Eğitimde küresel devrim geldi gibi

Tıpkı ofis çalışma düzeninde olduğu gibi koronavirüs krizi sonrasında eğitim sistemleri de dijitalleşecek. Asıl olan uzaktan eğitim olacak, fiziki eğitim daha çok tamamlayacak.

Geçtiğimiz yılın sonbaharında kızımın yüksek eğitim alternatiflerini değerlendirmek ve de ‘nasıl bir yerdir’ diye görmek için Kanada’ya gitmiştim. Öyle güzel okullar gördüm ki, Benjamin Button misali küçülüp, o okullarda okumayı istedim. Göl kenarında, orman içinde doğa ile iç içe çok güzel okullardı.
‘Mali yükü kaldırabilir miyim’ diye düşünürken, araya koronavirüs krizi girdi. Salgına karşı alınan birçok önlemin ilk adımlarından birisi okulların fiziki eğitime kapatılmasıydı. Çocuklarımız eğitime evden, internet üzerinden devam etmeye başladılar.

Eğitimde küresel  devrim geldi gibi




Bazı okullar henüz bu tarz bir eğitime hazırlıklı değillerdi, B planlarını hazırlamamışlardı. Bazıları ise adeta dünden hazırlardı. Hazırlıksız yakalananlar, hızlı bir şekilde kendilerini değişik video - konferans sistemleri ile güncellemeye çalıştılar.

Tıpkı ofis çalışma düzeninde olduğu gibi bu kriz sonrasında eğitim sistemleri de dijitalleşecek. Uzaktan eğitim zaten vardı, daha çok tamamlayıcı nitelikteydi. Artık asıl olan dijital/uzaktan eğitim olacak, fiziki eğitim daha çok sosyalleşme ve tamamlayıcı nitelikte olacak.

Yüzbinlere eğitim


Belki ilk öğretim seviyesinde özellikle insan ilişkilerinin gelişimi açısından klasik bina içi eğitim devam edecek ama özellikle yüksek öğretimde uzaktan eğitim yaygınlık kazanacak. Bununla birlikte teknoloji firmaları daha fazla eğitime dahil olacaklar. İki hafta önce New York Intelligencer’da Scott Galloway’in “Cyborg üniversiteler yakında yüksek öğretimi monopolize edecekler” başlıklı yazısı bu konuya değiniyordu.

Koronavirüs sonrasında büyük teknoloji şirketleriyle önde gelen üniversitelerin iş/güç birliğine giderek küresel yüksek öğretimi önemli bir şekilde değiştireceklerine değiniyor. MIT ile Google’ın, Facebook ile Harvard’ın ya da diğer köklü üniversiteler ile teknoloji şirketlerini kuracakları ortaklıklar yüksek öğretimi çok farklı bir aşamaya getirecek.

2022(!) yılı için Harvard’a yapılan 42.750 başvurudan 1.653’ü kabul edilmiş. Bu arada dikkatinizi çekerim 2022 yılı için 2020 yılından başvurular yapılıp, kabullere başlanmış bile. Başvuranların yüzde 3.9’u ancak kabul alabilmiş. Önde gelen üniversiteler için de bu oran yaklaşık yüzde 5’ler seviyesinde ve kabuller binlerle ölçülebiliyor.

Halbuki yeni dönemde bu üniversiteler değil binler, yüzbinlere bu eğitimi verebilir olacaklar. Teknoloji ve yeni eğitim teknikleri buna izin verecek.

Cyborg Üniversite gerçek oluyor!

Sorarım sizlere, diyelim ki Türkiye’nin en iyi üniversitesinden mi mezun olmak istersiniz yoksa iStanford veya MIT & Google’dan mı? Ya da işverensiniz, hangisini işe almak istersiniz?

Üniversiteler arasında zaten rekabet vardı, ancak bu rekabet önümüzdeki dönemde çok daha fazla artacak ve Galloway’in tanımıyla “Cyborg Üniversiteler” açık ara önde olacaklar. Lokal üniversitelerin bu rekabetteki şansları da git gide azalacak. Paul Krugman bile video ders veriyor ve bunu herkese açık bir platformda yapıyor. Amaç öğrenmekse artık video üzerinden eğitim ile çok fazla derse ulaşma imkanı ortaya çıkacak.

Üstelik bu eğitim klasik sınıf/bina eğitimine göre çok daha ucuz olabilecek. Öğrencilerin barınma, ulaşım sorunları / maliyetleri ortadan kalkacak. Öğrenciler kıtalararası uçmak zorunda kalmayacak, yurt / barınma dertleri kalmayacak. Kendilerine daha çok zaman kalacak, hobiler geliştirip, bunlara zaman ayırabilecekler.

Tek disiplin yok

Üniversitelerin bulundukları şehirlere sağladıkları ekonomik katkı önemli ölçüde azalacak. Belki de on yıllar öncesinden geçilmesi gereken bir eğitim sistemine bu virüs krizi sayesinde hızla geçilecek. Bu rekabette kimlerin önde olacağı belli de geride kalanlar bununla nasıl başa çıkacaklar o belli değil! Dünya üniversite liginde ilk 500’e üniversite dahi sokamayan Türkiye olarak, yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceğimize daha şimdiden hazırlık yapmalıyız.

Farklı avantajlar

Bu dönemin öğrenciler adına farklı avantajlar getireceğine de inanıyorum. Artık yeni dünyanın çoklu disiplinli eğitim gerektiren dünyasına, farklı alanlardan dersler alarak hazırlanabilecekler.

Mimarlık okuyan birisi sosyoloji veya antropolojiyi de eğitiminin içine katabilecek, yazılım okuyan birisi muhasebe ve pazarlamayı da aynı anda öğrenebilecek. İlla ki tek disiplinle yetinmek zorunda kalmayacak. Hatta hobilerini de çok daha fazla çeşitlendirebilecek. Onları da videolar üzerinde öğrenip, kendisi evinde, spor salonunda veya doğada kendisi deneyimleyebilecek.

Yeni nesil çok farklı olacak, çooook...!