İlk yarı belki de sezonun en kötü maçını oynadı Trabzonspor. Bordo-mavili oyuncuların kötü oynamaları bir yana, yaptıkları hatalarla adeta Konyasporlu oyuncuların golle tanışması için davetiye çıkardıkları dakikalar bile oldu!
Karşılaşmanın hemen başında konuk takım elini kolunu sallaya sallaya birkaç pozisyona girdi, o birkaç pozisyonda takımını ayakta tutanlar kaleci Onana, Pına ve Batagov’dan başkası değildi ancak 17. Dakika Okay’ın şanssızlığı, Konyasporlu oyuncuların en büyük şansı oldu.
Bu denli kötü oyunun en büyük nedeni; orta sahanın topu üçüncü bölgeye taşıyamaması, kanatlara atamaması, rakibi karşılayamamasından kaynaklı idi elbet. Tabi ki Tim ve Augusto’nun olmayışı bir diğer etkendi. Hal böyle olunca, rakip oynar siz izlersiniz. Nitekim ilk yarı Konyaspor oynadı, Trabzonsporlular izledi.
Koca ilk yarıda Trabzonspor’un yaptığı en iyi iş; rakip defans arasına, arkasına attığı topu Muçi’yle buluşturmak oldu, bunda da başarılı oldular. Hepsi o kadar…
Devre arası soyunma odasında Fatih hoca ne dediyse, ne yaşandıysa
Uzun zamandır böyle bir karşılaşma izlememiştik; kalp, tansiyon ve şeker hastalarını derinden etkileyen! Hele ikinci yarı… Ya uzatma dakikalarında yaşananlara ne demeli? 90+1’de Bertuğ, atıyor, Trabzonsporluların üç puan sevinci yarım mı kalıyor derken, gecenin kahramanı Muçi, 90+11’de devreye girip, fişi çekip işi bitiriyor! Sen gel de şimdi hangi takım taraftarı olursan ol, ilaca ihtiyaç duyma! Tabi ki sevinen Trabzonsporlular, üzülen taraf R. Başakşehirliler oldu.
Evet, Vişça’nın sakatlanıp oyundan çıkması Trabzonsporlular adına ne kadar üzüntü vermiş olsa da ev sahibi takımın bir eksik kalması bordo-mavililer için büyük bir avantajdı. Yeri gelmişken Vişça’ya geçmiş olsun dileklerimizle.
Açık konuşma gerekirse, R. Başakşehir bir eksik kalmasaydı, Trabzonspor’un İstanbul’dan üç puanla dönmesi çok zordu. Zira bir eksik oynayan takıma oyun olarak üstünlük sağlayamayan Trabzonspor, 11 kişi oynayan takıma ne yapabilirdi? Üstelik Olaigbe’nin bordo-mavili takımı eksik oynattığını
Bu sezon Trabzonspor’un ilk kez bu kadar vasat oynadığına şahit olduk. Mücadele deseniz, o da hiç yoktu desek abartmış olmayız. Düşünün; bir hafta evvel oynadıkları Galatasaray maçında bile bu kadar pozisyon vermemişlerdi.
C. Alanyasporlu oyuncuların girdiği pozisyonları atamamış olması; kimse kusura bakmasın pozisyona giren oyuncuların beceriksizliğinden başka bir şey değil.
Bordo-mavili takımda Saviç ve Batagov’un olmayışı meğer ne kadar büyük kayıpmış. Dün bir kez daha anlaşıldı ve de görüldü ki Saviç ile Batagov, Trabzonspor’un olmazsa olmazı! ‘Bu kadar da olur mu?’ diye sormayın. Oluyormuş demek ki. Geriden oyun kurmada, rakibi karşılamada yokları oynadı Tekke’nin öğrencileri. Mücadele etmemenin bahanesi olamaz ama…
Futbolda böyledir, bir yerde sorun var ise eğer, dakikalar ilerledikçe diğer bölgelere yayılmaya başlar ki, rakipler için bu durum bulunmaz bir nimettir. Hele futbolun hakkını teslim etmezseniz, rakibin oyununa teslim olursunuz.
Anlayacağınız, Alanya temsilcisi maçın hemen başında mağlup duruma düşmesine
Galatasaray kendi sahasında bilhassa büyük maçları inanılmaz oynayan bir takım. Yaptıkları ön alan baskısıyla rakip takım defansının deyim yerindeyse başını döndürüyorlar. Kanatları devreye soktuklarında hem sağ tarafı hem de sol tarafı adeta otobana çeviriyorlar. Merkezden attıkları şutlar da çabası. En basiti Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool maçında bunu yaptılar.
O anlamda maçtan evvel kime sorsanız, herkesin benzer oyunu, baskıyı Trabzonspor’a da yapabileceklerini gayet doğal söyleyebilirdi. Trabzonspor’un buna nasıl cevap vereceği kafalardaki en büyük soru işaretiydi.
Trabzonspor yeni kurulan bir takım, üstelik çok da genç. E ne de olsa uzun bir yola çıktılar; yapılanarak, bir oyun hafızası oluşturmaya çalışarak. Zira koca ülkede hemen hiçbir takım birkaç yılın planlamasını yapmaz. Trabzonspor bunu başlattı ama. Dememiz o, henüz yolun başındalar.
Bordo-mavililer, Galatasaray maçına gelene dek ligde harika bir sınav vererek, taraflı tarafsız herkesin övgüsünü almaya başladı. Övgülerin
İkas Eyüpspor, sezonun en iyi oyununu Trabzon’da sergiledi desek çok da abartmış olmayız. Hele ilk yarı girdikleri birkaç pozisyon vardı; Onana’yı geçemedikleri. Hakkını teslim edelim bordo-mavili takımın çiçeği burnundaki kalecinin; Eyüpsporlu oyuncuların ayağından çıkan tehlikeli pozisyonlarda kalesinde bir değil birkaç kez sakız gibi uzayarak takım arkadaşlarını ayakta tuttu. Karşılaşmanın kırılma anları Onana’nın kalesine duvar ördüğü dakikalardı! O pozisyonlardan biri golle sonuçlanmış olsaydı, kalan dakikalar Trabzonsporlu oyuncular için öyle hiç de kolay geçmeyebilirdi. Zira karşılarında ummadıkları kadar diri, ayağa pas yapan, deyim yerindeyse canını dişine takan, koşan bir takım vardı.
Bir parantez Trabzonspor taraftarına açmamız gerekirse, derbi maçları harici özlenen tribünlerin geri dönmesi gerçekten harikaydı.
Onana, İkas Eyüpsporlu oyunculara gol atma izni vermezken, bordo-mavili oyuncular, rızkını ön alan baskısı yaparak aramaya başladı ve de karşılığını 12. Dakikada Tim ve Augusto yardımlaşmasıyla
12 yıl önce bu hafta ayrıldı aramızdan o adam.
Trabzonspor’da oynadığı yıllar, konuşmayı öğrenen minikler, gördüğü her uzun saçlıyı, her uzun boylu esmer birini O’na benzetir, minik işaret parmağıyla “Kadir abi” diyerek O’nu gösterirdi.
70’li, 80’li yıllarda koşmayı yeni öğrenen, plastik topa henüz ayak vurmaya başlayan, gördüğünü, duyduğunu hafızasına kaydeden çocuklar, bakkaldan aldığı çikletten O’nun fotoğrafının çıkmasını isterdi.
O yılların uzun saçlıları, yaman delikanlıları da o’na benzemeye uğraşmışlardır…
Toprak sahalarda çift kale, mahalle arasında kaleleri iki taşla belirleyerek tek kale maç yapanlar, kendini Kadir ağabeylerinin yerine koymak, O’nun adını almak için birbiriyle kıyası yarışmış, inat ederek kapışmışlardır…
***
Zamanın gençleri yavuklusunun gözüne girmek, gönlünü fed etmek için saçlarını ‘Kadir abileri’ gibi uzatır, O’nun gibi tarar, O’nun gibi yürümeye çalışmışlardır….
Giyimine-kuşamı
Rakibe top göstermezken, pozisyon vermezken ve de iki farklı önde iken, rakip maça nasıl ortak ediliri gördük Rize’de.
İlk otuz dakikayı izleyenler, Trabzonspor’un Rize’den üç puanı elini kollunu sallaya sallaya alacağını hatta farka koşabileceğini bir kenara not düşmüştür ancak, Savic’in inanılmaz geri pası ev sahibi takıma kalan dakikalar adına adeta can suyu oldu! Yeşil-mavili oyuncular, Savic’in ikram golü sonrası hem moral buldular hem de oynama iştahları artmış oldu.
Halbuki Trabzonspor maça o kadar etkili başlamıştı ki, 19 dakikada iki gol bulmuş, bir topu da direkte patlamıştı. Bu zaman dilimi içerisinde Tekke’nin öğrencileri günümüz çağdaş futbolundan kesitler sunuyor, Pulat’ın talebeleri izlemekle yetiniyordu.
Dedik ya ne olduysa Trabzonspor’un rakibe ikramından sonra oldu. Futbolda bu işler böyledir, tam ‘Karadeniz’de gemilerim battı’ diye kara kara düşünürken, bir gol ile bir yerlerden umutlar doğabiliyor; bu defa rakibinizi yakalamak, dengeyi sağlamak için canınızı dişinize
İlk yarı izleyenlere keyif vermiştir ancak kendi evinde oynamasına rağmen Trabzonspor, Kayserispor’a o kadar pozisyon verdi ki ne siz sorun ne de biz anlatalım. Sarı-kırmızılıların orta sahayı elini, kolunu sallayarak geçtiği maçta ilk yarı Onana’yı geçemedi desek abartmış olmayız. Müthiş kurtarışlara imza attı Trabzonspor’un çiçeği burnundaki kaleci.
Kayserispor bunları yaparken Trabzonsporlu oyuncular ne mi yaptı? Verdikleri pozisyon kadar onlar da pozisyona girdi elbet. Bir topu direkten dönen sarı-kırmızılı ekibe karşı bordo-mavili takımın ilk yarı iki, ikinci yarıda bir olmak üzere toplam üç topu direkte patladı.
Masa tenisi misali topun bir o takımda bir diğer takımda olduğu ilk yarı Okay’ın attığı golde Bilal’in hatası olsa da Okay’ın taksinin en az 150 TL yazacağı mesafe kadar topu sürüp, 120 TL yazacak mesafeden kaleyi yoklaması, sahalarda Okay’dan çok da alışık olmadığımız hareketlerdi. Üstelik maç boyunca takım arkadaşları uzaktan onca deneme yapmasına rağmen Okay gibi kaleyi bulamadılar.
Okay’ın attığı golde Onuachu’un da hakkını