Bir Sting’e bak, bir de bizimkilere

Sevdiğim bir sanatçıydı, “Şarkı yazmak, balığa çıkmak gibidir” başlığıyla yayımlanan söyleşisini okuyunca ona olan saygım daha da arttı.

Röportajı yapan gazeteci, “Yeni bir albüm çıkardınız. Sizi bu kadar üretken yapan nedir?” diye sorunca 70 yaşındaki sanatçının verdiği yanıt şu oldu:

“Çalışmayı çok seviyorum ve hâlâ oyunun içinde olmaktan hoşlanıyorum. Topa geri dönmeyi seven bir tenisçi gibiyim.”

“The Police” grubuyla çıktığı müzik yolculuğunda 17 Grammy ödülü kazanan Sting’in, Le Figaro’daki söyleşisinde, yaşayan ya da ölen meslektaşları aleyhine bir cümle yok.

Bu söyleşiyi okuyunca Sting’le aynı yaşlardaki bizim şarkıcıların verdikleri röportajlarda öldükleri için kendilerini savunma şansı olmayan meslektaşları hakkında söyledikleri geldi aklıma.

Yaşlanmak Allah vergisi, ama “kaliteli yaş almak”sa kişinin kendine bağlı.

Sting’in 17 Grammy’sinden biri bizim şarkıcıların elinde olsa, sevmediklerini o ödülle döverlerdi herhalde.

Bir Sting’e bak, bir de bizimkilere

Bir sosyal medya balonu daha söndü

Psikiyatr Gülseren Budayıcıoğlu, kitapları çok satan bir yazardı. ‘İstanbullu Gelin’den sonra dizi olan eserleri ‘Doğduğun Ev Kaderindir’, ‘Kırmızı Oda’, ‘Masumlar Apartmanı’ ve ‘Camdaki Kız’ın aldığı yüksek reyting popülaritesini daha da artırdı.

Hal böyle olunca, sosyal medyada Budayıcıoğlu’nun 20 dakikalık seans ücretini 1.200 liraya çıkardığı yazılmaya başladı.

Ne zaman ki Fatih Altaylı, programına konuk ettiği Budayıcıoğlu’na 20 dakikalık seans ücretinin 1.200 lira olup olmadığını sordu, sosyal medyanın bir balonu daha söndü! Çünkü Budayıcıoğlu’nun bu soruya verdiği yanıt şuydu:

“Bu doğru değil. Pandemi başladığından beri hiç hasta bakmadım, kliniğe gitmedim. Ben de okuyunca, ‘Vay hakikaten dudak uçuklatıcı fiyatlar’ dedim. Eski hastalarımla bile online görüşüyorum.”

Tüh be!

Bir sosyal medya yalanı daha yalan oldu!

Oysa ben bile inanmıştım bu konjonktürel ve makul yalana!

Üç şikâyetçiden  ikisi erkek izleyici

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin’in, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda açıkladığı veriler önemli.

1 Ocak31 Ekim tarihleri arasında vatandaşların TV’de izledikleri programlardan yana toplam şikâyet sayısı 36.420.

Şikâyetçilerin yüzde 65.8’i erkek izleyici.

En fazla şikâyet edilen yapımlar yüzde 31.2 ile diziler. Şikâyetlerden yüzde 16.7’si  TV’lerin gündüz kuşaklarında yayınlanan ‘reality şovlar’, yüzde 7.3’ü ise ‘yorum programları’ndan.

Şahin, RTÜK’ün 2018’deki araştırmasında yüzde 5.7 olan dijital platform kullanıcı oranının son tespitlerine göre yüzde 24.4’e yükseldiğini de açıkladı. Dijital platformların üç yılda nereden nereye geldiğini göstermesi açısından önemli bir veri bu. Aynı araştırmaya göre dijital yayınlar yüzde 70.9’la en çok cep telefonlarından izleniyor.

Meta’ya çifte soruşturma

ABD’de iki eyalet başsavcısı, bir süre önce Facebook iç yazışmalarından medyaya sızan rapor üzerine soruşturma başlattı.

O raporda ne diyordu?

Instagram’daki bazı uygulamaların gençleri ve özellikle de genç kızların ruh sağlığını olumsuz etkilediği yönetime bildirilmesine rağmen şirketin gereğini yapmamış olması.

Savcılar, sosyal medya devinin genç kullanıcıların etkileşim sıklığını ve süresini artırmak için kullandığı tekniklerin yanı sıra sürekli etkileşimin neden olabileceği zararlarını araştıracak.

Meta’nın sosyal medya ağları bakalım bu soruşturmadan nasıl çıkacak?

GÜNÜN SÖZÜ

“İnsanların ışığını söndürmelerine izin verme; parla! Işığınla kör olsun hepsi.” (Lady Gaga)