Koronalı günlerde bahar yorgunluğu

Koranavirüs salgınının tüm dünyayı olduğu gibi bizim ülkemizi de etkisi altına aldığı süreç anlaşılan çok kısa olmayacak. Bizler koronavirüse odaklanmışken, aslında hayat devam ediyor. Sağlığımızın genel durumu çok önemli hale geliyor. Çünkü bu amansız virüsle baş edebilmemiz için sağlığımızın iyi olması gerekiyor. Bahar yorgunluğu da bu dönemde bağışıklığımızı etkileyecek tablolardan biri.

İlkbahar, havaların ısınmaya başlaması ve doğanın uyanışıyla beraber, birçok insanın kendini daha iyi hissettiği bir dönemdir. Bunun yanında, azımsanmayacak bir grup, mevsim başında halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik hissedebilir. Bahar yorgunluğu halk arasında sık kullanılan bir terim olup, iklim değişikliğinin vücutta yarattığı yorgunluk olarak tanımlanabilir.

Aslında birçok nedenin bir araya gelerek yarattığı tablodur. Yorgunluk hissinin yanında, uyku düzensizliği, iştah azalması, kas krampları, eklem ağrıları ve kadınlarda âdet düzensizliği gibi belirtiler olabilir. Halsizlik nedenlerinin başında meteorolojik etkiler gelir.

Mevsim geçişleri öncelikle hormonlarımızı etkiler. Vücudun yeni çevresel değişikliklere alışması ve hormonlarının yeniden dengeye girmesi zaman alır. Bu durum, çevreye uyum sağlamamızı zorlaştırarak dış etkenlerden daha çabuk etkilenmemize neden olur. Kış aylarında çoğunlukla daha hareketsiz bir yaşam sürüldüğünden ve alınan kilolardan dolayı ilkbaharla gelen hareketli yaşama uyum konusunda zorluklar yaşanabilir.

Kirli hava, elektrik yükünün artışı ve iyon değişiklikleri de yorgunluk hissine neden olabilir. Ani ısı değişiklikleri ise adaptasyon sistemimizi zorladığı için, mevsim başında bizi en çok etkileyen nedenlerden biridir. Mevsimin ruhsal etkileri en az fiziksel değişiklikler kadar önemlidir. Özellikle yoğun çalışan, stresi yüksek olan kişilerde ve depresyona eğilimi olanlarda, yorgunluk hissi oluşabilir.

Düzensiz yaşam...

Aslında, bahar yorgunluğunun büyük şehirlerde yaşayanlarda, çevre kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde, düzensiz ve stresli yaşama sahip olan bireylerde, kötü beslenenlerde daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Gözden kaçırılmaması gereken şey, bahar yorgunluğu tablosunun uzun sürmediğidir. Sürekli yorgunluk ve genel durum bozukluğu, bu belirtilerle seyreden ciddi hastalıkları düşündürmelidir. Tiroit hastalıkları, ciddi depresyonlar, kronik ve kötü huylu hastalıklar atlanmamalıdır. Böyle durumlarda bir an önce doktora başvurulmalıdır.

ALINACAK ÖNLEMLER

Bahar yorgunluğunun önlemleri daha bahar gelmeden alınmalıdır. İlk yapılması gereken şey, beslenme düzeninin ayarlanmasıdır. Her zaman sağlıklı beslenmeyi önermekle beraber, çoğumuz kış aylarında daha kalorisi bol, taze sebze ve meyveden fakir bir beslenme programı uygularız. Bu tarz beslenmeler kilo almamıza neden olur.

SPOR YAPILMALI

Kış aylarının diğer bir riski hareket azlığıdır. Hava şartları ve günün kısa olması hareketimizi kısıtlar. Yapılması gereken şey, kış aylarında da özellikle yürümenin tercih edilmesidir. Fakat günlük pratikte spor yapma oranının daha az olduğunu görmekteyiz. Kış sonuna doğru günün uzaması ve havanın daha sıcak olmasından yararlanarak düzenli bir yürüyüş programı yapabiliriz. Düzenli spor yapanlarda bahar yorgunluğu daha az görülür. Tabii ki bu günlerde ancak evde yapabilmekteyiz.

BESLENME TARZINIZI GÖZDEN GEÇİRİN

Öncelikle beslenmedeki sebze ve meyve miktarı artırılmalı ve yağ miktarı düşürülmelidir. Bir öğünde çok miktarda yemek yerine, ara öğünlerin olduğu düzenli bir beslenme programı uygulanmalıdır. Katkı maddeleri fazla miktarda içeren, yoğun kalorili, tuz ve yağdan zengin, pasta, kek, cips, tuzlu kuruyemiş vb. gıdalardan uzak durulmalıdır. Yüksek oranda şeker içeren tatlı yiyecek ve içecekler daha az tüketilmelidir. Yeterli sıvı tüketimi de önemlidir. Günlük sıvı tüketimi ortalama 2 litre ve üstü olmalıdır. Çoğunlukla da su tercih edilmelidir. Süt ve süt ürünleri de tüketilebilir.

Stresle baş etmek!

İş hayatının kış aylarında daha yoğun olması, stres birikimine neden olur ve fiziksel değişimlerin yaşandığı mevsim dönümlerinde sıkıntı hissi ve depresyona eğilim artar. Stresi azaltabilecek spor faaliyetleri, sosyal aktiviteler ve dış ortamda daha çok zaman geçirme yararlı olacaktır. Güneş ışınlarının ve aydınlığının ruhumuza olumlu etkilerinin olduğunu unutmamak gerekir.

Uykuya dikkat!

Alışık olduğumuz uyku düzenini değiştirmemeliyiz. Herkesin ihtiyacı farklıdır. Alışık olduğumuz saatte yatağa gitmemiz ve ihtiyacımız kadar uyumamız gerekir. Azı ya da aşırısı kendimizi kötü hissetmemize neden olabilir.

Vitaminler

Destekleyici vitamin ve ilaçlar en çok merak edilen konulardan biridir. Gerektiğinde bu ilaçlar kullanılabilir. Özellikle doğal olarak bilinen destek ürünleri kullanımının çok arttığı günümüzde, bunların çoğunlukla kontrolsüz alındığını görmekteyiz. Hangi destek ürünü olursa olsun, daima doktora danışılarak kullanılması daha sağlıklıdır.