği ders başına ücret almaktadır ve ay sonunda aldığı maaş asgari ücreti bile bulmamaktadır. Bu öğretmenler, hiçbir hak ve güvenceye sahip değillerdir.

MEB bu koşullarda 2021 yılı için 20 bin değil, en azından ücretli öğretmen sayısı kadar atama yapmalıdır. 2021 yılı için talebimiz, ek 60 bin öğretmen ataması yapılmasıdır.

Umarız, bu çalışma ciddiye alınır.

Bu yanlışa kim dur diyecek?

Liselere Giriş Sınavı’nda (LGS), Dil Bilgisi sorularının yer alıp almayacağı aylardır tartışılıyor.

Neden? Çünkü eğer sınavda Dil Bilgisi yoksa, öğretmenler bu konuyu pas geçecek, öğrenciler de “boş yere” zaman kaybetmeyecek!

Oysa, Dil Bilgisi bir dilin matematiğidir. Nasıl ki dört işlemsiz matematik olmazsa, Dil Bilgisi olmadan da okuma, yazma, konuşma, anlama yani dil olmaz!

MEB, Dil Bilgisi konusuna ne olur artık bir karar versin ama sınav odaklı olmasın! Önce şu kafa karışıklığı ortadan kalkmalı:

Bakan Selçuk, “LGS’de bu yıl Dil Bilgisi, gramer soruları olmayacak” dedi, örnek sorularda ve Talim Terbiye Kurulu’nun “konu ve kazanımlara” yönelik açıklamalarında ise bir var bir yok! Veliler tedirgin ve net cevap istiyor:

LGS’de Dil Bilgisi var mı, yok mu?..

Onca açıklamadan sonra sınavda bu yönde sorular yer alırsa, güven erozyonu tavan yapar! Bu yüzden her ne karar alınacaksa, gelecek öğretim yılından itibaren uygulanmalıdır!..

Aynanın öteki yüzünde ise sınav odaklı yarışın eğitim sisteminde yarattığı korkunç tahribatın görüntüleri var.

Çocuklarımız sınavda soru çıkmıyor ya da çok az soruluyor diye Beden Eğitimi, Müzik, Felsefe ve daha pek çok dersi ve kazanımlarını unutmuş, Tarih, Coğrafya gibi birçok dersi de zaten topu topu birkaç soru çıkıyor diye “Öğrenmesem de olur” dersler arasına atmıştı! Şimdi buna Dil Bilgisi de eklendi. Yarın bazı aklıevveller gelip diğer temel derslere de el atarsa hiç şaşırtıcı olmaz!..

Sonra çıkıp, neden hiç sanatçı, sporcu, düşünür, entelektüel ve en önemlisi de, her konuda duyarlı ve donanımlı iyi bir insan, iyi bir yurttaş yetiştirmiyoruz diye ah vah ediyoruz.

Peki bu yanlış nereye kadar böyle devam edecek?..

Özetin özeti: Hata yapmaktan hâlâ bıkmadık mı?..