KOAH ve KOVİD-19

Havanın soğumasıyla artan kömür kullanımı, hava kirliliği sorununu beraberinde getirirken, ağır bir solunum hastalığı olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) için de önemli bir tehdit oluşturuyor. ‘Kronik’ kelimesi uzun süredir devam eden anlamındadır. ‘Obstrüktif’ ise tıkayıcı anlamındadır ve bu hastalıkta nefes borularının (bronşların) tıkandığını göstermek için kullanılır.

O halde KOAH’ı, ‘Uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan bir hastalıktır’ şeklinde tarif edebiliriz. Bu rahatsızlığın en kötü yanı, bronşlarda oluşan tıkanmanın bir daha düzelmemesi ve tedavi edilmezse sinsice ilerlemesidir. En önemli nedeni, sigara bağımlılığıdır.

Bazı çevresel ve genetik faktörler hastalık gelişiminde etkilidir. Hastaların yaklaşık yüzde 1’inden az bir kısmında genetik nedenler sorumlu olabilir. Sigara dumanıyla nefes borularına, hava keseciklerine zararlı gazlar ve maddeler dolar.

Yıllar geçtikçe bu zararlı gazlar ve maddeler bronşların, hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Bunun sonucunda bronşların hastalanmasıyla tıkayıcı bronşit, hava keseciklerinin harabiyeti ve parçalanmasıyla amfizem ortaya çıkar.

KOAH adı altında bu iki hastalık yer almaktadır. Sigara içimiyle hem bronşlarda tıkayıcı bronşit hem de amfizem gelişir. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar sonucunda kana oksijen geçişi azalır ve vücudun oksijensiz kalmasıyla pek çok ciddi rahatsızlıklar doğar.

KOAH ve KOVİD-19

Belirtileri

Öksürük

Balgam

Nefes darlığı

Bu şikâyetler uzun süredir devam etmektedir. Öksürük ve balgam çıkarma önceleri sadece sabah görülür. Hastalar genellikle bu şikâyetleri önemsemezler ve sigara içmenin doğal bir sonucu olarak görürler. Gerçekte, şiddetli olmayan öksürükle birlikte az miktarda balgam çıkarmak KOAH’ın erken habercisi olabilir. Eğer sigara içmeye devam edilirse ve hastalık ilerlerse, öksürükler şiddetlenir. Hastalar günün her saatinde balgam çıkarmaya başlar. Bazen boğulacak kadar şiddette olur. Nefes darlığı hastalığın erken dönemlerinde koşma, hızlı yürüme veya merdiven çıkma gibi eforlar da ortaya çıkar. Hastalığın ilerlemesiyle istirahatte dahi nefes darlığı oluşur. Bu şikâyetler genellikle 50 yaşına doğru ciddi şekilde artar.

Yeni tip koronavirüse bağlı Kovid-19 hastalığının inkübasyon süresi (kuluçka ve belirti verme süresi) uzun olduğu için Kovid-19’a bağlı gelişen viral pnömoni (zatürre) genellikle fark edilmeden baş göstermektedir ve birçok belirtisi-bulgusu KOAH şikâyetleriyle karışabilir. Her iki hastalık balgamlı öksürük, nefes darlığı ve halsizlik semptomlarıyla görülmektedir. KOAH hastaları, yaşları, ek hastalık öyküleri ve akciğerleri zayıf olduğundan, koronavirüs salgını sürecinde en yüksek riski KOAH hastaları taşımaktadır. Ağır pnömoni yani zatürre durumunda, ciddi hasar gören akciğer, kanı yeterince temizleyemez ve dokulara gerekli olan oksijeni sağlayamaz duruma gelebilir. Zamanında fark edilemeyen koronavirüs pnömonisi aynı şekilde KOAH’lı hastanın akciğer fonksiyonunu ciddi şekilde bozabilir. Bu, hastalığın daha ciddi seyretmesine yol açacaktır.

Hastalığın ileri dönemlerinde kanda ve organlarda oksijen miktarı önemli oranda azalacağı için çok daha fazla rahatsızlıklar belirir.

Rahatsızlığın ilerlemesiyle kalp yetmezliği meydana gelebilir ve ayaklarda su toplama başlar. Bu hastalarda ileri dönemlerde nefes darlığı şiddetlenir ve evden dışarı çıkamaz hale gelirler. Bu dönemdeki hastalar günün en az yarısında oksijen makinesine bağlı kalır.

KOAH hastalarının Kovid-19’a karşı alması gereken önlemler

KOAH hastalarının yeni tip koronavirüs olan Kovid-19’dan korunması için herhangi farklı önlem yöntemi yoktur. Ancak unutulmamalıdır ki Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan kişilerin kendi sağlıklarına çok daha fazla dikkat etmesi ve akciğerine zarar verebilecek bütün hastalık ve faaliyetlerden kaçınması önem arz etmektedir.

Tedavi

KOAH tedavisinin temelini ‘sigaranın terk edilmesi’ oluşturur. Ayrıca, tozlu, dumanlı ortamlarda bulunmamak ve düzenli ilaç tedavisi de gerekir. İlaçlar sadece nefes darlığını azaltmak için kullanılır. Bazıları solunum yoluyla alınır. Dozları çok düşüktür. Fakat direkt olarak solunum yollarına ulaştığı için etkileri kuvvetlidir. Doğru teknikle kullanılmalıdır ve yan etkileri yok denecek kadar azdır. Alışkanlık yapmazlar, dişlere ve akciğerlere herhangi bir zarar vermezler.

Oksijen tedavisi: Çok ağır hastalar sürekli olarak günde en az 15 saat oksijen kullanmak zorundadır. Kanda oksijen seviyesi tehlike sınırının altına inen hastaların uzun süreli oksijen tedavileri hem şikâyetlerini azaltacak hem de yaşam kalitelerini artıracaktır. Çünkü KOAH’ta ortaya çıkan sorunların önemli bir bölümü vücudun yeterince oksijen almamasından kaynaklanır.