Suriye ve beklentiler...

Başkan Donald Trump’ın göreve gelişinden bu yana 4. Ulusal Güvenlik Danışmanı olan avukat kökenli Robert O’Brien’ın yakın zamanda yapılan programına katıldım. O’Brien, açık ve net olarak “Türkiye bizden bir şey beklemesin, biz kimsenin polisi değiliz” mesajı verdi. Yani “Türkiye, Rusya ile arasında anlaşsın, bizi bu ise karıştırmasın” diyor. O’Brien, Rahip Brunson döneminde görevi nedeniyle Türkiye’ye birçok kez gelmiş, bölgeyi iyi bilen bir isim. Kendisi dâhil Beyaz Saray’daki birçok resmi temsilci, Türkiye ile Rusya’nın hem Libya hem Suriye konularından dolayı aralarının bozulmasının ABD için bir fırsat olduğunu düşünüyor.

Hafta sonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki telefon görüşmesi, zamanlama açısından çok önemli olmakla birlikte, Cumhurbaşkanı’nın Pakistan dönüşü yaptığı açıklamalara bakıldığında, ABD ile güven sorununun halen devam ettiği açıkça görülüyor. Neredeyse her ay Ankara’ya gelen James Jeffrey’nin bu ziyaretlerinin artık “sembolik” hale geldiği ve ABD’nin verdiği mesajların Ankara’yı tatmin etmediği herkesçe biliniyor.

Aynı şekilde, Amerikan medyasının da İdlib konusundaki duyarsızlığı devam ediyor. Türkiye’nin Suriye’de yaptığı operasyonları eleştiren, sivil halk ile YPG/PKK’lıları aynı gibi göstererek karalama kampanyasına imza atan ABD medyası, Türkiye’nin çabalarını ve İdlib’deki soykırımı görmezden geliyor.

Kongre tarafına baktığımızda ise, İdlib’deki son gelişmeleri konuştuğumuz temsilciler, aşağı yukarı aynı düşüncede...

Senatör Lindsay Graham: Türkiye’nin Esad ve Rusya’yı püskürtmesinden memnunum. Trump, bunlara karşı her seçeneği masaya koymalı.

Senatör Chris Murphy: Trump burada yanlış politika uyguluyor.

Kongre Üyesi Adam Kinzinger: Esad’a ‘Dur’ demeliyiz. O nedenle de Aralık’ta yaptırım yasasını çıkardık.

Kongre Üyesi Engel Eliot: Türk gözlem noktalarına saldırıyı kınıyorum. Rejim ve Rusya, yıkım yarattılar.

Suriye ve beklentiler...

Suriye ve beklentiler...

Yale’deki Türkler

Geçen hafta, Yale Üniversitesi’nde düzenlenen “Uluslararası Politika Yarışması”na jüri olarak davet edildim. Yarışma 40 üniversiteyi temsil eden 350 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. Bu büyük organizasyonu düzenleyen komitede, Amerika doğumlu Eda Uzunlar adlı bir Türk öğrencinin de bulunduğunu öğrenince çok sevindim. Eda’nın çalışkanlığı ve profesyonelliğinin dışında Türkiye sevgisi, görülmeye değerdi. ABD’nin en köklü üniversitesinde 50’ye yakın Türk öğrenci bulunuyor. Ayrıca, üniversitede çok başarılı akademisyenlerimiz de var. Nöroloji Bölüm Başkanı Dr. Murat Günel, Prof. Aydın Arıcı, Prof. Serap Aksoy ve daha nice başarılı akademisyen...

Suriye ve beklentiler...

Antalya Diplomasi Forumu ve ABD

Siyaset ve güvenliğin Davos’u olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansı’na ABD’den 3 bakan, 18 senatör ve 39 Kongre üyesi katıldı. Söz konusu organizasyonda, Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve beraberindeki heyet temsil etti. Bakan Çavuşoğlu, Münih’te ayrıca, Türkiye’nin yeni ve önemli girişimi olan Antalya Diplomasi Forumu’nu tanıttı. 27-29 Mart 2020’de “Dijital Çağda Diplomasi” ana temasıyla düzenlenecek forumla her yıl, siyaset, akademi, düşünce ve iş çevrelerinden önde gelen isimlerin bir araya getirilmesi, uluslararası sorunlara çözüm önerileri getirmek için çalışacak bir diyalog platformu oluşturulması amaçlanmış. ABD’den de konukların katılacağı bu değerli zirveyi, biz de yakından takip edeceğiz...

Unutulan ‘Sezar Yasası’

Başkan Trump, Suriye’ye yaptırımlar öngören “Caesar Suriye Sivil Koruma Yasası”nın da içinde olduğu 2020 Ulusal Savunma Yetki Yasası’nı (NDAA) imzalamıştı. Unutmadan söyleyelim, söz konusu yasaya, Suriye ordusundaki “Caesar” kod adlı eski bir fotoğrafçının anısına bu isim verilmişti.

Yasaya göre, Suriye Merkez Bankası, petrol şirketleri, inşaat şirketleri ve milisler de dâhil, savaşı finanse eden tüm şahıs ve şirketlere yaptırım uygulanacak. Komşu ülkelerin Şam’a ekonomik destek sağlamaları da engellenecek.

Bununla birlikte Arap ve Avrupa ülkeleri, Şam ile siyasi normalleşme veya yeniden yapılandırmaya katkıda bulunma konularında uyarılıyor. ABD’nin, yakın dostu Birleşik Arap Emirlikleri’nin Esad ile olan ilişkisini sorgulayıp sorgulamayacağı ise tam bir merak konusu...

Ancak, bu yasanın hayata geçirilmesi Haziran 2020’yi bulacak. Bu kadar gecikme, Esad ve Rusya’ya yarayacağından, yasanın Haziran’da nasıl bir etkisi olacağı da soru işareti... .

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “Batı kazanıyor, birlikte kazanıyoruz” dese de, Washington şu anda Türkiye ile Rusya arasındaki yoğun diplomasiyi okyanus ötesinden seyretmeye devam ediyor. Bakalım ileriki günler bizlere neler gösterecek...

Suriye ve beklentiler...

ABD’de FETÖ’nün finansal gücü

Türkiye’de FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda tartışmalar sürerken, bu örgütün ABD’de maalesef hala güçlü olduğunu dile getirmekte fayda var. ABD’li resmi temsilciler, FETÖ konusunun kendileri açısından öncelikli olmadığını, hatta dosyaların, bakanlıkların bodrum katında durduğunu söyleyenler bile var. Yani, birçok resmi temsilci, Türkiye’den yollanan dosyaların hala darbe girişimi için yeterli kanıt taşımadığını savunuyor.

ABD’de bilhassa FETÖ ile ilişkili grupların, Kongre dâhil birçok yerde ‘Türkiye’yi biz temsil ediyoruz’ diyerek, Türkiye karşıtı gruplarla ortak hareket etmesini bir kenara bırakırsak, bu ülkedeki maddi-manevi varlıklarının azalmadığını ortaya koymamızda fayda var. 26 eyalette 170 charter okulları ve 90 bin öğrenci ile yaklaşık 1 milyar dolara yakın operasyon gelirleri mevcut. Okul gelirleri dışında, Türkiye’den kaçanların getirdikleri finansal kaynaklar ve himmet usulüyle iş dünyası ağırlıklı FETÖ üyelerinden toplananlar ile maddi olarak güçlüler! Birçok eyalette dernekler faaliyetlerine devam ederken Washington DC’de çok görünmeden Türkiye aleyhine çalışmalarını sürdürüyorlar!

Türkiye’deki iç tartışmaları görünce, bu konunun partiler üstü milli bir konu olduğunun unutulmaması hakikaten çok önemli.

Suriye ve beklentiler...

Bloomberg ile Hillary mi?

Demokrat Parti’de başkan aday adayları arasında kıyasıya rekabet sürerken, Michael Bloomberg’in yükselişi de devam ediyor. Başkan Donald Trump’ı yenmek için “Gerekirse 2 milyar dolar harcarım” diye açıklama yapan Bloomberg’in, yakın çevresine “Başkan Yardımcılığı için Hillary Clinton’ı düşünebileceğini” bildirmiş. Seçimdeki sürpriz haberler ve gelişmeleri, zaman zaman buradan paylaşmaya devam edeceğim.