Dilek Gappi

Dilek Gappi

dilek.gappi@dogangazetecilik.com.tr

Tüm Yazıları


Ege İhracatçı Birlikleri sık sık yaşadıkları gelişmeleri bülten yapar bizlere, haber merkezlerine gönderir. Birlik en sık “Türk balıkları Amerika pazarında”, “Türk dizileri Ortadoğuda üretimi patlattı” gibi çarpıcı başlıklarla ‘Su Ürünleri’ sektörüne dair gelişmeleri iletir.
Gerçekten de sektör yurtdışında mutlu, yurtiçinde ise hayli keyifsiz...
Sektörün deneyimli ve en açık sözlü konuşan, doğru bildiğini eğmeden, bükmeden anlatan ismi olarak tanıdığım Sevinç Kopuz’u bu konuda hayli dertli görünce söze, “Kusura bakma Sevinç ama ben de Karaburun’da, Seferihisar’da balık çiftliği kurulmasından yana değilim” diyorum... Kopuz’un yanıtı beklediğimin dışında geliyor. “Biz de değiliz. Ancak hata bizim sektörde değil... Yıllardır bu soruna çözüm arayan taraf zaten biziz”
2004 yılında vefat eden ve su ürünleri sektörünün duayeni, öncüsü kabul edilen babası Hüseyin Kopuz’dan devralan Sevinç Kopuz, bugün kardeşleriyle birlikte çiftliklerin yanı sıra Türkiye’nin en büyük balık işleme tesisinin de başında.
Sektörün güçlü ismi Uğurlu Balık Yönetim Kurulu Başkanı ve Birlik Yönetim Kurulu Üyesi Kopuz’un anlattıkları; zaman zaman gündeme gelen ve tarafları mağdur bırakan bir konunun, gerçek çözümüne işaret edecek.

Haberin Devamı



“Yeter artık alanlar netleşsin”

* Son zamanlarda özellikle turizmin geliştiği alanlarda yapılmak istenen balık çiftliklerine karşı sesler yükseldi. Bu durum sizleri de rahatsız ediyor mu?

Çok... Hepimiz, tüm sektör bir anda hedef tahtası haline geliyor. Sektörün kendi içerisinde tepki çeken konular dahi hepimizi yaralamaya başlıyor.

* Peki hata nerede ?

Maalesef bu duruma devlet politikaları yol açıyor. Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Devletin makro planlar yaparak, alanları netleştirmesi gerekiyor. Neresi turizm alanı, nerede akua kültür yapılabilir haritalara işlenirse, kimse kimsenin bölgesinde iş yapmaz. Deniz kenarı olan, turizme açılma ihtimali bulunmayan birçok doğal SİT var.



“Yeter artık alanlar netleşsin”

Sevinç Kopuz

Günah keçisi gibiyiz

* Aqua kültür üretim yerleri planlanabilir mi ?


Elbette, yurtdışında Avrupa’da bunun örneği çok. Aqua kültür üretim yeri olarak tespit edilen yerlerin de başka birşeye tahsil edilmemesi lazım. Aksi halde tüm balık çiftlikleri günah keçisi olmaya devam edecek. Biz 1985 yılından beri bu sektörün içindeyiz. Bir bakıyorsunuz, sizin yıllardır üretim yaptığınız yerin kenarına yazlık bir site ya da tesis gelmiş, sizi çıkartıyor. “Nasılsa onları buradan çıkarmak kolay” diye düşünüyorlar.

* Bu kadar kolay mı ?

Evet. 27 yıldır Didim Kazıklı Koyu’nda çiftliğimiz var. Biz bu bölgeyi daha ortada sektör bile yokken, el ayaktan uzak olsun, kimseyi rahatsız etmesin diye seçtik. Zaten çiftlik yeri seçerken denizin konumu, dalga oluşumu, akıntılar gibi birçok kriteri göz önünde bulundurmak zorundasınız. Bırakın bulunduğumuz alanı, tüm bölgede in cin top atardı. Yolumuz yoktu, kendimiz açtık. Karşımıza büyük bir site kuruluyor. Öyle ki şimdi “rahatsız oluyoruz” diye bizi şikayet ediyorlar. Biz tüm bunları hak eden bir iş kolu değiliz ki...

* Ama sizin sektör içerisinde yanlışlık yapan firmalar da yok mu?

Hangi sektörde yanlış yapmayan var? Mesala denizleri en büyük kirleten etmen, turizmde tesisleri. O büyük sitelerin, otellerin çoğunda arıtma yok, arıtmanın olmadığı yerde insanlar denize giriyor. Tarım Bakanlığı yaz aylarında ölçüm yaptığında kirlilik çok yüksek çıkıyor, kışın ise azalıyor. Sakın yanlış anlaşılmasın. Bunları bir intikam gibi, karalamak için söylemiyorum. Ama gerçek bu.

* Peki sizler denizleri ne kadar kirletiyorsunuz, buna açık yüreklilikle yanıt vermeni rica etsem...

İş yapılan her yerde, bir yük var. Denizi kirleten 13 etmen sıralamasında, biz 13. sıradayız. Bir kere bizim bıraktığımız atıklar kimyasal değil. Balığın atıklarından diğer balıklar besleniyor. 35-50 metre derinlikte olduğumuz için, zaten o derinliklerde kirlilik olamaz.

* Balıklara ilaç veriliyor mu?

Yavruluk aşamasında hastalık zamanında ilaç veriliyor. Sonuçta onlar da bir canlı. Yavrular zaten 20 gün içinde ilacı atmış oluyor. En erken büyüyen balığımız çipura ki, o da 12 ayda büyüyor. Ayrıca kesinlikle Tarım Bakanlığı kontrollü ilaç veriliyor.

* Bu sektörde kendinizi sahipsiz hissediyor musunuz? Arkanızda bir Bakanlık gücü var mı ?

Tarım Bakanlığı’nın arkamızda olduğunu hissediyoruz aslında ama yaptırım gücü yok ki... Çevre Bakanlığını aşıyorsun, Turizm Bakanlığı ile karşılaşıyorsun, Hatta öyle ki, örneğin Türkiye’nin birçok yerinde deniz kiraları yüksekti, İzmir’deki kiralamalarla ilgili olarak Bakanlık çözemeyince konuyu Başbakan’a taşıdık. Öyle çözüldü. Ancak kıyılarda iskele sorunumuz hala çözülmedi.
Güneşlenmek için iskele istemedik

* İskelesorunu nedir ?

Kıyıdaki lojistik alanlar hala sürüncemede. Teknelerin yanaşacağı iskelelerle ilgili anlaşmazlık var. Balıkların en kısa zamanda transfer yapılması lazım ama yapımına müsaade edilen iskeleler de ancak güneşlenilir. Ayrıca Aydın’da deniz ve karadaki kiralamalar hala çok yüksek. Şu anda bu sorunun çözümü üzerinde çalışılıyor.

* Toplumda hak ettiğiniz değeri görememekten şikayetçisiniz?

Sorunlar bitmiyor ki, örneğin balık işleme tesislerini deniz kenarına kuramıyoruz. Bizim tesislerimiz ovanın ortasında. Aslında problem tek sonuca çıkıyor. Hala biz Türkiye’de sektör olarak görülemiyoruz. Yaşanan karmaşa yurtiçinde sektörün belini büküyor. Yurtdışında gördüğümüz büyük ilgiyi, maalesef kendi ülkemizde göremiyoruz.

Haberin Devamı

200 kişi çalışıyor

Haberin Devamı

Uğurlu Balık, bu sektörde en büyük balık işleme tesisini de yaklaşık altı yıl önce kurdu. Kopuz tesisi kurma nedenini “Balığı üretmek marifet ama asıl marifet artık satmak” diye anlatıyor. İhracaata uygun olmak için Avrupa normlarına uygun tesisinizin oluşturmanın hayli maliyetli olduğunu da belirten Kopuz, “İki pazarda da faaliyet gösterirseniz dengeyi yakalıyorsunuz” diyor.

Toprak kapta balık

Uğurlu Balık, yakın zamanda piyasaya farklı bir ürün sunacaklar. IKEA ve Metro’ya levrek gönderirken, Mayıs’tan itibaren bir yeniliğe hazırlanıyorlar. Bu ürünler marketlerde üreticiye toprak kapla sunulacak. Patates soğanıyla birlikte toprak kaptaki levrekler hemen fırına verilebilecek.

Yurtdışından talep yağıyor

* Havuzların 1 kilometre uzağa taşınması kuralı sektörde seleksiyona yol açtı...

Evet küçük işletmelerin hepsi elendi. Şu anda ayakta kalanların önleri çok açık.

* Bu arada yurtdışında hayli hızlı gidiyorsunuz. Yurtdışı fuarlarda sizi en çok ne etkiledi?

Su ürünleri dünyada Türkiye’den hızlı yükseliyor. İnsanlar artık kırmızı et ve hatta tavukta ortaya çıkan olumsuz etkilerden sonra balığa yöneldi. Doğal ortamda dışarıdan verdiğimiz tek şey yem. Yem olarak balık yağı, balık unu ve diğer bitkisel kökenli hammaddelerden yapıyoruz. Biz doğala yakın bir ürün pazara sunuyoruz. Avrupalılar da bunu görüyor. Özellikle aalabalığa inanılmaz bir ilgi var. Görüştüğümüz bütün firmalara ürün gönderir hale geldik. Çin’den dahi talep var. İri balık kafalarını istiyorlar. Avrupa için ayrı Uzakdoğu için ayrı katalog hazırlamaya başladık.