Asıl ofansif olan

Dört beş yıl kadar önceydi, bir arkadaşım bana Anthony Jeselnik’in stand up gösterisini izletmeye çalışmıştı, akşamın geri kalanı bitmez tükenmez bir “Her şeyin mizahı yapılabilir mi?” tartışmasına sahne oldu. Jeselnik şu sıralar dilimize pelesenk olan “ofansif” mizahın ağababalarındandı ve en meşhur şakalarından biri Eric Clapton’ın dört yaşında ölen oğluyla ilgiliydi. Bendeniz bunu hiç de komik bulmadığımı, bazı şeylerle mizah olmayacağını söylüyordum. Karşımdaki arkadaşım “Bal gibi olur” diyordu.

Mizahın sopası yok, o tartışma o gün bugündür sık sık hatırlattı bana kendini. Üstelik ilerleyen saatlerde “Her şeyin mizahı yapılır” diyen arkadaşımın da bir kırmızı çizgisi çıkmıştı ortaya. Ve uzlaşmamız gereken nokta olsa olsa herkesin kırmızı çizgisine uyacak şeye mizah denemeyeceğiydi.

Ama zaten bizim bütün tartışmamız o akşam o gösteriyi izlemek ya da izlememek, beğenmek ya da beğenmemek üzerineydi. Aklımıza hiç “Bu adam bu gösteriyi yapmasın” demek gelmedi. Eric Clapton’ın da gelmemiş olacak ki Jeselnik bütün “hassas” konuların üzerine basa basa mizah yapmaya devam ediyor, çok da bayılanı var. Kimse “İndirin şu adamı sahneden” demiyor, Amerikan polisini göreve çağırmayı ise herhalde rüyalarında bile görmüyorlar.

Peki bize ne oluyor? Neden sürekli stand up’çı avındayız? Neden sahneye çıkıp biraz farklı bir ses çıkartan birini gördüğümüz anda savcılığa koşuyoruz? Şimdilerde dışarı çıkamadığımızdan hemen at bir tweet, etiketle ucuna emniyetGM hesabını, “Hemen susturun şu soytarıyı” de, görevini yapmış bir muhbir vatandaşın iç huzuruyla otur izle.

Üstelik bu tavrın herhangi bir ideolojisi de yok. Bakıyorsun, en “ifade özgürlüğüne” inandığını söyleyen kişi esasında sadece kendi ifadesinin özgürlüğüne inanıyor. Kendince “kutsalına” dokunulduğunda “Kısın şunun sesini” demekte, “Hesap versin” demekte bir an tereddüt etmiyor. Gerçekten çok ürkütücü. Sen gülme, izleme, “Kötü bir gösteri bu” de, susturmaya çalışmak nedir?

Üstelik bunu “varsayım” üzerinden yapıyor. Koca bir gösterinin iyi niyetli olmadığı aşikâr bir montajına bakarak, anlamadan, dinlemeden karar veriyor. Bu arada anlasa da kimsenin kimseyi sahneden savcılığa yollamaya çalışmasının bir açıklaması olamaz da, bir de üstelik Alevi bir genç kadını Aleviliğe hakaret ettiği için, belli ki kendisi alkol tedavisi görülen bir hastanede bulunmuş  bir genç adamı Atatürk’e “alkolik” dediği için savcılığa şikâyet ediyor.

Aslında şu kadarından bile anlıyorsun, Pınar Fidan’ın hedefinde Alevilerin değil Madımak’ın faillerinin olduğunu. Ya da Atatürk ve Mevlana’ya hakaretten tutuklanan Emre Günsal’ın içki içmeyi de eşcinselliği de hakaret olarak görmediğini. Ama zaten mesele o da değil, mesele bir sahne performansını gizli polis gözüyle “Neresini ihbar etsem acaba?” diye izleyenlerin olması, en demokrat görünenlerin, hatta sahne insanlarının bu videolara bakıp “Olmaz olsun böyle mizah” fetvası vermeleri, ülke olarak başka derdimiz yokmuş gibi hep beraber gencecik komedyen çocukların üzerine çullanmamız ve onların savcılığa çağrılması, gözaltına alınması, tutuklanmasıyla rahatlamamız.

Pardon, yanlış olmasın, şimdi “Gülenleri de götürmek lazım” diyorlar, demek kendileri gibi düşünmeyen herkes ayakaltından kalkınca rahat edecekler. Kusura bakmayın ama “saldırgan” anlamıyla alırsak asıl ofansif olan bu tavrın ta kendisi. Üstelik mizahi bir yanı da yok.