Borcunu yapılandıran hastaneden dönmez

3 Şubat 2021

1 Şubat itibarıyla SGK prim borçlarının yapılandırması için başvuru sona erdi. Yapılandırma sonrası borç ödenirse borçsuz, ödenmezse borç bulunsa bile sağlık hizmetinden yararlanılır

Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçları için yapılandırma başvuruları 1 Şubat’ta sona erdi.

Genel sağlık sigortası prim borcu olan kişilerin borçları SGK tarafından otomatik yapılandırıldı. Yapılandırılmış borçların ödenmesi sonrası sağlık hizmetinden borçsuz yararlanmak mümkün.

Kim GSS’ye dahil?

Ancak geçen ay Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı kararı sonrası yıl sonuna kadar genel sağlık sigortası prim borcu bulunsa bile sağlık hizmetlerinden yararlanılabilecek. Yapılandırma sonrası borçlar ödenirse borçsuz olarak, ödenmezse borç bulunsa bile sağlık hizmetlerinden yararlanma söz konusu olacak.

Genel sağlık sigortası (GSS) prim borcu bulunanların borçları SGK tarafından otomatik olarak yapılandırıldı. Bu kişiler E - Devlet üzerinden borçlarının ödeme günlerini takip edebilirler.

Daha önce hiç gelir testine girmeyen ve bu nedenle adına borç biriken kişiler, 31 Mart 2021’e kadar gelir testine başvurur ve hane içi gelirlerinin asgari ücretin brüt tutarının üçte birinden az olduğunu tespit ettirirlerse prim borçları silinecek ve primleri devlet tarafından ödenecek. Dolayısıyla bu kişiler sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanır hale gelecekler.

Sigortalı çalışanlarla SGK’dan aylık veya gelir alanlar, yani emekliler ve dul yetim aylığı alanlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler genel sağlık sigortasından yararlanabiliyorlar. Emekliler ve dul yetim aylığı alanlar prim ödemeksizin, çalışanlar ise brüt maaştan kesilen ve işveren tarafından ödenen primler sayesinde sağlık hizmeti alabiliyorlar.

Yazının devamı...

Dünya inovasyon liginde nasıl sıçrama yaparız?

1 Şubat 2021

Dünya inovasyon liginde Türkiye 131 ülke arasında 51’inci. Bu sıralamayı değiştirebilecek girişimcilik platformu Plug and Play Türkiye’ye geldi. Toplam 9 milyar dolarlık yatırım portföyüne sahip platformun, girişimci, sanayici ve yatırımcıyı bir araya getirmesi hedefleniyor.

Çağımızın temel kavramlarından biri de inovasyon, başka bir deyişle “yenilik”... İnovasyon, yeni yaratıcı fikirlerin ya da buluşların ekonomik alanlara uygun hale getirilerek uygulanması anlamına geliyor.

Örneğin, bu yazıyı bir akıllı telefondan okuyorsanız bu bir inovasyon sürecinin sonucudur. İnovasyon, bir ülkede sürdürülebilir büyümenin sağlanması, istihdam olanaklarının ve toplumsal refahın artması ile doğrudan ilişkili. Öyle ki, yeterli düzeyde inovasyon faaliyetlerinin yürütüldüğü bir ekonomide yeni şirketler kurulacak, var olan firmalar da rekabet güçlerini artıracaklardır. Bu yüzden inovasyon için gerekli şartların yaratılması son derece önemli.

Katma değer yaratır

İnovasyonun özünde katma değer yaratmak var. İnovatif ürün ya da hizmet geliştiren şirketler önemli bir güç elde ederler. Söz konusu şirketler, kârlılıklarını ve verimlilik düzeylerini artırır, hakimiyet alanlarını genişletirler, rakipleri karşısında üstünlük sağlarlar ve böylece aslında oyunun şeklini değiştirirler. İnovasyonun kârlılığa etkisi ve oyunu nasıl değiştirdiği açısından en iyi örneklerden biri Apple.

İnovasyonun iş dünyasındaki önemine dikkat çekmek üzere yapılmış araştırmalar da her 10 küresel şirket yöneticisinden sekizinin inovasyonun büyüme stratejileri için çok önemli olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor.

Sadece 20 ülkede var

Yazının devamı...

Avans izin ücreti talep edilebilir mi?

27 Ocak 2021

İşverenler bazen yıllık izne hak kazanmamış işçiye avans yıllık izin kullandırtabilir. Ancak yıllık izin, bir iş sağlığı ve güvenliği önlemidir. Bu nedenle yıllık izin kullanım kültürünün yerleştirilmesi, bunun parasal alacağa dönüşmesinin ancak istisnai bir durum olduğunun vurgulanması gerekir

Yıllık ücretli izin hakkı, İş Kanunu’nda işçinin bir yıllık çalışma süresini doldurmasına bağlanmıştır. İşçinin çalıştığı sürelere göre kullanacağı izin hakkı ise asgari olarak belirlenmiş, işçilere bu sürelerin üzerinde de izin hakkı tanınmasına imkan verilmiştir. Ayrıca bazen işverenler bir yılını doldurmayan çalışanlarına da avans izin kullandırabilmektedir. İşçi işveren ilişkilerinde avans izin kullandıktan ve fakat yıllık izne hak kazanmadan işçinin işten ayrılması veya arada bir anlaşma olmadan işçinin yasal hakkından daha fazla izin kullanması halinde sorun çıkabilmektedir. Bugünkü yazımda işçilerin yasal haklarının üzerinde izin kullanımlarında işverenin bu sürelere ait ücreti geri talep edip edemeyeceğini inceleyeceğim. Fakat öncesinde yıllık izne hak kazanma şartları…

En az bir yıl                                                                         

İş Kanunu işçilere işyerinde bir yılını doldurmadan yıllık izin kullanma hakkı tanımıyor. İşçi bir yılını doldurduktan sonra ikinci yılı içinde hak kazandığı yıllık izni kanunun öngördüğü sisteme uygun şekilde kullanmak zorunda. İş Kanunu’muza göre; bir yıldan beş yıla kadar çalışmış işçiye 14 günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az çalışmış işçiye 20 günden, on beş yıl ve daha fazla çalışmış işçiye 26 günden az izin verilemez. Belirttiğimiz gibi bu süreler asgari sürelerdir. İşveren isterse hedefleri tutturan işçilere ilave izin verebileceği gibi, toplu iş sözleşmesiyle daha uzun izinler belirlenebilir. 18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilere ise 20 günden az izin verilemez.

Kanuna göre...

Yıllık iznin kullanımında kanun sadece süreleri değil, bunların ne şekilde kullanılabileceğini de düzenliyor. Bütün işyerleri için öncelikli ilke hak kazanılan yıllık iznin ilgili olduğu yılda kullanılması ve tamamen tüketilmesi. Çünkü amaç işçinin dinlendirilmesi olduğundan yıllık iznin tamamen kullandırılması düzenlenmiş durumda. Hatta bunu sağlamaya yönelik işverene tanınan önemli bir hak var, o da işverenin yıllık iznin tamamını kullandıracağı durumlarda, işçiyi yıllık izin kullanmaya zorlayabilmesi. Yıllık izin bölünmeyecekse, işçi yıllık iznin ait olduğu dönemi aşmamak şartıyla zorla izne çıkartılabiliyor.

Bununla birlikte işveren yıllık izni bölerek kullandıracaksa, işçi ile hem kullanılacak dönem, hem de süreler konusunda anlaşması gerekiyor.

Çünkü yıllık iznin bölünmesi tarafların anlaşmasına bağlı. Yıllık iznin bölünmesi de sınırsız bir hak değil, bir parçasının kesintisiz 10 gün olarak kullandırılması zorunlu. Geriye kalan süreler bölünebiliyor.

Yazının devamı...

65 YAŞ AYLIĞI ALANLAR ARTACAK

25 Ocak 2021

65 yaş aylığındaki gelir sınırı asgari ücrete endeksli. Asgari ücretteki önemli artış sonrası daha önce 65 yaş aylığı alamayan kişilerin yeni yıl ile birlikte aylık alabilmesi mümkün olabilir.

65 yaş aylığı ile ilgili son iki yıldır çok önemli değişiklikler hayata geçirildi. Bunlardan ilki 65 yaş aylığı alınabilmesi için dikkate alınan gelir sınırında 65 yaş üstü kişinin yaşadığı hanedeki toplam gelire değil, yalnızca eşi ile birlikte toplam gelire bakılmasıydı. Diğeri ise 65 yaş aylığının miktarındaki artıştı.

Diğer yandan 65 yaş aylığındaki gelir sınırı da asgari ücrete endeksli. Asgari ücretteki önemli artış sonrası daha önce 65 yaş aylığı alamayan kişilerin yeni yıl ile birlikte aylık alabilmesi mümkün olabilir.

Hesap değişti

19 Ağustos 2018 tarihli ve 30514 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelikle 65 yaş aylığının bağlanması açısından artık aynı hanede yaşayan tüm fertlerin gelirleri dikkate alınmıyor.

Düzenlemeye göre, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz kişilerin 65 yaş aylığına hak kazanabilmeleri için sadece varsa eşlerinin ve kendilerinin gelirlerine bakılıyor ve eşi ve kendisinin geliri asgari ücretin net tutarının üçte birinden düşük olanlara aylık bağlanıyor. Bununla birlikte, düzenlemeye göre, eşlerin aynı evde yaşayıp yaşamamaları da dikkate alınmıyor.

Dede ve torun...

Yazının devamı...

Çocukların işçiliği kararlılıkla bitecek

20 Ocak 2021

Dünya bu yıl çocuk işçiliğini bitirmeye kararlı. Bu yönde irade ortaya koyan ILO, Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı’nı yarın sanal bir etkinlikle başlatacak.

Bugün gelişmiş dünyanın en önemli sorunlarından biri çocuk işçiliği. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, çocuk işçiliği son 10 yılda yüzde 38 düzeyinde azaldı. Ancak yine de çocuk işçiliğinden etkilenen 152 milyon çocuk işçi var. Dahası, Covid-19 küresel salgını, bu durumu daha da kötüleştirdi. Ancak bu gidiş tersine döndürmek için hala umut var.

Çocuk işçiliği nedir?

Çocuk işçiliği, çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler olarak tanımlanabilir.

Mücadele yılı

Çocuk işçiliği esas olarak çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler, okula düzenli devam etmelerini ve eğitimlerini engelleyerek okullarından erken ayrılmalarına yol açacak işleri ve çocukları okullarıyla aşırı uzun süren ve ağır işleri beraber yürütmek zorunda bırakan işleri kapsıyor.

ILO’nun, asırlık tarihi boyunca mücadele alanlarından biri de çocuk işçiliğine son vermek. Öyle ki, ILO’nun kabul ettiği ilk sözleşmelerden biri, 1919 tarihli ve 5 sayılı Asgari Yaş (Sanayi) Sözleşmesi. Bununla birlikte, ILO’nun sekiz temel sözleşmesinden ikisi olan 1973 tarihli ve 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi ile 1999 tarihli ve 182 sayılı Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimleri Sözleşmesi de çocuk işçiliği ile mücadeleyi hedefliyor. ILO, tüm dünyada çocuk işçiliğine son verilmesine yönelik yasama ve uygulama eylemlerini teşvik etmek amacıyla 2021 yılını “Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı” olarak belirlediğini açıkladı. Çocuk işçiliği ile mücadele, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında da yer alıyor. Buna göre, üye devletlerin, zorla çalıştırma, çağdaş kölelik ve insan kaçakçılığına son vermek, çocukların asker olarak kullanılması dahil olmak üzere, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını sağlamak ve 2025 yılına kadar her türlü çocuk işçiliğine son vermek için etkili acil önlemler almaları gerekiyor.

Yazının devamı...

Bahşiş hakkında her şey

18 Ocak 2021

Bazı işlerde bahşiş temel ücrete yaklaşabilir hatta çoğu zaman geçer. Hesaba otomatik eklenen ile işçinin kendi topladığı farklı değerlendirilir. Fazla çalışma, tazminat ve SGK primi açısından bahşiş konusunu inceleyelim...

Ücret genellikle karşılaştığımız üzere işveren tarafından ödenmektedir. Fakat özellikle hizmet sektöründe ücretin tamamının veya önemli bir kısmının müşteriler tarafından karşılandığı da görülmektedir.

Bahşişler temel ücrete yaklaşabilmekte hatta çoğu zaman temel ücreti geçmektedir. Alınan bu bahşişlerin işçinin normalin üzerinde sarf ettiği enerjiye bağlı olarak kazanıldığı görüşünden hareketle, bahşişlerin fazla çalışmaya karşılık gelen ücret olup olmadığı tartışılmaktadır. Bunun değerlendirmesini yapabilmek için öncelikle bahşişin hukuken nasıl değerlendirildiğine bakmak gerekir.

İş Kanunu’nun 32. maddesine göre; “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.”

Tanımda ücretin işveren tarafından sağlanabileceği gibi üçüncü kişiler tarafın da karşılanabileceği ifade edilmiş. Dolayısıyla iş hukukumuzda işveren dışında üçüncü kişilerin ücret ödemesine yönelik bir engel yok. Bununla birlikte geniş anlamda üçüncü kişilerin, daha dar şekilde müşterilerin, ödedikleri paraların da kendi içinde ayrıma tabi tutulması gerekli. Müşterinin ücret ödemesi 2 şekilde gerçekleşir. Bunlardan ilki yüzde usulü, ikincisi ise bahşiş sistemi.

Yüzde usulü ödeme

Otel, lokanta, eğlence yerleri gibi yerlerde işveren tarafından servis karşılığı veya başka isimlerle müşterilerin hesap pusulalarına “yüzde” eklenerek veya ayrı şekillerde alınan paraların belirli oranlarda işçilere ödenmesi sistemine yüzde usulü ücret sistemi denilir. Bu sistemde müşterilerin ilgili oranı ödemesi zorunlu tutulduğu gibi, toplanan paranın işçilere dağıtılması da zorunlu tutulmuştur. Konuya ilişkin maddede işverenin işyerinde çalışan tüm işçilere bu parayı eksiksiz olarak ödemek zorunda olduğu açıkça belirtilmiştir.

Yazının devamı...

Emeklilikte 15 yıl ve 3600 gün için dikkat!

15 Ocak 2021

15 yıl sigortalılık ve 3600 gün primle emeklilik için kıdem tazminatı alanların yeniden çalışıp çalışamayacağı farklı tartışmalara konu oluyordu. Yargıtay açıkça, bu durumdaki işçilerin yeniden çalışmaya başlamasının “hakkın kötüye kullanılması” olmadığı kararını verdi ve bu konuda engel kalmadı.
Kamuoyunda 15 yıl ve 3600 günle emeklilik olarak bilinen emeklilik şekli hep merak edilir. Bu emeklilik için gerekli yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını sağladıktan sonra istifa ederek kıdem tazminatı alınması konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Bu konuda Yargıtay’ın verdiği yakın tarihli kararlar işçiler için çok önemli. İşverenlerin de bu konuda nasıl hareket etmesi gerektiği kararlarda ortaya çıkıyor.

Yargıtay, daha önce vermiş olduğu kararlarında 15 yıl, 3600 günle kıdem tazminatı alan kişilerin yeniden çalışmaya başlamaları konusunda dürüstlük ilkesine aykırılık yoksa ve hakkın kötüye kullanılması söz konusu değilse işçi lehine kararlar vermişti.

Çalışma hürriyeti

15 yıl, 3600 günle işçiye ödenen kıdem tazminatının genel gerekçesi emeklilik için gerekli yaş dışındaki şartları sağlaması sonrası yaş şartını çalışmadan bekleyecek olmasıdır. Bu hak kapsamında kıdem tazminatı alanların yeniden çalışıp çalışamayacağı konusu farklı değerlendirmelere konu olabiliyordu.

Yazının devamı...

Yaşlanan nüfusa bakım sigortası

11 Ocak 2021

Nüfusun yaşlanması sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratıyor. Gelişmiş ülkeler de buna çözüm olarak bakım sigortası sistemini uyguluyor. Türkiye de yakında nüfusun yaşlanması problemi ile karşı karşıya kalacak. Bu nedenle bakım sigortası önemli. Bu sigorta nasıl işliyor, birlikte inceleyelim.

Yaşam standartlarının iyileşmesiyle geçmişe kıyasla bugün insanlar çok daha uzun süre yaşıyor ve çalışıyor. Nüfusun yaşlanması, bir yandan özellikle sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratırken, diğer yandan gerek iş dünyası açısından gerekse toplumsal açıdan yeni fırsatlar sunuyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, iş dünyasında Kovid-19 salgını ile birlikte daha da hız kazanan değişikliklere uyum sağlamak için çok kuşaklı işgücünü teşvik etmek büyük önem taşıyor.

Bunun için de hükümetlerin ve işverenlerin birlikte çalışması şart. OECD tahminlerine göre, işgücü piyasasında çok kuşaklı bir yapı var olabilirse ve bu anlamda yaşlı işgücüne fırsat sağlanırsa, önümüzdeki 30 yılda kişi başına gayri safi hasıla yüzde 19 artabilir.

OECD raporu, 2050 yılına kadar dünyanın en gelişmiş ekonomilerindeki her 10 kişiden dördünün 50 yaşın üzerinde olacağını ortaya koyuyor. OECD ülkelerinde 20-64 yaş grubunda halihazırda her 3 kişiden biri 65 yaş ve üzerinde. OECD tahminleri, 2050 yılı itibarıyla söz konusu yaş grubundaki her iki kişiden birinin 65 yaş ve üzerinde olacağını ortaya koyuyor.

Yaş ayrımcılığı...

Raporda birçok kurumsal uygulamanın, fiili çalışma kapasitesi ve bireysel ihtiyaçlardan ziyade, çalışanların yaşına sıkıca bağlı olduğunun altı çiziliyor. Rapora göre, bu durum yaşlı yetişkinlerin her zamankinden daha sağlıklı ve daha eğitimli olmalarına rağmen, yeteneklerinin genellikle yeterince kullanılmamış olmasına yol açıyor.

Yazının devamı...