Azil süreci ve İran krizi gölgesinde seçime doğru

2020 yılına girdiğimiz anlarda dünya, ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla düzenlenen operasyonda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin öldürüldüğünü öğrendi. Herkes 2020 yılına ilişkin iyi niyet ve barış temennilerini sunarken, Ortadoğu’da gerginliklere yeni bir kriz daha eklenmiş oldu. Sonrası malum... İran’nın başarısız misillemesi, Ukrayna uçağının düşürülmesi, karşılıklı atışmalar ve Trump’ın Tahran’a karşı tatlı-sert açıklamaları. Şimdilik Ocak ayının özeti bu.

Yıl içinde de ABD ile İran arasındaki gerginlik sürecek. ABD, İran’nın Irak’ta etkili bir politika yürütmesini engellemek için elinden geleni yapacak. 9 ayrı üste 5 bin 200 askeri bulunan ABD’nin, Irak yönetimine karşı da daha baskıcı bir politika izlemesi bekleniyor. Bölgede bu gerilimi fırsat bilen birçok komşu ülke varken, samimi olarak bölgede kriz ve gerginlik istemeyen tek ülke de Türkiye! ABD cephesinde de Türkiye’nin konumunun önemi görülüyor ve bundan sonraki adımlarına değer veriliyor. Çünkü Ortadoğu’da Türkiyesiz bir çözüm yok!

Azil süreci ve İran krizi gölgesinde seçime doğru

Nasıl bir sonuç bekleniyor?

Gelelim, ABD Başkanı Trump’ın gündemden düşmeyen ya da düşürülmeyen azil sürecine... Aslında herkes sonucu biliyor. Senato’da 53 Cumhuriyetçi, 45 Demokrat ve 2 bağımsız senatör bulunmakta. Bağımsızlar ve Cumhuriyetçi Parti’den birkaç fire olsa bile, Trump’ın azli için 67 rakamı bir hayal. Yani Trump, Senato’da aklanacak...

Peki Demokratlar neden bu konunun üstüne gidiyor? Demokratlar için önemli olan konuyu gündemde tutmak ve böylece 2020 başkanlık seçimleri öncesinde Trump’ı yıpratmak. Tahminen Şubat ortasında bu konu gündemden düşecek, çünkü Cumhuriyetçiler yargılama sürecini hemen bitirmek istiyor.

Trump’a karşı kim yarışacak?

3 Kasım 2020 Amerika için tarihi bir gün. Hatta demokratlar, Başkan Trump tekrar kazanırsa, bunun, ABD’nin sonu bile olabileceğini belirtiyor. Demokrat Parti’de finale kalarak başkan adayı olacağı tahmin edilen Joe Biden’ın, Trump a karşı yarışması bekleniyor.

ABD’deki anketlere göre Biden, Trump’ı yenecek. Ama 2016 seçimlerine hatırlayalım; anket firmalarının neredeyse yüzde 95’i yanılmış ve Trump Başkan olmuştu. O nedenle artık, anketleri özellikle bu dönemde çok ciddiye alan yok.

Peki kim kazanır? Demokratlar’da bile ‘Trump tekrar kazanacak’ diyen büyük bir kesim var. Her ne kadar son 3 yılda belli skandallar yaşansa da Trump kazanabilir.

Ekonominin iyi gitmesi,

İç politikaya yönelik popülist adımlar,

Milliyetçi ve dini söylemleri gerekli grupların seveceği şekilde kullanması

Karşısında güçlü bir rakibin olmaması, Trump’ın kazanma şansını artıyor. Konuştuğum ABD’li emekli generaller bile “Trump bir kahraman, onu çok seviyoruz” diyor.

Türkiye’de milyarder Michael Bloomberg’e şans verenler olsa da, ABD’de öyle düşünülmüyor. Hem yarışa geç girmesi hem 2018’de Demokrat Parti’ye yeniden üye olması, yani parti tabanında güçlü delegesi bulunmaması nedeniyle şansı olmadığını söyleyebiliriz. Gelin görün ki, şu ana kadar 35 milyon dolar harcamış durumda.

Bu arada ABD seçimlerine Türkiye açısından bakarsak, Trump’ın yönetimde kalması daha iyi olacak gibi görünüyor. Gelecek aylarda daha hararetli ve renkli bir seçim yarışı izleyeceğiz. Bakalım ABD’de seçim arifesi neler olacak?

Amerika’daki Türk diasporası

Amerika’da kaç Türk’ün yaşadığı, her zaman merak konusudur. Kimimiz Türk dünyasını katarak bir milyon, kimimiz yarım milyon, kimimiz de 200 bin Türk yaşıyor diyoruz. ABD’de resmi kurumların verilerine göre ise bu sayı, tahminen 250 bin civarında. 327 milyonluk nüfusta bu sayı az gelebilir ama ABD’de yaşayan birçok Türk’ün o kadar çok başarı hikayesi var ki...

Yale Üniversitesi’nden Silikon Vadisi’ne, teknoloji firmalarından Wall Street’teki üst düzey yöneticilere, bilim insanlarından garsonlukla başlayıp kendi iş yerlerini açarak milyon dolarlar kazanan işadamı ve iş kadınlarına kadar gururumuz olan bir çok Türkün anlatılmaya değer hikayeleri var. Türkiye’deki gençlerimize örnek olacak bu isimlerin hikayelerine diğer yazılarımda zaman zaman değineceğim. Çünkü ABD, iyi değerlendirilirse fırsatlar ülkesine dönüştürülüp yeni başarı hikayeleri yazılabilir.

Azil süreci ve İran krizi gölgesinde seçime doğru

Türk -ABD ilişkilerinde kader yılı

2019 yılı Türk-ABD ilişkileri için inişli çıkışlı oldu. S-400’lerin alınması, ABD’nin YPG-PKK’ya desteğinin sürmesi, iki aleyhte tasarının Temsilciler Meclisi’nden geçmesiyle ABD’de Türkiye gündemden düşmedi. ABD’nin Türkiye’yi tehdit diliyle hizaya getirme tavrına karşı, Türkiye’den partiler üstü bir tavır geldi. Türk-ABD ilişkilerinde yaşanan sorunları fırsat bilen anti-Türk grupların son 25 yılda görülmemiş bir şekilde ortak faaliyet içinde olduğunu görüyoruz.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başkan Trump’ın arasındaki karşılıklı anlayış ve sağlam diyalog sayesinde, Kongre’nin istemesine rağmen beklenen krizler gerçekleşmedi. Şu anda iki ülke ilişkileri, iki liderin iyi ilişkileri doğrultusunda devam ediyor. Trump’ın, S-400 konusunda Türkiye lehine yaptığı açıklamalar ve dünya kamuoyuna “Türkiye almak istedi, ABD vermedi. Adil değil...” demesi, Türkiye için bulunmaz bir halkla ilişkiler çalışması oldu.

Bu arada ABD seçimleri, Türkiye açısından da hayati önem taşıyor. Sorunlar hala sürüyor ve çözülmeyen birçok konu ertelenmiş durumda. Bilhassa Kongre’de müthiş bir Türkiye aleyhtarlığı var. Kongre’de sayıları 109 olan, Türk-ABD ilişkilerine inanan Türk Dostluk grubu üyeleri bile eskisi kadar Türkiye’ye olumlu yaklaşmıyor. O nedenle diplomatik kanalların açık olması, Türkiye’den resmi, sivil toplum kuruluşları ve ticari grupların ziyaretlerini daha da artırması, iki liderin diyalogunun devamı, 2020’deki ikili ilişkilerin yönünü çizecek. Türk karşıtı grupların yeni krizlerden faydalanıp, Türkiye’yi başka alternatiflere itmesi, kimsenin kazancı olmayacağı gibi ABD’nin de kaybı olarak algılanmalı.

Büyük düşünmek

ABD’de yüzme okuluna giden küçük bir yüzücü grubuna anket yapılmış. “En büyük hayalin nedir?” diye. Yüzücülerin birçoğu “Olimpiyat şampiyonu olmak istiyorum” demiş. Bu örneği vermemim nedeni, geçmiş dönemde bir Türk yüzme antrenörünün yaptığı benzer anketin aklıma gelmesi. Türk antrenörün minik yüzücülerden aldığı cevap: En büyük hayalim, Türk Milli Takımı’na girmek!Tabii ki gururumuz olan Milli Takım’a girmek güzel ama minik yaşta çocuklarımızın büyük düşünmesi çok önemli. Hiç bir şeyin imkansız olmadığını ve istenilirse yapılabileceğini çocuklarımıza aşılamamız gerek.