Mars’a ‘Azimli’ yolculuk

Bu hafta dünya gözünü Mars’a çevirdi. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), “Perseverance” (Azim) isimli uzay aracını Kızıl Gezegen’e indirdi. Kâşif robotun 7 aylık yolculuğun ardından Mars’ın yüzeyine başarıyla inmesi hiç kuşkusuz, insanın uzay yolculuğu için kritik bir dönemeç ve eşsiz bir kilometre taşı. İnsanoğlunun 1950’lerden sonra Ay’a ulaşma hedefiyle başlayan ve Mars’ı keşfetmeyle devam eden uzay yolculuğunda ulaşılan her köşe, oradan alınan her örnek, yapılan her keşif, Dünya’nın ve gezegenlerin oluşumunu keşfetmeye bir adım daha yaklaşmak anlamına geliyor.

ABD, Perseverance ile 9. kez Mars’ın yüzeyine inmeyi başaran ilk ülke oldu. Bu aracın farkı ise, bugüne kadar olanlardan daha gelişmiş olması. Örneğin, üzerine yerleştirilen mikrofonlarla Kızıl Gezegen’in sesini de ilk defa duyabileceğiz. Ayrıca Perseverance Mars’ın yüzeyinden toplayacağı kaya ve toprak parçalarıyla uzmanlara artık derin astrobiyolojik analiz imkânı sağlayacak. Böylece biz milyonlarca hatta milyarlarca yıl önce Kızıl Gezegen’de bir hayat olup olmadığını anlayabileceğiz. Bu misyon bu yüzden çok önemli. Ancak Mars’a insanlı yolculuk için hala uzak bir noktadayız. Çünkü Ay ile kıyaslandığında Mars’ın bilinmezleri çok daha fazla.

Bu hafta NASA’nın Ay ile Mars misyonları arasındaki farkı, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin ilk 6 kadın astronotunlarından biri olan ve 1984 yılında Discovery-2 ile uzaya giden Anna Lee Fisher’a sordum.

Yolculuk neden zor?

Fisher “Aya gitmenin teknik olarak zorlukları var ama bunlar üstesinden gelinemeyecek zorluklar değil. Aya insanlı ya da insansız yolculuk yaptık ve buna hazırlıklıyız. Roket yani fırlatma ve iniş teknolojisi anlamında aya nasıl gidileceğini biliyoruz” diyor. Ancak buna karşılık Mars konusunda bilinmezlikler çok daha fazla. Fisher o zorlukları şöyle anlatıyor:

“Mars’a gitmek ise tamamen bambaşka bir hikaye. Örneğin Mars’ta radyasyonla mücadeleyi bilmiyoruz. Yüzeyde ilerlemeyi sağlayacak sistemler kurulması gerekiyor. Bizi ileriye götürecek sistem nedir, güneş enerjisiyle çalışan bir sistem midir, yoksa nükleer yakıt ile çalışan bir sistem mi, bunu da bilmiyoruz. Ayrıca 3-6 ay gibi bir süre orada kaldıktan sonra insan vücudu nasıl etkilenecek bunları da bilmiyoruz.”

Önce Ay’da yaşam

NASA’nın ilk kadın astronotlarından olan Fisher, Ay’a ulaşılabildiğini ancak Ay’da nasıl yaşanacağını henüz bilinmediğinin de altını çiziyor. “Ay’ın zor kısmı, doğal ortamın nasıl yaratılacağını öğrenmek” diyor. Fisher, “Kendimizi radyasyondan nasıl koruyacağımızı, besinlerimizi nasıl yetiştireceğimizi, acil bir durumda dünyaya dönmeden hangi müdahale yöntemlerini kullanmamız gerektiğini bilmiyoruz. Bu yüzden önce Ay’a gidip bir yaşam kurabilmek, Mars’ta nelerle karşılabileceğini öngörmek açısından önemli. Bu, Mars’a gidildiğinde o bilinmezlikleri en aza indirmek için de önemli” değerlendirmesini yapıyor.

Mars’a ‘Azimli’ yolculuk

Jezero Krateri nasıl seçildi?

Mars yüzeyinde 60’dan fazla yer incelendi

Biliminsanları önerilerini gerekçeleriyle NASA’ya sundu

2015 yılında bu sayı Jezero Krateri dahil sekize düşürüldü

Gusev krateri (Kolombiya tepeleri), Eberswalde krateri, Holden krateri, Mawrth Vadisi, Güneydoğu Syrtis bölgesi, Nili Fossae grabeni, Güneybatı Males Chasma kanyonu

8-10 Şubat 2017’de bu liste üçe indirildi (Jezero krateri, Güneydoğu Syrtis bölgesi ve Kolombiya tepeleri)

Kasım 2018: NASA Jezero kraterine inme kararı aldı (Gerekçe: Bilim insanları buranın eski bir nehir deltasına evsahipliği yaptığını ve krater gölünde kil minarelleri olduğuna dair kanıt gördü)

NASA’nın kaşif aracı: Perseverance
Uzunluk: 2,9 metre
Yükseklik: 2,2 metre
Kütle: 1,025 kg
Fırlatılma tarihi: 30 Temmuz 2020
Mars’a iniş tarihi: 18 Şubat 2021
İndiği yer: Jezero krateri (3,9 milyar yıl önce 250 metre derinliği olduğu tahmin edilen göl)

Mars’a ‘Azimli’ yolculuk

Perseverance’ın hedefleri:

1- Yaşamın izini arayacak

2- Geçmiş biyolojik izleri tarayacak

3- Örnek toplayacak (Mars’tan toprak, kaya örnekleri alacak)

4- Oksijen testi yapacak (İnsanlı yolculuk hazırlığının ilk adımı)

NASA’nın başarılı Mars misyonları:

1- Viking 1 : 20 Temmuz 1976’da Mars’a indi (Golden Plains bölgesine)

2- Viking 2: 3 Eylül 1976’da Mars’a indi

(Viking 1 ve 2’nin misyonu mikro organizma keşfi, hava durumu analizi ve panoromik fotoğraf çekimleriydi)

3- Pathfinder: 4 Temmuz 1997’de indi (Misyonu, düşük maliyetli inişlerin uygulanabilirliğini test etmekti) 

4- Spirit: 3 Ocak 2004’te Mars’a indi (Misyonu 6 yıl sürdü, irtibat 2010’da kesildi Aşırı soğuk ve iç sıcaklık kâşifin sistemlerini etkiledi)

5- Opportunity: 24 Ocak 2004’te Mars’a indi (İrtibat 2018’de kesildi, güneş enerjisi ile çalışan aracı yüzey tozları etkiledi)

6- Phoenix: 25 Mayıs 2008’de Mars’a indi. (Misyonu su ve yaşam potansiyelini incelemekti)

7- Curiosity: 6 Ağustos 2012’de Mars’ta Gale Krateri’ne indi (Misyonu yaşam formlarını incelemek, görevi hala sürüyor)

8- Insight: 26 Kasım 2018 Mars’ta Elysium Planitia Bölgesi’ne indi (Misyonu derin sismik araştırmalar ve görevi hala sürüyor)

Anayasa Komitesi Kilitlendi

Bu hafta satır arasında kalan önemli gündem başlıklarından biri Suriye’ydi. Bilindiği gibi Suriye’de yeni anayasayı yazmak için bir buçuk yıldır Anayasa Komitesi görüşmeleri devam ediyordu. Suriye rejimi ve muhalefetinin temsilcileri BM arabuluculuğunda beş tur görüşme yapmış ancak Ocak ayında yapılan son turda görüşmeler tıkanmıştı. Bu hafta Türkiye, Rusya, İran devreye girdi ve üç ülkenin yetkilileri Soçi’de buluştu. İki günlük toplantı sonrası yapılan açıklamada taraflar Komite’nin çalışmalarına devam etmesi için iradelerini ortaya koyduklarını duyurdu ama bu irade görüşmelerin kaldığı yerden devamını sağlayabilecek mi, bu henüz belirsiz. Çünkü Suriye muhalefetinin bu noktada net talepleri var. Soçi toplantısı öncesi görüştüğüm Müzakere Heyeti Eş başkanı Hadi El-Bahra o talepleri iki başlıkta sıraladı.

“Ucu açık olmamalı”

 El Bahra, “Anayasa Komitesi’nin çalışma metodolojisi değişmeli. Çalışma oturumları hızlandırılmalı. Şu anda ayda bir toplantı yapılıyor; o toplantılar beş gün sürüyor ve sonrasındaki üç hafta bir daha toplanmıyor. Biz ‘Üç hafta çalışalım, beş gün toplanmayalım’ şeklinde bir öneri götürdük. Ayrıca Anayasa Komitesi’nin çalışmasının ne zaman biteceğine ilişkin bir zaman sınırı olmalı. Bir takvim belirlenmeli.” dedi. Muhalefet bu talepleri Türkiye’ye iletti, talepler konusunda Rusya’yı da bilgilendirdi. İki ülke yetkilileri Soçi’deki masaya bu talepleri bilerek oturdu.

Tıkanma noktaları neler?

Hadi El-Bahra Suriye rejimini ‘müzakereye niyetli’ olmamakla suçladı; “Rejim ilk turdan itibaren masaya anayasa ile ilgisi olmayan konular getirdi” dedi. El-Bahra o konuları “Bize ‘Amerika veya Türkiye’nin işgalci olduğuna’ dair açıklamalar yapmamızı istediler. Halbuki dış güçleri Suriye’ye davet eden kendileri. Rejim böyle gerekçelerle Anayasa Komitesi’ni siyasi bir boyuta çekmeye çalıştı, yeni bir anayasanın yazım sürecine başlamayı reddetti.” dedi.

Muhalefetin talepleri karşılanabilecek mi, akamete uğrayan süreç yeniden başlayabilecek mi, bunu zaman gösterecek. Ancak bu hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da kendi mevkidaşı Sergey Lavrov ile teması bu çabaların en üst düzeyde sürdüğünü gösteriyor.

Anayasa Komitesi’nin yapısı:

Komitede üç blok var

Rejim, Muhalefet, Bağımsızlar

(Sivil toplum temsilcileri)

 Anayasayı yazacak grup: 15 kişi

Anayasayı onaylayacak grup: 150 kişi

Anayasa Komitesi’nin çalışma methodu:

Zaman sınırlaması yok

Eş başkanlık sistemi var

(Hadi Al-Bahra- Muhalefet / Ahmad Kuzbari- Rejim)

Karar için %75 çoğunluk gerekli

Suriye Anayasa Komitesi:

Ocak 2018: Suriye Anayasa Komitesi kurulması kararı alındı

(Komite için müzakereler 18 ay sürdü)

Eylül 2019: Suriye Anayasa Komitesi kuruldu

Eylül 2019-Şubat 2021: 5 tur görüşme yapıldı

Mars’a ‘Azimli’ yolculuk

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR