Borsada nelere dikkat edelim?

13 Temmuz 2020

Yılbaşından bu yana borsadaki yerli yatırımcı yaklaşık 369 bin kişi arttı.Gençlerin ve de görece küçük tasarruf sahiplerinin borsaya yöneldiği görülüyor. Tasarruf sahipleri enflasyona yenilmemek, paralarının değerini, daha doğrusu alım güçlerini koruyabilmek adına döviz, altın, gayrimenkul, araba veya borsaya yöneliyorlar.

Negatif reel faizi değişik dönemlerle görmüştük ancak gelenek haline gelmesi 2019 yılıydı, 2020 yılında da sürdürülüyor. “Negatif reel faiz” nedir derseniz: Beklenen enflasyon ile cari faiz oranları arasındaki farkın tasarruf sahibi aleyhine olmasıdır.

Bir başka deyişle paranızı tasarruf ederek elde edeceğiniz getiri, beklenen enflasyondan düşük olacak demektir. Cari rakamlara bakıldığında da son açıklanan haziran ayı enflasyon oranı yüzde 12.60, yıl sonu beklentileri yüzde 11.50 seviyelerinde iken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık repo faizi yüzde 8.25’te. Yıl sonuna kadar yüzde 8.25’te kalacağını, düşürülmeyeceğini varsayarsak, Türk Lirası (TL) tasarruf yapan birisi beklenen enflasyona göre yüzde 3.00 negatif faizle karşı karşıya kalacağı söylenebilir.

Dövizin cazibesi

Politika faizlerinin “yönlendirilen/yönetilen” fiyatlar arasına girmesi, beraberinde mevduat faizlerinin de baskılanması anlamına geliyor. Bu durumda tasarruf sahipleri enflasyona yenilmemek, paralarının değerini, daha doğrusu alım güçlerini koruyabilmek adına döviz, altın, gayrimenkul, araba veya borsaya yöneliyorlar. Haksız sayılmazlar. Hele ki düşen mevduat faizleri nedeniyle artan negatif faiz ortamında bir de düşük faizli kredi kullanabiliyorlarsa neden yönelmesinler...

Döviz tarafı da “yönlendirilen/yönetilen” fiyatlar arasında girince, dövize yatırımın cazibesi de azaldı. Her ne kadar güven eksikliği nedeniyle yerli tasarruf sahiplerinin öncelikli tercihi olmaya devam etse de bunlar görece olarak eski yatırımcılar. Döviz ve “kaydi altına” yatırım yapmak isteyenler için bazı ek maliyetler geldi. Kambiyo gider vergisi önce binde 1’den binde 2’ye ardından da yüzde 1’e yükseltildi.

Diğer yandan nisan sonunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından ihdas edilen yepyeni bir rasyo ile tanıştık: Aktif Rasyosu! Bankaların vermiş oldukları kredilerin, TL ve Döviz Tevdiat Hesaplarına (DTH) oranının 1’in üzerinde olması gerektiren bu rasyo, mayıs sonunda “revize edildi”. Bu revize sonrası DTH bankalar için adeta zül haline geldi ve DTH’yı adeta kovalamak için faizleri hızla düşürdüler. Hatta bazı bankalar belli tutarların altında döviz hesabı açmama kararı dahi aldılar.

Konut ve oto alımı...

Yazının devamı...

Kredi genişlemesi enflasyona mı yaradı?

6 Temmuz 2020

Özellikle son 1 ayda konut ve otoda hızlı kredi genişlemesiyle yaşanan fiyat artışları önümüzdeki aylarda enflasyonun yüksek gelmesine neden olur mu, inceleyelim...

Kovid-19’un olumsuz etkilerini bertaraf edebilme adına kamu eliyle yapılan yardımların yanı sıra son aylarda kredide müthiş gaza basılmış durumda. Merkez Bankası’nın 13 haftalık ortalamaları bazında bakıldığında toplam kredi büyümesi haziranın dördüncü haftası itibariyle özellikle kamu bankalarındaki genişleme ile toplamda yüzde 69’dan yüzde 73’e yükselmiş durumda. Toplam ticari kredilerde 13 haftalık ortalamada büyüme yüzde 84 olurken, kamu bankalarınınki yüzde 123’lere ulaşmış durumda. Konut ve araç kredileri başta olmak üzere tüketici kredileri, haziranın son haftasında yüzde 53’ten 65’e yükselmiş durumda.

Tüketici kredilerindeki faiz oranları yüzde 9 - 11 arasında değişirken, ticari krediler yıllık yüzde 7.50 - 9.00 arasında seyrediyor. Hal böyleyken mevduat faizleri yüzde 7.50 - 8.00 seviyelerinde seyrediyor ki, stopaj öncesi nominal seviyelerden söz ediyorum.

Bu denli hızlı kredi büyümesi, enflasyondaki artışı da beraberinde getirdi. Haziranda TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) bir önceki aya göre yüzde 1.13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12.62 artış kaydetti. Piyasa beklentisi yüzde 0.65 seviyesinde bir artış idi. Neredeyse beklentinin iki katı bir aylık artış oldu. Yıllık bazda en düşük artış yüzde 4.84 ile haberleşme grubunda gerçekleşirken bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 6.32 ile eğlence ve kültür, yüzde 9.74 ile ev eşyası ve yüzde 10.66 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Talep enflasyonu

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 22.41 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 19.80 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 14.95 ile konut oldu. Aylık düşüş gösteren tek grup yüzde 1.60 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu. En yüksek artış ulaştırma grubunda; otomobil ve akaryakıt ve ulaştırma hizmet fiyatlarındaki yüzde 4.5 olarak gerçekleşti. Beklediğimiz gibi birim hizmet maliyetlerindeki artış hizmet enflasyonuna yansımaya başladı. 

Yazının devamı...

Genç yatırımcıya 2 uyarı... Reel faiz iniyor borsaya ilgi artıyor

22 Haziran 2020

Mevduat faizleri iniyor, vatandaşın emlak ve hisse senetleri piyasasına iltifatı artıyor. Borsaya gelen genç yatırımcıların “açgözlülük” güdüsüne dikkat etmesi gerekiyor. Bu konuda bazı tavsiyelerim var...

Bir yanda kredi faizleri düşürülürken, buna paralel olarak bankalar da mevduat faizlerini aşağı çekiyor. Yıllık yüzde 7’nin altına kadar gerileyen kredi faizlerine uygun şekilde mevduat faizleri de aşağı geliyor. Düşen bu faizler vatandaşı tasarruftan çok harcamaya yönlendiriyor. Diğer yandan Aktif Rasyosu nedeniyle bankalar döviz tevdiat hesaplarına ödedikleri faizlerini, TL mevduat faizlerinden de hızlı düşürdüler.

Birikimlerini enflasyona karşı korumak isteyen bireysel yatırımcıların bir kısmı, düşen konut kredi faizleri nedeniyle emlak piyasasına yöneldi. Artan talep nedeniyle konut fiyatları son 1 - 2 ay içinde yüzde 15 - 30 yükseldi, ancak bu piyasaya olan iltifat artarak devam ediyor.

İltifatın daha da fazla olduğu piyasa hisse senetleri piyasası oldu. Basında son 3 ayda 350 binden fazla yeni yatırımcı borsaya girdiğine dair haberler yapıldı. Bunların önemli kısmı da 25-35 yaş grubunda olanlar. Sosyal medyadaki bazı yönlendirmelerin de artışta etkisi olduğu, bu “genç yatırımcıların” bazı manipülatörlerin kurbanları olduğuna dair haberler de çıktı. Bunun üzerine SPK aracı kurumlara, bankalarda bu konuda uyarıcı açıklamaların yapılmasını zorunlu tutmak zorunda kaldı. Ancak bunun önüne geçmek o kadar da kolay değil.

Neye dikkat edelim?

Hele ki insanlığın tarihi boyunca tedavi edilemeyen hastalığı olan “açgözlülük” bireysel yatırımcıların en önemli güdüsü olmaya devam ettikçe...

Borsaya yeni gelen bireysel yatırımcılara biz tecrübeliler ne dersek diyelim, dinlemeyecekler. Onlar da yaşayarak, deneyimleyerek öğrenecekler. Sadece küçük iki tavsiyeyi kulaklarına küpe olması açısından paylaşayım.

İlki; “tüyo” size geldiyse artık çok geçtir, sizi “uzun vadeli yatırımcı” yapacaklar demektir. İkincisi de eğer normal işiniz her an ekran karşısında durmaya müsait değilse, borsaya ya profesyonel portföy yönetim şirketi hizmeti alarak girin (Bırakın onlar yönetsinler) ya da borsada işlem göre borsa yatırım fonları üzerinden borsaya girin.

Yazının devamı...

Düşük faiz, yüksek fiyat tahterevallisine dikkat!

8 Haziran 2020

Kamu bankalarının normalleşme yolunda kredi sübvansiyonu müthiş görünüyor. Ancak ülkemizde konut fiyatları ile kredi faizleri adeta tahterevalli gibi çalışıyor

Konutlarda son dönemde önemli fiyat artışları olduğu görülüyor. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu konut fiyatlarındaki bu ani ve hızlı artışları da denetlemeli

Geçtiğimiz hafta kamu bankaları tarafından Kovid-19 krizi ile mücadele kapsamında yeni kredi paketleri açıklandı.

Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank’tan yapılan ortak açıklamaya göre, normalleşme sürecine geçiş ve sosyal hayatın canlanması için “konut kredisi”, “taşıt kredisi”, “sosyal hayatı destek” ve “tatil destek” olmak üzere 4 yeni kredi paketi hayata geçirildi.

Kamu bankalarınca normalleşme sürecine geçiş ve sosyal hayatın canlanması için vatandaşların, finansman ihtiyaçlarını uygun şartlarda sağlayabilmesi amacıyla 4 yeni kredi paketi sunuldu. Bu kapsamda birinci el/sıfır konutlar için azami 12 ay ödemesiz dönemli, 15 yıla kadar vade ve aylık yüzde 0.64 faiz oranı ile finansman imkanı sunulurken, ikinci el konutlar için de aynı ödeme koşullarında aylık yüzde 0.74 faiz oranı ile finansman imkanı sunulacak.

Araba kredilerinde de yerli üretim yapan anlaşmalı firmalardan sıfır kilometre binek araç (motosiklet dahil) veya ticari araç satın alacak bireysel/kurumsal müşterilere firmalar ile yapılan anlaşmalar bazında değişmek üzere aylık yüzde 0.49 - 0.69 faiz oranı ile taşıt kredisi imkânı sunulacak.

İkinci el binek araç (motosiklet dahil) veya ticari araç satın alacak bireysel/kurumsal müşterilere yüzde 0.82 faiz oranı ile taşıt kredisi imkânı sağlanacak. Azami 6 ay ödemesiz toplam azami 60 ay vadeli 2. el binek otomobil ve ticari taşıt kredilerinde azami limit 150 bin TL olacak.

Yüzde 36 artırdılar

Yazının devamı...

Amerikan çatışması piyasaya yansır mı?

1 Haziran 2020

ABD’de son yılların en büyük siyahi - beyaz çatışması var. Olaylar kısa zamanda yatışmazsa önce ABD, sonra küresel finansal piyasalarına “oynaklık” olarak yansıma olasılığı artacaktır

Amerika’da; 1992 yılında siyahi Amerikalı Rodney King’in dört polis tarafında darp edilmesi, polislerin mahkemece “suçsuz” bulunması sonrasında başlayan eylemlerden bu yana en büyük siyahi - beyaz çatışması yaşanıyor.

Geçen hafta Minneapolis’te George Floyd adlı siyahi Amerikalının beyaz bir polisin boynunu sıkıştırması sonucu boğularak ölmesiyle protestolar patlak verdi. Gösteriler, diğer Amerikan şehirlerine de sıçradı.

Ordu birlikleri, federal polisler bölgelere gönderildi. Bu yazı yazıldığı sırada 13 şehirde gece sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Koronavirüs salgını (Kovid-19) nedeniyle 2.5 ay içinde işsiz sayısının 40 milyon kişi arttığı bir ortamda zaten kendilerini çaresiz ve endişeli hisseden büyük çoğunluk için bu olay işaret fişeği oldu.

Bazı kesimler bunu “ABD Baharı” olarak şimdiden adlandırmaya çalışmışlar, ancak bunun olacağını çok da sanmıyorum. Geçtiğimiz yılın ocak ayında Milliyet Gazetesi’nde “Küreselleşmenin Laneti” başlıklı bir yazı yazmış ve küreselleşmenin dünyada gelir dağılımını önemli ölçüde bozduğuna (Her ne kadar gelişen ülkeler bundan önemli ölçüde yararlansa da onlarda da gelir dağılımı bozuldu!) bunun da önce popülist, sonrasında otoriter ve hatta totaliter liderleri iktidara getirdiğine değinmiştim. Aynı yazıda Brexit ve devamında Trump’ın küreselleşmenin tabutuna son çiviyi çaktığını belirtmiştim.

Ayrımcılık sürüyor

Siyah - beyaz ayrımcılığının halen daha sürdüğü, bu açıdan bakıldığında “sosyal kontratı” hayli zayıf olan ABD’de gelir dağılımı son 30 - 40 yıldır mavi yakalar adına son derece hızlı bozulmuştu.

2008 krizinden sonra yaşanan parasal genişleme ile beraber gelen istihdamdaki artışlar bu sorunu bir nebze halı altına süpürdüyse de koronavirüs sonrasında yaşanan işsizlik dalgası sorunun halının altına süpürülemeyecek kadar büyük hale gelmesine neden oldu.

Yazının devamı...

Dijital paralar koşar adım geliyor

4 Mayıs 2020

Dijital paralar ulusal paraların yerini almaya hazırlanıyor. Çin yakında dijital para ile maaş bile ödeyecek. Ancak dijital para ile kripto parayı karıştırmayalım. Dijital paraların arkasında yine merkez bankaları olacak.

Dünyada 5G teknolojisinde önde giden Çin, dijital para sistemini de ilk hayata geçiren büyük ekonomi olmaya doğru gidiyor. Halihazırda Alipay ve WeChat ile dijital ödeme sistemine aşina olan Çin halkı, koronavirüs karantinası sırasında e-ticarete, dolayısıyla dijital ödeme sistemlerine daha fazla yönelmiş.

2014’ten bu yana dijital para geliştirmelerine başlamış olan Çin yeni ekonomi bölgesi olan Xiong’an’da dijital Renminbi kullanımını başlatıyor. İlk pilot bölgede 38 milyondan fazla nüfus var. Akıllı telefonlardaki elektronik cüzdan uygulamalarına yüklenecek olan e-RMB (e-Renminbi) ilk aşamada küçük ölçekli ödemelerin yapılmasına izin verecek. Elinde nakit bulunduranların da bu nakitlerini dijital paraya (e-RMB) dönüştürülmesine doğal olarak izin verilecek. Küresel anlamda dijital paraya geçen büyük ekonomilerden ilki olan Çin’de bazı kamu görevlileri mayıs ayından itibaren ücretlerini e-RMB olarak alacaklar.

Kripto para değil

Dijital paralar ile kripto paraları karıştırmayalım! Zira dijital paralar, hali hazırda kullanılan ulusal paraların yerini alacak. Aslında halihazırda hepimiz dijital para kullanıyoruz. Bankadaki IBAN hesaplarımızın arasında gidip - gelen paralar zaten dijital para. Kripto paralar Ulusal Merkez Bankaları dışındaki blokchain sistemlerinde madenciliği yapana verilen “ödül paralar” ve arkalarında herhangi bir otorite yok (Bu konuya başka bir yazıda değineceğim!). Dijital paraların ise öyle değil, arkalarında yine merkez bankaları olacak.

Merkez Bankası BKM’ye hakim ortak

Geçtiğimiz haftanın pek de dikkati çekmeyen gelişmelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Kasım 2019’da yapılan bir yasa değişikliğine dayanarak Bankalararası Kart Merkezi’ne (BKM) hakim hissedar olarak ortak olmasıydı. Yapılan açıklamada ilgili kanuna atıfta bulunularak “... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmiştir.

Yazının devamı...