Yiğidi öldürün ama hakkını teslim edin!

1 Nisan 2021

Şenol Güneş, kurumuş ağaca dokunsun, yeniden yeşeriyor, filizleniyor, dal-budak salıyor, meyvesini de veriyor.
Güneş hocamızın başarılarını ancak böyle anlatabiliriz. O kadar var ki; örneğin 2002 Dünya Kupası’nda ay-yıldızlı ekibimizi 3.’lük kürsüsüne taşıdı. Araya Beşiktaş’ı sıkıştırdı, Kartal’a iki şampiyonluk kazandırdı.

Yeniden A Milli Takım’da bayrağı teslim aldı, ay-yıldızlı ekibi kısa yoldan EURO 2020’ye taşıdı. Başarı eşittir, Şenol Güneş... 2022 Dünya Kupası elemelerine müthiş bir başlangıç yaptık. Önce grupta favori gösterilen Hollanda’yı ardından da Norveç’i devirdik, yolumuzu temizledik! Her şey harika giderken, hiç beklenmedik şekilde Letonya’ya takıldık, 2 puan bıraktık. Bu sürpriz kayıp bizim rotamızı değiştirmez ancak hem nazar boncuğu hem de ders olsun...
Hiç unutmam 2002 Dünya Kupası’nda Şenol Güneş’in başarılarını gözardı ettik, onun giyim - kuşamıyla uğraştık! Bu konuda yazılmadık, çizilmedik şey kalmadı, hala hafızalarda kazılı! Acaba kılık - kıyafetiyle uğraşanların bugünkü düşünceleri nasıldır, bilemiyorum! Bir Güneş gerçeği var ülkemizde... Sıkça kullandığımız bir deyim vardır, “Güneş’i asla balçıkla sıvayamazsınız” diye... “Güneş doğar, batar, yeniden doğar” sözü de yine Şenol Güneş’e aittir.
Görüyoruz ki, Güneş her doğduğunda yeni başarılar ardı ardına geliyor, Dünya Kupası hayalini ikinci kez gerçekleştirmek adına sağlam adımlar atmaya devam ediyor. Öyle yağma yok... Yiğidi öldürün, ama hakkını da teslim edin. Onun dokunduğu her yerden başarı fışkırıyor, başarı.

Kendi değerlerimize sahip çıkmayı bir türlü öğrenemedik. Öğrenemediğimiz gibi, eleştirmek adına pusuda açıklar vermesini bekledik! Daha çok beklersiniz, çookkk!

Güneş’in olduğu yerde , ‘Güven’, ‘Duygu’ , ‘İnanç’ ve de en önemlisi ‘başarı’ vardır... Şenol Güneş görünen köydür, aslaaa kılavuz istemez.

Yazının devamı...

Hep kaçıranlara değil tutanlara da bakalım!

25 Mart 2021

Beşiktaş sevdalılarını anlatmaya gerek yok, tutkulular, vefalılar, iyi günde, kötü günde Kartal’ı asla yalnız bırakmazlar.
Gelibolu Beşiktaşlılar Derneği ofisinin duvarında bir slogan var; ‘Bir gün değil, her gün Beşiktaş’ diye. Beşiktaş taraftarını özetleyen en güzel cümle bu sanırım.
Ne var ki, ‘özeleştiri’ onlar için adeta bir yaşam biçimidir. Bir özellikleri daha var; farklı renklere gönül verenlerin yanında Kartal’ı eleştirirken, her kelimeyi özenle seçerler, laf ettirmezler, edenlere de kızarlar!
Yalnız kaldıklarında ise özeleştiriler gırla gider, el frenleri asla yoktur! Gelibolu’da siyah-beyazlı renk tutkunları biraz fazladır, çevrem onlarla kaplı. Bir arkadaşım var, Müştak Özinal, kongre üyesidir. Fenerbahçe derbisinden sonra ofiste sohbet ediyoruz, Müştak kardeşim biraz kızgın, biraz öfkeli! Sergen Yalçın’ı çok seviyorlar ve ona inanıyorlar. Müştak kardeşimizin Sergen hoca ile ilgili sitemlerini dikkatle dinledim.
Diyor ki Müştak, “Ljajic’e niye bu kadar sabır gösterdi, anlayamadım.” Durmuyor, “Hamlelerde geç kaldı, bazı oyuncular yorulmuştu...”
Müştak kardeşimizin mesleği muhasebecilik, ama sanırsınız ki, yargıç arkadaş, yargısız infaz yapıyor! Onun isyanını anlıyorum, şampiyonluk kovalayan Kartal’ın önemli bir avantajı kaçırdığını anlatmaya çalışıyor, kendi penceresinden haklı olabilir. Bu anlamda eleştiriler var, gelin görün ki kişisel olarak bunlara asla katılmıyorum.
Niye mi?

Yazının devamı...