“Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini alır”
-İsmet İnönü
Türkiye Cumhuriyeti çok hassas ve önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Binlerce yıldır dünyanın kalbinin attığı, uygarlığın başladığı, cihan imparatorluklarının doğup, büyüyüp, yıkıldığı, Homeros’un destanlarına konu olan (evet Odyssey’i izledim, yorumlarım yazının sonunda) bir yerdeyiz. Geçtiğimiz cuma günü Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan savunma paktını tarihsel perspektiften okumalıyız.
1853’teki Kırım Savaşı’ndan başlayalım. Batılı kaynakların “ne işimiz vardı orada” diye anlattıkları olayda Osmanlı zekice bir strateji izleyerek Rusya tehdidini Batı’nın yardımıyla bir süreliğine bertaraf edebilmişti. 1856’da imzalanan Paris Anlaşması, Osmanlı’yı
“Futbol asla sadece futbol değildir.”Simon Kuper
Çocukken “top oynamak” derdik. Futbol, basketbol, voleybol, imkânlar bize neyi sunuyorsa topla haşir neşir olarak büyüyebilen belki de son nesildik. Mahallede, sokakta, bahçede bir topun peşinden koşturarak geçti günlerimiz. Dünyanın neredeyse tamamında olduğu gibi bizim ülkemizde de futbol en popüler top oyunuydu. Öyle ki oynamak için topa bile ihtiyaç duymadığımız zamanlar olurdu; pet şişe kapağı ile ortaokulda ne maçlar yapmıştım. Kısacası futbol bir tutkudur, yaşam biçimidir. Zenginden fakire, bir su şişesi kapağı ve iki taş bulan herkesin tutkusudur. Ne yazık ki FIFA Başkanı Infantino halkın sporunu halkın elinden almak istiyor!
Dünya Kupası satılabilir mi?
Geçtiğimiz hafta deyim yerindeyse futbol dünyasında yer yerinden oynadı. Olay şu: Infantino futboldan daha çok para kazanmak istiyor ve bunun için Dünya Kupası başta olmak üzere büyük organizasyonların ticari haklarını yönetecek “FIFA Forward Enterprise” isimli bir yatırım fonu kurmayı
“Siyasetin birinci kuralı: Çukurdaysan, kazmayı bırak.” Denis Healey
Yine bir ‘yeni İngiltere başbakanı’ yazısıyla karşınızdayım. David Cameron 2016’nın temmuz ayında istifa etmişti; 10 yıl içinde son olarak 7. Başbakan Andy Burnham oldu. Bu istikrarsızlığın en önemli nedenlerinden beri kuşkusuz ki Brexit’tir. Avrupa Birliği’nden ayrılığından beri İngiltere tam olarak hâlâ kendini toparlayamadı. Peki nihayet Burnham ülkede sürekliliği sağlayabilecek mi?
“Kuzey’in Kralı” lakaplı siyasetçi göreve etkin ve hızlı bir başlangıç yaptı. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan Burnham, alışılagelmişin dışında bir siyasetçi profili çizmek istiyor. No:10 Downing Street başbakanlık konutuna girmeden önce yaptığı konuşmada kürsü kullanmadı. Başta TikTok olmak üzere sosyal medya hesaplarından yeni projelerini duyurdu. Elinde telefon, halkın içinde selfie çeken bir lider profili şimdilik İngilizlerin hoşuna gidiyor gibi görünüyor.
Burnham’ın halefi Starmer’ın veda konuşmalarını dikkatlice takip etmiştim.
“Ahlak ve yükümlülükler hakkında kesin olarak bildiğim her şeyi futbola borçluyum”
-Albert Camus
Bu akşam 2026 Dünya Kupası final maçı var. Aylar hatta yıllar süren çetin tartışmaların, eleştirilerin, endişelerin ve bir yandan da övgülerin ardından dünyanın en büyük organizasyonlarından biri nihayet sona eriyor. ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenen turnuvada 103 maç geride kalırken hem sportif, hem siyasi hem de toplumsal etkileri büyük olan bir dünya kupası geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Neler yaşandı, geleceğe nasıl iz bıraktı, gelin beraber gözden geçirelim.
Turnuva büyük skandallarla başladı. Afrika’nın en iyi hakemi olarak gösterilen Somali vatandaşı Omar Artan’ın ABD’ye girişine izin verilmedi; havalimanında saatlerce sorguya tutulan Artan, ülkesine geri gönderildiği için turnuvada görev alamadı. FIFA’nın bu duruma ses çıkarmaması büyük infiale neden oldu. Sadece bu konuda değil, genel olarak FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun organizasyonun
“Siyaset; yarın, gelecek hafta, gelecek ay ve gelecek yıl neler olacağını önceden kestirebilme ve sonrasında da bunların neden gerçekleşmediğini açıklayabilme becerisidir.”
- Winston Churchill
İngiltere… 1215’de anayasal demokrasilerin temel taşı Magna Carta’nın imzalandığı, parlamenter demokrasinin kökünün yüzyıllar öncesine uzandığı, katı gelenekleri olan bir ülkedir. En ince detayına kadar bir kurallar silsilesi içinde varolan kraliyet ailesi olan, aynı zamanda İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’yı kapsayan Birleşik Krallık’ı sağcı popülizmin pençesinden kurtarabilecek bir kahraman adayı var: Kont Binface.
Birleşik Krallık’ı AB’den koparmayı birincil hedef belleyen UKIP’in kurucusu Nigel Farage, bu amacında başarılı olduktan sonra bir süre siyasetten uzak kaldı. Reform UK partisi ile siyaset meydanına geri dönen Farage, ana akım partiler tekrar büyük tehdit haline geldi. Farage’ın liderliğindeki Reform, YouGov’ın 5-6 Temmuz tarihlerinde son yaptığı kamuoyu yoklamasında yüzde 25 ile “yarın genel seçim
“Bu toprakların, hangi ulustan olurlarsa olsunlar, insanlığın erdemli ve zulüm gören kesimi için güvenli ve hoş bir sığınak haline gelmesini her zaman ummuşumdur.”
-George Washington
Arjantin – Yeşilburun Adaları maçı bitti ve yazıya başladım. Yeşilburun muhteşem mücadele etti, sonuna kadar direndi, uzatmalarda dahi beraberliği yakaladı ancak peri masalının sonuna gelindi. Zaten geceleri genelde geç yatarım, “aman 1 saat daha dayan maçı izleyip öyle uyu” diye diye uyku düzenim tamamen altüst oldu. Bu durumda olan tek ben değilim diye tahmin ediyorum. Dünya Kupası devam ederken ev sahibi ülke için önemli olan bir başka konudan bahsedelim. Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri bağımsızlığının 250. Yıldönümü’nü kutluyor.
4 Temmuz 1776’da tarihin akışını değiştiren bir metin yayınlandı. Philadelphia’da Thomas Jefferson’ın kaleme aldığı Bağımsızlık Bildirgesi (Declaration of Independence) İkinci Kıta Kongresi tarafından kabul edildi. Önce Kuzey Amerika kıtasına, sonra Batı Yarımküre’ye, nihayetinde dünyaya
“Gezegenimiz yanarken elimiz kolumuz bağlı oturacak vaktimiz yok.”
-Alexandra Ocasio-Cortez
Cabo Verde (Yeşil Burun Adaları), Atlas Okyanusu’nda Senegal ve Moritanya açıklarında bulunan 10 volkanik ada ve 8 adacıktan oluşan bir ülkedir. 2021 sayımına göre ülkenin nüfusu 491 bindir. Resmi dili Portekizcedir. Bu yıl ilk defa tarihinde FIFA Dünya Kupası’na katılan Afrika açıklarındaki bu takımada ülkesi H Grubu’nu ikinci sırada bitirerek gruptan çıkmayı başardı ve son 32 turunda son şampiyon Arjantin’in rakibi oldu. Cabo Verde’nin grubunda iki dünya şampiyonu bulunuyordu: İspanya ve Uruguay. İkisine de kaybetmediler.
Biz daha iki maç sonunda gol atamadan grup sonuncusu olmayı garantilemiştik. Formalite olarak çıktığımız ABD maçını son dakika golüyle kazanmamız biraz teselli oldu. İşin taktik strateji kısmına girerek haddimi aşmayacağım, sadece bir önceki turnuvadan aklıma kazınan bir sahneyi sizlere hatırlatmak istiyorum. Euro 2024’de Portekiz maçı öncesi stada girmek için takım otobüsünden inen teknik
“Siyasette bir hafta bile uzun bir zamandır”
-Harold Wilson
İngiltere’de yaşarken bir iş seyahati sebebiyle ülkenin kuzeyine gittiğimde, kuzey-güney farkını açık bir şekilde görmüştüm. Londra ve güneyi daha çok hizmet sektöründe yoğunlaşmış, daha kozmopolitan bir yapıya sahipken, sanayinin merkezi Manchester ve Liverpool kentlerinin bulunduğu kuzey İngiltere, siyaseten daha solda, emekçi sınıfının kalesi olarak görülüyor. Bugünlerde, İngiltere siyasetinde kuzeyden esen serin rüzgarlar Londra’yı ürpertiyor.
Geçtiğimiz Perşembe günü Manchester’ın Makerfield bölgesindeki bir ara seçim tüm İngiltere’nin geleceğini değiştirecek cinstendi. Başbakan Keir Starmer son zamanlarda büyük baskı altında: ABD Büyükelçisi olarak atadığı Mandelson’ın Epstein ile ciddi bağlarının çıkması sonrası istifa sesleri duyulmaya başlanmıştı. Ekonominin durağan hali, özellikle genç nüfustaki işsizlik oranının yüksekliği ve son olarak yerel seçimlerde İşçi Partisi’nin