Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Çocuklarımızı seviyor muyuz?

Ne olur, birbirimizi kandırmayalım.

Onların ne bugününü ne de yarınlarını ciddiye alıyoruz.

Boşu boşuna sevgi ve hamaset nutukları atmak da artık bir işe yaramıyor!

Ne devlet, ne de anne-babalar olarak, onların geleceklerini düşünüyoruz.

Sınav odaklı eğitim sistemi olduğu sürece, bu kandırmaca devam edecek.

TEOG’da 12-13 bin şampiyon bekliyorduk, 17 bin şampiyon çıktı.

Şaşırmadık desek yalan olur.

İyi mi, kötü mü?

Neresinden bakarsanız bakın enteresan, hem de her yönüyle enteresan bir tablo!

Haberin Devamı

Bu bir rekor ve sonuçları çok iyi araştırılmalı.

Başarılı olanlar tebrik edilmeli, suistimal varsa da hesap sorulmalıdır.

Peki, şampiyonların ne kadarı daha sonra YGS’de, LYS’de, KPSS’de başarılı ve hayatta mutlu oluyor? İşte asıl o tartışılmalı...

Üniversite okuyanların yarısı bu dönemi boşa geçirilmiş zaman olarak görüyorsa, dönüp arkaya bakmak gerek!..

Bu arada, okul öncesi eğitim, gelecek yıldan itibaren zorunlu oluyormuş!

Geç alınmış bir karar da olsa, hayata geçirilmesi büyük başarı olur!

Başarı mı, değil mi?

TEOG’da başarı oranının bu kadar yüksek olması tartışmaları da beraberinde getirdi.

Kimileri eleştirdi, kimileri de savundu.

Eleştirenler;

- Sorular bu kadar kolay olmamalıydı.

- Suistimal olabilir mi?

- Aynı puanda yığılmalar olmayacak mı?

- Liselere girişte 17 bin şampiyon var da, üniversiteye girişte neden üç tane şampiyon çıkmıyor dediler...

Savunanlar da;

- Bu bir giriş sınavı değil.

- Sorular kolay olabilir.

- Hiç kimse öküzün altında buzağı aramasın. Başarı başarıdır, niye kıskanılıyor ki şeklinde konuştular...

Görünen o ki bu tartışma bir süre daha devam edecek.

Çünkü hâlâ kimse ne olduğunu tam olarak anlayamadı.

Bu arada, liselere giriş sınavı ile üniversite giriş sınavındaki ortalamalara bakıldığında şaşırmamak elde değil.

TEOG’daki başarı çıtası, bazı testlerde yüzde 50’nin üzerine çıkarken, YGS ve LYS’de aynı testlerdeki başarının yüzde 10’larda kalıyor olması, şaşırtıcı olmanın ötesinde, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Haberin Devamı

MEB ve ÖSYM’nin sınavlara bakış açısı belli ki çok farklı!..

Ya açıkta kalırlarsa!

Kayıt aşamasında, soruların tümünü yapan şampiyonlardan bazıları, istediği liseye giremezse, bu hiç şaşırtıcı olmaz.

Örneğin Robert ve Galatasaray’ın toplam kontenjanı 500 civarında ve şampiyonlardan pek çoğunun ilk tercihi kesinlikle bu iki okuldan biri olacak.

Tüm öğrencilerin okul not ortalamaları neredeyse 100 üzerinden 100.

Eğer başka artı puanları yoksa doğum tarihlerine bakılacak ki bu da yeni tartışmalara neden olacak.

Yani bir öğrenci, yıllarca çalışıp, didinip, şampiyon oluyor ve diğer adaydan bir gün erken doğdu diye kapı önünde kalıyor.

Böylesi bir adalet, böylesi bir sınav sistemi olabilir mi diyenler çok çıkacaktır.

Haksız da sayılmazlar.

Okul öncesi eğitim

MEB, okul öncesi eğitimi nihayet zorunlu eğitim kapsamına alıyor.

Nereden baksanız, bir milyonu aşkın öğrenci, on binlerce yeni öğretmen ve binlerce yeni derslik demek!

Gelecek öğretim yılı için verilen o kadar çok söz var ki bakalım hangileri gerçekleşecek, hangileri ötelenecek?

Haberin Devamı

Hepsi birden yerine getirilirse, işte o zaman gelecek için daha umutlu hale gelebiliriz...

MEB, bütün bu yüklerin altından tek başına kalkamaz.

Keşke, hayırseverlere yönelik ciddi kampanyalar başlatabilse, ama içlerine öyle kapandılar ki sanki kendi dertlerine düştüler!

Üniversiteli olmak!

Twitter’da nabız tutmak her zaman isabetli sonuçlar veriyor.

Çünkü her şey çok aleni ve seçilmiş bir kitle yok.

Dağılım da Türkiye profilini fazlasıyla yansıtıyor.

Dün, “Üniversite okumak bir şans mı?” diye sordum. Çünkü hafta sonu LYS var ve onlar için bu sınav bir ölüm kalım meselesi.

Kazanamazlarsa dünyaları yıkılacak, kazandıklarında ise her şey güllük gülistanlık olacak sanıyorlar!

Peki, gerçekte de öyle mi?

Ankete katılanların yarısı ya üniversitede okumaktan ya da mezun olmaktan memnun değildi.

Başta yurt, burs ve iş olmak üzere o kadar çok sorunları var ki haksız da sayılmazlar.

Ama her şeye rağmen üniversiteli olmak gerekir...

Özetin özeti: Eğitim çok önemli ama eğitim görenin kıymeti de bilinmeli. Yoksa boşa harcanmış zaman olarak algılanır ki en tehlikelisi de bu!