Çikolata kisti patlaması

13 Temmuz 2020

En sık sorulan ve merak edilen konulardan biri, çikolata kistinin patlama ihtimali ve patlarsa ne olacağıdır.

Çikolata kisti nedir? Belirtileri ve tedavisi nasıldır?

Endometriozis yani çikolata kisti hastalığı, sıklıkla üreme çağında 10 kadından 1’inde görülen ve genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Çikolata kisti hastalığı, kimi kadında bir toplu iğne ucu kadar minik bir lezyon yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkilerken, kimisinde bir ceviz hatta limon büyüklüğünde olup hiçbir belirti vermemektedir. En sık görülen belirtileri ise kronik yorgunluk, ağrılı adet, ağrılı cinsel ilişki, kısırlık, ishal ve kabızlık, makattan kanama, kanlı dışkı, adet düzensizliği, adet öncesi lekelenme, ağrılı ve kanamalı idrar yapmadır. Ancak dediğimiz gibi bazı endometriozisli kadınlarda ise hiçbir belirti olmayabilir, tanı ultrasonla ya da ameliyat sırasında görülerek konur. Buradaki belirleyici iki önemli faktör ağrı ve çocuk isteğidir.

Endometriozis tedavisinde medikal ve cerrahi tedavi olmak üzere 2 temel yaklaşım vardır. Ağrı şikayeti ön planda ise ilaç tedavisi de cerrahi tedavi de önerilebilir. Ancak bilinmelidir ki cerrahi tedavi ağrı için en etkin yöntemdir. Çocuğu olan kadınlarda cerrahi ile ilgili bir sınırlayıcı durum yokken, çocuğu olmayanlarda, çift taraflı çikolata kisti olanlarda ve daha önceden operasyon geçirmiş hastalarda cerrahi tedavi ön planda düşünülmemektedir. Günümüzde robotik cerrahi ile başarı oranı daha yüksek ve kolay tedavi mümkün olabilmektedir.

Peki çikolata kisti patlarsa ne olur?

Çikolata kistinin duvarının yırtılarak, kist içeriğinin karnın içerisine dağılması çok sık görülen klinik bir durum değildir. Ancak kistin boyutu büyüdükçe cidara yapılan basınç artar. Bu da çikolata kisti patlamasına neden olabilir. Çikolata kisti, cinsel ilişki, egzersiz ve muayene esnasında da baskı sonucu patlayabilir. Çikolata kisti patladığı sırada bıçak saplanması gibi ani bir acı hissedilebilir.

Çikolata kisti patladığı takdirde kist içeriği kistin bulunduğu yumurtalığın üzerine ya da pelvis bölgesinde bulunan diğer organların üzerine dağılabilir. Bu durumda enfeksiyon, organların birbirine yapışması ve kasık ağrısı gibi sorunlara neden olabilir. Kist patladığı takdirde acil müdahale etmek gerekebilir. Kistin patlaması sonucunda kanama, yüksek ateş, mide bulantısı ve kusma ya da şiddetli ağrı görülebilir. Karında ciddi bir enfeksiyon gelişebilir. Bu tarz belirtileri gördüğünüz takdirde hemen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Yazının devamı...

Jinekolojide robotik cerrahi

19 Haziran 2020

Robotik cerrahi minimal invaziv cerrahi tekniklerin en gelişmiş ve en yeni olan yöntemidir. İnce ve ışıklandırılmış kamera ve küçük ameliyat enstrümanlarının kontrol edildiği robotik sistem ile özellikle jinekolojik ameliyatların neredeyse tamamı problemsiz bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Halk arasında açık ameliyat olarak adlandırılan yöntemde ameliyat sahasına müdahale edilebilmesi için tek ve büyük bir kesi açılması gerekirken laparoskopik yöntemde aynı ameliyat 1 cm’den küçük birkaç adet kesiden yapılabilir. Robotik cerrahi, laparoskopik cerrahiye oldukça benzerdir. İkisi arasında her ne kadar birçok fark bulunsa da en büyük farklardan biri doktorun ameliyat aletlerini yönetim biçimidir.

Robotik Cerrahi Operasyonları

Jinekoloji alanında laparoskopi yöntemi ile yapılabilen tüm ameliyatlar robotik cerrahi ile de yapılabilmektedir. Özellikle ameliyat alanının dar, küçük olduğu, doktor tarafından erişilmesi güç yerlere müdahale edilmesi gereken durumlarda robotik cerrahinin önemli avantajları bulunmaktadır. 3 boyutlu kamera sayesinde ameliyat alanının detaylı bir şekilde görüntülenmesi ve hassas robot kolları sayesinde çok dar alanlarda çevre dokulara herhangi bir şekilde zarar vermeden çalışabilmek mümkün. Bu kolların aynı zamanda insan bileğinin yapamadığı manevraları ve dönüşleri yapabilmesi de komplike ameliyatların daha kolay bir şekilde yapılmasına olanak sağlar.

Robotik Cerrahinin Avantajları

Robotik cerrahi yöntemi hem hastaya hem de operasyonu gerçekleştiren doktora önemli avantajlar sağlar. Ameliyatı yapan doktor robotik kolları bir panelden oturur pozisyonda yönetir. Ayrıca robotik kolların elin titremesini sönümleyerek hareket etmesi de operasyonları daha kolay hale getirebilir.

Hasta tarafında ise ameliyatın küçük kesilerden yapılması hem ameliyat sonrasında kesi yerlerinde iltihap gibi problemlerin riskini minimuma indirmesi, hem de ameliyat sonrasında belirgin bir yara izi kalmaması gibi avantajları bulunur. Operasyonun küçük kesilerden yapılması iyileşme sürecinin hem daha konforlu hem de daha kısa sürede olmasını sağlar. Ameliyatın küçük kesilerden gerçekleştirilmesi aynı zamanda ameliyat esnasında kanamayı azaltmakta ve ihtiyaç duyulacak kan miktarını düşürmektedir.

Günümüzde myomektomi, over kisti, endometriozis (çikolata kisti) ameliyatı, histerektomi (rahim alma), sarkma ameliyatları, tıkalı tüplerin açılma ameliyatı ve jinekolojik kanser ameliyatları başta olmak üzere birçok ameliyat bu yeni nesil teknoloji ile gerçekleştirilmektedir.

Yazının devamı...

Miyomlara robotik çözüm

12 Haziran 2020

Miyomlar sıklıkla iyi huylu tümörler olsa da kadınlarda birçok şikayete neden olabilir. Sık ve düzensiz kanama, pelvik ağrı, sık idrara gitme ve kısırlık gibi problemlere neden olan ve üreme çağındaki kadınların yaklaşık olarak %20-25’inde görülen miyomlar buna benzer şikayetlere neden olursa cerrahi olarak çıkarılmaları gerekir.

Miyomlar, günümüzde robotik cerrahi ile tedavi edilebilir. Bu sayede az kan kaybı ve hızlı iyileşme süreci ile tedavi sağlanabilirken, gelecekteki gebelik sırasında rahimdeki yırtılma görülme olasılığı azaltılabilir.

Robot yardımlı tedaviyle iyileşmek

Robotik cerrahi ile gerçekleştirilen miyomektomi işlemi sayesinde, miyomların çevresinde yer alan ve korunması gereken sağlıklı komşu miyometrium (rahmin düz kas hücreleri) dokusundan ayrımı 3 boyutlu görüntü altında çok daha iyi bir şekilde yapılabilir.

Bu yöntemle sanki mikroskop altında çalışır gibi dokular üzerinde çalışarak hassas bir operasyon yapabilen hekim, dokudaki hasarın çok daha az olmasını sağlayabilir.

Rahmin dikilmesi insan elinin hareketlerini aynen ileten eklemli kollar sayesinde daha kolay, hızlı ve etkili olarak yapılabilirken, açık ameliyat yöntemlerine göre (laparotomi) karın içinde yapışıklık da çok daha az olmaktadır. Bununla beraber ameliyat sonrası ağrılar da çok daha az olurken, hastalar günlük hayata daha erken dönebilir.

Ameliyat süreci ve tekniğin avantajları

Açık ameliyatlara göre daha konforlu gerçekleşen robotik cerrahi ile miyom tedavisi, genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Yazının devamı...

Menopozda rahim kanaması

29 Mayıs 2020

Menopoz kadınların adet dönemlerinin tamamen sona erdiği dönemdir. Yaklaşık 1 yıl süre ile hiç adet dönemi yaşanmadığında menopoz dönemi anlaşılmaktadır. Günümüzde ortalama menopoz yaşı batı toplumunda 51, ülkemizde ise 46-47 olarak bilinmektedir. Ancak bu yaş 45 ila 55 arasında değişiklik gösterir.

Bu dönemin öncesi ise menopoz öncesi dönemdir. Menopoz öncesi dönemde hormon seviyelerinde meydana gelen değişiklik hem ovulasyonda hem de adet döneminde çeşitli değişikliklerin meydana gelmesine neden olur. Bu dönemde meydana gelen değişiklikler menopoz öncesi dönemden kaynaklandığı gibi farklı diğer rahatsızlıklardan da kaynaklanabilir. Bu nedenle menopoz öncesi dönemde adet döngülerini dikkatli bir şekilde takip edilmesi tavsiye edilir.

Düzenli adetlerden tam adetten kesilinen menopoz dönemine kadar olan döneme menopozal geçiş dönemi denir. Geçiş döneminde düzensiz adetler (sık görme, gecikerek adet görme, miktarca adet kanamasının fazla olması gibi) sık görülür.

Meydana gelen değişiklikler

Normal bir döngüde östrojen ve progesteron hormonlarının seviyeleri düzenli bir şekilde artmakta ve azalmaktadır. Ovulasyon (yumurtlama) ise döngünün tam ortasında oluşur. Bundan yaklaşık 2 hafta sonra ise eğer gebelik oluşmazsa rahmin iç tabakası bozulur, adet kanaması meydana gelir. Menopoz öncesi dönemde hormon seviyeleri bu düzenliliği takip etmeyebilir.

Sonuç olarak düzensiz kanama ya da lekelenme, bazı aylarda kanamanın daha şiddetli ve uzun sürmesi, bazı aylarda ise çok hafif ve kısa geçmesi gibi durumlar son derece doğal kabul edilir. Ayrıca yine bu dönemde adet döngüsü arasındaki gün sayısında azalma ya da artma meydana gelme hatta bazı aylarda hiç adet görmeme durumları da ortaya çıkabilir.

Hangisi anormal?

Yazının devamı...

Kanserler ve Robotik Cerrahi

15 Mayıs 2020

Robotik cerrahi tıpta pek çok alanda olduğu gibi jinekoloji alanında da oldukça yüksek başarı ile kullanılmaktadır. Ülkemizde son 10 yıldır etkin bir şekilde kullanılan robotik cerrahi tekniği son yıllarda çikolata kisti ameliyatı, miyomlar, mesane ve rahim sarkması, histerektomi (rahim alma), rahim, rahim ağzı ya da yumurtalık kanseri gibi hastalıkların tedavisinde cerrahi müdahale gerektiği durumlarda tercih ediliyor.

ROBOTİK CERRAHİ JİNEKOLOJİK KANSERLERDE NASIL KULLANILIR?

Robotik cerrahi teknik açıdan operasyonun cerrah kontrolünde robot aracılığı ile gerçekleştirilmesini ifade eder. 3 boyutlu bir ekrandan operasyon yapılacak alanı görmek ve oldukça hassas robotik kollar ile operasyonu yapmak mümkün oluyor.

Robotik cerrahi sayesinde tek ve ufak bir kesiden vücuda giriş sağlanarak operasyon gerçekleştirebiliyor. Çikolata kistinden rahim alınmasına kadar pek çok operasyon küçük kesiler ile tamamlanabiliyor. Jinekolojik cerrahi operasyonlarının neredeyse tamamında kullanılabilen robotik cerrahi, jinekolojik kanserlerin tedavisinde de rahatlıkla tercih edilebiliyor.

ROBOTİK CERRAHİ TEKNİĞİNİN SUNDUĞU AVANTAJLAR NELERDİR?

Yumurtalık, rahim ve rahim ağzı kanseri gibi kadınlarda görülen kanser türlerinin tedavi aşamasında cerrahi müdahale gerekirse robotik cerrahi tekniği tercih edilebiliyor. Normal ya da geleneksel yöntemler olarak bilinen cerrahın ellerini kullanarak yaptığı operasyonlar 2 boyutlu görüş açısı sağladığı için özellikle kanserli dokuların temizlenmesi sürecinde zaman zaman gözden kaçabilen dokuların olmasına neden olabiliyor.

Robotik cerrahinin yaygınlaşması ile birlikte kanserli dokuların alınmasında bu teknik çokça tercih ediliyor. Teknik sayesinde cerrahlar operasyonun yapıldığı bölgeyi çok daha detaylı bir şekilde gözlemleme fırsatı elde ediyor. Robotik cerrahi tekniğinde kullanılan aletlerin sağladığı yüksek hareket kabiliyeti, insan elinin müdahale edemeyeceği noktalara erişmeyi mümkün kılıyor. Robotik cerrahi uygulamalarından sonra açık teknikle yapılan operasyonlara göre çok daha az komplikasyon ortaya çıkıyor. Hastanın ayağa kalkma ve normal yaşama dönme süresi kısalırken aynı zamanda operasyon sonrasında kalan izler de neredeyse gözle görülmeyecek boyutlarda oluyor. Ameliyatta kanama çok daha az, ameliyattan sonra ağrı daha az ve ağrı kesici ihtiyacı da belirgin olarak daha az oluyor.

Kişilerin operasyon sonrası dönemde de oldukça konforlu hissetmesini sağlayan bu teknikler ile minimum deformasyon (iyi kozmetik sonuç) ile maksimum fayda elde ediliyor. Daha etkili sonuçlar almak için özellikle son 10 yıldır yaygın bir şekilde kullanılan robotik cerrahi tekniği ile cerrahide çok daha etkili sonuçlar elde etmek mümkün.

Yazının devamı...

Çalışan kadınlara kolay çözüm

14 Mayıs 2020

İlaçların tedavi için yetersiz olduğu durumlarda günümüzde başvurulan en iyi cerrahi yöntem robotik cerrahidir. Bu yöntem ile rahim kanseri, rahim ağzı kanseri, rahim fibroidleri (miyom: rahmin iyi huylu tümörleri), endometriyozis (çikolata kisti hastalığı), rahim sarkması ya da anormal rahim kanaması gibi rahatsızlıklar da dahil olmak üzere geniş çaplı jinekolojik rahatsızlıklar tedavi edilebilir. Özellikle kanser ya da kontrol dışı kanama (diğer tedavilere cevap vermeyen) gibi hasta hayatını tehlikeye atabilecek durumlarda rahim cerrahi müdahale ile alınır.

Bu operasyonlar daha önceleri halk arasında açık ameliyat olarak da bilinen tek ve geniş bir kesi ile gerçekleştirilirdi. Ancak günümüzde gene halkımızın kapalı ameliyat olarak adlandırdığı Robotik Cerrrahi veya Laparoskopik Cerrahi ile minimal invaziv şekilde gerçekleştirilebilir. Ancak son yıllarda tüm dünya da giderek yaygınlaşan ve laparoskopik yönteme oldukça benzeyen robotik cerrahi daha sık tercih edilir.

ROBOTİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI

Özellikle çalışan kadınların tedavilerinde robotik cerrahiyi tercih edilmesinin başlıca sebebi iyileşme süresinin çok daha kısa olmasıdır. Ameliyatın büyük bir tek kesi üzerinden yapılması yerine 1 cm’den küçük kesilerden gerçekleştirilmesi iyileşme sürecinin çok daha kısa olmasını sağlar. Bu sayede hastalar iş hayatlarına ve gündelik yaşamlarına çok daha kısa bir sürede dönebilir. Ayrıca ameliyatın küçük kesiler aracılığıyla yapılması sayesinde iyileşme sürecinin ameliyat sonrasında bakımını da daha kolay hale getirmektedir. Ameliyat sonrasında kesilerin yapıldığı bölgelerde çok hafif ağrılar olmaktadır. Yara yerine ait problemler oldukça az görülmektedir.

Ayrıca kesilerin boyutu büyük bir ameliyat izinin kalmamasını yani kozmetik olarak da daha iyi bir görüntüye olanak sağlamaktadır. Bu ameliyat izleri yaklaşık 1 sene sonra dışarıdan bakıldığında neredeyse seçilemeyecek hale gelir.

ROBOTİK CERRAHİNİN KULLANILDIĞI OPERASYONLAR

Günümüzde jinekolojik operasyonların büyük bir çoğunluğu robotik cerrahi yöntemi sayesinde başarı ile yapılabilmektedir.

Rahmin alındığı histerektomi ameliyatı, endometriyozis (çikolata kisti hastalığı) ameliyatları, aşırı kanama, karın ağrısı ve kısırlığa neden olan fibroidlerin temizlendiği miyomektomi ameliyatlarında, yumurtalık kisti ya da diğer yumurtalık bozukluklarının neden olduğu her iki yumurtalığında alındığı ooforektomi ameliyatlarında ya da rahim sarkmasının meydana geldiği durumlarda, Rahim kanseri ya da rahim ağzı kanseri, yumurtalık kanserinde, yapışıklıkların temizlenmesinde ve pelvik ağrı ile ilgili ameliyatlar robotik cerrahi tekniği ile başarı ile gerçekleştirilebilmektedir. En yaygın jinekolojik rahatsızlıklarının tedavisinde bu Robotik Cerrahi yönteminin kullanılabilir olması, bu yöntemin tüm Dünya’da kısa sürede yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Yazının devamı...

Adet düzensizliğini önemseyin

11 Mayıs 2020

Pek çok kadın tarafından normal karşılanabilen ya da görmezden gelinebilen adet düzensizliği, çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Düzenli adet görmek ise kadın vücudunda pek çok sisteminin doğru çalıştığının göstergesidir. Bu yüzden basit bir rahatsızlıkmış gibi görülebilen adet düzensizliği, dikkate alınması gereken bir sorun olabilir.

BELİRTİLERİ VE EN SIK GÖRÜLEN NEDENLERİ NELERDİR?

Her ne kadar adetin ilk yıllarında düzensiz olması normal karşılansa da, birkaç yılın sonunda bu durum halen devam ediyorsa mutlaka takip gerektirir. Adet düzensizliği tanımını yaparken kadınlar genellikle iki adet dönemi arasında geçen sürenin beklenenden uzun sürmesi durumunu algılasa da, aradaki sürenin 21 günden kısa olması da düzensizliğe işaret eder. Özetle 21 günden kısa ve 35 günden uzun olan adet döngüsü aralıkları düzensizliğe işaret olarak kabul edilir. Bunun yanı sıra adet kanamasının miktarı, adet kanamasının 2 günden kısa, 10 günden uzun sürmesi de düzensizlik belirtisi olarak alınmalı.

Peki, adet düzensizliği neden dolayı olabilir? En sık görülen sebepler; stres, hormonal düzensizlikler, ilaç kullanımı, aniden aşırı kilo verme ya da aşırı kilo alma, çok fazla egzersiz yapma, çok düşük vücut kitle endeksidir (boya göre kilonun geride kalması). Bunun yanı sıra tiroit hastalığı (guatr), karaciğer hastalıkları, şeker hastalığı, ilaçlara bağlı ya da klinik depresyon da adet düzensizliğine neden olabilir. Aynı zamanda rahim ve rahim ağzı kanseri gibi jinekolojik kanserlerin de belirtisi olabilen düzensizliğe, çok yaygın olarak görülen (her 10 kadından 1’inde görülür!) Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve Endometriozis (çikolata kisti) de sebebiyet verebilir.

TEŞHİS VE TEDAVİSİ NE ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR?

Öncelikle düzensiz adet kanaması yakınması olan kadınların mutlaka bir jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirmesi gerekir. Muayene sırasında kanamaya neden olabilecek faktörler tek tek gözden geçirilerek vajina, rahim ağzı, rahim ve yumurtalıklar değerlendirilir.

Ultrasonla rahim ve yumurtalıklara ait tümör olup olmadığı araştırılır. Aynı yöntemle rahim iç zarının kalınlığı ve düzenli olup olmadığı ölçülür. Rahmin iç zarında oluşan polip veya miyomlarda anormal kanama ve ağrıya neden olabilir. Anormal vajinal kanaması olan hasta 40 yaşından büyükse, kanamanın bariz bir sebebi saptanamamışsa rahim iç zarından biyopsi yapılması gerekir. Bu şekilde rahim iç zarının yapısı patolojik olarak değerlendirilerek rahim kanseri araştırılır.

Kanamanın sebebi üreme organlarından kaynaklanmakta ise yani hormon düzensizliği değilse tedavi nedene yönelik olarak yapılır. Örneğin miyoma bağlı ise bu kanama, miyomlar ameliyat ile alınır. Troid bezi (guatr), böbrek sütü bezi veya hipofiz bezinden anormal hormon salınımına bağlı ise bu durumları çözülmesi ile ancak adet düzensizliği düzeltilir.

Yazının devamı...