Mevsimsel ve yerel beslen

Kışın çilek, yaz ortasında lahana, kereviz... Dört mevsim her sebzeye, her meyveye ulaşmak bir lüks mü? Durun, tekrar düşünün derim!

Bu yazının ilhamı geçen hafta manav alışverişimi yaparken rastladığım bir hanımdır. Tezgâhta duran körpe yapraklı kerevizleri görüp gözleri ışıldadı. “Bana bol yeşillikli olanlardan bir buçuk kilo verebilir misiniz?” Zeytinyağlı kereviz yemeği yapacakmış, pek çok insanın aksine kerevizin yapraklarını atmaz, yemeğe katarmış. “Yemeği lezzetli yapan bu yeşilliklerdir!” diyerek sohbeti tamamlayıp veda etti.

Mevsimsel ve yerel beslen


Resimdeki  yanlışları bulun

“Faydalı sebze yemekleri hazırlayan, sağlık konusunda bilinçli biri” diye düşünüyorsunuz... Hâlbuki sağlıklı görünen bu tablo pek çok yanlışla dolu!

YANLIŞ 1:  Öncelikle ağustos ayının tam ortasında kereviz tezgâhta ne arıyor? Sizin kerevizden alacağınız besinlere yazın değil kışın ihtiyacınız var. Çünkü kereviz normalde bir kış sebzesidir. Kerevizin yanı başında duran kıpkırmızı domateslerin, lezzetine doyum olmayan Çengelköy salatalığının ise tam zamanı! İkisinde de sıcak günlerde vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm besinler, antioksidan ve mineraller mevcut.

YANLIŞ 2:  Her mevsim her sebzeyi, her meyveyi görmeye alıştık. Ama bu kesinlikle doğal değil! Bir sebzeyi ya da meyveyi mevsimi dışında tükettiğinizde besin değerleri de eksilir. Neden? Çünkü mevsimi dışında serada yetişmiştir.

 YANLIŞ 3:  Diyelim ki mevsimi dışında yetiştiği için fayda ve lezzet fakiri bir sebzeyi tüketmekte bir sakınca görmüyorsunuz. Peki ya serada yetişmiş sebzeyi yerken vücudunuza bol bol aldığınız tarım ilaçları ne olacak? Yani kerevizi iki ay sonra, mevsiminde yemek varken yazın tüketenler sebzeye özgü faydalı besinler yerine bol bol zehir yemiş olur.

İyice yıkıyorum’

Bu cümleyi çok sık duyuyorum. Pek çok kişi sebzeyi, meyveyi iyice yıkadığında üstündeki tarım ilacının akıp gittiğini düşünüyor. Sebzeleri, meyveleri suda uzun süre bekletip, sonra tek tek ovalayanların abesle iştigal ettiklerini söyleyebilirim.

O sebzeyi, meyveyi istediğiniz kadar yıkayın, tarım ilacı akıp gitmez. Mevsimi dışında, doğanın normal döngüsüne ters bir zamanda yetişen bir bitkisel besini nasıl yetiştirecek, ürünü telef edecek hastalıklardan nasıl koruyacaksınız?

Tabii ki tarım ilacını, hormonu basarak! Bu zehirler kanser yapar. Ve düşünülenin aksine sebzenin, meyvenin bütününe nüfuz ederler. Sözün özü: İyi yıkayarak, kabuklarını soyarak tarım ilaçlarından, kimyasallardan kurtulamazsınız.

Çocukluğumdan hatırlıyorum. Annem tam da bu sıralar bol bol domates alırdı. Pazardan 8-10 kilo domatesle dönerdik. Ağustos ayının sonları gibi fiyatlar iyice düşer. Kış için salça kaynatmak, domates konservesi yapmak için mükemmel bir dönemdir! Öyle yazın kereviz, kışın çilek yemek gibi “lüksler” yoktu! O zamanlara geri dönmemiz, mevsimsel beslenmeyi yeniden hatırlamamız lazım!

Yerel beslenin

Mevsimsel beslendiğinizde vücudunuza daha az tarım ilacı alırsınız ve doğa size tam da o sırada ihtiyacınız olan besinleri sağlar. Tükettiğiniz bitkisel gıdaları daha da şifalı kılmak, sağlığınızı bir basamak yukarı taşımak istiyorsanız mevsimsel beslenmekle yetinmeyin yerel de beslenin.

Yerel beslenmek, kısır hibrit tohum yerine atadan babadan kalma tohumdan yetişmiş sebzeyi, meyveyi tüketmektir. Bu tohumlar Anadolu’nun güneşine, ayazına dayanmayı, o toprağa özgü minerallerle, besinlerle serpilmeyi öğrenir. İçine doğduğu yörenin böceğinden, zararlısından korunmak için bileşenler yapar. İçinde bulunduğu ortama en iyi sağlayan bitkiler de var olmayı sürdürür ve genetik şifrelerini geleceğe aktarır.

Atadan kalma tohumun kıymetini bilen çiftçilerimizin de, o çiftçilere ulaşıp yerel ve mevsimsel beslenenlerin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Hatta bu şifalı besinler en taze hâliyle kapınıza kadar geliyor.

Unutmayın, bir sebze ya da meyve en az işlenmiş yiyecekler kadar toksik olabilir! Seçim sizin.

DOĞANIN GÜNCEL MENÜSÜ  

Mevsim güzelleri

Mevsimsel ve yerel beslen



Taze fasulye: Antioksidan etkisiyle kanserle savaşır, kalbi korur, göz sağlığını destekler.

Kabak:
Beta-karoten ve magnezyumla bağışıklık sistemini destekler.

Kırmızı barbunya: Ödem atıcıdır, damar sertliğini önler. Folik asit, demir ve potasyum kaynağıdır.

Patlıcan: Kanser önleyicidir. Tümör oluşumunu tetikleyen hormonları baskılar.

Domates:
Likopen, kuersetin, rutin, kafeik asit ve ferülik asitle kanserle savaşır, yaşlanmayı yavaşlatır.

Bamya: Glutatyon deposu. Müsilaj ile sindirim sistemi  kanserlerinden korur. Kabızlık sorunu olanlar için harikadır.

Semizotu: Bitkisel omega-3’ler, beta-karoten, demir, fosfor, magnezyum zengin bir kaynaktır.

Çilek:
Zengin bir C vitamini  deposudur, kansere karşı korur.

Kiraz: İçindeki elajik asitle kanser hücrelerini etkisiz hâle getirir. Ödem sorununuz varsa, kiraz sapını kaynatıp için.

Karpuz:
Likopen zenginidir. Su içeriği ile mükemmel bir yaz meyvesidir, ama şeker muhteviyatı yüzünden sınırlı tüketin.

Dört mevsimlikler

Mevsimsel ve yerel beslen


Limon: C vitamini deposu limon birlikte tüketilen yiyeceklerin glisemik indeksini düşürür.

Dereotu:
Bakır, magnezyum, kalsiyum zengini dereotu sindirim dostudur.

Maydanoz:
Portakalın üç katı C vitamini içerir. İçindeki apigenin ile kanserden korur.

Nane: İçindeki rosmarinik asit, güçlü bir antioksidan ve antienflamatuardır.

Roka:
A ve C vitaminleri açısından zengin bir kaynak olan bu yeşillik, göz sağlığını korur, kalp dostudur.

Patates:
Tok tutmakta haşlanmış patatesin üstüne yoktur. C vitamini deposu ve değerli bir prebiyotiktir.

Kuru sarımsak:
Virüs ve bakterileri öldüren maddelerle doğal bir antibiyotiktir, kanserle savaşır.

Kuru soğan:
Yüksek miktarda sülfür ve C vitamini içeren soğan, kanserle savaşan bileşenler içerir.

Tere:
Demir zengini tere, akciğer ve karaciğer dostudur. Sindirimi kolaylaştırır ve güçlü bir idrar söktürücüdür.