Refik Anadol Milano’dan sonra Londra’da

Medya sanatçısı Refik Anadol, İstanbul’da Pilevneli Gallery’deki ‘Makine Hatıraları: Uzay’ adlı büyük ilgi gören sergisiyle uzun süre gündemdeydi.

O zaman mesaj ve e-mail trafiğinden sonra İstanbul-Los Angeles hattındaki 10 saatlik farka rağmen uzun uzun telefonda konuşabilmeyi başarabilmiştik.

Refik Anadol Instagram’da paylaştığı anten şakasının büyütülmesine üzgündü, öncelikle ortada bir linç ve manipülasyon olduğuna inanıyordu.

Türkiye’de çağdaş sanat dünyası bunları konuşurken, Refik ise çoktan Los Angeles’a işlerinin başına dönmüştü ve bu süreci paralel evrende gibi yaşadı.

Aslında onu ‘anten’ fotoğrafı paylaşmaya iten şey kendi tabiriyle Türkiye’nin en ünlü resim, heykel, güzel sanatlar okulunda birçok öğrenciden aldığı mesajlardı.

Refik Anadol Milano’dan sonra Londra’da

Şimdiye kadar hep övgüler duymaya alışıktı, bu mesajlarda da öğrenciler övgülerini Refik’le paylaşıyor ama okullarındaki akademisyenlerin ‘Makine Hatıraları: Uzay’ sergisiyle ve önündeki kuyruklarla, kuyrukta bekleyenlerle tüp sırası gibi diye dalga geçtiğini de anlatıyordu.

İşte bunu duymak sanatçıyı sinirlendirmiş, “Sergiye yapılan eleştiri değil, sergiyi ziyarete gelen sanatseverleri küçümsemelerine dayanamadım” diyordu Refik.

Eleştiriye açık olduğunu ekliyor ve akademisyen Ali Artun’un eleştiri yazısını okuduğunu ve okurken çok şey öğrendiğini söylüyordu.

Refik daha çok akademisyenlerin sözlerini önemsiyor, belki gereğinden fazla, belki kendisi de aynı zamanda akademisyen olduğu için.

Sonuçta, yaptığı anten paylaşımının şaka olduğunu, ama kötü bir şaka olduğunu kabul etti ve hemen ardından özür diledi.

“ABD’de, Avrupa’da kimsenin medya sanatını sanat mı, değil mi diye tartıştığını göremezsiniz. Türkiye’de hâlâ yaptığım işin sanat olup olmadığı tartışılıyor, oysa dünyada bu tartışmalar çok geride kaldı” diye de ekledi.

İşte bu konuda çok haklıydı, bu çağda neyin sanat, neyin sanat olmadığını tartışmaya gerek yok, zaten kimse her eseri de beğenmek zorunda değil.

Refik en çok da sergiyi gezmeden eleştirenlere kızgın ve kırgındı.

“Pandemiye rağmen İstanbul’un en çok ziyaret edilen sergisi, yurtdışından sergiyi gezmeye gelenler oldu” dedi.

“Aslında bu sergi ile ilgili konuşacak başka çok şey var” diye devam etti.

Ona göre böyle sergilerin yapılması kültür turizmi açısından da önemli.

“Sergimizin kuyruğu azalmıyor. Ve güzel haber sergi şimdiden Amerika, Avrupa, Asya ve Orta Asya’da dört farklı şehirde geziyor olacak. İstanbul’dan dünyaya açılacak bir sergi oldu!” müjdesini de verdi.

Şimdi ise Refik Anadol önce Milano’da İtalyan mücevher evi Bvlgari ile yaptığı iş birliğiyle karşımıza çıktı.

Bu iş birliği kapsamında ikonik yılan simgesinden yola çıkarak, metamorfoz kavramından ilham alan bir eser yarattı.

Üç boyutlu ve çok algılı bir yapay zekâ heykeli olan “Serpenti Metamorfosi” doğanın güzelliğini makine öğrenimi algoritmalarından elde edilen datanın ayrıntılı incelenmesi ve dönüştürülmesi aracılığıyla kutluyor ve datayı sıra dışı bir deneyim haline getiriyor.

“Serpenti Metamorphosis” enstalasyonu Terazza Duomo 21’de gerçekleşen özel bir parti ile kutlandı.

Partiye katılan isimler arasında Serenay Sarıkaya, Chiara Ferragni, Elodie, Tina Kunakey ve Ester Exposito da vardı.

Hemen sonrasında ise nu hafta Londra’da Soho House’un hemen girişindeki 180 Studios’ta çok önemli bir grup sergisiyle karşımızda Refik Anadol.

SUUM Project’in Fact ile birlikte organize ettiği ‘Lux: New Wave of Contemporary Art’ sergisinde Carsten Nicolai, Hito Steyerl, Julian Knxx, Random International ve Universal Everything’in eserleri yer alıyor.

Sergide en çok dikkat çeken enstalasyonlardan biri de işlerini çok beğendiğim Es Devlin’in BlueSkyWhite adlı enstalasyonu.

Filmekimi devam ediyor

İKSV tarafından 20 yıldır düzenlenen Filmekimi, bu yıl Paribu sponsorluğunda 17 Ekim’e kadar İstanbul’da devam ediyor.

Altın Lale kazanan Madalena’nın yanı sıra Cannes’da Altın Palmiye kazanan Titane, tüm dünyada merakla beklenen Dune: Çöl Gezegeni, Venedik’te Altın Ayı kazanan Kürtaj gibi filmlerin Türkiye prömiyerlerinin yapıldığı Filmekimi bu yıl 15-19 Ekim’de Ankara’da, 22-26 Ekim’de ise İzmir’de gerçekleşecek.

Bu akşam Filmekimi yöneticileri Paribu ile birlikte Soho House Istanbul’da Valerie Lemercier’nin Celine Dion’un hayatını anlatan ‘Aline’ filminin özel gösterimine de ev sahipliği yapacak.