20 yıl sonra İstanbul’u vurdu!

Geçtiğimiz hafta İstanbul, 5.8’lik depremle sarsıldı.

Milyonlar bir anda sokaklara döküldü, okullar tatil edildi.

Vatandaşlar korkudan uzun süre evine giremedi.

Parklarda, bahçelerde ve açık alanlarda sabahladı.

Hemen 17 Ağustos 1999 Gölcük depremini gözümün önüne getirdim.

O kabus dolu gece hala gözümün önünde.

Saat 03.02’de 45 saniyelik sarsıntı unutulur gibi değil.


Binlerce kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi de yaralandı, sakat kaldı.

Kocaeli Değirmendere’de tam sekiz yakınımı kaybettim.

Aradan 20 yıl geçti, kabus geri geldi, bu kez İstanbul’u tetikledi.

Uzmanların uzun zamandan beri haykırdığı, acil kentsel dönüşüm uyarısı hala hayata geçirilemedi.

Yıllardır dönüşüm dönüşüm denilmesine rağmen, sadece yenilemeyle dikkat çekildi bu acil konuya.

Yeni binaların ada bazında yapılması defalarca yazılıp çizilmesine rağmen, hep lafta kaldı.

Burada önemli olan insan hayatıysa, artık kulağımızın üstüne yatmayalım.

Ülke genelinde ne kadar binanın yıkılması gerekiyorsa, yıkalım.

Yoksa deprem uzmanlarının dediği gibi, tehlike her geçen gün yaklaşıyor.

Artık bunu toplum olarak fark edelim.

Bu söylediklerim sadece İstanbul için değil, İzmir için değil, tüm ülkemiz için geçerli.

İleride olası bir faciada 99 depreminin kat ve kat fazlası can kaybı yaşanırsa, bunun sorumlusu kim olacak?

Bu yüzden hem hükümet hem de yerel yönetimler el birliğiyle harekete geçip, acil çalışmaya başlamalı.

Gerçek kentsel dönüşümü hayata geçirmeli...

Koyun sürüsüne de benzettiler ya, pes!

Geçen hafta yorgun bir vaziyette eve gittim.

Hülya, Çağkan ile birlikte yemeğin ardından oturma odasına geçtik.

Hülya’nın televizyonda önceliği haberler.

Dizi sevmez ama usta oyuncular olursa, kaçırmaz.

Mesela, Mehmet Aslantuğ’u çok beğenir.

Bir televizyon kanalında da Aslantuğ’un başrolünü oynadığı “Kardeş Çocukları” adlı yapım vardı.

Ben de telefonuma gelen postalara bakıyordum.

Bir ara dizide şöyle bir konuşmaya şahit oldum.

“Skandallar kraliçesi Umay Karay, Boğaz’ın en güzel restoranında paparazilere yakalanıyor” sözü geçince, kulak misafiri oldum.

Umay Karay rolünü canlandıran Nur Fettahoğlu’nun, telefondaki konuşması dikkatimi çekti:

“Derhal bu saçmalığı tekzip edeceğiz. Hala evli olduğumu unutan bu gazeteci sürüsüne de dava açacağım. Hepsine.”

Bu sözü duyunca yerimden fırladım.

Başladım kendi kendime konuşmaya...

Kepazelik diz boyuydu.

Mesleğimiz resmen ayaklar altına alınmıştı.

Yerle bir edilmiştik.

Aşağılanmıştık.

Resmen gazetecileri koyun sürüsü yapmıştı Umay Karay.

Umarım bu konuşma RTÜK tarafından dikkate alınır, bundan sonraki dizi ve filmlerde konuşmalar daha titizlikle incelenir ve ekrana yansır...