Yarın, çok önemli bir gün

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un verdiği bilgiye göre, yarınki Bakanlar Kurulu sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan eğitime yönelik çok önemli açıklamalarda bulunacak. Örneğin, okullar 1 Haziran’da açılacak mı, sınav tarihlerinde bir değişiklik olacak mı?

Bilim Kurulu’nun bu konudaki değerlendirme ve öngörüleri alınacak kararda elbette çok etkili olacak. Ama daha pek çok faktörün de göz ardı edilemeyeceği aşikâr. Çünkü hayat devam ediyor ve çarkların dönmesi gerekiyor.

Dünyadaki gidişata bakıldığında, tedbiri elden bırakmadan yapılan ya da yapılacak minik açılımlar hemen her ülkede tartışma konusu. Herkesin ortak bir noktada buluşması da beklentiler çok farklı olduğu için mümkün değil. Bu yüzden, yarın açıklanacak kararları, hangi yönde olursa olsun, alkışlayan kadar, eleştiren de çok olacaktır!..

Bugüne kadar başarıyla götürdüğümüz bu zor sürecin finalini de en az riskle göğüslemek istiyoruz. 

En hayırlısı, en sağlıklısı ne ise o olsun...

Şehir efsaneleri

Hemen her gün her konuda farklı bir iddia ortaya atılıyor.

Bazen öylesi argümanlar ortaya koyuyorlar ki hiçbir dayanağı olmamasına rağmen, iddiayı ortaya atanların kendileri de yalanlarına inanıyorlar.

Kim nasıl yapar bilmiyoruz ama böylesi konularda, doğruysa doğru, yanlışsa yanlış diye hemen bir açıklama yapılması, sanki olası birçok gerginliği önleyecektir. Bu da o kadar zor olmamalı!..

Örneğin bayramda 9 günlük bir karantina söz konusu mu?..

Karmaşık bir konu!

Sınav odaklı bir eğitim sistemimiz olduğu için en çetrefil sorunlar da hep onlara yönelik.

Lise ve üniversitelere giriş sınavında bu yıl ikinci yarıyıldan soru sorulmayacak. Çünkü ders yapılmadı.

Liselere giriş sınavı için sorun yok. Çünkü aynı öğrenci ikinci kez sınava giremiyor ve konulan kurallar sadece o yıl için geçerli!

Üniversiteye girişte ise çok farklı bir tablo var.

Adaylar istediği kadar sınava girebiliyor ve çok daha enteresanı, adayların sadece üçte biri yeni mezun. Geri kalanı önceki yıllarda mezun olanlar.

Şimdi cevabı aranan sorular şunlar:

- İkinci yarıyıldan soru sorulmaması yeni mezunlar için doğru bir karar ama yıllardır tüm müfredata çalışan adaylar için bir haksızlık söz konusu değil mi?

- Bu uygulama gelecek yıllarda da aynen devam edecek mi? Yani, ikinci yarıyıldan soru sorulmayacak mı? Sorulursa, 2020 mezunlarına, sorulmazsa eski mezunlara haksızlık yapılmış olmaz mı?

- Elemeye yönelik birinci basamak sınavında, bilgiye dayalı değil de, muhakeme gücüne yönelik sorularla belki bir ölçüde durum kurtarılabilir, peki, ya bilgiye dayalı ikinci basamak sınavında, bazı konuların pas geçilmesi, ne kadar doğru olur?..

- Sonraki yıllarda 2020 mezunları için farklı bir uygulama söz konusu olabilir mi?

- Bu yılki öğrenciler ilk yarıyıl notlarıyla mezun olsalar bile, üniversiteye gittiklerinde ya da ileriki yıllarda sınava girdiklerinde sorun yaşamamaları için, ciddi anlamda bir telafi eğitimi söz konusu olabilir mi?..

Düşündükçe ve hele ki uygulamanın içine girildikçe, daha pek çok soru gündeme gelecektir. 

Peki, MEB, YÖK ve ÖSYM bu konulara yeterince kafa yoruyor mu?

Eminim ki şimdi yine, hemen, bu konuda da onlarca senaryomuz var, simülasyon çalışmaları yapıyoruz denilecektir.

Peki, bu çalışmalar neler?

Bir an önce açıklasanız da kamuoyu rahatlasa, ne güzel olur!..

Çözüm aşamasında, bu yıla mahsus olmak üzere, akla ilk gelen, AYT’de, aynı kitapçıkta, yeni ve eski mezunlara yönelik soruların eşit zorluk derecesinde ve eşit sayıda, ayrı ayrı verilmesidir.

Böylece isteyen istediği soruyu çözer ve sorun yaşanmaz!..

Zamanında ve adilane çözümler sorunları kangren olmadan ortadan kaldırır. Halının altına süpürülen ve zamanı geldiğinde düşünürüz denilenler ise baş ağrısı olmaya hep devam eder!..

Özetin özeti: Atatürk, “Benim söylediklerim bilimle çelişirse, dediklerimi değil, bilimi esas alın” demişti. O yolda ilerlemeye devam edelim...