Şimdi değilse ne zaman?

Zor hem de çok zor bir süreçten geçiyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de yediden yetmişe herkes tedirgin. Özellikle de ebeveynler. Bir yanda çocuklarının sağlığı, öte yanda gelecekleri! Okulların açılıp açılmaması konusunda kafaları karmakarışık! Peki doğru olan ne?..

Pazartesi günü, yüz yüze eğitimde ikinci aşama başlıyor!

Okul öncesi, ilkokul 1, 2, 3 ve 4. sınıflar ile ortaokul 8. sınıf, lise hazırlık ve 12. sınıflar ve köy okullarında uygulanacak.

Bu kapsama, köy okullarındaki 6. ve 7. sınıflar da giriyor mu, çok net değil, açıklık getirilirse iyi olur!

Bu dönemde, Bakan Selçuk ve MEB’e herkes ama herkes yardımcı olmalı!

Okulları açık tutabilecek kadar disipline olursak pandemi riski minimuma iner!

Kocaeli ve Van depremleri döneminde okul ve üniversiteler özellikle açık tutularak, bu zor sürecin atlatılması ve kentlerin yaşanır hale gelmesi sağlanmıştı.

Eğer okulları açık tutabilecek kadar titiz olabilirsek, gerisi kendiliğinden gelecektir!

Öğrencilerin bu konudaki duyarlılığı toplumun her kesimine dalga dalga yayılacak ve pandemi riski en düşük düzeye inecektir!..

İşte bu yüzden, MEB ve Sağlık Bakanlığı’nın aldığı her karar istisnasız hayata geçirilmeli, Ziya Hoca’nın bu konudaki samimi çabalarına destek çıkılmalıdır.

Mademki yeni bir dönem başlıyor, yeni bir sayfa açılmalı ve hep birlikte tek bir hedefe odaklanmalıyız. O hedef de pandemi riskini en alt düzeye indirmek ve normal hayata bir an önce dönmek olmalı!..

Dünü dünde bırakalım, çünkü kabahatli aramaya bir başlarsak, sadece süreci uzatmakla kalmaz, koronayla mücadeleyi kazanma şansını da riske sokmuş oluruz.

Aşı söylendiği gibi yakın zamanda bulunur ve erişilebilir hale gelirse sorun yok! Peki ama ya süreç uzarsa?..

Hep birlikte büyük bir samimiyet testinden geçiyoruz. Ne olur bu kez kazananı, haklı çıkanı, kahramanı birilerimiz değil, hepimiz olalım!..

Deprem mi, pandemi mi?

Prof. Dr. Peyami Battal, büyük Van Depremi yaşandığında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörüydü.

Taş taşın üzerinde kalmadığı, çok büyük acıların yaşandığı o günlerde bile üniversiteyi kapatmadı. Tıpkı Baki ve Sezer Hoca’nın Kocaeli’de yaptığı gibi. Onlar o gün o riski almasaydı, bu iki güzide kentimizin toparlanması çok kolay olmazdı!..

Peyami Hoca, “Deprem süreci, pandemi sürecinden çok daha zordu. İçeri gidemiyorduk. Salgın hastalık riski vardı. Ölüm kol geziyordu ama üniversiteyi açık tutmak zorundaydık. Yoksa üniversitedeki ve kentteki yaşam normale dönmezdi” diyor. Çok haklı. Bunu yıllar sonra çok daha net görebiliyoruz.

Biz de o dönemde, Van’da, çadırda, artçı depremlerin sarsıntıları arasında Genç Bakış yaparak, Hocamızın yanında olmuştuk.

Dersler çadırda yapılıyor, geceleri de konteynerlerde yatılıyordu.

Peyami Hoca’nın dikkat çektiği konulardan biri de uzmanlık alanı olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi yönünde: “Bu yönde atılacak adımlar aşı kadar etkili olmasa da riski önemli ölçüde azaltır! Kovid 19 sağlıklı vücutları teğet geçer gider ama bağışıklık sisteminiz ne kadar zayıfsa, vereceği zarar da o denli büyük olur!..

Neden bağışıklık? Çünkü aşı bulunsa bile 80 milyona ulaşması yıllarca sürebilir! Bu yüzden, bağışıklık sistemini güçlendirici öneri ve çalışmaların çok daha hızlandırılması ve anlatılması gerekiyor!..”

Eğitimde neler yapılabilir?

Zor süreçler konusunda deneyimli isimlerden böylesi dönemlerde neden hiç yararlanılmaz, anlamış değilim.

Devlet sormasa da gelin biz Peyami Hoca’ya, bu zor dönemde neler olabileceğini soralım.

Sorduk ve işte o paylaşımı:

“Bir konuda tecrübemi ve önerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bütün eğitimciler bilir ki kesinlikle örgün eğitim uzaktan öğretimle asla karşılaştırılamaz. Ben Açıköğretim Kamu Yönetimi’ni de bitirdim. İkisi arasında farkı mukayese edebilecek birikimim var. Geçtiğimiz yıl ikinci dönemde hazırlıksız bir şekilde uzaktan eğitimle yapılarak zaten eğitim-öğretim ciddi şekilde hasar aldı. Bu yıl da bu şekilde giderse ülkenin geleceğine olumsuz bir şekilde yansıyacaktır.

Bu yüzden bir an önce yüz yüze eğitime geçilmelidir. Evet, salgın her tarafı kasıp kavuruyor.

Salgından insanları korkutmak yerine korunma ve çözüm yollarına dikkat edilerek normal hayatımıza devam etmeliyiz. Ölüm hariç hayatta hiçbir şey çözümsüz değildir.”

Özetin özeti: Topyekûn mücadele, şimdi değilse ne zaman?..