Takdire bırakılan konular ve ABD yorumu

ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Ankara’da bir tam gün süren İdlib görüşmelerine havaalanında Türkçe konuşarak başladı. ‘Şehitlerimiz’ ifadesiyle bir yandan Türkiye-Rusya ilişkilerindeki çatlağı derinleştirmeye, öte yandan Türk halkının sempatisini kazanmaya çalıştı. Noktayı akşam saatlerinde televizyon röportajıyla koyacakken, Rusya’nın Türkiye Büyükelçiliği sosyal medya hesabından benzer bir yöntemle karşılık verdi.

Paylaşımın bir tarafında ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun fotoğrafı ve “bu saldırıda askerlerini kaybeden NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız” sözleri, diğer tarafında da Anadolu Ajansı’nın yayınladığı, Pentagon’un YPG/PKK kontrolündeki 10 bin kişilik birlik için bütçe talebine ilişkin grafik vardı. Türk usulü denilebilecek bir cümle iki görselin üzerine konumlandırılmıştı: Takdiri size bırakıyoruz.


Takdire bırakılan konular ve ABD yorumu


Benzer yöntemler...

Rus Büyükelçiliği’nin paylaşımını ve Pentagon’un bütçe talebini kıdemli bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisine sordum. Bir diplamattan beklenebileceği gibi bütçe sorusu es geçildi. Paylaşım için ise, Rusya’nın aslında ne yapmaya çalıştığı ile ilgili önemli bir gösterge ve “günün konusundan saptırmaya yönelik bir tweet” değerlendirmesi yapıldı. Yetkiliye göre, Rusya Suriye ile birlikte yürüttüğü ve Türk askerlerini doğrudan hedef alan harekatı dikkatlerden kaçırmaya çalıştı, “Oraya bakmayın buraya bakın, perdenin arkasına bakmayın diyorlar. Bu çeşit bir oyuna gelmemeliyiz” dedi.

Tabii ki; Türkiye ile Rusya arasındaki İdlib ayrışması, ABD tarafından, Rusya tezlerinin pekiştirilmesi için kaçırılmaz bir fırsat olarak görülüyor. Nitekim ABD’li yetkiliye göre; Türkiye açısından Moskova ile işbirliği yapmak uzun vadede sürdürülebilir bir durum değil. “Yaptıkları her girişim, giriştikleri her türlü anlaşma, mutabakat esas itibariyle taktik, maksatlıdır. Uzun vadeli ele alınacak olursa, Türkiye ve Rusya’nın menfaatlerinin ortak olmadığını, bundan sonra da mevcut gerilimlerin, artarak su yüzüne çıkacağını düşünüyoruz” yorumu kıdemli yetkiliye ait. Sık sık Türkiye ve ABD’nin aynı pencereden baktığını söyleyen diplomat örneklerini; İdlib, Irak ve Libya olarak sıraladı...” Libya’da Rusya ve Türkiye masanın farklı köşelerinde. İdlib’de de bunu görüyoruz” diyen yetkiliye göre; turizm ve domates gibi işbirliği alanları bu durumda bir şey ifade etmez.

Sık sık Türkiye ile ABD ortak menfaatlerine, stratejik müttefikliğe, NATO partnerliğine vurgu yapan ABD’ye, “Peki ya YPG”, “Peki sizin Suriye’deki varlığınız” dediği-nizde ise duyulan yeni bir söz yok. YPG ile DAEŞ’e karşı işbirliği yapıldığı söylemi korunurken, bunun Türkiye ile ABD arasında bir sürtüşme yarattığı farkındalığı kabul edilmeye devam ediliyor. Arkasından hemen şu cümle ile; “Bu meseleyi halletmeye çalışıyoruz. Ancak stratejik ortağımız kim diye baktığımızda bunun cevabı belli. Stratejik ortak Türkiye”. “Peki Jeffrey, İdlib için somut bir plan getirdi mi?” Orada da ABD’nin; BMGK’nın 2254 sayılı kararına vurgu yapmakla yetindiği anlaşılıyor.



Komite kararı yok

İçinde Türkiye, Rusya, ABD ya da Ankara, Moskova, Washington geçen her cümlede olduğu gibi sözün dolaşıp geldiği yer elbette ki S400 ve F35 konusu. Türkiye’nin iki sistemin birbirini engellemediğini ortaya çıkarması için oluşturulmasını önerdiği teknik komite konusunda ABD Dışişleri yetkilisi “Bir komite kurulmasına karar verilmedi” dedi. ABD’nin gerekçesini ise şöyle açıkladı: Bu iki sistemin, birlikte işletilmesi mümkün değildir. ABD bu konudaki yaklaşımını en başında, net bir şekilde ortaya koymuştur. Yani ABD, S400’ler konusu çözülmeden Patriot’ların temininin gündem olamayacağının da bir kez daha altını çiziyor. O cephede de değişen bir şey yok.

Bilindik yaklaşım

Terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in ve diğer örgüt üyelerinin iadesi, Halkbank, YPG, F35 gibi iki ülke arasındaki gerilim başlıkları için ‘hassasiyeti anlıyoruz, bu konuları konuşmaya devam etmeliyiz, çözmeye çalışmalıyız’ söylemini de koruyan ABD’nin ‘koşullu müttefiklik’ anlayışı ticari işbirliği noktasında da sürüyor. 100 milyar doları ‘çok iddialı hedef’ olarak tanımlayan yetkilinin “S400 meselesi ve F35’lerin çözümü sağlanırsa hedefe ulaşmak daha kolay olacaktır” ifadesi de o yüzden takdire bırakılmayı hak ediyor.