AĞIZ KOKUSU HASTALIK HABERCİSİ OLABİLİR

Ağız kokusu kötü ağız temizliğinden, yediğimiz yiyeceklerden veya içtiklerimizden, sigaradan, diş çürüklerinden ve bu gibi birçok sebepten kaynaklanabilir. Ağız kokusunun temelinde yatan neden ağız temizliğinin tam sağlanamaması ise dişlerin günlük temizliğini en iyi şekilde gerçekleştirmek; diş ipi ve gargara kullanmak gibi basit yöntemler işe yarayabilmektedir. Diş bakımının yanı sıra, dil üzerinde bulunan bakterileri temizlemek için dil temizleme fırçalarıyla gün içerisinde dilde biriken bakteriler de temizlenmelidir. Protez diş kullanıyorsanız, gece çıkarılmalı, diş fırçasıyla güzelce temizlemeli ve gece boyunca suda bekletmelisiniz. Ağız ve diş temizliği düzenli ve iyi yapılmasına rağmen ağız kokusu kaybolmuyorsa o zaman altta yatan diğer sebeplere bakılabilir. Bunlar sinüzit, böbrek rahatsızlıkları, şeker hastalığı, ülser ve reflü gibi sindirim sistemi hastalıkları, ağız mantarları ve daha birçokları olabilir. Bunlar başka belirtiler de gösterir. Örneğin, şeker hastalarının ağzındaki aseton kokusuna benzer koku ya da böbrek hastalıklarında ortaya çıkan amonyak benzeri ağız kokusu karakteristiktir. Bu sebeple, geçmeyen ağız kokunuz varsa mutlaka bir hekime başvurmalısınız.

İLTİHAPLI DİŞ ÇEKİLEBİLİR

Halk arasında hepimizin en azından bir kez duyduğu bir cümledir: “İltihaplı diş çekilmez”. Aslında bu tam olarak doğru değildir. Hekim uygun görüyorsa iltihaplı dişi çekebilir. İltihap çok büyük ve yumuşak bir şişlik oluşturmuş ise önce iltihap boşaltılır ve sonrasında diş çekilebilir. Bu sayede hem iltihaba sebep olan etken ortadan kalkmış olur hem de iltihabın temizlenebileceği bir alan elde edilir. Ancak hekimlerin iltihaplı dişi çekmek istememesinin bazı sebepleri vardır: İltihaplı dişin uyuşturulması oldukça zor bir işlemdir. Şişlik içindeki apse nedeniyle, yapılan uyuşturucu iğneler etkilerini tam gösteremez. Bu nedenle hasta az da olsa acı hissedebilir. İltihaplı dişin çekimindeki en büyük problem, dişin çekilirken kırılma riskidir. Şayet diş kırılırsa apse sebebiyle cerrahi müdahale zorlaşır. Uyuşma tam gerçekleşemeyeceğinden hasta için ağrılı, hekim için zor bir tedavi olabilir. Ayrıca akut iltihabın daha geniş bir alana bulaşma riski gelişir. İltihaplı dişin çekilip çekilmeyeceği kararı tecrübesi ve bilgisiyle koşulları değerlendirebilecek olan hekime bırakılmalıdır.

HANGİ DİŞ FIRÇASI BANA UYGUN?

Doğru bir ağız bakımı için olmazsa olmaz dişlerimizi her gün ve en az iki defa fırçalamaktır. Teknolojinin gelişmesiyle beraber hayatımıza giren elektrikli diş fırçalarının gerek kullanımı sırasında sağladığı rahatlık gerekse kişide oluşturduğu pozitif motivasyon tartışılmaz. Tabii buna bağlı olarak kullanım oranları arttı ve diş fırçalama alışkanlıklarımızı iyileştirmemize yardımcı oldular. Doğru kullanımda çokça faydaları olan elektrikli fırçaların, yapılan son araştırmalara göre, diş yüzeyindeki plağın temizlenmesinde daha etkili olduğu ve gingivitis adı verilen diş eti hastalığını azalttığını göstermektedir. Bunda elektrikli fırçanın titreşimle diş yüzeyindeki bakteri plağını temizlemesi de bir etkendir. Ancak klasik diş fırçalarında da gerekli özen ve süreye dikkat edilirse aynı temizlik elde edilebiliyor. Buradan anlaşılıyor ki elektrikli diş fırçalarının en büyük artısı, el yeteneği gelişmemiş veya el kabiliyeti kısıtlı kişilerde diş fırçalamayı kolaylaştırmasıdır. Ayrıca sağlıklı bireylerde de diş fırçalama süresini standardize ederek fırçalamayı daha etkin ve kolay hale getirmesidir.

Elektrikli diş fırçaları, tüm fırçalama hareketlerini sizin yerinize yapar. Böylece diş fırçasının aşınmasına yol açan sert fırçalama hareketlerinden kaçınılır. Aşırı sert ve bastırarak fırçalamayı engellemek için baskı sensörleri mevcuttur ama bu her model için geçerli değildir. Sensör olmayan şarjlı diş fırçasını çok bastırmak dişetlerinin zedelenmesine hatta diş etinin çekilmesine neden olabilir. Bu yüzden eski modelleri bile kullanacak olsak bu baskıyı yapmamaya özen göstermemiz gerekir.

Gelelim yıllardır dişlerimizi temizlememizde yardımcı olan manuel fırçalara. Uygun fiyatlı ve kolay ulaşılabilir olması klasik diş fırçalarının hâlâ hayatımızda olmasının en büyük sebebidir. Etkin ve sabırlı bir şekilde fırçalandığında tatmin edilen bir sonuç verdiğinden ve her bütçeye uygun olduğundan diş hekimleri tarafından önerilmektedir. Rutin diş muayenelerinde hastanın ağız hijyeninin iyi olduğunu görüldüğünde manuel fırçayla devam edebileceğini söylenmektedir. İster manuel ister şarjlı olsun, fırçasının en fazla üç ayda bir ya da fırçanın kılları dik ve güçlü durmamaya başladığı zaman değiştirilmesi gerekir. Dik ve güçlü durmayan kıllara sahip bir fırça dişlerinizi yeteri kadar temizleyemeyecektir. Diş fırçasını kullandıktan sonra kuruması için fırçanızı özel bir kapta dik bir konumda saklayın. Aynı kapta birden fazla fırça varsa, mikropların yayılmaması için fırçaları birbirinden ayrı tutun. Enfeksiyonlara neden olabilecek mikroorganizmaların oluşumunu tetikleyebileceği için diş fırçalarını hava almayan bir kapta saklamayın.