Türküler, turnalar, sayılar…

Bu hafta aktarmak zorunda kaldığım bir haber beni çok hassas bir yerimden vurdu. Hâlâ da aklımdan çıkmıyor. Anlatabilmem için önce türkülere, sonra da sayılara başvuracağım.

Bağdat ellerinden gelen turnalar,

Turnalar ne haber, yârdan ne haber?

Şimdi benim yârim gözün sürmeler

Turnalar ne haber, yârdan ne haber? *

TRT’nin Türk halk müziği repertuvarında 4616 adet sözlü eser vardır. Bu türküler arasında içinde “turna” sözü geçen türkü sayısı ise 45’tir. Ölümden doğuma -burada tek tek saymamın imkânsız olduğu- binlerce farklı şey ve olay üzerine yakılmış bu 4 bin 616 türkünün 45’inin turnalara ayırılmış olması dikkat çekicidir. Bu hiç de düşük bir rakam değildir. Yani turnalar Türk halk müziğinde, dolayısıyla da Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir.

Esip esip karlı dağlar aşarsın

Kılavuzun yok mu, neden şaşarsın?

Bir yazdan, bir güzden derdim deşersin,

Turnalar ne haber, yârdan ne haber?

Turna türkülerde haberci olarak çıkar karşımıza. Hasreti, özlemi anlatır. Dert ortağıdır, sıla özlemidir. Kutsal topraklardan gelir, kutsal topraklara gider. Kimi araştırmacılar Kök Tenri’yi  temsil ettiğini var saymıştır. Kutsaldır. Hele Alevi kültüründeki yeri bambaşkadır. Hz. Ali’nin sesidir, nefesidir.

Katar katar gökyüzünde dönersin,

Akşama mı kaldın neden eversin?

Doğru söyle sen Mevla’yı seversin,

Turnalar ne haber, yârdan ne haber?

TRT repertuvarına göre, bu 45 turna türküsünün yedisi Sivas’tan derlenmiş. Sonra sırasıyla üç türküyle Manisa ve iki türküyle Erzincan, Tokat, İzmir, Keskin, Van, Niğde, Erzurum, Konya ve Azerbaycan geliyor. Malatya, Bursa, Çorum, Yozgat, Kahraman Maraş, Adıyaman, Isparta, Eskişehir, Ankara, Merzifon, Kütahya, İstanbul, Rumeli, Ordu, Tunceli, Balıkesir ve Urfa’dan şişe birer türkü derlenmiş. Yani bizim eller diyebileceğimiz yerlerin, yörelerin ya da kültür havzalarının tamamına yayılmış turna sevgisi.

Yârimi öldürmüş, eli kan m’ola?

Ak gerdan üstüne çifte ben m’ola?

Doğru söylen, benim yârim sağ m’ola?

Turnalar ne haber, yârdan ne haber?

Geçen hafta 5 bin allı turna yavrusunu susuz bırakarak öldürdük. Üstelik 1. Derecede Doğal Sit Alanı, Önemli Bitki Alanı, Önemli Doğa Alanı, Önemli Kuş Alanı statülerine sahip bir alan olan Tuz Gölü’nde. Binlerce yıldır en önemli göç mekânlarından biri olan, bir vakitler “flamingo cenneti” diye adlandırılan yerde.

Geçen yıl 20 bin 381 yavru çıkmıştı yumurtadan. Bu sene de aynı sayıya yakın yavru çıkartmış olsalar bile bu flamingo nesli için felaket denebilecek bir kayıp. Hele de yumurtadan çıkan yavruların hayatta kalma oranı zaten çok yüksek değilken. Seneye çok daha az sayıda gelecekler muhtemelen. Belki gelenler bir daha aynı yere konmayacak.

Kuşların bile konmadığı bir memleket mi istediğimiz...

* Bağdat Ellerinden Gelen Turnalar
Yöre: Çorum/Mecitözü
Kaynak Kişi: Âşık Veli Erdem
Derleyen: Muzaffer Sarısözen