Mülakat Öncesi Neler Yapmalı?

14 Mart 2019

Kariyerinizde sizi yukarıya taşıyacak bir pozisyon için davet aldınız. Vaov müthiş…

Tarkan’ ın dediği gibi “Başkası olma kendin ol… Böyle çok daha güzelsin”

Gerçekten de öyle mülakatlarda kendiniz olmalısınız, her ne kadar söyleyeceğiniz her kelimeye hazırlanmış olsanız bile, bunu mülakatı yapan kişiye hissettirmeden özümsemiş bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz gerekiyor. Tabii bu kadar rahat bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz için iyi hazırlık şart. Mülakatlar birer satış görüşmesi… Ürün sizsiniz ve en iyi şekilde tanıtmanız gerekiyor. Bunu unutmayın…

Bu arada elinizi kolunuzu sallayarak gitmeyeceksiniz tabii, değil mi? Belki çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz, belki de bu kaçıncı mülakatınız. Ancak ciddiye alıp, harcadığınız enerjiyle zaman ayırıp yaptığınız bu yatırımla mülakatınızın iyi geçmesini sağlayacaksınız… Belki mülakat sonrasında siz istemeyeceksiniz ancak karşı tarafta bırakacağınız etki sizin iziniz olacak ve kariyerinizde ileride fark yaratacak belki.

Mülakat öncesi neler yapmanız lazım daha önce de bahsetmiştim ama kısaca tekrarlayalım.

Pozisyon nedir, hangi yetkinlikler bekleniyor, bu pozisyon için güçlü yanlarınız neler, hangi sorular gelebilir, şirketin profili nedir, görüşmeyi yapacak kim? Önünüze çıkabilecek engel sorulara karşın “Aslında ….” İle başlayacak olası cevapları bile düşünmeniz gerekir. Ne kadar çok iyi hazırlanır ve bu sorulara verecek cevaplarınız hazır olursa konfor alanınız genişler, kendinizi daha rahat ve güvende hissedersiniz. Önce yazın ve sonra ayna karşısında kendinize veya bir yakınınıza cevaplarınızı anlatın. Danışanlarımla bu konuların hepsine detaylı bir şekilde çalışıyoruz. Mutlaka ve mutlaka mülakatlara hazırlanmanızda fayda var. Mülakatta birebir aynı sorular sorulmayabilir, rahat olun konunun özü sizde. Şunu düşünün mülakatlar adayların dinlenildiği görüşmelerdir, bekledikleri cevapları anlatırsanız dinlenir ve ilgi çekersiniz. Görüşmecinin dikkatini çekmek için maksimum 8-10 dakikalık vaktiniz var. Güç bende artık deyip olabildiğince mülakatlarda akıcı bir şekilde profesyonel kimliğinizi iyi anlatmaya gayret edip şovunuzu yapın. Aman dikkat ukalalık değil sadece işinizde iyi olduğunuzu ve doğru bir profil olduğunuzu hissettirin. Su gibi anlatmalısınız yaptıklarınızı ve örnek olaylarınız hazır olmalı. Ayrıca pozisyonu, şirketi, çalışan profillerini, haberlerini, hizmetlerini, değerlerini vb. iyi araştırmanız gerekir. Bu detayları bilmeniz malum çok önemli.Siz nasıl yeni bir bakış açısı getirir ve ne yaparak fark yaratırsanız detaya hazırlanmanız da faydalı olur, fark yaratır. Pozisyon ve şirket iş süreçleri ile ilgili sorularınız hazır olsun, ne kadar ilgili olduğunuzu gösterir.

Karşınıza çıkabilecek olası sorulara, örnek olaylara, güçlü yanlarınıza, gelişim alanlarınıza, şirkete, pozisyona ait sorularınıza hazırlanmalı notlarınızı almalısınız.

Mülakat günü ne giyeceksiniz, dış görünüşünüz nasıl olacak, ulaşımınız nasıl olmalı bunlara hazırlanmalısınız. Kıyafetinizin, saatiniz, makyajınız, tıraşınız bunlar çok önemli. İşe başladığınızda şirketinizi ve kendinizi dış görünüşünüzle de temsil edeceğinizin ilk sinyalini vermiş olacaksınız. İster üst düzey yönetici ister bir uzman olun fark etmez. Ulaşımınızı, nasıl gideceğinizi araştırın, rahat ve vaktinde olmanız gereken saate göre planlamanızı yapın, kafanız rahat olsun.

Yazının devamı...

Liderlerle kariyer sohbetleri: Bayram Akyüz

5 Mart 2019

1972 Samsun doğumlu Sn. Bayram AKYÜZ, Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 1994 yılında mezun olup, 2007 yılında Gazi Üniversitesinde Bankacılık Eğitimi üzerine Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışma hayatına, 1997-1998 yılları arasında Rumeli Holding A.Ş. de Müfettiş Yardımcısı olarak başlayan Sn. AKYÜZ, 1998-2002 yılları arasında İktisat Bankası T.A.Ş’de Müfettiş olarak, 2002-2009 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş firmasında Denetçi olarak çalışmıştır.

2009-2015 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş.’ne bağlı Yaşar Dış Ticaret A.Ş. Desa Enerji A.Ş. Viking Kağıt Selüloz A.Ş.’de Mali İşler ve Finans Direktörü olarak çalışan Sn. AKYÜZ, aynı zamanda 2012-2015 yılları arasında Pınar Karşıyaka Basketbol Şubesi’nde Mali İşler Yöneticiliği yapmış ve 2014-2015 yılları arasında Yaşar Ünivesitesi’nde Yüksek Lisans öğrencilerine Kurumsal Finansman ve Maliyet Muhasebesi dersi vermiştir.

2015-2016 Ocak döneminde Söke Un A.Ş.’de CFO olarak görev alan Sn. AKYÜZ, 2016 yılından itibaren halen Norm Holding A.Ş. de CFO olarak görev yapmaktadır. Sn. AKYÜZ evli ve bir çocuk sahibidir.

Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Üniversitede öğrenciyken önüme çıkan iş fırsatlarını değerlendirerek kariyerime hedeflerim doğrultusunda yön vermeye başladım. Bir satış-pazarlama firmasında belli bir süre ‘kısmi zamanlı’ çalışarak, ikna kabiliyetimi ve satış becerilerimi geliştirdim. Burada edindiğim tecrübe ile bir sonraki yıl giyim sektöründe lider bir satış firmasında Genel Müdürü ikna ederek işe girmeyi başardım ve derslerden sonra bir yıl boyunca çalışma fırsatı buldum. Bu süreç özellikle ilişki yönetimi konusunda beni geliştirdi. Hatta okulda işletme derslerinde öğrendiğim konuları iş hayatında uygulayabilir miyim diye limonata yapıp pazarda satış bile yaptım ki, bu kendime olan güvenimle beraber maddi bağımsızlığımı ve cesaretimi artırdı.

Boş zamanlarımı sevgili ağabeyimin halen çalıştırdığı gözlükçü mağazasında geçirdim, iş yapma disiplinini edindim. Titiz çalışma, işinin en iyisini yapma, fatura düzenleme, tahsilat, banka işlemlerinden satın almaya kadar akademik bilgimi sahada pratik bilgiye dönüştürerek uygulama deneyimleme fırsatı yakaladım.

Mezun olduktan sonra donanımımı yetkinliğimi ve tercih edilebilirliğimi artırmak amacıyla yüksek lisansa başladım. Bir diğer hedefimde müfettişlik sınavlarına girerken kazanma olasılığımı artırmaktı. İşe yaradı da… Daha yüksek lisansa başlayalı 2 ay geçmeden büyük bir inşaat şirketinde iş buldum. Aynı zamanda müfettişlik sınavları için ders çalışmaya ve sınavlara girmeye devam ettim ve nihayet dokuz ay sonra İstanbul’da bir holdingin müfettişlik sınavını kazandım ve müfettiş yardımcısı olarak çalışmaya başladım.

Yazının devamı...

Liderlerle kariyer sohbetleri: Gökmen Yağal

7 Şubat 2019

İş dünyasından ilham olabilecek yöneticilerle ara ara röportajlar yapıyorum artık PembeNar'daki köşemde bu röportajlara yer vereceğim. Amacım farklı işlerde çalışan başarılı profillerin kariyerini, iş hayatlarını ve görüşlerini paylaşarak çalışanlara ilham olması.

Yeni röportajım Honda - Türkiye' de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Gökmen Yağal ile. Çok keyifli geçen sohbete dair notlarımı keyifle okumanız, ilham almanız ve paylaşmanız dileğiyle....

İLETİŞİM KURABİLİYORSAN BAŞARILISIN

Gökmen Bey, Honda Türkiye’nin Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorsunuz. İTÜ Uçak Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuşsunuz ve üst yönetimde yer alana kadar yükselen bir ivmede kariyerinizde yol almışsınız. Üretimden yönetime ilginç bir kariyer, bize kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Evet, aslında ilginç bir kariyer hayatım oldu. Uçak Mühendisi olarak mezun oldum ancak şu an Honda Türkiye’de Finans, İnsan Kaynakları, Bilgi Sistemleri ve Dış ticaret gibi bölümleri içeren bir grubun başında İşletme Genel Müdür Yardımcisiyim.

İlkokuldan beri hayalim Uçak Mühendisi olmaktı ve bu hedef doğrultusunda elimden gelenin en iyisini yaparak hayalimi gerçekleştirmek üzere çalıştım. Her insanın bir hedefi olmalı ve onun için savaşmalı... Hayalleri ve hedefi olan insanın motivasyonu yüksektir. Motive olan insan konuya daha iyi odaklanır, elindeki gücü ve kaynakları tüm kapasite ile kullanabilir. Okul yillarim, istediğim bir konuda eğitim gördüğüm için keyifli ve başarılı geçti. Diğer yandan o yıllarda böyle bir kariyerimin olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi ancak hayat sürprizlerle dolu.

Üretimin içinde mühendis kimliğinizle çalışırken, İnsan Kaynakları-Finans-BilgiTeknolojileri gibi birimlerinden sorumlu yönetici olarak çalışma hayatına devam ediyorsunuz. Yöneticiliğe geçişte sizi en çok zorlayan ve geliştirmek zorunda olduğunuz beceriler nelerdi?

Üretim ve yönetim gerçekten birbirinden çok farklı. Üretim alanında somut, sayılarla ifade edilebilen ve sonuçlarını çok kolay takip edebildiğiniz süreçleri yönetiliyor. Yönetimdeyse soyut ve sonuçlarını direkt olarak göremediğiniz, tecrübe ve varsayımlarla ilerlediğiniz süreçlerle karşı karşıya kalıyorsunuz. İkisinin de kendine göre kolay ve zor yanları var. Mühendislikte süreçler kritik rol oynar. Burada teknik bilgi birikiminiz cok önemlidir ve ancak süreçleri doğru bir şekilde tasarlayıp uyguladığınızda beklediğiniz sonuçlara ulaşabilirsiniz. Yönetimdeyse, iletişim ve insan ilişkileri ön plana çıkar. Buradaki başarı, kurduğunuz ilişkilerle doğru orantılı olarak artar. Şunu söylemekte fayda var. Benim gorüşüm bir mühendis olarak çalışıyorsanız aynı zamanda kendi tasarımınızın yöneticisi sayılırsınız yani yönetme kabiliyeti işin doğası gereği önemlidir fakat odaklandığınız unsurlar daha cok ekipmanlar ve prosesler olur ve insan iliskileriniz limitli kalir. Ancak tasarimdan uzaklasip isin icine insan yönetimi girdiğinde, üstelik büyük organizasyonlarda kapsam değişir ve zorlaşır. O zaman goruyorsunuz ki, iletisim, pozitif enerji ve empati sizin basariniza dogrudan etki ediyor.

Yazının devamı...

Yurt Dışı Kariyer Fırsatları

22 Ocak 2019

Tijen Hanım Merhaba, Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Türkiye’de eğitiminizi tamamlamışsınız ve yurt dışında çalışmaya başlamışsınız. Kariyerinizde yurt dışında ilerleme kararını nasıl verdiniz?

Evet, Anadolu üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum. İlk olarak Londra’ya İngilizce dil seviyemi yükseltmek için üç aylık bir dil kursu için gittim. Sonrasında, o dönem daha kolay olduğu için yurtdışı iş tecrübesi kazanmak ve tabii ki birçok gencin hayali olan yerleşik bir düzen kurabilmek için Malta’ya yerleştim. Bir kadın olarak Türkiye şartlarında maalesef kullanamadığım ya da öne çıkartamadığım birçok yeteneğimi yurtdışında kullanabileceğimi gördüm. İletişimde ki becerimle birlikte diğer mesleki güçlü yanlarımı keşfetmişlerdi. . Altı yıllık bir süreçte, çok tanınmış bir dil okulunun Türkiye temsilcisi olarak çalışmaya başladım. Çalışırken eğitimimi ve kariyer gelişimimi ihmal etmedim tabi. Ek olarak Business Management/ İş Yönetimi alanında MBA yaptım. Bu eğitimle birlikte daha farklı iş fırsatları karşıma çıkmaya başladı. Çok uluslu bir Çin firmasında çalışmaya başlamamla birlikte proje yöneticiliğinden üst düzey yöneticiliğe uzanan bir kariyer yolundan geçtim. Kariyerim için çok önemli olan bu iş deneyimiyle birlikte birçok ülke ve kültürde çalışma ve iş disiplinleri üzerine tecrübe kazandım. Güney Amerika’da çok uluslu bir şirketten üst düzey yöneticilik iş teklifinin gelmesi ile birlikte, Şili’de çalışmaya başladım ve 11 senedir burada yaşıyorum. Dünyanın çok farklı coğrafyalarında farklı kapsamlarda ve büyüklükte projeler geliştirdim.

Türkiye ile daha nasıl yakın çalışabilirim fikri düşüncelerimin arasında iken daha önce de ikinci bir iş olarak yaptığım işi asıl işim olarak yapmaya karar verdim. Kurumsal hayatı bırakıp kendi işimi yapmaya başladım. 2017 yılının sonunda kurduğum iş ve göçmenlik danışmanlık şirketinde, profesyonel ekibimle birlikte, uluslararası alanda hizmet veriyorum. Yurt dışında iş kurmaya isteyenlere ve yaşamak isteyenlere hayallerinin gerçekleşmesi için destek veriyoruz.

Son dönemde çalışan profili fark etmeksizin danışanlarımla yaptığım görüşmelerimde ve gündemi takip ettiğim kadarıyla birçok kişi özellikle yurt dışında çalışma üzerine çok ilgili ve istekliler. Yurtdışında iş bulma veya kurma ile gündemde neler var, biraz bahseder misiniz?

Son on yıla baktığımızda, Türkiye’den Dünya’ ya oldukça fazla beyin göçü olduğunu görüyoruz. Bu göç çoğunlukla, yüksek lisans/Post Grudate programları ile yurtdışındaki bir Üniversite’ye kayıt ve sonrasında o ülkede iş bularak, kalabilme üzerine kurgulu. Alternatif olarak bu koşullar sağlayamıyorsa, kendi işini yurt dışına taşıyarak, yatırımcı vizesi almak koşulu ile gerçekleşiyor. Bildiğiniz gibi son dönemin en revaçta olan programı, Ankara Anlaşması ile İngiltere, sonrasında ise Kanada göçmenlik programları geliyor. Ankara anlaşmasının, İngiltere’nin Brexit çıkışındaki belirsizliği yüzünden, özellikle son bir yıldır, tüm gözler, Kanada göçmenlik programlarına çevrilmiş durumda.

Ankara Anlaşması Türk vatandaşlarının başvurabileceği bir program. Peki, Kanada için işleyiş nasıl? Kanada için daha çok hangi alanda göçmen olarak başvuru yapılıyor?

Kanada, bildiğiniz gibi her yıl on binlerce göçmen alan bir ülke olması sebebiyle, artık bütün dünya vatandaşları için iyi bir göçmenlik fırsatı olarak değerlendiriliyor. Her yıl farklı ve belirli meslek grupları üzerinden açıklanan göçmen alım programları var. Ancak elbette, bazı ön şartlar ve puanlama sistemi mevcut. Kısaca bahsetmek gerekirse, Kanada Hükümeti, belirli kıstasları sağlayan başvuru sahiplerine, daimi oturum başvurusu için davetiye gönderiyor. Bu kıstasları, sağlayamayan kişiler ise; yukarıda bahsettiğimiz gibi ya eğitim ya da iş kurma yolu ile göçmenlik hakkı elde etmeye çalışarak gelmeye çabalıyor.

Yazının devamı...

Nasıl Maaş Zammı İstenir?

17 Ocak 2019

2018’ i bitirdik ve yeni bir yıla başladık hatta Ocak ayını da geride bırakmak üzereyiz. İş dünyasını en çok ilgilendiren konulardan biri olan maaş zamlarının gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Asgari ücret açıklandı ve özel sektörde halen zamların açıklanmasını bekleyenler var. Mülakatlarda ve danışmanlık görüşmelerimde gündemimiz; maaş zammı. Çalışanlar zam oranlarına göre yeni iş tekliflerini değerlendirecekler veya maaş beklentilerini yönetime sunacaklar. Maaş zammından memnun olmayanlar da belki yeni iş bir arayışına girecekler. “Asgari ücret %26 zam aldıysa bizim de maaş zamlarımızın artışı bu civarda olmalı” söylemlerini oldukça sık duyuyorum. Özel sektörde zamlar %16 ile %19 arasında olacağına dair haberler var. Son dönem maaş zamlarını bekleyip göreceğiz.

Asgari ücrette gerçekleşen zam diğer sektörlere nasıl yansıyacak bilmiyoruz. Yeni iş tekliflerinin değerlendirilmesi veya ücretlerin artırılması talebinin çalışanların gündeminde olacağı kesin. Patronlara Not : “Yapılan araştırmalar bir elemanınızın işten ayrılmasının şirkete maliyetinin, o kişinin yıllık brüt ücretinin 2,5 katı kadar olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, asgari ücretli bir çalışan için bile bir yılda işten ayrılmanın maliyeti 17 bin YTL’yi buluyor. Üstelik kaybedilen zaman ve olumsuz etkilenen imaj da diğer sonuçlar*” Demem o ki, eğer iş yerinizde işten ayrılmalar fazla ise yeni bir çalışan alırım demek yerine kar-zarar dengesini iyi ayarlayıp yetenekleri elinizde tutmak için elinizden geleni yapmalısınız. Şu noktada maaşına yüzde elli bile zam yapmanız sizi maddi manevi kara geçirecektir. Eğer ekibinizin gözdesi işten ayrılma kararı verdiği halde siz ve yönetim ekibiniz bir aksiyon almıyorsa yolunda gitmeyen bir şeyler var ve değerlendirme yapmanız gereken işler var demektir.

Peki, işten ayrılma kararını zamlar sonrasında hemen vermeli miyiz? Yeni bir işe başlamak mı yoksa çalışılan işte maaş pazarlığı mı? İyi haber, eğer bu kararı vermek için düşünüyorsanız yalnız değilsiniz… Son dönemde yaptığım mülakatlarda ve danışmanlık görüşmelerinde hep bu konu konuşuyoruz. Maaş pazarlığı yaparak mı yoksa yeni bir iş ile mi ücret artışı sağlanmalı?

İş değişikliği ile birlikte gelen gideni aratır misali pişman olabilirsiniz. Yeni gittiğiniz iş yerinde farklı zorluklarla, farklı karakterlerle ve farklı hedeflerle karşılaşabilirsiniz. İş değişikliği kararından önce mutlaka kişisel beklentilerinizi, var olan işinizin bu beklentileri ne kadar karşıladığını araştırmalı ve değerlendirmelisiniz.

Gündem itibariyle, iş hayatından ana beklentiyi ücret olarak belirleyelim. Yüksek maaş alırken iş temposunun ve mesainin çok olduğu yeni bir iş teklifi aldığınızı düşünelim.

İkinci önceliğiniz ise sosyalleşmeniz için gereken zamana ihtiyacınız olduğunu varsayalım. Yüksek ücret alırken bu yoğun iş temposu sizi bir müddet sonra mutsuz edebilir. Sizin mutsuzluğunuz ailenize yansır. Ya sabreder, mutsuz bir şekilde çalışırsınız ya da yeniden iş aramaya başlarsınız. İş değiştirmeye değer miydi? Sorusuna cevap bulmaya çalışırken kendinizi bulmanız muhtemel.

Bu senaryoya göre ana beklenti olan yüksek maaş önceliğinin yanında ikinci önceliği ise kariyeri için teknik gelişimi olanlar biraz daha şanslı olabilir. Çünkü ikinci gereksinim teknik gelişim noktasında yoğun mesai temposuyla yeni işi beklentilerini karşılıyorsa mutlu bir şekilde çalışabilir.

Yazının devamı...

İşten Ayrılırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

26 Kasım 2018

Bağları Koparmadan İşten Ayrılmak

Çalışma hayatı bazen çok yorucu olabiliyor değil mi? Evimizden çok vakit geçiriyor, ailemizden çok iş arkadaşlarımızı görüşüyoruz. Her zaman güllük gülistanlık olmuyor. Hepimiz süper işleyen sistemlerde çalışmıyoruz. İş arkadaşlarımızın hepsi “iyi ki var” dedirten kişiler olamıyor. Yapmak istediklerinizi yapamıyor, önerileriniz dinlenmiyor da olabilir. Belki yöneticiniz gelişiminizi desteklemiyor, sürekli eleştiriyor sürekli bu tavır süreklilik kazandı ve mobbinge dönüştü. Belki de sizi rahatsız eden olaylar vardı, bir iş arkadaşınızla tartıştınız. Ücretiniz iyi değil ve son açıklanan zam da tatmin etmedi. Bunlar olumsuzluklar tabii kimse durduk yere huzurunu bozmak istemez.

Belki de hayalinizde ki firmada bir iş fırsatı çıktı, tam da istediğiniz pozisyon. Hayalinizdeki iş yapabileceksiniz, ilanda gördüğünüz işler tam da istediğiniz gibi. Eski patronunuz aradı yeni bir yapılanmada size yöneticilik teklif etti. Bunlar yaşanan olaylar..

Bu kararı verirken kar-zarar dengenizi iyi kurmanız lazım. Gerçekten attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu? Kariyerinizin gelişimi için fırsat olarak yükselen bir ivmede misiniz? İş değişikliği kariyerinizi olumsuz bir şekilde etkileyecek mi? Yeni ücretiniz alacağınız zam sonrasında en en az %10 civarında eski işinizden yüksek mi? Yan haklar nasıl, ücret bütünlüğünde ne kadar katkısı var mı? Her detayı ince ince düşünmenizde fayda var.

Sonuçta sebep ne olursa olsun, çok düşündünüz ve ayrılma kararını verdiniz… Şunu söyleyeyim “İş çalışırken aranır.” Bir anda sinirlenip istifa etmeyin, sakin olun. Anlık bir öfke ile istifa ettiğinizde hemen iş bulamayabilirsiniz, unutmayın. Sürekli mülakatlarda “Son iş yerinizden iş bulmadan neden ayrıldınız, Neler yaşadınız?” gibi detayları öğrenmeye çalışan İK uzmanlarının karşısında bulabilirsiniz kendinizi. İş hayatını kişiselleştirmeden, profesyonel bir şekilde yönetmenizde fayda var. Kendi kariyerinizi kendiniz yöneteceksiniz. Ben de her zaman politik olamıyorum maalesef ama biliyorum ki iş hayatında bazen üç maymunu oynamak gerekir. “Duymadım, görmedim, söylemedim” Sakin kalmaya çalışın ve artık iş değiştirme hedefinize doğru adım adım ilerlemeye başlayın. İş aramak ciddi sorumluluk gerektiren bir iştir ve planlı hareket etmeniz gerekir.

Hep söylüyorum CV yazmak kopyala-yapıştır eylemlerinden ibaret değildir. Sizi en en iyi şekilde anlatan fark yaratan “Profesyonel CV”’nizi hazırlayarak iş aramaya başlamanız en profesyonel adım olacaktır. İş aradınız ve süreç sonunda ne mutlu istediğiniz şartlara uygun bir iş buldunuz. Mülakatlar görüşmeler derken iş teklifini aldınız. Hayırlı olsun diyelim o zaman. Kendinizi ödüllendirmeyi unutmayın bu arada.

Gelelim diğer önemli konuya işyerinizden ayrılma kararı verdiğinizde bunu köprüleri yıkıp yıkmadan yapmanızda fayda var. İş yerinizden nasıl ayrıldığınız sizinle ilgili yeni işlerinize de fikir verecektir. Ayrıca kiminle nerede nasıl karışılacağınızı bilemezsiniz. İş bulmak gibi çalışılan iş yerinden ayrılmak da önemli bir konudur. Arkanızdan bıraktığınız izlerin çok iyi olması sizin iyi bir şekilde anılmanızı sağlar.

1.

Yazının devamı...

İş Yerinde Dedikodu

15 Kasım 2018

Dedikodu tüm hayatımızda karşımıza bir şekilde karşımıza çıkıyor. Dedikodu bazen kötü amaçlı olarak bireyler arasında kullanılıyor olsa da bazen hedefte ki kişinin kulağına kar suyu kaçırmak için de kullanılıyor. Bazen dedikoduyu çevresinde ki insanların ilgisini çekmek için de araç olarak kullanan bile var. Aslına bakarsanız bir şekil iletişim yöntemi.

İş hayatında da karşımıza çıkıyor. “Aaaa hiç etik değil, ben yapmam asla” diyenler vardır ancak gün sonunda kaçınılmaz bir gerçek. Bir şekilde fısıltı gazetesi hep çalışır, her daim baskı yapar.

* “Haberin var mı? Satın alma müdürünü işten atmışlar” Hâlbuki kişi istifa etmiştir.

*Satış destek sorumlusu yaptığı özverili çalışmalar sebebiyle terfi almıştır ama iş arkadaşları ilişkilerini konuşmaktadır.

*Belki de finans sürecinde yaşanılan bir aksaklık sebebiyle birkaç gün geç yatan maaşlar şirketin battığına dair dedikoduların yayılmasına sebep olmaktadır.

*Şirket birleşmelerinde ufak bir yanlış anlaşılma tüm organizasyona “İşten çıkartılıyormuşuz haberiniz var mı?” diye yayılmıştır bile.

Dedikodu bir iletişim şeklidir ve yöneticilerin iyi yönetmesi gerekir. Bazı yöneticiler ya dedikoduya karışmamak için duymazdan gelir daha da kötüsü bazısı işin içine karışır. İşte tam bu yüzden kurumsal tarafta bu iletişim yöntemi çok kişiyi etkileyen olumsuz sonuçlar doğurabilir maalesef…

Bireysel açıdan bakarsak ki hepimiz bir şekilde zaman zaman bu sürece dâhil oluyoruz. İş hayatı bu, meydan muhabereleri kadar zorlu geçebiliyor. Stresli çalışma ortamı, baskılar, çekişmeli terfi süreçleri veya uyuşmayan karakterler mutlaka vardır. Dedikodunun olması için üç beş kişinin olması bile yeterli malum. “Gıybet time” hemen başlayabilir. :)

Yazının devamı...

Nasıl Terfi Alırım?

3 Ağustos 2018

Uzun zamandır aynı iş yerinde, aynı pozisyonda çalışıyorsunuz ve terfi alamıyor musunuz? Sorumluluklarınız, görevleriniz hep aynı mı? Hâlbuki siz işiniz için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz ve tüm gücünüzle çalışıyorsunuz. Halen terfi alamadığınız gibi yetkileriniz ve sorumluluklarınız da bir değişiklik yok. Kendinize, yaptıklarınıza, çalışmalarınıza o kadar çok güveniyorsunuz ki terfi alamamanız veya görevinizde bir değişiklik olmaması sizi çok şaşırtıyor. Aslında aklınızda bazıVARSAYIMLAR (yöneticiniz, terfi sistemi vs. vs. ) var ama… Hâlbuki iş arkadaşlarınızdan en çok terfiyi siz hak ediyorsunuz ama neyse diyelim…

Varsayımlar üzerine yoğunlaşmak evet bir tercih olabilir. Bu sizin aynı yerde saymanızdan başka bir işe yaramaz. Peki, suçluyu dışarda aramak yerine kendi içinizde aramayı tercih ederek kariyerinizde gelişimi tercih etseniz… Bu tercihinizle gelişiminize de odaklanmış olursunuz. Bu sayede eksikleriniz be gelişmesi gereken özellikleriniz üzerine odaklanır ve kendinizi keşfetmiş olursunuz. Kendinizi keşfetme üzere çalışmaya ve gelişim çaba harcamaya hazır mısınız?

Neler yapabiliriz üzerine odaklanalım…

Öncelikle terfi almak için çok çalışıyor olmanız, mesaiye kalıp işleri bitirmeniz terfi için yeterli değil. Bunda hem fikir olalım… Ayrıca yaptıklarınızı, başarılarınızı sadece siz biliyorsanız ve bu detayları ekip arkadaşlarınız ve yöneticiniz de bilmiyorsa terfi için yine yeterli değil. Bizim kültürümüzde “ağlamayana meme yok” diye bir deyim var. Peki, yöneticinize/patronunuza terfi talebinizle giderken yapmanız gerekenleri yapıp ve ayrıca ret edemeyeceği bir teklifle giderseniz işte o zaman terfi talebiniz daha etkin değerlendirilir. Pozisyonlar arasında farklılıklar ve detaylarda farklılıklar var. Bu detaylarla ilgili yapabilecekleriniz yine sizde saklı. Yönetici seviyesinde olanlar yine durum ve hedef analizi ile gelişim alanları ile planlamalarını yapmamalılar.

Kendinizi Tanıyın, SWOT’unuzu Yaparak Profesyonel Kimliğinizi Daha İyi Tanıyın

Swot analizi;Bu çalışmada kariyerinizle ilgili yön vermeniz gereken konuda, güçlü-zayıf yanlarınızı, i tehditlerinizi ve fırsatlarınızı ayrı ayrı yazmanız gerekir. Kariyer hedefinizi belirlemeden önce bu çalışmayı yapmanız sağlıklı olacak ve yolunuzu çizerken size hız kazandıracaktır. Terfi etmek istediğiniz pozisyon için sahip olduklarınızı görebilir, zayıf yanlarınızla hangi konularda gelişmeniz gerektiğini belirleyebilirsiniz. Ayrıca yine ilerlemeniz için tehditlerinizi görüp nasıl çözeceğinizle birlikte karşınıza çıkan fırsatları nasıl değerlendirebileceğinizi de görebilirsiniz. Eğer yaşam değerleriniz arasında aileniz ilk sıradaysa şehir dışında alacağınız hedef iş veya yoğun çalışma saatleri bir müddet sonra sizi mutsuzluğa sürükler. Aile özleminiz ağır basar ve bu sefer terfi yerine iş değiştirmeniz gerekebilir.

Yaşam ve kariyer değerleriniz neler, kesişme noktası hangi değer? Olmazsa olmazlar ve vazgeçebilecekleriniz neler?

Yazının devamı...