Uluslararası siyasette küresel sistemin yönü değiştiğinde, dünün krizleri bugünün stratejik zorunlulukları karşısında geri plana itilebiliyor. Türkiye-Almanya ilişkilerindeki yeni eşik ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ‘stratejik diyalog’ mekanizmasını yeniden başlatan Berlin ziyareti de bu çerçevede okunmalı.
Bu ziyaret, Goethe Enstitüsü’nün benim de aralarında olduğum bir grup Türk gazeteciyi ağırladığı programla aynı haftaya denk geldi. Almanya’da görüştüğümüz siyasetçiler, ekonomi-enerji uzmanları, gazeteciler ve akademisyenlerin yorumları, Berlin’in yeni döneme nasıl baktığını anlamak açısından dikkat çekiciydi.
Almanya’nın yüzleştiği gerçek
2022’de başlayan Ukrayna Savaşı sonrası Rusya’ya yönelik tehdit algısı hâlâ güçlü. ABD’nin Avrupa savunmasındaki rolünü azaltma eğilimi de Berlin’de artık kabul edilmiş görünüyor. Almanya odağını ‘bundan sonrasına’ çevirmiş durumda.
AB çok kutuplu, çok
İki küresel güç ABD ve Çin’in liderler buluşması bu haftanın manşetiydi. Pekin’in hemen yanı başında, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de yapılan BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Mısır, Etiyopya, İran, BAE, Suudi Arabistan, Endonezya) Dışişleri Bakanları toplantısı ise haliyle bu tarihi zirvenin gölgesinde kaldı. İran meselesi, Yeni Delhi’deki mesajların ana başlıklarından biriydi.
Arakçi’nin ilk ziyareti
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bizatihi Hindistan’da boy göstermesi Yeni Delhi açısından çok önemliydi. Zira İranlı bakan savaş başladığından bu yana ilk kez Hindistan’a gitti. ABD-İran savaşında diplomatik zemini Pakistan’a kaptıran ve uzun süredir bunun ‘travmasını yaşayan’ Hint yönetimi, BRICS toplantısı sayesinde yeniden kendisini hatırlatmış oldu. Hindistan’ın daha büyük beklentileri var: Müzakereleri Pakistan’dan Hindistan’a almak. Peki, bu mümkün mü? Pek değil. Zira ABD Başkanı Donald Trump ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım
ABD-İran arasında ateşkes ihlallerine rağmen mutabakat çabaları sürerken, Çin -uzakta gibi görünse de- bu sürecin merkezinde yer alıyor. Bu süreçte iki önemli ziyaret, Pekin’in pozisyonunu anlamlandırmak için üzerinde durulmaya değer: Biri İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin 6 Mayıs’ta yaptığı Pekin ziyareti, diğeri de ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs’ta yapacağı Çin seyahati. Bu sürecin kaybedeni gibi görünen Pekin’in aslında ne yapmak istediğine yakından bakalım.
Savaşın Çin’e maliyeti ne?
Çin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı. Hürmüz’ün kapanması Basra’dan gelen arzın dörtte bir oranında düşmesine sebep oldu. Çin bu açığı Rusya’dan Orta Asya’dan karşılamaya çalışsa da açığın sadece dörtte birini kapatabiliyor. Bu yüzden stratejik rezervlerine girmiş ve açığı bunlarla telafi etmeye çalışıyor; ancak bu ona sadece altı aylık bir nefes borusu yaratabiliyor.
ABD Başkanı her seferinde
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney perşembe günü Hürmüz’de ‘’yeni bir sayfa açıldığını’’ ilan etti, ‘‘ABD askeri varlığının bölgeden temizlenmesinin yanı sıra, boğazın yönetiminin kıyıdaş devletler tarafından üstlenilmesi gerektiğini’’ söyledi. Kulağa hoş gelse de fiiliyatta ‘başarılı’ olmuş bir ABD ablukası devam ederken, dahası ABD Başkanı Donald Trump o ablukayı ‘sıkılaştırma’ talimatı vermişken, yeni bir sayfa açmak mümkün mü? Pek değil. Gelin perde arkasında aslında ne oluyor, bakalım…
Perde önü ve arkası
Sert söylemlere rağmen tarafların Pakistan arabuluculuğunda Hürmüz’ü nasıl açacaklarına dair formülleri görüştüğü biliniyor.
İran’ın Hürmüz’ün statüsünü yeniden tanımlamak, hatta boğazdan geçiş ücreti almak istediği sır değil. ABD’nin de İslamabad’daki ilk turda kontrol ve gelir paylaşımı gibi öneriler getirdiği de… Hatta İran’ın ABD’den tazminat talebinin, bu
Pakistan, 11 Nisan’daki ilk turun ardından ikinci tur için tüm hazırlıklarını yapsa da ‘Hürmüz’deki ABD ablukası’ süreci kilitledi ve Trump’ın salı günü açıkladığı ateşkesi uzatma kararına rağmen masa kurulamadı, İslamabad’da uzun bir bekleyiş başladı.
Üç gün boyunca İran’ı ikna etmeye çalışan Pakistan nihayet cuma günü bir yanıt alabildi. Pakistan ve İran Dışişleri Bakanları’nın telefon görüşmesinden sonra, Abbas Arakçi’nin İslamabad’a geleceği fakat bunun ikili bir ziyaret olacağı açıklandı. Arakçi’nin Pakistan’dan sonra Moskova ve Muskat’a gidecek olması da dikkat çekti.
İslamabad’a ulaşan ilk bilgiler
Edinebildiğim bilgiler, bu ziyaretler ‘zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması için Devrim Muhafızlarını da tatmin edecek bir formül arayışına dönük’ yapılıyor. İkinci tur öncesi nükleer meselede ‘İran içindeki pürüzler aşılmaya’ çalışılıyor. Yeni tur için
İran’ın bölünmüş siyaseti, ABD Başkanı’nın sürekli değişen açıklamaları derken, İslamabad’da gerçekleşmesi ümit edilen ikinci tur müzakereler belirsizliğe sürüklendi... Tahran heyet göndermeyeceğini, Trump ateşkesi uzattığını söyledi
Pakistan’ın başkenti İslamabad, ABD ile İran arasında savaşın yeniden başlamaması ve diplomasiye şans tanınması için Washington ve Tahran’dan gelecek muhtemel heyetleri ağırlamak için tüm hazırlıklarını yapıp, bekleyişini sürdüredurdun, ABD ve İran’dan yapılan açıklamalar, beklentileri arapsaçına çevirmiş durumda. Nitekim İran görüşmelere katılmayacağını duyururken, ABD Başkanı Donald Trump, normalde bugün bitmiş olması gereken ateşkesi, Pakistan’ın talebiyle uzattığını duyurdu. Bu da işleri biraz daha karmaşıklaştırdı.
ABD ile İran heyetleri, ilk tur müzakereler için 11 Nisan’da yine Pakistan’da bir araya gelmiş, o masa da hiç kolay kurulmamıştı. Yeni tur için müzakereler de, şayet yapılabilirse, şimdiden bir o kadar çetin
Diplomasi Forumu (ADF) için bir kez daha Antalya’dayım. Bu forumun bize yıllardır gösterdiği bir gerçek var: Yıllar geçiyor, savaşlara yenileri ekleniyor ve gündem bir öncekine göre daha da ağırlaşıyor.
Örneğin bundan 4 yıl önce, Ukrayna savaşı başladığında, bütün gözler Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitri Kuleba’daydı. Geçen yıl ADF’de Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara rüzgârı esmişti. 11 yıllık iç savaştan sonra, kırılgan bir süreçte, yeni lider olarak ilk kez dünya sahnesine çıkıyordu. Bu yılın yıldızı ise, İran savaşını bitirmek için Washington-Tahran arasında arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan’dan gelen konuklardı.
Pakistan’ın sessizliği
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Antalya’da “sessiz ama derinden” bir varlık gösterdi. Şerif, zaten Körfez turunun ardından Türkiye’ye gelmişti. Pakistan heyeti ABD-İran arasında yeni tur müzakereleri hayata geçirebilmek için uğraşıyor.
ABD-İran arasında 21 saat süren görüşme maratonu hüsranla sonuçla sonuçlandı. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, “Anlaşma olmadan İslamabad’dan ayrılıyoruz” diyerek sonucu dünyaya ilan etti.
J.D. Vance’in, kısa süren basın toplantısının ardından İslamabad’daki gazetecilere ve dünyaya bıraktığı pek çok soru işareti vardı. En can alıcılarını sıralayalım:
8 Nisan’daki İslamabad mutabakatında varılan ateşkes devam ediyor mu? J.D. Vance, İran’a nükleer konusunda “en iyi teklifi sunduklarını” söyledi ama o teklif neydi? İran’a bir süre verildi mi? Verildiyse o takvim ne?
Masa dağıldı mı? Doğrudan ya da dolaylı formatta bir kez daha bir görüşme olacak mı? Olacaksa, nerede olacak? Bu sorulara yazının sonunda edindiğim bilgilerle yanıt vermeye çalışacağım.
Söylenen, söylenmeyen
Vance, 21 saat süren görüşmelerde tek anlaşmazlık noktası “nükleermiş” gibi konuştu. Oysa görüşmelerde üç temel tıkanma noktası vardı. Bunlardan ilki, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda ABD&r