Botoks ile ilgili en çok merak edilen sorular

26 Ekim 2020

Neştersiz gençliğin ilk adımı olan botoks yaklaşık 50 yılını geride bıraktı. FDA’den yüzdeki kırışıklıklar için onay olan botoks, artık en sık yapılan antiaging uygulamalarının başında geliyor. Çok kısa zamanda yüze çok genç, dinamik, dinlenmiş ve doğal bir ifade veren botoks uygulamaları; öğle saatlerinde iş arası bile çok rahatça uygulanabilen, pratik ve etkili bir uygulama olması açısından estetik dermatolojide de hakettiği yeri almıştır.

1.Botoks Yılan Zehiri midir? Hayır. Botoks bir protein ve devrim yaratan bir üründür. Özel bir bakteriden üretilmiş doğal, saflaştırılmış protein esaslı bir ilaçtır. Bazı kırışıklıklar kas kasılmalarından dolayı oluşur. Botoks aşırı kas kasılmalarını engeller. Yani zamanla yüzde oluşan dinamik kırışıklıkları, çizgileri azaltan basit ve cerrahi olmayan bir uygulamadır..

2. Botoks güvenli midir?: Evet. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından ve dünyada 70 'den fazla ülkede onaylı 2000'in üzerinde çalışma yapılmış bir ilaçtır. Onaylı botoks ilk olarak şaşılık tedavisinde kullanılmıştır. Ardından çocuklarda yutma bozukluklarına yol açan bazı hastalıklarda ve makat çatlaklarının tedavisinde, spastik hastalarda kasların gevşetilmesinde uygulanmıştır. Ancak esas kullanım alanını estetik uygulamaların başlamasından sonra bulmuştur. Estetik amaçlı botoks uygulamaları dünyada en çok yapılan estetik girişimlerin başında gelmektedir.

3.Botoks nasıl etki eder? Botoks uygulandığı kasda geçici bir hareket kısıtlılığı oluşturur. Kasın tamamını değil, yapıldığı noktanın 1-2 cm çevresindeki kas dokusunu etkiler. Yüzde mimik kaslarına uygulandığında bu kasların hareketini zayıflatır ve kasın neden olduğu mimik çizgisinin derinleşmesini engeller. Çünkü kırışmamızın nedeni gereksiz veya fazla yaptığımız mimiklerdir.

4.Botoksun etkisi ne kadar sürer? Uygulamadan yaklaşık 3 ay sonra güçlü kaslarda hareket geri dönmeye başlar. 4 ay sonra zayıf kasların hareketi de başlar. 6 ay sonra etki tamamen ortadan kalkar. 4-6 ay arasında tekrarlanmasında fayda vardır. Düzenli Botoks uygulamalarında, kişi kaslarını fazla hareket ettirmemeyi öğrendiği için, artık daha az kırışacaktır. Ve de düzenli uygulamalarla süresi daha da uzayacaktır.

5.Botoks sonrası yüzde ifade kaybı olur mu? Doğru uygulamalardan sonra ifade kaybı olmaz. Botoks uygulamasının amacı yüzü ifadesizleştirmek değil, mimikleri yumuşatmak, yüze doğal ve güzel bir şekil vermektir. Uzman ellerde, doğru teknik ve dozla yapıldığında yüze son derece doğal ve taze görüntü veren uygulamadır. Şaşkın bakışlar ya da ifadesiz görüntüler maalesef tamamen yanlış uygulamalar sonucu oluşan görüntülerdir.

6.Hayat boyunca kaç kez botoks uygulaması yapılabilir? Uygun doz, uygun teknik ve belli aralıklarla 3 aydan erken olmamak kaydıyla ve tabiî ki emin ellerde bu işin uzmanı tecrübeli doktorlar tarafından yapılmak kaydıyla ömür boyu botoks uygulatabilirsiniz.

7.Botoksun etkisi geçince yüz daha mı kötü bir hal alır? Hayır. Botoks uygulandığı sürece yüzde yeni kırışıklık oluşmasını ve kırışıklıkların derinleşmesini önler. Ancak etkisi geçince yüz eski haline gelir. Düzenli botoks uygulaması yüzün kırışıklık açısından yaşlanmasını önler.

Yazının devamı...

Ameliyatsız da yüz germek mümkün

19 Ekim 2020

Günümüzde cilt sarkmasının  tedavisinde, cildin sıkılaştırılmasında ameliyatsız yöntemler daha tercih edilir hale gelmiştir. Bunun sebepleri arasında: ameliyat öncesi anestezi almak gerekliliği, ameliyat sonrası işe ya da sosyal hayata dönmenin zaman alması, ameliyatın komplikasyon risklerinin olması sayılabilir. Ameliyatsız yüz germe işlemlerine tüm bu sebeplerden dolayı günden güne talep artmaktadır. Ameliyatsız yüz germe tedavileri sayesinde, kişi tedavisini çok kısa bir vakit ayırarak yaptırabilir, işlem öncesinde herhangi bir anesteziye ihtiyaç olmaz, işlem sonrasında sosyal hayata kaldığı yerden devam edilebilir. Ayrıca ameliyatsız tedavi yöntemleri çok kolaydır ve sonrasında herhangi bir komplikasyon riski bulunmamaktadır.

Yaşlanma süreciyle birlikte diğer organlarda olduğu gibi, deri de zamanla morfolojik ve fizyolojik olarak geriler, fonksiyon kaybına uğrar. Diğer organlardan farklı olarak, derideki yaşlanma sürecine fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörler de etkilidir. Dolayısı ile cildimiz diğer organlardan farklı olarak daha fazla yıpranmakta ve hasar görmektedir. Erken yaşlarda yapılan küçük dokunuşlar ve müdahaleler hem oluşan cilt hasarlarını tamir eder, hem de cildi koruma altına alarak ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı bir deriye sahip olmamızı sağlar.  Bakımlı ve genç görünmenin, zamanında önlem alarak yaşlanmayı geciktirmenin günümüzde kadın erkek herkesi peşinden koşturan bir trend haline geldi. Kozmetik, estetik sektörü giderek büyümekte. Sektör yılda ortalama yüzde 10 büyüyor. Türkiye bu konuda dünyada ilk 10 ülkenin içine giriyor. Sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğini düşünüyoruz."

İnsanlar artık ameliyat olmak istemiyor, işlemi yaptırdıktan hemen sonra gündelik hayatlarına devam etmek istiyorlar. İnsanların artık ameliyat olup 10 gün istirahat etmek istemiyor.  Bu nedenle sektör daha çok, cerrahi işlem içermeyen, ağrısız, acısız işlemlere kaydı."  Ameliyatsız yüz germe amacıyla yapılan sarkma tedavisinde en sık kullanılan teknoloji ultrason teknolojisidir. Ultrason  enerjisi cilt altında ısıya dönüşerek, sarkmalara neden olan bağ doku liflerinin toparlanmasını sağlamaktadır.

Odaklanmış (Fokuslu) ultrason ise yaşlanma izlerini yok etmek için risk taşımayan yöntemlerden biri olarak gün geçtikçe popülerleşiyor. İyileşme süresi gerektirmez, kişi  iş veya sosyal yaşamına hemen dönebilir, yan etkisi  yoktur,  uygulama sırasında ağrısız ve acısızdır,  etkili ve güvenlidir.

Yazının devamı...

Aqualifting ile cildiniz gençleşsin

12 Ekim 2020

Doğal olan yaşlanma süreci yaşam boyunca devam eder. Cildinizin görünümü yaşınızı değerlendirmede temel bir göstergedir. Cildi güçlendirmek; cilde sağlıklı, genç, canlı bir görünüm kazandırır. Kimi insanın kırk yaşındayken yüzü kırışıklık içinde, lekeli ve mattır; kimi altmış yaşındaki insanın yüzü ise hala gergin ve pırıl pırıldır. Sağlıklı yaşam biçimi, kozmetik ürünler ve uygulamalar ile insanın yaşını anlamak mümkün olmayabilir.

Kırışıklıkların doğum yeri, altderidir…
Dıştan uyguladığınız kremler, daha çok cildinizin üst tabakasına etkilidir. Ancak, unutmayınız ki cildinizin asıl canlılığını ve destek görevini sağlayan, kozmetik görünüm açısından kilit görevi gören, altderidir. Bu temel tabakanın kalınlığı ve nemi, yaşla birlikte azalır. Dışarıdan uyguladığınız kremlerin derinin gözeneklerinden geçerek bu tabakaya ulaşması, anahtar deliğinden bir topu geçirmek kadar olanaksızdır. Bu yüzden asıl etkinin hedeflenen tabakada görülmesi pek olası değildir. Enjeksiyon yoluyla derinin alt tabakasına ulaşarak deriyi canlandırmak gereklidir.

Aqualifting: Adından da anlaşılacağı üzerine duru bir berraklık, ışıltı ve nem sağlayan bir cilt gençleştirme işlemidir. Aslında çok zengin içerikli bir biorevitalizan yüz mezoterapi uygulamasıdır demekte mümkündür. Bu uygulamanın yüze hacim vermekten çok cildin temel ihtiyaçları olan nemlenme, beslenme ve koruma özellikleri vardır.

İçeriğindeki yüksek konsantrasyondaki çapraz bağ içermeyen saf hyaluronik asit sayesinde cildi nemlendirir. Zengin multivitamin ve mineral içerdiğinden cildi besler.

Yazının devamı...

Ameliyatsız göz kapağı estetiği

5 Ekim 2020

Artık tüm dünyada ameliyatsız çözümler ön plana çıkmaya başlıyor. Kısa iyileşme süreleri, risk almak istememek vb nedenlerden dolayı artık ameliyatsız işlemler daha çok tercih sebebi olmaya başlandı. Cilt dokusunun yapılandırılması, güçlendirilmesi, sıkılaştırılması için artık günümüz teknolojisi oldukça ilerlemiş olduğundan da ameliyatsız çözümler gittikçe artmaktadır. Göz kapaklarında da son geliştirilen teknolojiler sayesinde artık ameliyata, operasyona gerek kalmadan neştersiz gençlik sağlamak mümkün. Tüm cildimizde olduğu gibi; göz kapaklarımızda da zamanla oluşan elastikiyet kaybı, sarkma kişiyi olduğundan fazla yaşlı ve yorgun gösterebiliyor. Son yıllarda geliştirilen dünyada da bir çok ülkede başarılı bir şekilde kullanılan plazma enerjisi sayesinde artık neştersiz, operasyonsuz bir şekilde göz kapaklarını gençleştirebilmek mümkün.

Plazma nedir?

Madde katı haldeyken enerji verilirse önce sıvı sonra da gaz haline geçmektedir. İşte bu haldeyken enerji vermeye devam edersek yani gaz halinde bir enerji uygularsak o zaman Plazma elde etmiş oluruz. Kısaca iyonize atmosferik gaz da diyebileceğimiz bu enerji arkıyla çeşitli uygulamalar uzunca bir zamandır kullanılmaktadır. Sağlıkta bunun kullanılabileceği çeşitli çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Çevre dokulara zarar vermeksizin istenmeyen doku veya hücre topluluklarının ortamdan uzaklaştırılması temel felsefedir.

Nasıl çalışır?

Yazının devamı...

Cildimiz neden yaşlanır? Cilt yaşlanmasının önüne nasıl geçeriz?

28 Eylül 2020

Yaşlanma süreciyle birlikte diğer organlarda olduğu gibi, deri de zamanla morfolojik ve fizyolojik olarak geriler, fonksiyon kaybına uğrar. Diğer organlardan farklı olarak, derideki yaşlanma sürecinde fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörler de etkilidir. Dolayısıyla deri yaşlanması başlıca intrensek(içsel, genetik, kronolojik) ve ektrensek (dışsal, fotoyaşlanma) deri yaşlanması olarak iki farklı şekilde gerçekleşir. İntrensek deri yaşlanması, iç etkenler ve geçen zamana bağlı oluşan,  ilerleyici ve kaçınılmaz bir süreçtir. Ekstrensek deri yaşlanması ise başta ultraviyole(UV) olmak üzere çevresel faktörlere bağlı gelişen, geciktirilebilir ya da engellenebilir bir süreçtir.

Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90'ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor.  Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20'yi geçmiyor. Yani; cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez.

Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir. Yaşlanma süreciyle birlikte diğer organlarda olduğu gibi, deri de zamanla morfolojik ve fizyolojik olarak geriler, fonksiyon kaybına uğrar. Diğer organlardan farklı olarak, derideki yaşlanma sürecinde fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörler de etkilidir. Dolayısıyla deri yaşlanması başlıca intrensek(içsel, genetik, kronolojik) ve ektrensek (dışsal, fotoyaşlanma) deri yaşlanması olarak iki farklı şekilde gerçekleşir. İntrensek deri yaşlanması, iç etkenler ve geçen zamana bağlı oluşan,  ilerleyici ve kaçınılmaz bir süreçtir. Ekstrensek deri yaşlanması ise başta ultraviyole(UV) olmak üzere çevresel faktörlere bağlı gelişen, geciktirilebilir ya da engellenebilir bir süreçtir. Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90'ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor.  Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20'yi geçmiyor. Yani; cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez. Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir.

ÇEVRESEL YAŞLANMAYI NASIL YAVAŞLATABİLİRİZ?

Yazının devamı...

Cildinizi sonbahara hazırlayın

21 Eylül 2020

Cildimiz en değerli giysimizdir ve yaşamımızın her döneminde farklı bakım uygulamalarına ihtiyaç duyar. Güneşli güzel günler maalesef cildimizde kuruluk, matlık, kırışıklık, leke.. vb sorunlar yaratmaktadır. Her mevsim öncesi, cildimizi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tedavi yöntemlerini uygulatmak, hem oluşabilecek hasarları önler, hem de sürekli olarak sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmamızı sağlar. Özellikle mevsim değişikliklerinde bilinçli hareket etmek gerekir.

Cildimiz en değerli giysimizdir ve yaşamımızın her döneminde farklı bakım uygulamalarına ihtiyaç duyar. Güneşli güzel günler maalesef cildimizde kuruluk, matlık, kırışıklık, leke.. vb sorunlar yaratmaktadır. Her mevsim öncesi, cildimizi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tedavi yöntemlerini uygulatmak, hem oluşabilecek hasarları önler, hem de sürekli olarak sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmamızı sağlar. Özellikle mevsim değişikliklerinde bilinçli hareket etmek gerekir.

Yaz boyunca güneşten, denizden, klorlu havuz sularından yıpranan ciltler için tedavi ya da bakım açısından hazırlık yapmak gerekirSonbahar mevsiminde ciltler, tazelenme ve sonbahara yenilenerek girme ihtiyacı duyuyor...Bir çok insan yazın büyük bir çoğunluğunu güneşin altında. tuzlu ve klorlu suların içinde geçirdi. Bu nedenle sonbahar mevsiminde çeşitli cilt problemleri ortaya çıkabilmekte. Birçok kişi donuk bir ciltle yüzleşmeye başladı bile. Üstelik bundan sonraki süreçte, güneş lekeleri, cilt kırışıklığı, ciltte elastikiyet kaybı, kılcal damarların belirginleşmesi gibi rahatsızlıklarla karşılaşma riski azımsanamayacak kadar yüksek. Fakat endişelenmeye gerek yok. Ciltte oluşan hasarlar doğru şekilde analiz edildiğinde bu gibi cilt problemlerinden kurtulabilmeniz mümkün olabiliyor.

Mevsim değişikliklerinde cilt savunma mekanizması yavaşlıyor

Yoğun güneş ışınlarının yanı sıra, tuzlu deniz ve klorlu havuz suyunun vücutta oluşturduğu izlere bir de mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişimleri eklendiğinde cildin savunma mekanizması iyice yavaşlar. Bu durum ise cildin elastikiyetini sağlayan kolajen yapının deforme olmasına, hücre yenileme kapasitesinde azalmaya ve proteinlerin kaybına neden olabiliyor. Deride fiziksel değişimler yaşanabilir. Bu gibi yeni oluşabilecek ciddi cilt problemlerinin önüne geçebilmek için cilt güçlendirilmelidir. Bilhassa problemli ve duyarlı cilde sahip kişiler bu mevsimde daha fazla dikkat etmelidir.

Yazının devamı...