Üniversiteyi kazananlar ve olimpiyatlar?

Herkesin derdi kendine. Üniversite tercihi yapan adaylar ve aileleri için, şu anda, nereyi kazanacağından daha önemli bir şey yok. Tıpkı olimpiyatlara giden sporcular ve yakınları gibi. Geride kalanlar için ne sınavlar ne olimpiyatlar, hiçbir anlam ifade etmiyor. İşte bu yüzden ne eğitimde ne de sporda bir yol kat edebiliyoruz!..
Ne zaman ki, eğitimin, bilimin, spor ve sanatın, kendimizi direk ilgilendirmese de, önemli olduğuna inanırız işte o zaman, bu alanlarda, bireysel ve tesadüfi başarıların ötesine geçebiliriz. Yoksa şimdi olduğu gibi lafın ötesine geçemeyip, patinaj yapıp dururuz...

Sonuçlar ne zaman?
Üniversite tercihleri bildirim süresi, önceki gece sona erdi. Şimdi sancılı bekleyiş dönemi başladı.
Adaylar için artık hemen her gün, sanki bir yıl gibi geçecek ve kaçıncı tercihlerine girdiklerine yönelik yüzlerce rüya görecekler.
Bir sabah ilk tercihlerine girmenin verdiği keyifle uyanacaklar, bir başka sabah da hiçbir yere girememenin yarattığı kâbusla yataktan fırlayacaklar.
Bu durum, ne ilk kez onların başına geliyor ne de bu rüyaları gören son kişi onlar olacak. Çünkü böyle gelmiş, böyle gidiyor... ÖSYM resmen açıklamasa da yerleştirme sonuçlarının üç hafta içerisinde ilan edilmesi bekleniyor.
Bayram öncesine yetişir mi, beklentisi de var ama eğer yetişmezse, bayramdan hemen sonra açıklanacaktır.
Kazanamayanlar üzülmesin, çünkü ek yerleştirme var ve en az 100, 150 bin kontenjan açığı olacak. Ayrıca yeni üniversitelere ve fakültelere de öğrenci alınacak. Bu arada yetenek sınavı ile öğrenci alan üniversitelerde de sınavlar devam ediyor. İlgilenenlerin onları da yakından takip etmelerinde yarar var.
Yurtdışını düşünenler de, sınav sonuçlarını beklerlerse geç kalmış olabilirler. En azından ön temaslara başlayabilirler...

Olimpiyatlar hayal mi?
Olimpiyat şampiyonluğu, Nobel ve Oskar gibi ödüller bize hayal gibi gelse de, istenildiğinde elde edilemeyecek hayaller de değil. Yeter ki o azim ve kararlılıkta olalım, gereken ortamı hazırlayalım...
Trilyon dolarlık ekonomiye sahip bir ülke için eğitim, bilim, sanat ve spor altyapısını hazırlamak zor olmasa gerek. Ama öncelik hiçbir zaman bu konularda olmadığı için, onu bile başaramıyoruz. Hadi altyapı sorununu çözdük diyelim, peki asıl önemli olan moral ve motivasyon nasıl sağlanacak?..İşte bu konuda bütün akademik ömrünü gençlere adayan Prof. Dr. Aysel Ekşi’den bir mail geldi. Sızlanmayı bırakıp hepimiz üzerimize düşen görevi yapalım diyor ve kendisinin böylesi ulvi bir görev için hazır olduğunu söylüyor:

Herkese görev düşüyor
“4 Ağustos tarihli ‘Neden Olimpiyatlarda Madalya Alamıyoruz?’ başlıklı yazınızı okudum. Yazılarınızın tümünde haklısınız, ben o tarafa hiç değinmiyorum. ‘Peki ne yapılabilir?’ sorunuz üzerinde görüşlerimi bildirmek için size yazıyorum.
Önümüzdeki günlerde beşinci sınıflardan başlayarak öğrencilerimiz ‘seçmeli’ dersleri seçme durumundalar. Bunu öğrenci mi, velisi mi, okul idaresi mi, mahalle mi seçecek, onu da bir yana bırakıyorum. Mademki ya ‘dini bilgileri’ ya da ‘diğer seçmeli dersleri’ seçecekler. Bundan dönüş olmadığı anlaşılıyor. O zaman seçmeli dersler konusunu akıllıca ele almamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki kısa sürede, olimpiyatların heyecanlı günlerinden başlayarak, öğrencilerimiz için beden ve beyin sporları planlayabiliriz diye düşünüyorum. İlk aklıma gelenler, tüm okullarda yaygın biçimde uygulanabilecek, çok daha az masraf ve az sayıda eğitici gerektirecek olan basketbol, voleybol gibi beden sporları ve satranç olabilir.
Siz ülkemizde eğitim konusunda yıllardır yazan etkili bir yazarsınız. Konuyu heyecanla canlandırmanız bence çok önemli olabilir. Satranç federasyonu ile ilişki kurulması ya da sporla ilgili alanlarda teşvik edici sponsorlar bulunması toplumun istek ve ilgisini arttırabilir. Bildiğiniz gibi gençler sosyal medyayı çok kullanıyor. Onları ateşleme ve etkilemeyi siz iyi bilirsiniz.
Sadece şikâyet edip ağlamak yerine, bir küçük kıvılcım da olsa, bu kıvılcımı canlandırmanın hepimize düşen görev olduğunu düşünüyorum. Ben konuyu çok önemsiyor ve bu alanda her tür çabayı göstermeye hazır olduğumu bildirmek istiyorum.”
Evet Aysel Hocam göreve hazır, sizler de hazır mısınız?..
Özetin özeti: Eğer kamuoyundan yükselen bir çığlık olursa eminim ki siyasiler de bu konuya duyarsız kalmayacaklardır...