İran’ın bölünmüş siyaseti, ABD Başkanı’nın sürekli değişen açıklamaları derken, İslamabad’da gerçekleşmesi ümit edilen ikinci tur müzakereler belirsizliğe sürüklendi... Tahran heyet göndermeyeceğini, Trump ateşkesi uzattığını söyledi
Pakistan’ın başkenti İslamabad, ABD ile İran arasında savaşın yeniden başlamaması ve diplomasiye şans tanınması için Washington ve Tahran’dan gelecek muhtemel heyetleri ağırlamak için tüm hazırlıklarını yapıp, bekleyişini sürdüredurdun, ABD ve İran’dan yapılan açıklamalar, beklentileri arapsaçına çevirmiş durumda. Nitekim İran görüşmelere katılmayacağını duyururken, ABD Başkanı Donald Trump, normalde bugün bitmiş olması gereken ateşkesi, Pakistan’ın talebiyle uzattığını duyurdu. Bu da işleri biraz daha karmaşıklaştırdı.
ABD ile İran heyetleri, ilk tur müzakereler için 11 Nisan’da yine Pakistan’da bir araya gelmiş, o masa da hiç kolay kurulmamıştı. Yeni tur için müzakereler de, şayet yapılabilirse, şimdiden bir o kadar çetin
Diplomasi Forumu (ADF) için bir kez daha Antalya’dayım. Bu forumun bize yıllardır gösterdiği bir gerçek var: Yıllar geçiyor, savaşlara yenileri ekleniyor ve gündem bir öncekine göre daha da ağırlaşıyor.
Örneğin bundan 4 yıl önce, Ukrayna savaşı başladığında, bütün gözler Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitri Kuleba’daydı. Geçen yıl ADF’de Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara rüzgârı esmişti. 11 yıllık iç savaştan sonra, kırılgan bir süreçte, yeni lider olarak ilk kez dünya sahnesine çıkıyordu. Bu yılın yıldızı ise, İran savaşını bitirmek için Washington-Tahran arasında arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan’dan gelen konuklardı.
Pakistan’ın sessizliği
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Antalya’da “sessiz ama derinden” bir varlık gösterdi. Şerif, zaten Körfez turunun ardından Türkiye’ye gelmişti. Pakistan heyeti ABD-İran arasında yeni tur müzakereleri hayata geçirebilmek için uğraşıyor.
ABD-İran arasında 21 saat süren görüşme maratonu hüsranla sonuçla sonuçlandı. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, “Anlaşma olmadan İslamabad’dan ayrılıyoruz” diyerek sonucu dünyaya ilan etti.
J.D. Vance’in, kısa süren basın toplantısının ardından İslamabad’daki gazetecilere ve dünyaya bıraktığı pek çok soru işareti vardı. En can alıcılarını sıralayalım:
8 Nisan’daki İslamabad mutabakatında varılan ateşkes devam ediyor mu? J.D. Vance, İran’a nükleer konusunda “en iyi teklifi sunduklarını” söyledi ama o teklif neydi? İran’a bir süre verildi mi? Verildiyse o takvim ne?
Masa dağıldı mı? Doğrudan ya da dolaylı formatta bir kez daha bir görüşme olacak mı? Olacaksa, nerede olacak? Bu sorulara yazının sonunda edindiğim bilgilerle yanıt vermeye çalışacağım.
Söylenen, söylenmeyen
Vance, 21 saat süren görüşmelerde tek anlaşmazlık noktası “nükleermiş” gibi konuştu. Oysa görüşmelerde üç temel tıkanma noktası vardı. Bunlardan ilki, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda ABD&r
Pakistan’ın başkenti İslamabad’da dün başlayan ve doğrudan görüşmelerin de gerçekleştiği müzakereler, Hürmüz Boğazı’na ilişkin pürüzle tıkanmış görünüyor. İran, bunun ABD’nin “maksimalist taleplerinden” kaynaklandığını söylüyor
ABD-İran arasındaki tarihi görüşme için heyetlerin Pakistan’a gelmiş olması bizatihi önemliydi. Zira İslamabad, 1979’dan sonra iki ülke diplomatik ilişkilerinin kesilmesinin ardından yapılan görüşmelerde, “en üst düzeydek heyetleri” ağırlamış oldu. İslamabad cumartesi günü bir şeyi daha başardı, o da 2015’ten bu yana ‘doğrudan’ görüşmeyen iki tarafı aynı masa etrafında buluşturmaktı. Aslında başlangıç olumluydu, ta ki Hürmüz başlığına gelene kadar.
‘Maksimalist’ talepler
İran’ın İslamabad’daki masaya Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü kaybetmeme ve buranın statüsünün belirlenmesi talebiyle oturacağı herkesin malumuydu. Fakat beklenmedik bir şey oldu ve
ABD ve İran, 40 günlük savaşın ardından mutabık kaldıkları - son derece kırılgan ve İsrail’in Lübnan saldırıları ile diplomasi masasını sallayan - ateşkesi sürdürebilmek için bugün Pakistan’da bir araya geliyor. Ben de zirveyi takip etmek için İslamabad’dayım ve şehirde yaptığım görüşmelerden sonra edindiğim izlenimi paylaşarak başlayayım: Bu ateşkesin devamının gelmesi bile aşamada bir başarı olacak.
Önce heyet ve format muammasından başlayalım. ABD Başkanı J.D. Vance’in gelip gelmeyeceği, uçağa binene kadar gün boyu İslamabad’da tartışıldı. Pakistanlı yetkililer son ana kadar bilgiyi teyit etmedi. Çünkü o gelmezse İran da heyetini ona göre şekillendirecekti. Meclis Başkanı Muhammed Bakir Galibaf ya dahil olacak ya da heyetten çıkarılacaktı. Washington’ın Galibaf isminde ısrarcı olduğu, İran tarafının da J.D. Vance olmadan görüşmelere oturmama pozisyonu netti.
Perde arkasında son ana kadar “muhataplık ve diplomatik seviye” belirleme mücadelesi oldu. Bu satırlar yazılırken, pek çok belirsizlik ise devam ediyordu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Mart ayı başında İran savaşına dair yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştı. Ülkesi Rusya ile savaştayken – hatta sahada işler pek iyi gitmezken - “Körfez, İran İHA’larına karşı yardımımızı istiyor” demişti. Bir sonraki hafta da Ukraynalı hava savunma sistemleri uzmanları, saha çalışması için bölgeye gitmişti.
Bu iş birliği Zelenskiy’nin geçen hafta sonu yaptığı Körfez ziyaretinde kâğıda döküldü. Ukrayna Devlet Başkanı, ‘‘Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile tarihi güvenlik anlaşmalarına varıldığını’’ duyurdu. Ürdün ve Kuveyt ile görüşmeler sürüyor. Bahreyn ve Umman da iş birliğine açık.
Siyasal tercih
Güvenlik anlaşmalarının temel çerçevesi şu: Kiev, İran’ın İHA tehditlerine karşı Körfez’e hava savunma sistemleri satacak, hatta birlikte üretim de yapılacak, bunun karşılığında Körfez’den savunma ve tarım sektörü için gerekli yakıtı alacak.
Aslında Ukrayna’nın geçmişte Suudi
Bir insan düşünün bir gün ‘A’ diyor, ertesi gün ‘Z’. Bir gün bir fikri savunuyor, ertesi gün 180 derece tersini. Bu kişi sokaktaki herhangi biri olsaydı mesele yoktu ama ABD Başkanı olunca işin rengi değişiyor.
Donald Trump’ın İran Savaşı ile ilgili son kararı, Tahran’a on gün ek süre vermekti; ama bu demek değil ki bu süre içinde enerji tesislerini vurmaz. Vurabilir, daha önce yapmadığı şey değil.
Peki bu dengesizlik hali normal mi? Bu tartışma ABD’de psikiyatrlar taraftan bilimsel düzeyde Trump’ın ilk döneminden beri yapılıyor. Uzmanlar klinik olarak Başkan’ın bu dengesiz hallerinin arkasında çocukluğundaki travmaların yattığını düşünüyor.
Kongre’ye gönderilen mektup
Sebeplere eğilmeden önce, ABD’li psikiyatr Dr. John Gartner’ın 2017’de attığı adımı hatırlatalım. Gartner ‘change.org’ sitesinde ‘Ruh sağlığı uzmanları Trump’ın akıl hastası olduğunu ve görevden alınması gerektiğini ilan ediyor’ başlıklı dilekçeyi imzaya açtı. Uzmanlardan görüş
ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda üç haftayı geride bırakıyoruz. Tahran bir taraftan ağır yara alırken, diğer taraftan dünya ekonomisini sarsıyor.
İsrail’in Güney Pars doğalgaz sahasını vurmasının ardından İran da enerji tesislerini hedef almaya başladı. Sadece İsrail’in Hayfa’daki tesisini değil, Suudi Arabistan’ın Exxon Mobile ile işlettiği Samref’i, Katar’ın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) rafinerisini, Birleşik Arap Emirlikleri’nin El Habshan sahasını, Kuveyt’in Mina Abdullah tesisini hedef aldı.
İran’ın savaşın başından beri stratejisi, ABD’yi Körfez’deki müttefikleri üzerinden yıpratmaktı. Körfez’e gönderilen füzelerin sayısı bu stratejiyi açıkça ortaya koyuyor.
İsrail’in beş katı füze Körfez’e
İlk 19 günde Körfez ülkelerine toplamda 3 bin 186’dan fazla füze ve İHA (insansız hava aracı) gönderildi. Bu rakam İran’ın İsrail’e gönderdiği mühimmat sayısının yaklaşık beş katıydı. Aynı dönemde İran, İsrail’i sadece 650