Korona günlerinde yaşam

Biz korona günlerine yeni yeni adapte olmaya çalışırken Çin’den iyi haberler geliyor. Çin’de hastalığı nasıl kontrol atına aldılar? Peki, biz koronavirüse karşı savunma kalkanımızı nasıl güçlendirebilir, bu salgından korunmak için neler yapabiliriz?

Salgının çıkış noktası Çin’deki Wuhan şehriydi. Bugün hastalık tüm dünya ülkelerine yayılmış olsa da koronavirüsün yeni merkez üssü hiç kuşkusuz Avrupa. Ben bu yazıyı kaleme alırken tüm dünyada tespit edilen vaka sayısı 220.000’i, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 9.000’i geçti.

Avrupa üstünde kara bulutlar dolaşırken, Çin’den gelen haberler umut verici. Önce, fırtınanın ilk vurduğu yer olan Çin’in hastalığı kontrol altına almadaki başarısına bir göz atalım dilerseniz...

Bağışıklık dopingi

Koronavirüs salgını henüz ülkemize ulaşmadan yazdığım yazılarda da vurguladığım gibi, bu hastalıktan korunmak ya da hafif semptomlarla atlatmak için kalabalık ortamlardan kaçınıp, bazı temel hijyen kurallarına uyacağız ve tabii ki bağışıklığımızı güçlendireceğiz.

İçi kimyasallarla, katkı maddeleriyle dolu işlenmiş yiyecekleri hayatınızdan çıkarmak için bundan daha iyi bir zaman olamaz! Tabii tatlılar, çikolatalar, börekler, makarna ve ekmek de gidecek. Neden? Çünkü dışarıdan gelecek istilacılara karşı bağışıklık sisteminize köstek değil destek olmak istersiniz. Yani ilk olarak sofranızdaki toksik yiyeceklerden kurtulun, onların yerine bağışıklık dopinginde etkili besinleri koyun.

Antiviral zencefil: Çinlilerin yüzyıllardır öksürüğün, grip semptomlarının tedavisinde, romatizma ağrılarında kullandığı zencefil koronavirüsle savaşta kullanılan bitkilerin başında geliyor. 2013 yılında yayımlanan bir araştırma taze zencefilin solunum sistemini desteklediği, enfeksiyonlara karşı direncini artırdığını gösteriyor. (3) Zencefilin antiviral etkisi de düşünülecek olursa, ortaya mükemmel bir koruyucu güç çıkıyor.

Çinko zengini ciğer: Geçtiğimiz haftalarda bağışıklık sisteminin etkin bir şekilde çalışması için çinko zengini besinler tüketmeniz gerektiğini yazmıştık. Özellikle bağışıklık dopingine ihtiyaç duyduğunuz şu zamanlarda bol bol ciğer yiyin, kırmızı et tüketin. Ama sigara içiyorsanız istediğiniz kadar çinko zengini besinler tüketin, fayda etmez. Neden? Çünkü sigaranın içinde bulunan bir ağır metal olan kadmiyum çinko emilimini engeller. Pilav, tahıl ve kahvaltılık gevreklerin içinde bulunan fitik asidin de çinko emilimini sekteye uğrattığını hatırlatmak istiyorum.

Bir arı mucizesi propolis: Doğal balın, arı poleninin faydalarını biliriz de nedense propolis pek bilinmeyen, adı sanı pek duyulmamış bir değerdir. Doğanın bize sunduğu en kıymetli besinlerden olan propolisle tanışmak için doğru zaman! Propolis, arıların kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için yaptıkları ve kovan içi açıklıkların kapatılmasında kullandıkları yapışkan, koyu renkli bir maddedir. Kovanı hastalıklara, parazit ve mantarlara karşı koruyan özel bileşenler içeren bu maddenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, viral enfeksiyonlara karşı koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar var.

Korona günlerinde yaşam

Fitoterapi desteği

Çin hükümeti, şubat ayının başından itibaren hastalıkla savaşta yeni bir protokol uygulama kararı aldı ve hastalığın semptomlarını hafifletmek için kullanılan antiviral ilaçlar, yani konvansiyonel tedaviler Geleneksel Çin Tıbbı ile desteklenmeye başlandı.

Bu yaklaşımın hastalığın seyrindeki etkisi ise geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir çalışmada derlendi: “Traditional Chinese Medicine for COVID-19 Treatment” (COVID-19 Tedavisinde Geleneksel Çin Tıbbı) (1).

Makaleye göre, hafif semptomlar gösteren 102 kişinin yer aldığı bir çalışmada, tedavileri geleneksel Çin tıbbıyla desteklenen hastaların daha çabuk iyileştiği gözlendi (hastalara düzenli olarak içinde meyan kökü, tarçın, kurutulmuş mandalina kabuğu ve taze zencefilin de bulunduğu, yaklaşık 30 farklı bitkiden hazırlanan bir karışım verildi). Hastalığı daha ağır seyreden vakalarla yapılan bir başka araştırmada ise kombine tedavi protokolü uygulananların hastaneden ayrılma sürelerinin kısaldığı not ediliyor.

Koronavirüs salgınının başladığı zamanlarda, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sitesinde “Geleneksel bitkisel tedavilerden kaçının” diye bir uyarı yer almıştı. Neyse ki sonradan bu yanlıştan dönüldü ve bu cümle siteden kaldırıldı.

Pandemi, yani global bir salgın söz konusu. Bu salgına çare olacak kimyasal bir ilaç yok. O halde ne yapacağız? Henüz tedavisi olmayan bir hastalıkla karşı karşıya kaldığımızda neden doğal ilaçlardan, binlerce yıldır salgın hastalıklarda kullanılan bitkilerden, fitoterapi biliminden destek almayalım? Şu günlerde Çin’den İtalya’ya giden medikal bir ekip, koronavirüs hakkında öğrendiklerini, deneyimlerini ve tabii ki hastalığı yenmede geleneksel tıbbın etkisini İtalyan bilim insanlarıyla paylaşıyor. (2)

1 “Traditional Chinese Medicine for COVID-19 Treatment”, Ai-HuaZhang, Xi-JunWang, Jun-ling Ren, Pharmacological Research, Volume 155, 104743,
2 https://www.globaltimes.cn/content/1182588.shtml
3 “Fresh ginger (Zingiber officinale) has anti-viral activity against human respiratory syncytial virus in human respiratory tract cell lines.” Chang JS, Wang KC, J Ethnopharmacol. 2013 Jan 9; 145(1):146-51.