ŞAMPİYON DEYİNCE AKLA HEMEN ONUN ADI GELİR

20 Mayıs 2021

Aynur Aydın, dün Beşiktaş'ın şampiyonluk kutlamalarında sahneye çıktı. O nasıl depar atmak öyle? Twitter'da gündem konuları içindeydi. İzlerken düşecek diye içim gitti. Çok şükür hiçbir problem olmadan şarkıya girdi. Forma da çok yakışmış.

Aynur koyu Beşiktaşlı. Fanatizmini hiç çekinmeden her zaman ortaya koyuyor. Müzisyenlerin taraftarlar tarafından sahiplenmesi değerli. Benim de müzikal çizgisini sevdiğim ve rahatlığı üzerine yakıştırdığım nadir isimlerden biri.

O MANZARAYI BİR DAHA GÖRMEK İÇİN KİMİ TAKİP EDELİM CEMRE?
Cemre Kemer hamile biliyorsunuz. Artık aile büyüyor. Daha büyük bir eve ihtiyaçları olduğu için sabahları Cemre'nin hikayelerinde izlerken içimizin gittiği Arnavutköy'deki o meşhur evlerinden taşındılar.

Cemre tam da evden taşınırken bir ev turu videosu çekmiş, yeni açtığı youtube kanalına yüklemiş. İlerleyen zamanlarda bu eve geri dönmeyi planlıyorlar. Cemre'ye bu evin şimdiki akıbetini sordum. 'Çok tatlı bir kıza kiraya verdik' dedi. 'Böyle şeyler sorulmaz' diyerek sormadım tabii ama evi kaça kiraya verdiklerini de çok merak ediyorum. Ne bileyim 'haberimiz olsaydı belki bulup buluşturur borç harç biz taşınırdık' dermişim.

Şimdi yeni evde de ilk önce manzaraya dikkat ediliyor ister istemez. Bu sefer doğa ve deniz manzarası yarı yarıya. Ne tam deniz görüyor, ne şehir. Güzel bir dengesi var. Yeşilliği bol bir ortam, hamile bir kadın için iyi gelecektir. Ağız tadıyla güzel günlerde oturmalarını dilerim.

HANDE KLİBE DOYMUYOR

Yazının devamı...

BEYNİMİ YAKTIN AYGÜN HANIM

30 Nisan 2021

90’lar sonu-2000'li ilk yıllar magazin anlayışı başkaydı. Mesela Demet Akalın, Hande Yener için 'Makbule Hande Özyener' diye atıfta bulunurdu, Hande’nin konudan haberi olup ‘En sevdiğim Demet Kutluay’ cevabını vermesi en az bir haftayı bulurdu. Derken bu polemikler haftalarca devam ederdi ve uzun süre aynı konular magazin gündeminin nabzını yüksek tutardı. Şimdi öyle bir şey yok. Bugün biri diğerine laf atıyorsa, akabinde diğeri de Instagram’dan açıklama yapıyor. Konu televizyonda magazin masalarının köpürtmesiyle en fazla üç gün etkili oluyor.

Peki, son günlerde magazin kulislerine yoğun iş çıkaran konu Aygün Aydın’dan mı gelmişti? Cevabı net şekilde ‘evet’. Bence kendisi de eğleniyor. Konu kamu önüne sunulsa bile, iki kişinin özel hayatı olmaktan çıkıp yorum yapmaya açık duruma gelse de, daha önce de ikili ilişkileri yorumlamadığım gibi yine yorumlamayacağım. Ama dün Aygün Aydın’ın Instagram hesabından Hakan Sabancı’ya yazdığı veda mektubu tadındaki paylaşımında bazı detaylar dikkatimi çekti. Bu mektup özetle Aygün Aydın’ın Hakan Sabancı’ya ‘seninle tanışmamın yarattığı kaosla birlikte son bir haftada ben çok güzel şeyler yaptım’ mesajını taşıyor ve Hakan Sabancı’ya hicivlerle dolu sevgiler-saygılar sunuluyor.

Bu paylaşımda neler var?
Diyor ki Aygün Aydın: '81 ilden gelen maillerden sadece bir haftada 6 bin 825 CV okuyabildim ve bunlardan 4 bin 313 kişiye pandemi sürecinde istihdam sağladım.

Ben de kabaca şöyle bir hesap yapıyorum; her özgeçmişi ortalama iki dakikada okusa 6 bin 825 adetten 13 bin 650 dakika ediyor. Bu da bir haftada 227,5 saat eder. Yani günde 32,5 saat CV okumuş Aygün Hanım.
Velev ki bir ekiple beraber okudularsa bunu belirtmekte fayda vardı.

Yazının devamı...

BUNLARI YAŞIYORSANIZ İLİŞKİNİZİ BİTİRİN

17 Mart 2021

* Tanıştığınız ilk günler çok aşırı, abartılı ve gereğinden yüksek davranıp 'sana aşık oldum' veya 'seni seviyorum' diyorsa başlamayın. Çabuk başlayan, çabuk biter. Etkilenmedir o, yeterince tanımadığınız birine 'seviyorum' diyemezsiniz.

* 'Burnun büyük, ellerin çirkin, dudakların ince' dediği an bitirin. Çünkü biraz zaman sonra 'gözünün üstünde kaşın var' da diyecek. Yani birini olduğu gibi sevmeyen, zaten onu hiç sevmemiş demektir.

* Türk dizisi sevdiğiniz halde, sevmediğiniz netflix dizilerini seviyormuş gibi hissetmek zorunda kaldığınız an bitirin. Çünkü karşınızdakini mutlu etmek için vereceğiniz her taviz sizi kendinizden uzaklaştırır ve mutsuz eder.

* İlişkiniz devam etsin diye 'elde tutma stratejileri' yapmaya başladığınız an bitirin. Bu zaten bir şeylerin yolunda gitmediğini gösterir ve ilişki mevcut durumdan da kötüye gider.

* Sudan sebeplere kavga çıkartıp hemen özür diliyorsa bitirin. Sizi hem kırması hem de gönlünü alması kolay biri olarak görüyorsa zaten yedek olarak görüyordur.

* Beraber geçirdiğiniz zamanda sizden çok telefonuyla ilgileniyorsa orada bitirin. Konuşacak konunuz yoksa zaten birbiriniz için uygun değilsiniz.

* Telefonlarınızı hemen açmıyor, birkaç saat sonra dönüyorsa bitirin. Gerçekten seven ne olursa olsun o telefonu açar. İşlerini sizden değerli görene zaman harcamayın.

* Aldığınız hediyeyi beğenmeyip değiştiriyorsa bitirin. Sizi gerçekten seven biri ne aldığınızı değil, alınan şeyin sizden gelmesini önemser.

Yazının devamı...

ALEYNA BÜYÜMÜŞ DE DÜNYA STARI OLMUŞ

26 Şubat 2021

Aslında küçük bir sektördeyiz ve yüz yüze gelmesek bile herkes herkesi bir şekilde tanır, takip eder ya da irdeler. Aleyna Tilki ile henüz hiç denk gelmedik ama özellikle Exxen'deki dizisi 'İşte Bu Benim Masalım' kendi nezdimde imajını birkaç basamak daha öteye taşıdı. Çünkü sesine, sahne ışığına, dansına vurgu yapan ve kendi yaptığı şarkıları paylaşması için fırsat veren bir proje. Dijital bir müzikal gibi. Üstelik Cemal Can Canseven gibi dönem popüleri biri de partneri.

Klibiyle beraber ilk İngilizce şarkısı çıktı Aleyna'nın. Şarkının ismi 'Retrograde'. Sözü müziği İngiliz şarkıcı Dua Lipa ile Amerikalı Diplo'nun imzasını taşıyor. Bu bilgi emeğe saygıdan olduğu kadar dünya starı olarak lanse edilen bu isimlere ulaşmanın nasıl da mümkün olduğunu göstermek için çok önemli! Yoksa Tarkan, Hadise, Sertab Erener, Ziynet Sali, Hande Yener gibi pek çok isim de İngilizce şarkılar çıkardı. Bu saydığım isimlerin İngilizce albüm ya da tekli olarak çıkardıkları şarkılar da Türkçe şarkı mantığı hakimdi. Türk ezgilerinin dünyada tanınması açısından kritik niyetlerdi bunlar. Devamı gelmeyince kimisi için İngilizce aksan yetersizliği, kimisi için Türk olması hatta illüminati gibi pek çok nedenler ortaya atıldı. Aksan yetersizliği benimsenmek açısından çok önemli ama dünya starı olmak için tek başına yeterli değil. Uzaklarda aramadan bir örnek vereyim; karadenizli olmayan birinin karadeniz ağzıyla karadeniz türküsü söylemeye çalıştığı zaman irite olmuyor muyuz?

Biz bugüne gelelim. Çok genç ve enerjisi yüksek, fiziksel özellikleriyle kuzey ülke ırklarını da andırdığı için ekstra avantajlı bir yeteneğimiz global pazara sunulmuş. İlk kez İngilizce şarkı yapan bir Türk kızı tam anlamıyla yabancı şarkı formlarında yapmış! 'Yapmış' diyorum çünkü bize özgü ritim ve sesler yok şarkıda. Bir önemli detay daha var. İşte şimdi İngiliz aksanının ne kadar önemli olduğu yere geliyoruz. Türk bir vokalin sesi ne kadar güzel olursa olsun İngilizlere özgü ses perdesi değişiklikleri ve vurgulama özelliğine yeterince alışkın değilse yorumlarken kasılıyor ve o kasılmışlık ses rengine de yansıyor.

Hande Yener'i çok sever sayarım bilirsiniz. Fakat İngilizce yaptığı şarkılarda istediği sonucu alamaması tamamen bu nedenden kaynaklanıyor. Tabii ki yıllar öncesinin şartlarıyla günümüz genç jenerasyonunun şartları çok farklı. Dil öğrenmek, hakim olmak ve iyi kullanmak küçük yaşlardan başlamalı. Bu noktada Hande'nin de emeğine sonsuz saygı duyuyor ve destekliyorum.

Vokal koçunun da etkisi olacak, Aleyna şarkısında İngilizce'yi oldukça rahat kullanmış zaten. Sesi güzel diye de mixte vokallerini patlatıp kulak zarını tahriş etmemişler. 'Retrograde' çıkana kadar 'Sen Olsan Bari'yle başlayan 'teenage kız' imajı ve hedefte ergen grubunun olduğu strateji hala devam ediyordu. Hatta bu strateji bazen o kadar aşırıya kaçıyordu ki yazının başlarında bahsettiğim dizide liseli kız rolündeki Aleyna'nın odası çocuk odasından halliceydi. Ne kadar ekmeğini yese de buna artık son vermeliydi. Demek ki bu klibe kadarmış. Artık daha az renkle daha yalın bir Aleyna 'Retrograde' ile dünya piyasasında görücüye çıkmış oldu. Hayırlı, uğurlu olsun.

Yazının devamı...

GÜLŞEN ALBÜM YAPSA HER ŞEY YOLUNDA GİDECEK SANKİ

13 Ocak 2021

Enis Arıkan'ın Exxen'de başladığı yeni programının tanıtımlarında Gülşen'i görünce hemen ilk bölümü izledim. Enis'den beklenti çok yüksek. Bunu bildiği için de çok enerjik olması lazım, beklentiyi karşılamak için izleyiciye keyif vermesi lazım, içeriklerin ilgi çekmesi lazım, 'bir sonraki bölümde neler olur' dedirtmesi lazım.

Bu kadar sorumluluk hissi Enis'e haklı olarak ilk başlarda gereğinden fazla heyecan yaptırır, zamanla program iyice kıvamını alır. Yüksek enerjisini eşleştirebileceği konuklarla devam ederse projenin başarısı da kaçınılmaz olur. Enis sevilen, kamera önünde olması için insanların desteğini hep yanında hissedebileceği bir profil. Programı bu dijital platformda yapmasıyla birlikte en büyük şansı da işinin en iyisi yönetmenlerden Fatih Ahmet Kaya ve ekibiyle çalışması.

Şimdi gelelim bugün bana yazmak için sebep olan asıl konuya...

Gülşen müthişsin!

-Programda nasıl doğal, abartısız ve ihtisaslı bir duruşu var...

-17'lik görünüyor, hani 'hiç yaşlanmıyor' derler ya. Halbuki neredeyse 25 yılı var bu sektörde Gülşen'in...

-Yemek yemeyi çok sevdiğini ama olmak istediği görünümde kalmak için her zaman iradeli olduğunu belirtiyor. Kimseyi kalıplara sokmadan genç ve sağlıklı görünmenin formülünü veriyor. Nasıl söylediğin ne söylediğinden çok daha önemli.

-Bir gün konser için dağlık bir alandan sahneye ilerlediği araç ters yola girmiş. Gülşen sahneye geç kalmamak için kucağında oğlu Azur Benan'la akşam karanlığında araçtan inip yürümeye başlamış. Üzerinde tamamı simli parçalardan oluşan kostümüyle Gülşen'i orada gören biri 'uzaylı' sanıp korkup kaçmış. Haklı aslında, hiç tahmin eder miydi orada, o saatte ve o halde Gülşen'i görmeyi.

Yazının devamı...