Oyunculuk ödülünün cinsiyeti

Bu yıl 10.’su düzen- lenecek Malatya Film Festivali ani bir kararla iptal edildi. Biz daha 1-5 Aralık arasında yapılacak festival için başvuruların başladığı haberini okuyorduk ki Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin iptal açıklaması geldi.

Pandemi koşullarının bizi bir kez daha evlerimize kapanmaya zorladığı böylesi bir dönemde şaşılacak bir karar değil. Riskli olabilirdi, insanların sağlığını tehlikeye atabilirdi, kabul. Ama sebep anlam vermesi son derece güç olan “cinsiyetsiz oyuncu ödülü” tartışmasıysa -ki iki farklı iptal açıklamasında yer alan bazı ifadeler de bunu düşündürüyor- gerçekten yazık oldu festivale. Böylesi bir tartışmaya zemin olmayı hiç hak etmiyordu.

Nedir bu derece tartışma yaratan değişiklik? Bu sene tüm dünyada yükselen toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama çalışmaları doğrultusunda Berlin Film Festivali’nin başlattığı bir uygulama. Festival artık oyunculuk ödülünün kadın-erkek ayrımı olmadan “en iyi oyuncuya“ verileceğini açıklamıştı. Gayet makul değil mi, “en iyi kadın yönetmen - en iyi erkek yönetmen” ya da senarist, sanat yönetmeni, kurgucu diye ayrımlar olmadığı gibi “en iyi kadın oyuncu - en iyi erkek oyuncu” da olmayabilir.

Bu sene Malatya Film Festivali de bu yaklaşımı benimseyerek en güçlü oyuncuyu cinsiyet ayrımı gözetmeden ödüllendireceklerini açıkladı. Nasıl bir sakınca görülüp de tepki verildiğini anlamak güç. Keşke festivali iptal etmek yerine bunu konuşabilseydik. “Cinsiyet” sözcüğünü görür görmez altında bit yeniği aramaktan vazgeçebilseydik. Konu kişinin kadın ya da erkek olmasıyla hiç ilgisi olmayan bir yeteneğinin tam da bu sebeple cinsiyetinden bağımsız olarak değerlendirilmesinden ibaret. Kimsenin cinsiyetini reddetmiyor, “Cinsiyetin burada bir önemi yok” diyor. Hayatta pek çok alanda olmadığı gibi. İş hayatında, sanatta, medyada sürekli karşımıza çıkan ve çıkmaya devam edecek olan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramıyla barışmayı denesek keşke. Biz kabul etsek de etmesek de dünyada bir şeyler değişiyor.

Bir kez daha #Sayenizde

İnsanın yaşadığı şehirle bağını oluşturan şeyler var. Çocukluğundan beri film izlemeye gittiği sinema salonu, ayağının alışık olduğu tiyatro, iki arkadaş görmek için gittiği kafe, sevdiği grupları dinleyip dans ettiği konser mekânı... Bu süreçte en çok bunları özlediğimizden dem vurmadık mı?

Biliyorum, ortada can sağlığı gibi bir konu varken birçok başka sorun tali kalıyor ama hayatımız gerçekten normale döndüğünde bildiğimiz normal hayattan geriye bir şeyler kalabilmesi için yapabileceğimiz bir şeyler var. Örneğin, sinema salonları bir kez daha -şimdilik- yıl sonuna kadar kapatılmışken zaten zor bir dönem geçiren Beyoğlu Sineması’nın hayatta kalmasına, sinema emekçilerinin maaşlarını ve sabit giderlerini ödeyebilmesine el verebiliriz. Bizi zorlamayacak bir katkıyla. https://fongogo.com/Project/Sub/x-22 adresinde #Sayenizde etiketiyle açılan kampanyada aylık 5 liradan başlayan farklı destek seçenekleri var. Anılarımızın bir kısmını kurtarmak - yaşatmak için, bu günler geçtiğinde yeniden sinemada buluşabilmek için bir çare.