Ayşe Özgener

Ayşe Özgener

ozgenerayse@gmail.com

Tüm Yazıları

Yaya geçidi ne demektir?

Yaya geçidi, bir cadde üzerinde yayaların yolun karşısına güvenli olarak geçmesi için özel olarak işaretlenmiş bölümdür.

Sürücüler yollarda yaya geçidi uyarı levhasını gördüklerinde hızlarını azaltmalı ve dikkatli olmalıdırlar.

Maalesef ülkemizde yayaya pek fazla saygı olmadığını gözlemliyorum.

Geçen gün yayalara yol vermek için durunca, arkamdaki araba bana korna çaldı, durdum diye kızdı.

Yaya olarak bir yaya geçidinde bile olsam kendimi güvende hissetmiyorum; çünkü hala üzerime araba gelebileceğinin farkındayım.

Haberin Devamı

***

Bizim psikolojik dünyamızda da aynı bu yaya geçidindeki gibi beyaz çizgiler olduğunun farkında mısınız?

Ruh dünyamızın korunaklı alanları işte bu yaya geçidi gibi beyaz çizgilerle çizilmiştir.

Kendimize ait, başka birinin gelip çarpma endişesi olmadan rahatlıkla karşıdan karşıya geçebileceğimiz, sınırlarımızın ihlal edilmemesi gereken güvenli bir ruhsal bölgemiz vardır!

Bu mahrem bölgemize başkalarının girmesini istemeyiz.

İç dünyamızın derinlerinde yer alan bu bölgeyi başkalarına pek de açmayız.

O bölgelerde gezinirken birisi izinsiz içeri dalarsa yaya geçinden geçerken araba altında kalmış gibi oluruz.

***

Kızdığımız belli başlı şeyler vardır ve bunu yakınlarımız iyi bilir.

Bu alanlarımıza girilmesinden, basılmasından hoşlanmayız.

Nedir mesela? İnsanların saklı alanları kişiden kişiye değişir. Mesela kimi özel hayatı hakkında soru sorulmasından hoşlanmaz.

Kimi maddi konularla ilgili konuşmayı sevmez.

“İşler nasıl gidiyor?” sorusu onda yaya geçidinde araba altında kalmak hissini uyandırır.

Kimi kendini eksik hissettiği konularda kendini saklamak ister.

Bu özel konu her neyse onun etrafını bir güzel beyaz çizgilerle çevirir ve o konuyu korumaya alır.

Böylece onu tanıyanlar bu konunun hassas olduğunu bilir, karıştırmaz.

Ruhsal dünyanızı koruyan yaya geçitlerinizi zamanla kendiniz belirlersiniz, sınırlarını çizersiniz.

Kendinizi koruma altına almanın en güzel formülü sizdedir.

Bu beyaz çizgileri net çizemeyenlerin iç dünyasında sürekli kazalar meydana gelir, duyguları yaralanır.

Haberin Devamı

Şeritsiz kimseler

Kendinizi hiçbir koruma kalkanına almazsanız, herkesin ruhsal dünyanıza izinsiz giriş yapıp zedelemesine izin verirseniz sonunda üzülmeniz kaçınılmaz olur.

Bir cadde düşünün ki üzerinde trafik ışığı, yaya geçidi ve hiçbir işaret olmasın.

Herkes istediği gibi hareket ederse kazalar meydana gelecektir.

Aynı şekilde size gelen herkese iç dünyanızı korumasızca açarsanız, herkese güvenirseniz, her şeyinizi anlatırsanız özeliniz kalmaz.

En çok yaptığımız hatalardan biri de yeni tanıdığımız kişilere karşı çabucak güven duyup, bu özel alanlarımızı açmamızdır.

Yeni tanıdığımız bir kişiye yüzde yüz güvenerek değil ama daha düşük dereceden başlatıp sonra güven notunu yükseltirsek daha az hayal kırıklığına uğrarız.

Bunu genelde gençlerde ve yetişkin olup hala ergen ruhu taşıyan kişilerde daha sık görürüz.

Onların hikayeleri genelde, “Biriyle tanıştım, süper birisi. Sen de tanısan çok seversin, çok yakın arkadaş olduk, ona her şeyimi anlatabiliyorum” diye başlar.

Haberin Devamı

“Güvenilmez biri çıktı, meğer aldanmışım, sonradan huyları değişti” diye biter.

***

Güvenmek ve güvenilmek için karşıdakine biraz zaman tanımak gerekiyor.

Güven aceleye gelecek bir iş değil!

“Kimseye güvenme” veya “kimseye güvenilmez” demek istemiyorum ama basamakları çıka çıka güvenin; yoksa en üst basamaktan düşerseniz çok acıtıyor!