Demet Akalın niye özür diledi?

Koronavirüs vakalarını azaltmak için alınan her uzun süreli sokağa çıkma yasağında karşılaştığımız tablo aynı.

Yasağın başlamasına ramak kala korona olma riskini göze alarak alışverişe çıkanlar, İstanbul’dan otomobilleriyle kaçmak isteyenler ve  hep aynı eleştiriler...

Sadece sokağa çıkmanın değil, oturdukları sitenin parkında çocukları oynatmanın yasak olduğu 17 Mayıs’a kadar imkânı olanların yazlıklarına gitmesinin neyi yanlış?

İnsanların otomobilleriyle şehirler arası seyahat etmesi yasak mı?

Değil.

Bu insanlar gittikleri yerde başkalarına ait evleri mi işgal etti?

Hayır...

Sahibi oldukları, kiraladıkları evlere veya otellere gitti hepsi.

Hal böyleyken o insanları eleştirmek, servet düşmanlığı yapmak niye?

Star TV’de yaptıkları programda Alişan, “İki milyona yakın vatandaşımız şu an tatil beldelerine ve memleketlerine gitti” deyince, “Kimse ‘Param yok’ demesin. Herkesin Bodrum’da evi var” genellemesi yapan Akalın, aldığı tepki üzerine özür diledi:

“Hepimiz gibi, ben de kalabalık Bodrum trafiğine sinirlenip söyledim o lafı. Evde oturanları asla kastetmedim, ama kuliste konuşur gibi konuşmuşum, çok özür.”

Demet Akalın niye özür diledi

Akalın, yarım ağızla da olsa özür diledi.

Tatil beldelerine kaçışı “Korona göçü” sayıp sosyal medyada eleştirenler özür diledi mi?

Hayır.

Neymiş?

“Bodrum’un nüfusu 181 bin. Hazine’den buna göre aldığı parayla 500 bini aşan insana altyapı hizmeti götürmesi olanaksız. Bodrum’daki hastanelerin yoğun bakım kapasitesi de belli.”

Yıllardır tatil beldelerini yönetenlerin dert yandığı bir konu bu.

Kanun değişse, devlet, belediyelere, kaç vatandaşın su ve elektrik abonesi ya da emlak vergisini ödediğini dikkate alıp Hazine’den
pay verse  biter bu sorun.

Evet.

Sistemin yanlışını vatandaşa fatura etmek niye?

Bu insanlara yapılan haksızlık bir yana, her konuda genelleme yapma saçmalığına ne demeli?

Nüfusu 83.6 milyon olan bir ülkede herkesin Bodrum’da evinin olduğunu söylemek, 17 günlük tam kapanmayı tatil beldeleri veya memleketlerinde geçirmek isteyen 2 milyona bakıp, Demet Akalın gibi, “Kimse ‘param yok’ demesin” demek analiz ve eleştiriden çok “servet düşmanlığı”na hizmet eden bir söylemdir.

Bunu, kazandığı paralarla aldığı marka kıyafetler ve kızına aldığı oyuncaklar yüzünden eleştirilen, mart ayında koronayı atlatınca tatil sezonunu Dubai’de açan Demet Akalın’ın yapması da tam bir ironi!

Şöhretleri var ama gelirleri yok

Demet Akalın’ın, “Tam kapanma” sürecini tatil beldelerinde geçirmek isteyenlere yönelik sözlerine ve yaptığı genellemeye, şarkıcı Rober Hatemo’nun itirazı ve itirafı önemli.

Çünkü şarkıcı, yaptığı genelleme nedeniyle Akalın’a itiraz etmedi, aynı zamanda pandemi sürecinin kendisine maddi anlamda nelere mal olduğunu da açık yüreklilikle dile getirdi:

“Sırf fatura ve KDV’leri ödeyebilmek için otomobilimi, saatimi sattım. Yanlış düşünüyorsun arkadaşım, 2 milyon değil Türkiye.”

Şov dünyasında Rober Hatemo gibi geliri olmadan rutin ödemelerini yapabilmek için hazırdan yiyen o kadar çok ünlü var ki!

Hazıra dağ dayanmıyor çünkü.

Kişinin ünü var, ama yeterli birikimi yoksa, çalışmadığı için “Ödemeleri denkleştirerek bir şekilde geçiniyorum” diyen Bade İşçil gibidir durumu.

‘Savaşçı’yı bitirdi sıra ‘Andropoz’da

Tamer Karadağlı’nın “Savaşçı” dizisi için Eskişehir’deki mesaisi bitti. “Savaşçı”daki “Göktürk Albay”ın altı bölümlük rolü için Limon Yapım’la yaptığı anlaşma gereği Eskişehir’de yoğun mesai harcayıp çekimleri tamamlayan Karadağlı, Marmaris yolcusu. Muğla’nın gözde tatil beldesinde yeni bir dizinin çekimlerine başlayacak oyuncu.

Engin Günaydın, Tamer Karadağlı, Derya Karadaş ve Gülçin Santırcıoğlu gibi oyuncuların rol alacağı, Taylan Biraderler’in yöneteceği Netflix dizisi altı bölümlük bir kara komedi.

Senaryosunu Engin Günaydın’ın yazdığı Netflix için çekilecek altı bölümlük “Andropoz”, hayatlarını bir şekilde değiştirmeye çalışan insanların öykülerini anlatıyor. Engin Günaydın’ın “Yusuf” karakterini canlandıracağı dizide Karadağlı, “Yusuf”un kayınbiraderi “Halit”i oynayacak.

GÜNÜN SÖZÜ

“İnsanın alışamayacağı hiçbir şey yok. Alışıyoruz, ama çok şey kaybediyoruz. Kendimiz kendimizi böyle tüketiyoruz.” (Emile Zola)

DİĞER YENİ YAZILAR