Öğretmenlik Meslek Kanunu (5)

Öğretmen huzursuzsa, eğitimde ve özellikle de evlerde huzuru bulmak zordur. Bu yüzden, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu aceleye getirmemek gerekir. Çok beklendi, gerekirse biraz daha beklenir.

Yasal düzenlemelere gidilirken ilgili tüm paydaşların görüşü mutlaka alınmalıdır. Yoksa yapılan düzenleme önce yamalı bohçaya döner, sonra da hepten kalkar. Bunun geçmişte o kadar çok örneği var ki bir yenisi hayal kırıklığı olur. Umut ve temenni ediyoruz ki doğru olan her şey yapılıyordur.

Bu noktada en büyük paydaş elbette öğretmenlerimizdir. Özellikle de sahadaki öğretmenlerimiz.

Seslerine kulak vermek, dertlerine çare üretmek, kırılan gururlarını tamir etmek, heyecanlarına heyecan katmak onları onore edecek, yasayı çıkartanların isimlerinin eğitim tarihine altın harflerle kazınmasına da vesile olacaktır.

Yeni yasal düzenlemeyle ilgili olarak her gün yüzlerce ileti geliyor. Eminiz ki çok daha fazlası MEB’e, siyasi partilere ve TBMM’ye de gidiyordur.

Bunları dikkate almak da hepimizin asli görevi.

Adil olmalı

Kanun, eğitim fakültesi öğrencilerinden emekli öğretmenlerimize, özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimizden devletin farklı birimlerinde çalışan öğretmenlerimize ve yakınlarına kadar milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor. Ve pek çoğunun beklentileri de ortak noktalarda kesişiyor. İşte onlardan bazıları:

- “Öğretmenlik Meslek Kanunu, öncelikle öğretmenlerin mutluluğunu hedef almalıdır. Bu da sadece kariyer planlamasıyla sağlanamaz. Öğretmenlerin çalıştıkları ortama yönelik yapılan uygulamalarda fikirlerinin alınmasıyla, katılımlarının sağlanmasıyla, eşitlikçi bir anlayışla ücretlendirilmeleriyle, olur olmaz şikâyetlerle rahatsız edilmemeleriyle, okul birimlerinin kalite standartlarının geliştirilmesiyle, (müfettiş raporuyla belirlenmiş bir olumsuzluk bulunmadığı sürece) kariyerlerinin belirli kıdem aralıklarıyla sınavsız şekilde planlanmasıyla sağlanabilir.”

- “Öğretmenlik Meslek Kanunu’na göre yüksek lisans ve doktora tamamlamış öğretmenlere verilecek kariyer hakkı neden ikinci üniversiteyi bitirenlere tanınmıyor? Alanım dışında 4 yıllık bir üniversiteyi tamamladım. Bence bu gibi durumdaki arkadaşlar için bu çaba bir yüksek lisanstan fazlası. Bu çabanın kanunda yerini bulmasını istiyorum. Ayrıca 1000 saate yakın MEB hizmetiçi eğitim programlarına katıldım. Aldığımız bu eğitimlerin kanunda bir karşılığı maalesef yok. 23 yıllık öğretmenim. Daha önceki uzman öğretmen sınavına hizmet yılımı sadece askerlikte geçen süre sayılmadığı için kabul edilmedim. Tüm çabalarıma rağmen hak ettiğim kariyer seviyesine çıkabilmem, kalan meslek hayatımda mümkün görünmüyor.

Sesimiz olduğunuz için teşekkür ederim. İyi ki varsınız.”

Başöğretmenlik?..

- “Son günlerdeki, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili yazılarınızı beğenerek takip ediyorum. Bu hususla ilgili bir ekleme de ben dile getirmek istiyorum.

Öğretmenlerin belli kıdemle belli kariyerlere gelmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Ancak yüksek lisans, özellikle de doktora yapan öğretmenler kesinlikle ayrı değerlendirilmeli. İlk yapılan uzman öğretmenlik sınavında yüksek lisans mezunuydum. Yıl şartından dolayı uzman olamadım. Daha sonra Anayasa Mahkemesi yıl şartını iptal etti. Ben ve birçok öğretmen mahkeme kararıyla uzmanlığımızı aldık. Bu süreçte Bakanlık bazı davaları Danıştay’a taşıdı ve uzmanlığımızı geri aldı. Anayasa Mahkemesi’ne kadar gittim. Ancak sonuç alamadım. Bu arada da doktoramı bitirdim. Doktora biteli 9 yıl oldu.

Şimdi bu kanun çıkınca ben ancak uzman öğretmen olacağım. Ardından 10 sene bekleyip başöğretmen olacağım. Bu arada öğretmenlikte 21. yılımı çalışıyorum. Aynı zamanda EYT’li bir öğretmenim. Belki başöğretmenlik gelmeden emekliye ayrılacağım. Bunca emeğin karşılığı bu olmamalı. Söylenecek çok şey var aslında ama...”

Özetin özeti: Geciken adalet, adalet değildir. Çıkacak yasa, her şeyden önce adil olmalı ve başöğretmenlik şansı, emeklilikten önce herkese tanınmalı ve yeni mağdurlar yaratılmamalıdır.