Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı

Dozu artan ilaçlar, işe yaramayan beslenme önerileri ve giderek ağırlaşan semptomlar... Peki, “iyileşmez” diye belletilen Tip 2 diyabetin tam şifa ile iyileşebileceğini biliyor musunuz? Hem de sadece beslenme modelinizi değiştirerek.

Birkaç ay önce tıp dünyasının en prestijli yayınlarından biri olan Lancet’ta yayımlanan bir çalışma 1 ülkemizde de haber oldu. Bu çalışmanın bulguları Tip 2 diyabetin ilaç kullanmadan, sadece diyet ve egzersizle iyileştiğini gösteriyordu. Biz zaten bunu yıllardır söylüyorduk, ama yabancı bilim adamları söyleyince gazeteler haber yapıverdi! Evet, Tip 2 diyabet doğru beslenme modeliyle iyileşir. Senelerdir aynı şeyi söylüyorum! Hatta bunun kitabını da yazdım: “Diyabet ve Zayıflama Kürleri”, Hayy Kitap, Mayıs 2017.

Yukarıda bahsi geçen çalışma böyle bulgulara sahip ilk araştırma değil. Son 50-60 senedir uygulanan Tip 2 diyabet tedavisinin, diyabet hastalarına verilen beslenme önerilerinin hiçbir işe yaramadığını fark eden ilk hekim de ben değilim! Mızrak çuvala sığmıyor, uygulanan diyabet tedavileri ve diyetlerinin hiçbir işe yaramadığı, hastaları daha çok hasta ettiği ortada. Milyonlarca Tip 2 diyabet hastası doktorlarının, diyetisyenlerinin önerdiği her şeyi yapıyorlar. Peki sonuç? Hastalıkları daha da ilerliyor, vücutta yaptığı tahribat giderek artıyor.

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahıİşlerine gelmiyor

Tekrar ediyorum: Doğru bir beslenme modeliyle Tip 2 diyabet iyileşir. Kanıt mı istiyorsunuz? En geçerli kanıt, ilaçlarını bir bir bırakan, insülin iğnesinden kurtulan binlerce hastanın yaşadıkları! Modern tıp ekolünün uyguladığı diyabet tedavileri ve diyetleri, hastayı daha da hasta etmekten başka bir işe yaramazlar. Diyabet tedavisi için kılavuzlar, tedavi protokolleri vardır. Hastanın kan şekeri değerleri yüksekse hemen ilaç verilir. İlaçla birlikte hasta diyetisyene yönlendirilir ve “Diyabet diyeti” adı altında bol bol tam tahıl ürünü içeren bir diyet başlanır. Hastaya, “Siz diyabet hastasısınız, günde en az 130 gr. karbonhidrat içeren diyetlerle beslenmelisiniz” denilir. Bir süre sonra verilen ilaç hastanın kan şekerini dengelemeye yetmez olur, ilacın dozu artırılır. Yetmez, başka diyabet ilaçları eklenir. O da yetmeyince insülin iğnesine geçilir. Hatta öyle bir noktaya gelinir ki, pankreas artık insülin üretememeye başlar. Tip 2 diyabet hastası, artık Tip 1 diyabete terfi etmiştir!

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı

2011 yılında British Medical Journal’da yayımlanan bir meta-analiz2 için 33 bin kişinin yer aldığı tam 13 araştırma incelenmiş. Çalışmanın bulguları kan şekerini düşürerek etki eden diyabet ilaçlarının işe yaramadığını gösteriyor. Araştırmacılar bir de not düşmüşler: “Kan şekerini düşürerek etki eden ilaçların ölüm riskini azalttığına dair bir bulguya rastlamadık.”

Peki, tıp camiasının diyabet ilaçlarının işe yaramadığını, beslenme önerilerinin yanlış olduğunu anlaması için daha ne gerekiyor? Anlamak işlerine gelmiyor olabilir mi? Ben size olayın aslını söyleyeyim: İşin içinde ilaç endüstrisinin cebini dolduran, sektörün her tarafını besleyen diyabet gibi bir hastalık olduğunda, herkes üç maymunu oynamayı tercih eder. Hatta bir de utanmadan, “Kardiyologlar, fitoterapi uzmanları işlerine baksın, Tip 2 diyabet tedavisini işin uzmanlarına bıraksınlar. Hastaların kafalarını karıştırıyorlar” diyerek bizlere aba altından sopa gösterirler! Peki o zaman, fitoterapi uzmanı olarak işin uzmanlarına soralım bakalım: Diyabet ilaçlarını, insülinleri dayadığınız Tip 2 diyabet hastalarının neden hiçbirisi iyileşmiyor? Sizler merak etmiyor musunuz bu hastaların neden iyileşmediğini, tam tersine hastalıklarının neden ilerlemeye devam ettiğini? Verdiğiniz diyetler yanlış, hastalığa yaklaşımınız yanlış, bunu anlamak için daha kaç diyabet hastasının ayaklarında yaralar çıkacak, gözleri görmez olacak?

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı

Neden hasta olduk?

Cevap çok basit: Vücudumuzun tolere edemeyeceği kadar çok şeker, hiç olmadığı kadar çok karbonhidrat tüketiyoruz. İçi şeker dolu gazlı içecekler, çikolatalar, tatlılar, bol glutenli ekmek, makarna, pizza, mısır şurubu dolu işlenmiş gıdalar derken sürekli bir şeker ve gluten bombardımanı ile karşı karşıyayız. Yediğiniz tuzlu bisküvi veya ketçap bile mısır şurubu içeriyor. Marketten aldığınız doğranmış donuk patateslerde bile gluten var. Bu yüzden, aslında mükemmel bir şekilde tasarlanmış olan vücudumuzdaki sistemlerin ayarı bozuluyor, kafası karışıyor... Yüz binlerce yıldır şekerini, enerjisini yediği sebzeden, belki bir-iki tane meyveden, hayvansal yağlardan, kuru yemişten, etten almaya alışmış bir sisteme bu kadar fazla şeker yüklerseniz, önce insülin metabolizması bozulur; insülin direnci ve fazla kilolar sorunu derinleştirir, en sonunda da Tip 2 diyabet hastası olursunuz.

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı1 “Primary care-led weight management for remission of type 2 diabetes (DiRECT): an open-label, cluster-randomised trial” Volume 391, No. 10120, p541–551, DOI: https://doi.org/10.1016/S0140-6736(17)33102-1

2“Effect of intensive glucose lowering treatment on all cause mortality, cardiovascular death, and microvascular events in type 2 diabetes: meta-analysis of randomised controlled trials” Theodora Bejan-Angoulvant, Mitra Saadatian-Elahi, Sandrine Lafont, Claire Bergeonneau, British Medical Journal, BMJ 2011; 343 doi: https://doi.org/10.1136/bmj.d4169 (Published 26 July 2011) Cite this as: BMJ 2011;343:d4169

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı

Ülkemizde diyabet hastalığı patlaması yaşanıyor

Türkiye’de diyabet hastalığı salgını yaşanıyor desek yeridir! Memleketimizde diyabet hastalığının sıklığını ölçmek için ilk büyük çalışma 1998’de yapıldı. TURDEP 1 adı verilen bu çalışmanın sonuçlarına göre, bundan 20 sene önce Türkiye’de diyabet hastalarının oranı yüzde 7,2; Prediyabet dediğimiz diyabete aday hastaların oranı ise yüzde 6.7 idi. 2010 yılında bu çalışmanın devamı yapıldı. TURDEP 2 adı verilen bu çalışmaya göre, ülkemizde diyabet oranı yüzde 13.7, Prediyabet oranı ise yüzde 28.7 olmuştu. Yani 12 sene içinde ülkemizde diyabet hastalığı iki katına çıkmıştı!

Daha da vahim olanı, diyabete aday hasta sayısı tam dört kat artmıştı!

Dünyanın hiçbir ülkesinde aynı dönemde diyabet bu hızda artmadı. Ne oldu da ülkemizde diyabet patlaması yaşandı? İnsanlar geleneksel beslenmeyi unuttular, işlenmiş gıdalar yemeye başladılar; evlere pizza sipariş edilir oldu, hafta sonları alışveriş merkezlerindeki hamburgercilerin önünde kuyruğa girdiler, ekmek tüketimi patladı, sağlıklı beslenme unutuldu ve diyabet patladı! Böyle giderse, önümüzdeki kırk yıl içinde memleketin tamamı diyabet olacak. Siz, çocuklarınız, torunlarınız, hepiniz hasta olacaksınız.

2013 senesinde yayımlanan 6. Dünya Diyabet Atlası’na göre, ülkemizde diyabetin oranı aynı hızla artmaya devam ediyor. Bu atlasa göre, komşumuz olan Yunanistan’da diyabet oranı yüzde 4.8 iken, ülkemizde yüzde 14.85’e çıkmış. Şu an ülkemizde, Avrupa ortalamasının 3 katı, dünya ortalamasının 2 katı diyabet hastası var. Bizi, beslenmeyle ve hastalıkla vuruyorlar. Önlem almazsak, bu savaşı kaybedeceğiz.

Bir sonraki yazımızda Tip 2 diyabet hastalığının işaretlerini, hastalığa şifa olacak beslenme modelini, Tip 2 diyabeti tedavi etmek için etkili takviye ve bitkisel destekleri inceleyeceğiz.

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı

Tip 2 diyabeti sakın ama sakın hafife almayın! Çünkü…

-Kalp krizinden Alzheimer’a kadar pek çok hastalığın arkasındaki esas sorumlu insülin direnci ve diyabettir.

- Diyabetin kanserlere yakalanma riskini artırdığını gösteren çok sayıda bilimsel çalışma var.

- Dünyada bir numaralı ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarının en başta gelen sebebi diyabettir.

- Diyabetli hastanın sadece kan şekeri yüksek değildir: Bu hastaların ayaklarında yaralar çıkar, böbrek yetmezliği oluşur, gözleri kör olur ve kansere yakalanma sıklığı artar.

Tip 2 diyabet: Emperyalizmin yeni silahı