O sezon bu sezon değil!

18 Ekim 2020

Bu iki takım geçen sezon şampiyonluk mücadelesi yapmıştı değil mi?
Süper ligi takip etmeyen birine sorun, “hadi oradan” der size. Skora değil, sahadaki oyuna bakarım. Kimi tatmin etti, bilmiyorum. Ama kazanan her zaman haklıdır, hele bu şartlarda.
Trabzonspor’un mazereti belli. Takımın nerede ise yarıdan fazlası değişmiş. Futbolcunun kalitesi ne olursa olsun yeni bir ülke, iklim ve insanlara uyum sağlamak zaman alır. Nwakaeme ve Ekuban gibi ofansif oyuncuların yokluğuna, sakatlıklar ve hastalıklar da eklenince teknik direktör Newton kendine göre elindeki en hazır ekibi sürdü sahaya. Ama ne fayda? Yine hüsran.
Başakşehirspor’a gelince. İlk dört haftada gol atamamış bir takımdan söz ediyorum. Bu psikolojideki bir rakip karşısında ilk yarı sonunda soyunma odasına geride gitmek ve maçı çevirmek zor bir işti. Trabzonspor’un bunu başaracak gücü de, niyeti de yoktu. Okan Buruk’un öğrencileri ise dişlerine göre bir rakip bulduğunun farkında idi. Hep üstün kaldılar. Siftah kolay oldu.
Malzeme “bu” demek bahane değil. Özellikle orta alandaki sıkıntı büyük. Bu bölgede kaptırılan topların doğrudan tehlikeye dönüşmesi Trabzonspor’un direncini kıran en önemli faktörlerden biri oldu. Oysa yarım saatlik bölümde üç kez kaleyi yokladığında, Mert’i aşabilseler maçın hikayesi değişebilirdi. Lakin öyküyü rakip değil, sen yaşayacak ve yaşatacaksın.
Başakşehirspor’un İrfan Can ile kazandığı goldeki hatalar zinciri, Baker’in sorumsuzluğundan kaynaklandı. İki stoperin vuruş açısını kapatamaması da cabası.
Sonrasında Başakşehir aldı sazı eline. Vermeyeceksin kardeşim. İyi takım isen, iddialıyım diyorsan bu fırsatı vermeyeceksin.

Yazının devamı...

“O” kent Aydınus’a yasak!

17 Ekim 2020

Gaziantepspor - Trabzonspor maçından sonra hakem Fırat Aydınus ve gözlemci Yunus Yıldırım’ın “yemek muhabbeti” sosyal medyaya düşünce çok tartışılmıştı. Aydınus’a öfkeli olan Trabzonspor cephesinden gelen tepkilerden sonra bir gerçek var; “Kara kaplı” deftere adı yazıldı ya. Deneyimli hakem çok uzunca bir süre Trabzonspor maçlarına çıkamaz.
Gelelim o yemeğin faturasına. Hesabın KDV’si Aydınus ile Yıldırım’a kaldı.
İkiliden savunma isteyen Merkez Hakem Kurulu’nun gerekçesi, aynı masada oturmaları değil, Covid-19 testi yaptırmayan Yunus Yıldırım ile hakemlerin risk almaları. Gerçi o görüntüler yayınlanmasa, kimin haberi olacaktı masaya bırakılan tatlının kaç kalori olduğundan?
Peki, MHK soruşturma başlatmakta haklı mı? Kağıt üzerinde evet. Talimatlara aykırı davranılmış. Göz ardı edilemezdi.
Cezası mı? Kitaba bakarsanız 1-2 maç dinlendirme. Zaten bu hafta ikisinin de görevi yok. Vicdanlara sorarsanız “ihtar” yeter. Fazlası haksızlık olur.
Bu arada bir detayı da paylaşayım; Yıldırım maçtan sonra malum restorana gider. Bir süre sonra Gaziantep bölgesinden bir yardımcı hakem arar. Fırat Aydınus ve ekibiyle aynı mekana gelip gelemeyeceklerini sorar. Yunus hoca da ne desin, buyur eder. Yani önceden planlanmış bir yemek değilmiş.
“Bir musibet bin nasihattan yeğdir” deriz ya. Sanıyorum MHK gözlemcilere de Covid-19 testi yapılmasını gündemine alacak. Doğrusu bu.

Yazının devamı...

VAR’mısın, yok musun?

3 Ekim 2020

Geçen haftaki net galibiyete karşın, Trabzonspor’un takım olma yolunda epey çalışması ve skorun kimseyi aldatmaması gerektiğini dile getirmiştik.
Kabul, yeni oluşumlar, yeni bir sistem ve ülkemize ilk kez gelen oyuncuların uyum süreci. Kolay değil. İstenen düzeye gelebilmek için sabır ve zaman şart.
Eddie Newton’un kafasındaki planı anlamaya çalışıyorum. Hücum yönü kuvvetli bir ekip isterken, geçen yıl yapılan hataları önlemek adına takım savunmasına önem veren bir kadro düşlüyor belli ki. Tabii onun istediklerini kavrayabilecek ve karşılığını verebilecek bir futbolcu topluluğuna ihtiyaç var. Yetenek kadar zeka da önemli. Hadi bu da oldu, iki yönlü oynamayı hedefleyen bir takım sağlam bir kondisyona sahip olmalı. Fiziken hazır değilseniz, ki henüz sezon başındayız, beklenmedik kayıplar yaşayabilirsiniz.
Gaziantepspor deplasmanında bordo-mavililerin geçen sezonki ofansif etkinliğinden eser yoktu. Beni tatmin etmedi. Ben önemli değilim. Maça Nwakaema, Ekuban, Afobe ve Abdülkadir Ömür gibi üçüncü bölgede etkili olan isimlerle başlayıp sınırlı sayıda pozisyon üretmek, rakibin alan savunmasının güçlü olmasıyla izah edilemez. Açılması gereken kilit varsa, çözüm üretmesi gereken yer kulübedir.
Net görüşüm; Trabzonspor bu hafta da ışık vermedi. Orta saha ile üçüncü bölge arasındaki pas trafiği aksadı. İki kanat savunmacısının destekte yetersiz kalışı da dikkat çekti. Yeri gelmişken; son iki haftadır mükemmel bir performans sergileyen Serkan’ın, Pereira iyileşir iyileşmez kulübeye çekilmesi garip geldi bana. Çocuk form tutmuş, iyi de oynamışken “geriye dön” demek, gençlerin hevesini kırar, özgüvenlerini zedeler. Geleceğe yatırım, bu zihniyetle yapılmaz.
Abdükadir Ömür çizgide oynamayı seven, zaman zaman içeri girerek şut çeken veya arkadaşlarına fırsat yaratabilen bir futbolcu. Onu bu özelliklerinden mahrum bırakırsanız, köreltirsiniz. Tıpkı Nwakaeme gibi. Bu tarz oyuncuları kalabalıkların içine girmeye zorlamayın, yoksa fazlasıyla top kayıpları yaşarsınız. Özetle, kanatlarını doğru kullanamayan takım topal ördektir. Geçen sezon Trabzonspor’u ligin en golcü ve hücumcu yapan meziyetleri bunlardı. Yeniden kazanabilir mi? Zaman gösterecek.
İkinci bölümde daha çok kapanan Sumudica’nın öğrencileri sertliğin dozunu da artırınca, Trabzonspor için işler daha da zorlaştı. Hesapta olmayan, planı bulunmayan bir gol gerekiyordu. 64. dakikada Pereira’nın korner gibi kullandığı uzun taç atışında, savunmadan çıkan Campi’nin sihirli kafa dokunuşu gibi. İyi de hücumcular nerede?

Yazının devamı...

Skor yanıltmasın!

27 Eylül 2020

Öncelikle şunun altını çizmem gerek. Kimse pandemi öncesi zirveyi zorlayan Trabzonspor’un kısa sürede geri dönmesini beklemesin. Dün akşamki skora bakıp bordo-mavili ekibin iyi yolda olduğunu söylemek zor. Bir defa; takımın yarısı değişmiş. Yenilerin uyum süreci, teknik direktör Newton’un kafasındaki sistemin oturması, oyuncuların birbirlerini tanıması zaman ve sabır gerektirecek. Bu süreçte her sonuç normal sayılmalı. Önemli olan, gerçek kimliğine kavuşup, öz güvenini kazanıncaya kadar hasarı en aza indirgemek. Coşkulu, tempolu oyun sonrasında gelecektir. Çünkü adınız Trabzonspor. Bu formanın ağırlığını herkes bilecek.
Malatyaspor geçen sezondan farksız. Kusura bakmasınlar, kötü bir takım. Kısa sürede toparlanamaz ise aynı sıkıntıları yaşar. Böyle bir rakip karşısında Trabzonspor’un kazanması doğaldı. İlk 20 dakika son derece sıkıcı, temposuz ve pozisyonsuz geçti. Sağ kanatta genç Serkan’ın müthiş gayreti ve hücuma katkısı, ortada Baker’in liderliği, Nwakaeme’nin alışılmışın dışında dolaşarak oynaması ve fırsatçılığı farkı yarattı. Afobe boş alan bulduğunda etkili bir forvet olduğunu kanıtladı. Topla ne kadar çok buluşursa bitirici vuruş sayısı artabilir. Attığı goller bu anlamda usta işiydi. Flavio’yu beğendim. Kaliteli bir kumaşa ve futbol aklına sahip. Marlon iki yönlü bir sol bek. Novak’ın yokluğunu giderebilir mi? Zamanla göreceğiz.
İlk iki haftadaki hayal kırıklığından sonra bu maçta önemli olan kazanmaktı. Trabzonspor 45 dakikada farkı kolay yakalayınca kontrollü oyunu tercih etti. Oysa oyun disiplini ve devamlılık adına fazlasını yapması gerekiyordu. Mesela Abdülkadir Ömür’ün daha çok inisiyatif alması şarttı. Çünkü takımının onun yaratıcılığına ihtiyacı var.
Yeni savunma kurgusunu değerlendirebilmek için ölçü alınabilecek bir sınav değildi. Eddie Newton’un kafasının karışık olduğu belli. Stoperler konusunda hala arayışta olması, Trabzonspor için dezavantaj. Basit hatalar can yakmaya devam edebilir. Bir an önce bu sorun çözülmeli. Malatyaspor’a bu denli pozisyon veren bir savunmanın, daha ciddi rakipler karşısında ne yapacağı tartışma konusudur. Kaleci Uğurcan’ın o kritik müdahaleleri olmasa, son dakikalar yine kabusa dönüşebilirdi.
Trabzonspor her vakit yarışmacı ekipler arasında yer almak zorunda. Evet, her yeni oluşumun sancıları da beraberinde getireceği gerçeği kabul görse de, Newton’un bir an önce sorunlara çözüm üretmesi gerekiyor. Transferin bitmesine günler kala yönetimden nasıl bir hamle gelir bilemem ama, fikstüre bakınca Trabzonspor’un zorlu bir virajın içine girdiğini söyleyebiliriz. Skor yanıltmasın. Karadeniz temsilcisi belki günü kurtardı, lakin yarınlar için çok da umut verici bir tablo yok. Her maç üzerine koyarak gitmek zorunda.
Kimin ne yapacağını kestirmenin güç olduğu bir lig yaşıyoruz. Hayal tacirliği yapmak yerine gerçeklere vurgu yapmak, bazı insanların hoşuna gitmeyebilir.
Önemli olan sizin ne görmek istediğiniz değil, gerçekleri kavrayabilmeniz. Fakat şunu kabul edelim, futbolumuzun kalitesi ve düzeyi, geçmiş yılları aratacak gibi görünüyor. Herkes kendi üzerine düşenden payını çıkarmalı.

Yazının devamı...

Newton ip üzerinde!

20 Eylül 2020

Kolay maç olmayacağı kesindi. Lige kötü başlamak herkese stres yükler. Performansları etkiler, beklentileri karşılamaktan uzaklaştırır.
Yeni bir takım oluşturmaya çalışıyorsunuz ve yarışmacı apoletiniz varsa, camia sabırsız, hoş görüsüz olabilir. Aslında her ekip böyle bir yapılanma içinde. Önemli olan süreci en az hasarla atlatmak.
Lakin hemen altını çizeyim, son 25 dakikayı on kişi oynayan bir rakip karşısında çözüm üretmek, saha içinde hamle yapmak teknik adamın becerisidir, görevidir.
Eddie Newton’ı iki maçla eleştirmek haksızlıktır. Beklenmedik sakatlıklar ve takımın iskeletini oluşturan futbolcuların gidişi sonrası yeni isimlerin uyumu kolay değil. Planlar daha ilk günden bozulmuş.
Ama gördüğümü söylemeliyim. Dünkü maç Newton’ın da kariyerinin tartışmaya açılabileceği bir sınavdı. İngiliz teknik adamın üçlü savunma ve beşli orta saha anlayışı, Trabzonspor’un alışık olmadığı bir sistem. Nitekim bu denemenin mevcut kadro yapısı ile verim sağlaması zor.
Denizlispor daha ilk yarıda Trabzonspor’un sol tarafını koridora çevirdi. Aissati ve Lopes tüm atakları bu bölgeden başlattı. Onları karşılamakla görevlendirilen Abdürrahim yetersiz kaldı. Genç oyuncudan bir Novak beklemek hayal. Buna Newton’ın oyuna Nwakaeme’yi hiç alışık olmadığı sağ kanatta başlatmasını ekleyin; sahada sakat bir kadro mühendisliği vardı.
İngiliz hoca inadından 35. dakikada vazgeçti de, Denizlispor’un ezberi bozuldu. Onu dolaşarak kullanması rakibin dengesini bozmak adına bir hamle olarak düşünülebilir, ama her maçta değil.

Yazının devamı...