Sakın bir siyasetçiyle tartışma

Japonya ekonomisi dünyanın en istikrarlı ekonomilerinden biridir.

Japonya ekonomisinin büyüklüğü 4.97 trilyon dolardır.

Japonya dünyanın üçüncü büyük ekonomisidir.

Japon yeni para birimi yen 90’ların başından bu yana tüm dünya para birimleri karşısından çok istikrarlı ve öngörülebilir bir seyir izlemiştir.

Daha devam edeceğim ama devam ettikçe kendime yabancılaşıyorum. Bir gülme geliyor. Boş boş bakmaya başlıyorum önümdeki ekrana.

Malum, Merkez Bankası gösterge faizleri düşürmeye devam ediyor. Bunun sonucu olarak da Türk Lirası dolar karşısında değer yitiriyor. Hafta sonuna 11 liranın üzerinde bir kur seviyesiyle girdik.

Kur artışı demek, her alanda maliyetlerin artması demek. Fiyatların artması demek. Enflasyon demek. Alım gücünün düşmesi demek. Vatandaşın huzursuzluğunun artması demek.

Bu da siyasetçi açısından alarm zillerinin çalması demek.

Doğaldır ki iktidar partisinin yetkilileri vatandaşın huzursuzluğunu azaltmak, yumuşatmak için ellerinden geleni yapacaktır. Bunun için de propaganda yapmak hatta hamaset söylemlerine başvurmak kabul edilebilir olmasa da siyasetçinin kendi konumu açısından anlaşılabilir. Bir kere daha söyleyeyim; anlaşılabilir ama kabul edilebilir değil.

Geçen hafta iktidar partisinin bir yetkilisi Türk Lirası’ndaki devalüasyona karşı vatandaşın -deyim yerindeyse- gazını almak için bir konuşma yaptı yüce Meclis çatısı altında.

Neler neler söylemedi ki? Japon Yeni’nin “çok yüksek” seviyesinden girdi, Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne doların ne kadar yükseldiğine geldi.

Ben de gayet iyi niyetle o siyasetçinin söylediklerine rakamlar veriler ve grafiklerle yanıt vereyim diye başladım bu yazıyı yazmaya.

Sonra hakikaten bir gülme geldi.

Ne demiş büyüklerimiz:

“Sakın ola ki bir siyasetçiyle tartışmaya kalkma. İzleyenler kimin siyasetçi olduğunu anlamayabilir.”

Tam öyle değildi bu laf, farkındayım.

Sayfada çalışma yapılmaktadır

Perşembe günü Merkez Bankası’nın faiz kararına dair açıklama saat tam14.00’te gelmesi gerekirken, beş dakika gecikti. Alışılmadık bir durumdu bu. Bayağı bir komplo teorisine kaynaklık etti bu durum. Sosyal medya perşembe gününden beri zaten bu nedenle “işkillenmişken” bambaşka bir şey daha oldu.

Eski bir TCMB yöneticisi ve yeni bir siyasetçi cuma günü bir sosyal medya mesajıyla, “Tam gece yarısı Resmi Gazete’ye bakın. Acayip bir şeyler olacak” dedi. Gece yarısına daha saatler kala milyonlarca internet kullanıcısı bilgisayar, tablet ve telefonlarında Resmi Gazete’nin internet sayfasını açmış ve arada sırada sayfayı yeniden yükleyerek o müthiş gelişmeyi beklemeye başlamıştı bile. Saat gece yarısına yaklaştığında bu kullanıcılara hızla yenileri eklenmeye başladı. Milyonlarca insan saat 00.00 civarı üst üste sayfa yenileyerek o acayip gelişmeyi beklemeye başlamıştı. Sonuçta Resmi Gazete’nin sayfası bu trafiğe dayanamayıp çöktü.

Yaklaşık beş dakika sonra da yeni Resmi Gazete yayımlandı.

Eski Merkez Bankası yöneticisi ve yeni siyasetçinin deprem dediği kararı ben göremedim.

Bir büyükelçi atanmış galiba yeni.

Herhalde o bomba gelişme budur.

Değil mi?