Aslında doğru adamlar var!

3 Temmuz 2020

Özel hayatınızda başınıza gelen her şey ne istediğinizle ilgili.

Özel hayatınızda başınıza gelen her şey ne istediğinizle ilgili.İçten içe istediğiniz duyguları ve ilişkiyi kendinize doğru çekiyorsunuz ama muhtemelen bunun farkında bile değilsiniz.Her zaman şunu duyarız: Nerede bu doğru adamlar?

Fakat bu sorudan önce şunu sormak daha mantıklıdır: Acaba ben hayatımda doğru adamı istiyor muyum?Bir ilişkide aradığım duygular nelerdir?

Basit bir analizle çevrenizde size yaklaşmaya çalışan veya şansını deneyen erkek profillerine baktığınızda bazılarının hiç ilginizi çekmediklerini göreceksiniz ancak bunlar sizinle ideal ilişkiyi yaşayabilecek adamlar olabilirler.Peki ideal ilişki nedir?

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabımdan bir anket yaptım ve bu anket çok ses getirdi. Hesabıma DM üzerinden gelen bir yorum şu şekildeydi: “Adil Bey hep serseri ruhlu adamlar ilgimi çekiyor ve karşıma düzgün profilde bir erkek çıksa bile bana heyecan vermeyeceği için onunla bir ilişki yaşamayı hayal edemiyorum.”

Bu durumda olanların yüzdesi ankete göre 56% civarındaydı ve daha ilgi çekici olan ise ankete katılanlar arasında yaş gruplarına göre verilen cevabın değişim göstermesiydi.

Örneğin 35 yaş üstü kadınlar belli bir olgunluğa ve hayat deneyimine sahip oldukları için çocuk ruhlu erkeklerden uzak durduklarını belirtirlerken, yirmi yaşlarındaki kadınlar ilişkide öncelikle “yoğun ilgi” aradıklarının altını çizdiler. Demek ki hayatta belli dönemlerde bir ilişkiden beklentilerimiz değişiyor ve bakış açımız zamanla evrim geçiriyor, burası net.

Yirmili yaşlarda

Yazının devamı...

Sana neden yalnız olduğunu açıklıyorum

18 Haziran 2020

Değerli Papatya,

Bu yazıyı okurken sana kendinle ilgili yepyeni bir pencere açmak istiyorum, çünkü biliyorsun ki yazılarımda ve videolarımda iletişime geçtiğim insanların hayatına dokunmayı seviyorum. Hiç tanışma fırsatı bulamadığım insanlarla aramızdaki sinerjiyi seviyorum, biliyorum ki yaza girerken yalnızlığı derin bir nefesle içine çeken kadınlar var, bana mesajları geliyor ve onların neden yalnız olduklarını aşağıda maddeler halinde bir test ile açıklamak istiyorum.

Aslına bakarsan, bu o kadar önemli bir konu ki hayatında seni tatmin eden bir ilişkin olsa bile, bu testi yaparak kendinle ilgili yeni kazanımlar edinebilirsin, 10 madde halinde ilişkide kendini tanıma yöntemlerini aktarmak istiyorum.Öncelikle şunu belirtmeme izin vermelisin, senin yalnızlığın sadece sana aittir; bunu duyduğunda “Bu şapkalı adam şimdi ne demek istiyor?” dediğini duyar gibiyim, oysa bu nokta son derece önemli.

Senin duyguların sana aittir, senin özlemlerin, kederlerin, geçmişe dair içinde kalan uhdeler, pişmanlıkların ve hatta sakarlıkların bile sana aittir, hepsi toplamında senin ruhunu ve yaşamsal deneyimini oluştururlar ve hepsine sahip çıkmalısın, aynen kendine sahip çıkar gibi. Eğer sen bu satırları okurken yalnız bir kadınsan bil ki bunun çok ciddi anlamları var, madalyonun en önemli yüzüne bakarsan şunu göreceksin; sen baş belası bir adamla ilişki içerisinde değilsin, arkadaşların yalnız olduğunu görmesinler diye aslında seni çekmeyen bir adamla birlikte değilsin; ya da en kötüsü sadece alışkanlık haline geldiği için uzun zamandır aslında sana hiçbir şey hissettirmeyen bir adamla birlikte değilsin.

Kadın erkek ilişkilerinin 50% oranı yukarıda saydığım çeşitlere girmektedir, dolayısıyla sen tatminsiz bir ilişki içerisinde vakit kaybı yaşamıyorsun, bu senin için çok olumlu bir durum.

Aşağıdaki on özelliğin en az altı tanesi senin karakterinde varsa, yazının sonunda neden yalnız olduğunu da sana açıklayacağım, senden tek ricam bu maddeleri dikkatle oku ve en objektif şekilde yanıtla, bunu yaparken kendi dışına çık ve kendini dışarıdan bir yabancıya bakarmış gibi analiz et, çünkü bu durumda özel yaşamınla ilgili gerçekleri görebilirsin.

1) Her şeyi tekrar tekrar ve tekrar düşünmeyi seviyorsun, inanılmaz derecede detaycı birisin. Bazı insanların asla aklına gelmeyecek detaylar ilişki sürecinde senin aklına geliyor ve hatta ilk tanışmada bile bu detaylar sebebiyle karşındaki insandan uzak durmayı tercih ediyorsun. Sen normal insanlara göre çok daha hassas bir yapıya sahipsin ve bu sebeple son dönemde görüştüğün, yemeğe çıktığın kimse seni tam anlamıyla etkilemeyi başaramadı.

2) Özgürlüğüne

Yazının devamı...

İlişkilerde en popüler 5 konu

11 Haziran 2020

Herkese merhabalar,

Kadın erkek ilişkilerinde popüler konular neredeyse haftalık bazda değişiyor; öte yandan bazı başlıklar var ki bunların modası asla geçmiyor. Bu yazımda sizlere popüler konuları aktarırken, gözlem ve anektotlarımı da detaylı olarak ortaya koymak istiyorum.

1) İlk sırada hiç şüphesiz aile konusu geliyor, bunu biraz açıklayalım; bana her gün binlerce e posta gelir ve bu dijital mektuplardaki konu başlıkları dönemsel olarak değişim gösterir ancak bir başlık vardır ki modasını asla yitirmez;“Sevgilimle aramız çok iyi ancak ailesi beni istemiyor…”Danışanlarıma genelde erkek arkadaşlarının annesiyle aralarını iyi tutmalarını tavsiye ederim çünkü bir erkeğin kalbine giden yol midesinden değil annesinden geçer. Nokta.Bu önemli tavsiyemi dinleyip buna göre davranırlar, en fevri kadın bile bu bilgiye hakim olduktan sonra sevgilisinin annesini alttan alır, anlayışlı davranır ve mümkünse onunla hiçbir münakaşaya girmez, ki bazı anneler kızla tanışırken onu adeta üniversite sınavına sokarlar, yine de soğukkanlı olmak ve üslubu belli seviyede tutmak anne üzerinde çok iyi bir izlenim yaratacaktır.

Öte yandan bazen işler böyle yürümez çünkü kız ne yaparsa yapsın kendisini sevdirmeyi başaramaz ve zamanla bu durumu dert edinip kendine kızmaya başlar;“Ben nerede hata yapıyorum?” ve “Bu kadın beni neden sevmiyor?” gibi sorularla zihnini sürekli meşgul eder ve eline hiçbir şey geçmez. Şu basit bilgiyi görmezden gelir: “Acaba bu kadının bana karşı bazı ön yargıları olabilir mi?”Bizim toplumumuzda sadece erkek annesinin değil, her iki tarafın tüm akrabalarının ilişkilere ve özellikle evliliğe müdahale ettikleri bir sır değildir, hatta çoğu zaman üçüncü kişilerin yoğun müdahalesi ve fesatlıkları sebebiyle ilişkilerin sona erdiğine şahit oluruz. Bunun en büyük sebebi kültür farkı ve ön yargılardır.

Ön yargıya klasik bir örnek verecek olursak, toplumumuzda çocuklu veya çocuksuz boşanmış kadına yönelik son derece yanlış ön yargılar halen devam etmektedir. Boşanma modern hayatın bir parçasıdır ve herkesin başına gelebilir, evlendiğiniz insanla bir süre sonra çeşitli sebeplerle anlaşamadığınız zaman doğal olarak boşanma yoluna gidersiniz. Boşanmış erkeğe karşı ön yargı çok düşük seviyelerde kalırken boşanma yaşamış kadınlara yönelik ön yargı mutlaka sona ermek zorundadır. Üzerinde çalıştığım vakalarda şu durumla maalesef sıklıkla karşılaşırım: “Adamla ilişkimiz harika gidiyor ancak annesi boşanma yaşadığım için beni kabul etmiyor ve kesinlikle bu evliliğe onay vermiyor.”Bu durum yaşandığı zaman en kritik konu erkeğin annesine karşı aldığı veya alamadığı tavır olacaktır. İlişkisine sahip çıkamayan ve savunamayan bir erkek ile evlenmek de pek akıllıca değildir.

2)

Yazının devamı...

İlişkilerde baş belası ikili: Fevrilik ve inatlaşma

29 Mayıs 2020

Herkese merhabalar,

İnsan ilişkilerinde herhangi bir sorunu çözebilmek için öncelikle detaylı olarak analiz etmek gerekir; bunu yaptığınız sürece problemi büyük oranda çözmüş olursunuz.

Kadın erkek ilişkilerinde bazen şöyle bir durumla karşılaşırız: İki insan arasında muazzam bir duygu olmasına ve uzun süre iyi anlaşmalarına rağmen aniden bir tartışma olur ve fevri hareketler veya sözler nedeniyle ayrılırlar. Hiç beklenmedik şekilde ağızdan çıkan sözler mide bulantısı yaratır ve bir daha aynı duyguda buluşmaları imkansız hale gelir. İlk başlarda bu acı gerçeği anlayamazlar ve toparlamaya çalışırlar ancak bu göründüğü kadar kolay değildir.

Ufak bir tartışmadan arası açılan insanları her gördüğümde şunu düşünürüm: İki insan arasında güzel duyguları inşa etmek ne kadar büyük emek ve zaman istiyorsa, bu duyguları yerle bir etmek de aynı derecede basit ve hızlı gerçekleşiyor. Neredeyse üflediğiniz anda yıkılan kumdan kaleler gibi ilişkiler yaşıyoruz çünkü kimsenin fedakarlık yapmaya veya karşısındaki insanı alttan almaya niyeti yok. Bunun en büyük sebebi milenyum ile birlikte hayatımıza giren sosyal medyanın yıkıcı gücü olmuştur, fevri davranıp birlikte olduğumuz insanı kaybetmek bizi korkutmuyor çünkü anında bir başkasını bulmanın kolay olacağını düşünüyoruz.

Oysa kaybedilen veya kolayca harcanan duygular para gibi değildir, şöyle ki parayı kazanır ve sonra çeşitli ihtiyaçlarınız için harcarsınız, yani özü itibariyle para harcanmak için kazanılan bir araçtır, ancak duygular öyle değildir ve bir defa kaybedildiği zaman yeniden kazanmak neredeyse imkansızdır. Fevri davranıp kırdığınız bir insanın sizi affetmesi olasıdır ancak asla size aynı duygularla yaklaşamaz, bunu belki size itiraf edemez ama bu gerçekliği ben işim gereği çalıştığım binlerce vakada yakından gözlemledim. İnsanlar kırılırlar ve sonra size karşı duygularını zaman içinde kaybederler, dolayısıyla ilişkinizde fevri tepkiler vermeden önce dikkatli düşünmenizde fayda var.

Fevri hareketlerin sebepleri psikolojide açıklandığı üzere genelde çocukluk çağındaki travmalara kadar gider ve bu durumda öfke yönetimi konusunda uzmanlardan terapi alarak kendinizin daha iyi bir versiyonunu ortaya çıkartabilirsiniz. Bütün hayatını sağa sola tepki vererek ve herkesi çevresinden uzaklaştırarak geçiren tepkisel insanlarla karşılaştım, aslında böyle yaşamaktan mutlu değillerdi ancak bunu değiştirmek için de hiçbir şey yapmaya niyetleri olmadığını gördüm ve şaşırdım.

İnsan sürekli devinim halinde olan bir varlıktır ve değişimin yaşı olmaz, kırk yaşında hayata yeniden başlamak gayet güzeldir yeter ki bunu yapacak cesaretiniz ve girişken bir ruhunuz olsun.

Size şu kadarını söyleyebilirim ki “fevrilik” ilişkiyi veya evliliği bitiren etkenlerin başında geliyor, genelde pek gündeme gelmez ve başka sebepler daha çok konuşulur, örneğin aldatma vakaları gibi veya yalan gibi ayrılık sebepleri gündeme gelir ancak iki insanın yıllarca önce aralarında geçen bir tartışmada söyledikleri fevri sözlerin aslında onların ilişkisini daha o zaman bitirdiğini ve uzatmaları oynadıklarını kimse konuşmaz.

Yazının devamı...

Bir erkek ne zaman evliliğe hazır olur?

15 Mayıs 2020

Değerli papatyalar,

Sizin mevsiminiz geliyor diyerek ve sizleri sevgiyle selamlayarak bu yazıya başlamak istiyorum. Efendim malum konumuz muazzam ölçülerde ciddi çünkü biliyorum ki evlilik mevsimi yaklaşıyor, özellikle bayram sonrası düğün dernekler yapılmaya başlanacaktır. Bu durumda ben de sizlerle önemli bilgileri paylaşmak istiyorum.

Genelde söylenen şöyle bir söz vardır; Erkekler neden evlenmez istemezler? Ben şahsen bu çeşit genellemeleri doğru bulmuyorum çünkü kimi erkek evlilik konusunda son derece ciddi ve kararlı olabilir. Diyelim ki böyle bir erkek arkadaşınız var fakat yine de evlenmek istemiyor, size olan duygularından hiçbir şüpheniz yok ama konu evliliğe gelmiyor.

Bunun sebebi ne olabilir?

Ya da şöyle bir durumun içerisinde olabilirsiniz; bir adamla tanıştınız ve amacınız evlilik, adamla iyi giden bir iletişiminiz var fakat onun tavırlarından emin değilsiniz, bu adamın evlilik konusundaki ciddiyetini nasıl anlarsınız?

İşte bu ve benzeri sorulara detaylı bir cevap vermek istiyorum çünkü evlilik mevsimine girmiş bulunuyoruz, bu yazıdaki bilgileri bazı örnekler ile sizlere sunacağım.

Öncelikle bir erkek evlilik konusunda ne kadar ciddi olursa olsun kendi hayatında bazı noktalara ulaşmış olması gerekir. Bunu dediğimiz zaman adamın illa bir şirkette yönetim kurulu başkanı olması gerekmez ya da genç yaşında tüm hedeflerine ulaşması zaten mümkün değildir, sadece aşağıda sırlanan üç maddeyi yerine getirmiş olması onu kafa olarak evliliğe hazırlayacaktır.

Kendini tatmin edecek ve güvende hissettirecek bir iş bulması gerekir. Bazen bir erkeğin işi vardır ancak bu işi yaparken mutlu değildir, kendini gerçekleştirme duygusuna ulaşamaz. Bu duygu bir erkeğin avcı ruhunu beslediği için, doğru faaliyet alanını bulması şarttır. Başka bir iş yapsa nasıl olur? Dediğinizi duyar gibiyim, elbette bu devire iş bulmak ve çalışmak son derece önemlidir, hatta bu konuda seçici olmak yerine bir şekilde ekmeğini kazanmak konusunda sizlere katılıyorum ama erkek bu durumda kendini eksik hisseder. Aklı sürekli olarak yapmayı düşündüğü diğer işte kalacaktır. Dolayısıyla bir adamla tanıştığınızda, ilk birkaç buluşma süresince size işindeki sıkıntılardan ve patronundan ne kadar nefret ettiğinden bahsediyorsa bu adamın bırakın evliliği, doğru düzgün bir ilişkiyi bile kaldırabileceğini düşünmeyin.

Yazının devamı...