Yıldız, yıldızlaşıyor!

Yıldız Teknik Üniversitesi ülkemizin en köklü teknik üniversitelerinden biri. 110 yıl önce kurulmuş, Davutpaşa’daki yeni kampüslerinin tarihi ise İstanbul’un fethine kadar uzanıyor. Fatih Sultan Mehmet ve sonraki padişahlar Batı’ya yönelik seferlere buradan çıkarmış.

Atıl durumdaki kışla, 1999’da Ayhan Alkış’ın rektörlüğü döneminde üniversiteye tahsis edildi. İlk yıllarında köhne bir durumdaydı.

O günden bugüne, büyük bir mücadele verilerek, istisnasız ülkemizin en iyi üniversite kampüslerinden biri haline geldi.

Uzunca bir aradan sonra, önceki gün kampüsü yeniden ziyarete gittiğimde, gözlerime inanamadım.

Restore edilen tarihi eserlerden pek çoğu tamamlanmış, her karesi yeşillendirilmiş, Teknopark inanılmaz şekilde büyümüş ve tüm öğrenci kulüplerinin bir araya toplandığı konteynerlerden oluşan mimari harikası “Kulüpler Vadisi” bitme aşamasına gelmiş.

Üniversite, kapalı olmasına rağmen öğrenci kaynıyordu. Kütüphane ve laboratuvarlar açık olduğu için projesi olanlar ve keyifli zaman geçirmek isteyenler kendini kampüse atmıştı.

Kampüs olağanüstü bir büyüklüğe sahip. Selimiye Kışlası için “Öylesine kocaman ki iki kardeş aynı yerde askerlik yapmış, aylarca birbirini görememiş” denir.

Burası, oradan da büyük. Bir koridorun uzunluğu 400 metre, gerisini siz hayal edin.

Binlerce metrekarelik bahçesi ise İstanbul’un beton yığınları arasında vaha gibi.

Ayhan Hoca gibi kampüse büyük emek veren rektörlerden biri de İsmail Hoca’ydı. Şimdi aynı ekipten Tamer Hoca rektörlük koltuğunda. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden sonra yuvaya geri döndü ve üniversiteyi adına yakışır bir şekilde yıldızlaştırma konusunda iddialı hem de çok iddialı.

Gaziantep’te yaptıklarını gördükten sonra burada da harikalar yaratırsa hiç şaşırtıcı olmaz.

“Dünyanın en iyi üniversiteleri arasına girmek için bir dönem bana yeter. Devletten beş kuruş istemiyorum, mali özerklik verilsin yeter” diyor.

Türkiye’nin en büyük teknoparkı onlarda, devletin verdiği bütçenin üç katı para kazanıyorlar ama özgürce harcayamıyorlar. Batılı ülkelerde olduğu gibi her türlü denetime açık bir şekilde kendilerine özel bir statü tanınamaz mı?

Eminim ki her kuruşu bilim, inovasyon ve üretim için harcanacaktır!

Özal, “Özgün Üniversite” adıyla bunu denemek istedi ama yapamadı. Doğru zaman şimdi değilse ne zaman?..

Yıldız, yıldızlaşıyor

Teknopark

Yerli ve milli markalar doğmasına öncülük edecek ilham verici bir ekosistem kurma ve böylece ulusal rekabet gücüne katkıda bulunma amacı güden Yıldız Teknopark, son 20 yılda büyük yol almış.

Sanayimizin, uluslararası, rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması vizyonuyla Ar-Ge faaliyetlerine katkıda bulunan Teknopark’ta, büyük şirketlerimizin yanı sıra kuluçka merkezlerinde göğsümüzü kabartan projeler geliştiren pek çok genç girişimci de yer alıyor.

Ortak projeler

Özlemini duyduğumuz tablolardan biriyle YTÜ’de karşılaşmış olmanın mutluluğunu yaşadık.

Ülke ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olan ‘biyoteknoloji’ alanında, YTÜ, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ve Marmara Üniversitesi’nin attığı imzanın henüz mürekkebi kurumamıştı.

Protokol kapsamında, ‘biyoteknoloji’ alanında yetkin öğretim üyelerinin bilgi birikimi ve potansiyellerinin kullanıldığı ortak bir yapı oluşturularak Diagnostik Tedavi ve Translasyonel Tıp, Viroloji ve Mikrobiyoloji, Malzeme Üretimi, Doku Mühendisliği ve Hücre Kültürü, Biyoinformatik, İnsan ve Hayvan Moleküler Biyolojisi ve Genetiği, Biyomedikal Cihaz, Medikal Robotik Sistemler ve Yapay Zekâ Teknolojileri, Opto-Mekatronik ve Görüntüleme Teknolojileri alanlarında da akademik iş birliği kurulması ve geliştirilmesi hedefleniyor.

Voltran modeli yerli aşı geliştirme çalışmalarında çok olumlu sonuçlar verdi, eminiz ki üniversitelerimiz iş birliğiyle daha da etkin hale gelecek.

Birçok üniversite akademiyle hiç alakası olmayan alanlarda popülerlik adına “en”ler yarışması düzenlerken, onlar yüksek lisans ve doktora tez projeleri yarışmaları düzenliyor, kazananları destekliyor.

Öğrencisiyle, öğretim üyesi ve yönetimiyle hidrojene kafayı takmış durumdalar. Elektrikli araba yarışmalarında kazandıkları kupalara, şimdi hidrojenli arabayla kazandıklarını da eklemek istiyorlar.

Tamer Hoca’nın yönetim anlayışı çok net: Adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk, fırsat eşitliği ve ulaşılabilirlik.

Peki, söylemleri ile yaptıkları birbiriyle örtüşüyor mu?

Hayır diyeni görmedim!

Özetin özeti: Diğer teknik üniversitelerin kendi iç sorunlarıyla boğuştuğu bir dönemde, YTÜ’nün atağa kalkması pek çok dengeyi ve bakış açısını değiştirebilir.