Pandemi sonrası eğitim, yurt, kurs ve aykırılıklar?

Öyle ya da böyle, bir süre sonra, korona belasından kurtulacağız.

Aşıyla birlikte pandeminin etkileri giderek azalacak ve bir süre sonra da tıpkı çiçek, veba, verem, kolera, sars gibi sıradan hastalıklar kervanına katılacak!

Önemli olan pandemi sonrası!

Hayatın her alanında ciddi değişimler getireceği kesin. Özellikle de eğitimde!..

Okulu çok özledik ama açıldığında, uzaktan eğitimi arayanlarımız olursa hiç şaşırmayın.

Öylesine bir alışkanlık yarattı ki “Aşırıya kaçmadan, böylesi daha iyi” diyenlerin sayısı giderek artıyor.

Görünen o ki pandemi sonrasında hibrit eğitim modelleri daha da yaygınlaşacak.

Kimi yüz yüze eğitim odaklı kimi de uzaktan eğitim ağırlıklı hibrit sistem olacak.

Bu konuda müthiş deneyimler kazanıldı, en azından bir bölümü mutlaka kalıcı hale getirilecektir.

Öğrenci yetiştirme süreci, bilindiği gibi, eğitim/öğretim/aile üçgeninde şekillenen bir olgu.

Ayaklardan biri işlevini yerine getiremediğinde ya da kaybettiğinde o boşluk nasıl doldurulabilir, iyi düşünmek gerekir.

Öğretim kısmı bir şekilde uzaktan da gerçekleşebilir ama eğitim, okul ve ailede gerçekleşmeli!

Yoksa, bugün yaşanan sıkıntılar, yarın da devam eder.

Hibrit modeller denenirken, olaya sadece ülke çerçevesinde bakmamak gerekir. Önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde her öğrenci her yerdeki sanal eğitim olanaklarına rahatlıkla ulaşabilecek, derslerini izleyip, sınavlarına girebilecek ve başarı belgesi alabilecek.

Örneğin Ankara’da oturan bir öğrenci, Boston’daki Harvard ya da MIT’nin ya da Pekin’deki bir üniversitenin derslerini rahatlıkla izleyebilecek!

Yabancı dil konusunda da sorun olmayacak. Çünkü anında çeviri konusunda çok yeni ve çok az hatalı yeni sistemler geliyor.

Yani önümüzdeki yıllarda eğitim/öğretim dört duvar arasına ya da okul, kampüs ve ülkelere sıkışıp kalmayacak. Tüm dünya her yere anında ulaşabilecek minik bir okul haline gelecek.

Asıl önemli olan, biz buna hem kafa hem de altyapı olarak ne kadar hazırız?..

Gerek kişi, gerekse ülke olarak daha şimdiden kendimizi böylesi bir sisteme hazırlarsak, gelecekte uçup gideriz yoksa bırakın yerinde saymayı, hızla gerilere düşeriz.

Keşke kafamızı kuma gömmekten ve günü kurtarmaktan vazgeçip, arada bir dünyada neler olup bittiğine ve beklentilere de biraz olsun odaklanabilsek.

Soru önergesi

Tüm eğitim faaliyetleri, bazı minik istisnalar hariç, tümüyle durduruldu.

Yurt ve kursların da bu kapsam çerçevesinde kapalı olmaları gerekiyor. Ancak gelen duyumlar çok farklı yönde.

Yaşananların bir kısmı TBMM’ye de yansıdı!

Görünen o ki devletin aldığı kararları delmeyi marifet sayanlar var!..

Bazı kurslar ödev kontrolü adı altında kapılarını düzenli olarak öğrencilerine sonuna kadar açıyor, bazıları da yurtlara yönelik yasakları adeta göz ardı ediyor.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, “Salgına karşı yürütülen mücadelenin başarıya ulaşması ancak ayrım yapılmaksızın her alan ve kurumda aynı tedbirlerin kararlılıkla devam ettirilmesiyle mümkün olabilecektir. Bu zor dönemde salgın önlemleri konusunda oluşacak her boşluk yeni can kayıplarına yol açmaktadır” diyerek, yurtlar konusunun açıklığa kavuşması için TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu tarafından cevaplandırılması istedi.

Açık mı, kapalı mı?

Kurslar konusunda ise hemen her yerden, yasakları delmeye yönelik münferit girişimler olduğu iddiaları geliyor. Bu konuda en büyük tepkiyi de alınan kararlara harfiyen uyan diğer kurslar gösteriyor.

İşte bu yöndeki tepkilerden bazıları:

“Bazı kurs merkezlerine sabah saat 08.00’den başlayarak saat 17.00-18.00’e kadar büyüklü küçüklü öğrenciler ders çalışmaya gidiyor. Hiçbir şekilde bir kontrol yapılmıyor ve gerek ortaokul, gerek lise, gerekse TYT’ye hazırlanan mezun öğrenciler, bu kütüphaneyi aktif bir şekilde kullanıyor.

Devlet kendi koyduğu kuralı kendi çiğniyor!

Sizden ricamız, diğer öğrencilerin de yasal saatlerde kuruma gelmelerine izin verilmesi ve öğrencilerimizle rehberlik çalışmalarımızı yerine getirmemize olanak sağlanması.”

Kafalar gerçekten çok karışık. Hep birlikte kurallara uyalım yerine bize de izin verilsin mantığı, alınan kararları zaafa uğratmanın ötesinde bir işe yaramaz!

Ya kısıtlamalar resmi olarak kalkmalı ya da harfiyen uyulmalı, yoksa işler daha da çığırından çıkabilir!..

Özetin özeti: Kuralları delmek hiç kimseye bir şey kazandırmaz, tam aksine, koronayla mücadeleye zarar verir!..