İşyeriniz devrolursa haklarınız kaybolmaz

27 Aralık 2021

İş sözleşmesinin devrinde işçinin onayı aranırken, işyeri devrinde ise işçi onayı istenmez. İki işlemde de işçinin kıdeme bağlı hakkı sürer. Gelin ayrıntıları inceleyelim.

İşveren değişikliği doğuran iş sözleşmesinin devri veya işyerinin devri, işçilerin şüphe ile yaklaştığı işlemlerdir. İş sözleşmesinin devrinde işçinin onayı aranırken, işyerinin devrinde işçinin onayı aranmaz, bu nedenle işyerinin devrinde işçinin çoğu zaman haberi dahi olmaz. İki işlemde de işçilerin kıdeme bağlı hakları aynen devam eder, önceden gelen ve ödenmemiş alacakları varsa yeni işverenden talep edilebilir. 

Ekonomik birlik korunmalı

İşyerinin devrinden bahsedebilmek için neyin devrinin işyerinin devri anlamına geleceğinin belirlenmesi gerekmektedir.

Yargıtay’a göre işyerinin devrinden bahsedebilmek için devredilen bölümün ekonomik birliği korunmalıdır. Yargıtay ekonomik birliğin korunmasında, “yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşulların” değerlendirilmesini arar. Eğer değerlendirme sonucunda devredilen birimin ekonomik birliğini koruduğu sonucuna ulaşılabilirse işyerinin bir bölümünün devrinden söz edilebilir. Bazı durumlarda ekonomik birlik korunuyorsa tek işçi ve diğer unsurların devri işyeri devri olarak değerlendirilebilecekken çoğunlukla tek işçi devrediliyorsa iş sözleşmesinin devri söz konusu olacaktır.

İşyeri devri bildirilir mi?

İşyerinin devri İş Kanunu’nda, İş sözleşmesinin devri ise Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. İkisinin arasındaki temel fark işyerinin devrinde işçinin onayı gerekmezken, iş sözleşmesinin devrinde işçinin yazılı onayının alınması zorunludur.

Yazının devamı...

2022'de bordrolar nasıl değişecek?

24 Aralık 2021

Ücret ve maaşların asgari ücrete kadar olan kısmını vergi dışı bırakan uygulama nasıl olacak? Bordro parametreleri nasıl değişecek? Bu yazımızda, örnekleriyle konuya açıklık getireceğiz.

Hafta başında 2022 yılında uygulanacak asgari ücret tutarına bağlı olarak değişen parametreleri ele almıştım. Bugün, bordro parametreleri açısından işverenleri yakından ilgilendiren, değişen diğer tutarları sizlerle paylaşacağım. Ayrıca, çalışanların tümü için büyük önem taşıyan tüm ücret ve maaşların asgari ücrete kadar olan kısmının vergi dışı bırakılmasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi de TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Yazımda bu konuya da yer vereceğim.

Gelir vergisi dilimleri değişti

21 Aralık 2021 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 317 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği'nde 2022 yılı için yeni gelir vergisi dilimleri belirlendi. Buna göre, 2022 yılı için gelir vergisi dilimleri şu şekilde:

Yemek ve yol yardımı

Söz konusu tebliğde, aynı zamanda işverenler tarafından çalışanlara yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna tutarı, 2022 takvim yılı için 34 TL ve çalışanların işyerine gidip gelmesi için sağlanan menfaatlere ilişkin istisna tutarı da 17 TL olarak belirlendi.

Engelli indirim tutarı

Yazının devamı...

Yeni asgari ücret neleri değiştirdi?

20 Aralık 2021

Çalışma hayatında asgari ücrete bağlı parametreler yeni yılla birlikte değişecek. İşte A’dan Z’ye ayrıntılar...

Geçtiğimiz hafta asgari ücret belirlenince çalışma hayatı ile ilgili pek çok parametre de değişti. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması ile birlikte AGİ uygulaması ve asgari ücretin üzerinde maaş alan kişiler için vergi muafiyetinin uygulanıp uygulanmayacağı sorulara gündeme geldi. Önümüzdeki hafta Meclis komisyonunda görüşülmeye başlanacak torba kanunda yer alan madde bu konuda bir öngörü sunuyor. Komisyonda yapılacak düzenlemeler ile konu netleşecektir. Ancak kesin olan şu ki çalışma hayatında asgari ücrete bağlı parametreler yeni yılda değişecek.

Günlük 166.8 TL

Asgari ücret 2022 yılı boyunca brüt 5.004 TL olarak uygulanacak. Bu rakam aylık. Ancak asgari ücret kural olarak günlük belirleniyor. Günlük asgari ücret rakamı ise 166,8 TL. Buna göre sigortalı bir çalışanın SGK’ya bildirilebilecek prime esas kazanç günlük üst sınır 1.251 TL’ye, aylık üst sınır ise 37.530 TL’ye yükselmiş oldu. Yani bir sigortalı için SGK’ya en fazla 37.530 TL üzerinden prim ödenebilecek.

Bağ–Kur’lunun primi

Primlerini kendisi ödeyen Bağ – Kur’lular için yeni yılda en düşük prim 1726.38 TL. Bağ – Kur’lular düzenli ödemede 5 puan prim indirimden faydalanabiliyor. Prim borcu olmayan ve 5 puan indiriminden yararlanan Bağ – Kur’luların prim miktarı 1476.18 TL’ye inecek. Tarım Bağ – Kur’lular için ise prim miktarı 1668.83 TL olacak. Primini düzenli ödeyen Tarım Bağ – Kur’lular ise 1426.97 TL prim ödeyecekler.

'İsteğe bağlı' sigorta ne oldu?

Yazının devamı...

Toplu sözleşmelerde iki aşamalı yetki

17 Aralık 2021

Sendikaların toplu iş sözleşmesi yapabilmeleri yetki almalarına bağlıdır. Sendikalar hukuka uygun bir şekilde kurulmakla tüzel kişilik kazanırlar fakat her kurulan sendika toplu iş sözleşmesi yapamaz. Bunun için 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu sendikanın iki barajı geçmesini şart koşmuştur. Bunlar işkolu ve işyeri barajlarıdır.

İşkolu barajı sendikanın o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 1'inin kendi üyesi olmasını aramaktadır. Böylece sendikanın ülke çapında az da olsa bir temsil gücüne sahip olması istenmektedir. %1’lik oran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın her sene Ocak ve Temmuz aylarında yayınladığı istatistiklere göre belirlenmektedir. İstatistiklere yayımından itibaren on beş gün içinde itiraz edilmezse istatistik kesinleşir ve gelecek altı aylık dönemdeki yetki tespitleri buna göre yapılır.

Sendikanın yetkili sayılmasının ikinci şartı ise işyeri barajıdır. Sendika toplu iş sözleşmesi yapmak istediği işyerinde çalışan işçilerin en az yarıdan bir fazlasını kendisine üye kaydetmek zorundadır. Aksi takdirde işkolu barajını geçse de yetki alamayacaktır. Eğer toplu iş sözleşmesi bir işletmede yapılacaksa işletmenin tümünde çalışan işçilerin en az yüzde kırkından fazlasını kendisine üye kaydetmesi yeterlidir.

İşkolu nasıl tespit edilir?

Yetki başvurusu yapılan yerin işletme mi işyeri mi olduğu sendikanın yetkisinde belirleyici olacaktır. Kanuna göre; işverenin aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu durumlarda, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir. Buna göre işverenin aynı işkolunda birden çok işyeri varsa orada ancak işletme toplu iş sözleşmesi yapılabilecektir. İlgili işkolunda tek işyeri varsa işyeri toplu iş sözleşmesi yapılacaktır. Bu nedenle işverene ait işyerlerinin bulunduğu işkolunun tespiti özel önem taşımaktadır.

İşkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespit ile ilgili kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra bu tespite karşı ilgililer, on beş gün içinde dava açabilirler. Yargıtay’a göre; “öncelikle tescil aşamasında işyerinin yer aldığı işkolu ve işkolu kodu belirlenir ve işverene tebliğ edilir. İşyerinin tescil edildiği işkoluna, işverenin, sendikaların yahut ilgililerin itirazı olması durumunda, Bakanlığa müracaat edilmelidir. Bu aşamada Bakanlık tarafından yapılması gereken ise, işyerinin girdiği işkolunun tespit edilerek bu tespiti Resmi Gazetede yayımlamaktan ibarettir. İlgililer tarafından itiraz vâki olmaz ise işkolu tespiti bu aşamada kesinleşir. Tarafların bu tespite de itirazı olması durumunda ise, işkolu tespit kararının iptali için dava açılmalıdır.” Bu nedenle tescil aşamasında belirlenen işkoluna itiraz edilmediği ve işkolunun kesinleştiği durumda işkolunda yapılacak değişiklik Bakanlık kararı ile yapılamayacak, ancak dava yolu ile mahkemeden istenebilecektir.

İşkoluna itiraz durumu

Yazının devamı...

'Salgın bilançosu uzun vadeli'

13 Aralık 2021

OECD'nin son raporuna göre, salgınla depresyon ve anksiyete riski de arttı. Salgının çocuklar ve gençlere etkisi nedeniyle, toplumsal refahta uzun vadeli olumsuz sonuçlar bekleniyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı'nın (OECD) “Kovid-19 ve Refah: Pandemide Yaşam” başlıklı çalışmasına göre, salgın, yaşamımızın, çalışma hayatımızın ve sosyal ilişkilerimizin yanı sıra refah düzeyi ile yakından ilişkili ekonomik, insani, sosyal ve çevresel sistemler üzerinde de geniş kapsamlı sonuçlar yarattı.

İlk olarak, Mart 2020 ile Mayıs 2021 döneminde OECD ülkelerinde ortalama yüzde 16 olan salgın kaynaklı ölümler, 2020'de OECD ülkeleri için ortalama yaşam beklentisinde 7 aylık düşüşe yol açmış. 15 OECD ülkesinden elde edilen veriler, 2020'de insanların dörtte birinden fazlasının depresyon veya anksiyete riski altında olduğunu gösteriyor. Yalnızlık, bölünme ve toplumdan kopukluk duyguları da 2020'nin ortası ile 2021'in ilk yarısı arasında artmış durumda.

Salgın yorgun hissettiriyor...

OECD’ye göre, fiziksel mesafe ve kapanma önlemleri çerçevesinde işyerlerinin evlere taşınması ve okulların kapanması, ücretsiz bakım işi ile aile içi şiddet açısından yeni zorluklar getirdi. OECD araştırmasına göre, 2020'de her beş kişiden biri, 2021 başlarında da her üç insandan biri işten sonra gerekli ev işlerini yapamayacak kadar yorgun hissettiğini belirtmiş.

Yaşam maliyeti üzerinde baskı

OECD verilerine göre işsiz insanların kendilerini yalnız hissetme ve kendilerini toplumdan dışlanmış hissetme olasılıkları, çalışanlara kıyasla iki kat daha fazla. Mevcut veriler, Avrupa’daki her beş OECD hanesinden birinin geçimini sağlamakta zorlandığını gösteriyor. 2020 yılında OECD ülkelerinde ortalama ev fiyatları neredeyse 5 kat ve kira fiyatları da yaklaşık yüzde 2 düzeyinde arttı. Ayrıca, enerji maliyetleri de yükseldi.

Yazının devamı...

İşsizlik sigortasında yalnızca maaş yok

10 Aralık 2021

İşsiz kalanların en büyük güvencesi olan işsizlik sigortası maaşın yanı sıra sağlık hizmetlerinden yararlanmanın sürmesini de sağlıyor. İşsizlik parası almaya başlayan kişilerin sağlık sigortası primleri İŞKUR tarafından ödeniyor.

İşsizlik maaşı işsizlik sigortasından sağlanan en önemli yardım. Ancak işsizlik sigortasında yalnızca işsizlik maaşı yok. Bunun dışında belki de en önemli yardım işsizlik maaşı alan kişi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesi. Bu sayede işsizler maaş aldıkları süre boyunca sağlık hizmetlerinden prim ödemeksizin yararlanabiliyorlar.

İşsizlik parası almaya başlayan kişinin genel sağlık sigortası primleri İŞKUR tarafından ödenir. Örneğin 10 ay boyunca işsizlik parası alan kişi 10 ay boyunca İŞKUR tarafından ödenen genel sağlık sigortası primleri sayesinde sağlık hizmeti alabilir. Diğer yandan işsizlik parası alan kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler, yani eşi ve yaş sınırını geçmeyen çocukları bu süre boyunca sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Dolayısıyla işsizlik parası alan kişinin bu süre boyunca sağlık hizmetlerinden yararlanması için herhangi bir işlem yapması gerekmez. İşsizlik parası almaktayken yeni bir işe giren kişi, işsizlik parası almaya hak kazandığı sürenin kalan kısmını, yeniden işsizlik sigortasından maaş almayı hak etmeden işsiz kaldığında almaya devam edebilir. Örneğin 2021 yılının Şubat ayında işsiz kalan ve 10 ay işsizlik parası almaya hak kazanmış ve şubat – mart ayları için maaş almış kişi nisan ayında işe girerse işsizlik parası kesilir. Bu kişi yeni girdiği işten mayıs ayında ayrılır ise kalan 8 aylık işsizlik maaşı alma hakkından yararlanabilir. Yeni işinden nasıl ayrıldığı da bu noktada önemli değildir. İşçi istifa da etse kalan süre kadar işsizlik parası almaya devam edebilir. Yeni işinde en az 1080 gün çalışır ve işsizlik parası hak ederek işten ayrılırsa bu durumda 8 değil, 10 ay işsizlik parası alabilir.

KÇÖ alanların durumu

Koronavirüs salgını sürecinde alınan tedbirler nedeniyle işyerlerinde yaşanan olumsuzlukların giderilmesi adına kolaylaştırılmış şartlarla kısa çalışma uygulaması hayata geçirilmişti. Bu çerçevede pek çok işyerinde kısa çalışmaya gidildi. Kısa çalışmaya gidilen işyerlerinde çalışan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçiler için kısa çalışmanın başladığı tarihten itibaren işsizlik maaşı alma hakkı da doğmuş oldu. Cumhurbaşkanı kararıyla kısa çalışma ödeneklerinin işsizlik maaşı süresinden mahsup edilmeyeceği de hüküm altına alındığı için kısa çalışma ödeneği alan işçiler istifa ederek kısa çalışma başlangıç tarihinden önce hak ettikleri süre kadar işsizlik maaşı alabilirler.

Kanunu dolanan ileride borçlu çıkar

İşsizlik sigortasından yararlanmak için işten kendi isteği ile ayrılmamış olmak şartı var. Kurumsal şirketler son dönemde çalışanlarına işten çıkış paketleri hazırlayarak ikale sözleşmesi ile iş ilişkisini sonlandırıyorlar. Bu şekilde işten ayrılan işçinin de işsizlik sigortasından yararlanma hakkı bulunmuyor. İkale imzalayan çalışanlar için bazı durumlarda işverenlerin kanunu dolaşarak işçiyi işsizlik sigortasından yararlandıracak şekilde bir işten çıkış koduyla işten çıkarttığı görülüyor. Eğer bu durum ortaya çıkartılır ve işçinin haksız yere işsizlik maaşı aldığı ortaya konulursa, işçiye haksız ödenen işsizlik maaşları faiziyle geri istenecektir. Bu durum eğer işverenden kaynaklı olmuşsa tutar işverenden istenecektir.

Yazının devamı...

Ücretinizi nasıl koruyabilirsiniz?

6 Aralık 2021

Çalışanların ücret seviyesi, ücreti zamanında ödenmesi, işveren tarafından doğru hesaplanması ve ücretten kesinti yapılamaması için bir dizi koruyucu düzenleme var. Gelin, inceleyelim...

İşçilerin genellikle tek geçim kaynağı olan, bu özelliği nedeniyle yaşamsal öneme sahip ücret kavramı mevzuatımızda özel koruma kurallarına tabi. Ücretin korunması çok yönlü koruma kuralları getirilerek yapılmıştır. Son dönemin en çok konuşulan konularından olan asgari ücret belirlenmesi de devletin ve sosyal tarafların doğrudan müdahalesi ile ücret seviyesinin korunmasına yönelik bir uygulamadır. Bunun dışında ücret seviyesi ile birlikte, ücreti zamanında ödenmesi, işveren tarafından doğru hesaplanması, ücretten kesinti yapılamaması gibi bir dizi koruyucu düzenleme de mevzuatımızda yer almaktadır.

Zamanında ödenmeli

Ücret ödemelerinde farklı dönemler belirlenebilir. Kanuna göre ücret en erken haftada bir, en geç ise ayda bir ödenebilir. Dolayısıyla, işveren çalışanın ücretinin iki ayda bir ödeneceğine ilişkin bir düzenleme yapamaz. Bir önceki ay ücretler ayın 10’unda yatırılmışsa, bir sonraki ay en geç 10’unda ücretin ödenmesi gerekir. Yargı da taraflar sözleşme ile anlaşmışlarsa hesaplamalar gereği ücret ödeme süresinin bir hafta uzamasını kabul edebilmektedir.

Geciken ödemeye faiz

Gününde ödenmeyen ücrete faiz talep edilebilir. Ücrete uygulanan faiz, yasal faizden daha yüksek olan mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Hatta bu ücret toplu iş sözleşmesinden kaynaklanıyorsa, bu kez daha da yüksek olan işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanacaktır. Fakat bu faizlerin istenebilmesi için işverenin temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Bu noktada ihtar gereklidir. Önceden ihtar çekilmediği takdirde faiz ancak arabuluculuk aşamasından başlamaktadır.

Kesinti nasıl olur?

Yazının devamı...

İş kazası yaşayan hangi hakka sahip?

3 Aralık 2021

İş kazası yaşanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sigortalılara ve geride kalanlara sağlanan bazı yardımlar var. İşte ayrıntıları...

İşçiler ile üretim araçlarını bir araya getiren işyeri ortamı, işçiler açısından çok sayıda riski de barındırıyor. Bazı sektörler çok daha riskli ya da tehlikeli olarak tanımlanıyor. Ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının söz konusu olduğu söz konusu sektörlerde var olan riskler önlenemediğinde ise iş kazaları yaşanabiliyor ve ne yazık ki ölüm ya da yaralanmalar ortaya çıkabiliyor.

İş kazası yaşanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sigortalılara ve geride kalanlara sağlanan bazı yardımlar bulunuyor. Ancak bu yardımların sağlanması için meydana gelen olayın öncelikle SGK tarafından iş kazası olarak tanımlanması gerekiyor.

İş kazası nedir?

SGK, iş kazasını sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda veya işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlıyor.

Örneğin; şantiyede çalışan bir işçinin kafasına inşaat malzemelerinden birinin düşmesi ve işçinin bu olaya bağlı olarak sonradan geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetmesi de ölümlü iş kazası olarak değerlendiriliyor.

Hangi yardımlar sağlanır?

Yazının devamı...