Mülakatlarda işten ayrılma sebepleri nasıl anlatılır?

11 Mayıs 2021

Mülakatların en kritik sorularıdır ve cevapları çok önemli.

İşten pek çok sebeple ayrılmak kararı vermiş ve ayrılmış olabilirsiniz. Belki işverenle ortak karar verdiniz veya işten çıkartıldınız. “Yöneticinizle yaşadığınız anlaşmazlık, vaat edilen yan hakları alamama, yeterli maaş zammının yapılmaması, ücretinizin piyasa koşullarına göre düşük olması, iş yeri mesafesinin artık sizi zorluyor olması, esnek çalışma modeline geçme isteğiniz, yoğun çalışma şartları, iş yeri ortamının kötü olması” gibi pek çok sebep olabilir.

Geçmişte yaşadıklarınız sizin hakkınızda ipuçları verecektir. Özenli cevap vermek gerekir. Olumsuz bir durum yoksa profesyonel ifadelerle dürüst olmakta fayda var.

Bazı durumlarda cevap vermek zor ama etik ve ahlaki durumlara uygun olmayan bir sebepten ayrıldıysanız işiniz çok daha zor. Birde iş yerinde yöneticinizle yaşadığınız problemle ve iş kurallarına uygun olmayan durumlar sebebiyle işten ayrıldıysanız cevaplamak sizi zorlayabilir.

Cevaplarınızda pek çok detaya dikkat edildiği gibi sizin kariyeriniz, çalışma detaylarınız da değerlendirilir.

Neden bu soruların cevapları bu kadar önemli?

Bu sorunun cevabı sizin iş hayatına bakış açınızı anlatır. İK uzmanı işten ayrılma sebebinizin mantıklı olup olmadığı kadar sizin tavrınızı da öğrenmeye çalışacaktır. İşten ayrılma sebebinizi stratejik bir şekilde anlatmanız çok önemli. Vereceğiniz cevap sizin işe, yöneticinize ve kurum kültürüne uyumunuzu ve bakış açınızı yansıtacaktır.

Vereceğiniz cevapla yetkinlikleriniz , değerleriniz ve kişisel özelliklerinizden de ipuçları yakalayacak olan İK uzmanı görüşme sonucu için önemli ipuçları yakalayabilir.

Yazının devamı...

İş tekliflerinde zaman istemek

11 Ocak 2021

İstediğiniz iş için mülakat sürecini başarıyla yürüttünüz ve işte sona yaklaştınız… Teklif sözlü ve yazılı olarak yapıldı ama yine de kafanızı kurcalayan konular var. Yüzde yüz emin olmak istiyorsunuz ve zamana ihtiyacınız var. En nihayetinde vereceğiniz karar sizi, ailenizi ve geleceğinizi etkiliyor.

TEKLİFİ RET EDERKEN

Kafanızı karıştıran ve emin olmadığınız konular var ise görüşmelerin başında bu detayları paylaşmanız ve hatta karşı taraftan gelen görüşme teklifini bile ret etmeniz en sağlıklı olan. Ancak kendinizi denemek, sektörde yerinizi görmek ve mülakat deneyimi içinde bu görüşme sürecini yürütüyor da olabilirsiniz. Bu durumda önemli olan süreci sonlandırırken etik değerler dâhilinde profesyonel duruşunuzu bozmadan mantıklı sebepler sunarak ret etmektir.

İş teklifi beklentilerinizi karşılamamış olabilir ve ret etme kararı vermiş olabilirsiniz ancak gelebilecek yeni fırsatları değerlendirmek için ret ettiğinizi profesyonel şekilde iletmeniz gerekir. Kapıyı tamamen kapatmak yerine aralık bırakmanız gerekir; tekrar aranılan çalışma arkadaşı olmak için bu durumu bile fırsata çevirebilirsiniz.

İş teklifini ret ederken bile iz bırakmanız ve karşınızdakini etkilemeniz mümkün.

TEKLİFE CEVAP VERİRKEN YAPILABİLECEK EN HATALAR

Belirsiz ve gerçekçi olmayan cevap karşı tarafın kafasını karıştırabilir ve sizinle ilgili yanlış izlenim bırakabilir. Tüm süreci olumlu yürütürken işe alımı yapacak uzmana olumlu mesajlar verip iş teklifi sonrasında yanlış üslup ve sebeplerle belirsiz bir ret cevabı vermek hatalı bir adımdır. Sizinle ilgili olumlu giden süreci bir anda olumsuza çevirirken karşı teklif sürecini bile başlatamayabilirsiniz. Belki başka bir pozisyon teklifini kaçırabilirsiniz.

Düşünmeden verilen karar kariyeriniz için yanlış adım atmanıza sebep olabilir.

Yazının devamı...

İş tekliflerini değerlendirmek

17 Aralık 2020

Yeni yılın gelişi ve değişen çalışma düzeni ile birlikte yılın ilk çeyreğinde istihdam piyasaları hareketlenecek. Yeni çalışma düzenine göre kadro yapılandırmaları, maaş zamları sonrasında şirketlerin yeni iş ilanlarını göreceğiz.

İş değiştirmek isteyenler için fırsatların artacağı bir döneme giriyoruz…

Yeni İş tekliflerini değerlendirmek sancılı ve zor bir aşamadır. Özellikle birden fazla görüşme yürütüyorsanız veya çalışırken aniden beklemediğiniz bir iş fırsatı karşınıza çıkmışsa. Keyfini sürebilirsiniz ama kararınız hayatınızı etkileyecek unutmayın.

İş tekliflerini değerlendirmek için zaman ayırıp dersinize çalışmalısınız. Atacağınız adım kariyerinizle birlikte iş özel yaşamınıza etki edecek. İşte tam da bu yüzden zorlanmanız çok normal. Pişman olacağınız bir karar vermek yerine enine boyuna düşünmekte fayda var. Olumlu veya olumsuz bir yanıt vermek bir seçenek olduğu gibi iş teklifinde karşı teklifle maaş pazarlığı da yapabilirsiniz.

Hayat sizin hayatınız ve en doğru kararı vermek için bazı detaylara dikkat etmelisiniz. Gelen iş tekliflerini değerlendirmek ve fırsata çevirmek sizin elinizde…

Çalışırken iş teklifini değerlendirmek

Çalışırken iş değiştirme kararı vermiş ve iş ilanlarına başvurmaya başlamış olabilir veya size iş teklifi gelmiş olabilir. İstenilen bir çalışan olmak gurur verici ve bu durumun tabii ki tadını çıkarın, bununla birlikte bu süreci yürütürken gerginliğinizi normal karşılayın ve özenli olmanız gerektiğinin farkında olun.

Karar noktasında vazgeçeceklerinizle birlikte size sunulan ücret paketini ve işle ilgili diğer tüm detayları değerlendirmelisiniz. Bu aşamada teklifi kabul edilebilir veya gerçekçi bir karşı teklifte bulunabilirsiniz.

Yazının devamı...

Başarısızlık korkusu nasıl yenilir?

27 Kasım 2020

''Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur. O gerçeklik size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir."    Albert Einstein

Merhabalar,

İş hayatı özel hayatınızın çok önemli bir parçası. Standartlarımızın sürekliliğini sağlamak, başarı hazzı gibi maddi-manevi sebeplerden çok önemli. İş hayatınızda ve tabii kariyerinizde de ilerlemek istemeniz çok normal. İlerlemek için performansınızın da yüksek olması gerekiyor. Hayallerinizi gerçekleştirmek ve kariyer hedefinize ulaşmak isterken her iş gününde farklı hikâyeler yaşar ve sonucunda farklı duygulara bürünebilirsiniz. Bu duygular süreklilik kazandığında enerjinizde ve bakış açınızda da değişiklikler olabilir. Motivasyonunuza ve performansınıza yansımasıyla birlikte iş hayatınız ve kariyeriniz de etkilenir. Olumlu duygular sizi desteklerken olumsuz duygular sizi bir girdabın içine sokabilir. Gün içerisinde sorumluluklarınızı yerine getirirken belki yaşadıklarınızda cesaretiniz artacak belki de kaygılarınızdan korkuya dönüşüp geri adım atacaksınız.

Korkunun ecele faydası yok ya eğer kariyerinizde ilerlemek istiyorsanız en büyük engellerinizden birisi yaşadığınız başarısızlık korkusudur. Duyguların frekansları ve enerjileri vardır. Siz hangi duyguyu yaşarsanız o duygu sizin yaşamınız olur. Korku enerjisi düşük bir duygu olmakla birlikte sürekli korku halinde yaşamak sizi aşağı çeker, demotive eder, strese sokar ve yaşam kaliteniniz düşebilir.

Bilinmezlik, özgüven eksikliği sonuçları, acı hissi gibi pek çok şey korkutur. İş hayatında ise başarılı olamamak, hata yapmak, terfi alamamak, yöneticinin davranışları gibi pek çok şey korkutabilir. Başarısızlık korkusu ile zaman zaman bir şekilde yüzleşiyor olabilirsiniz. Aslına bakarsanız iç-dış etkenler sebebiyle yaşadığımız bu korkuyu yenmek yine kendi elinizde. Eğer hayatınızı çok olumsuz etkiliyorsa bir uzmandan destek almak faydalı olabilir ama bu korkuyu yenmek yine kişinin kendi elindedir. Başarısızlık korkusunu yenmek için değişim odaklı, kişisel ve mesleki gelişiminize önem vermeniz ve motivasyonunuzu artıran çalışmalar yapmanız faydalı olacaktır.

Başarısızlık korkusunun pek çok sebebi olabilir. Yaşadığınız travmalar, hatalarınız, sektörel-ekonomik kaygılar ve tabii bireysel-sosyal sebepler. Sebep ne olursa olsun siz kararlı olup planlı hareket eder gereksiz seslere kulaklarınızı tıkarsanız yenebilirsiniz. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bazen kişinin kendisi en çok eleştirip yorum yapan olur. Kendinizle barışın düşman olmayın.

Peki, Başarısızlık Korkusu Nasıl Yenilir?

Hedefleriniz Net Olsun

Yazının devamı...

Başarısızlık korkusu

8 Kasım 2020

İş hayatında biz çalışanların gündemleri hızlı değişiklik gösterebiliyor. Sevinçler, mutluluklar, kızgınlıklar, kırgınlıklar, kıskançlıklar ve endişeler… Pek çok duygu haline yaşıyor ve bu duyguların sonucunda motivasyonunun artarak kariyerde ilerlendiği gibi duygular çalışanların duraklamasına veya iş hayatından geri çekilmesine sebep olabiliyor. Bir çalışanın hedefi kariyerinde ilerlemek ise bence en çok korkuları gelişmesini ve atılım yapmasını engelliyor.

Atychiphobia yani başarısızlık korkusu kariyer hedefinize ulaşmak için ilk adımı atmanızı engeller. Bu korku bir fobidir yani anormal, yersiz ve sürekli olarak gerçekleşen bir korkudur. Her fobide görüldüğü üzere baskı altında, kısıtlı, gergin ve zorlayan bir iş ve özel yaşam tarzına sebep olur.

İş hayatında konfor alanından çıkıp ilerlemek, gelişmek için cesarete, stres yönetimine, kişisel gelişime önem vermeye, araştırmaya, networka, etkili ilişki yönetimine ve tabii korkularla baş edip cesaretle planlı bir şekilde ilerlemeye ihtiyaç var.

“Korku” insanın en temel duygularından biri olmakla birlikte kaygıları tetikler. Kaygılarınızı kendiniz de tetikleyebilirsiniz.

-Terfi alabilecek miyim?

-Yöneticimin verdiği görevi yapabilecek miyim?

-Mülakatta başarılı olabilecek miyim?

-İş bulabilecek miyim?” gibi soruları kendinize sorar durur ve yorumlarınızla endişe haliniz artabilir.

Yazının devamı...

Istakozun gelişim hikayesi

14 Temmuz 2020

KABUĞUNUZU KIRIP GELİŞİME ODAKLANIN

İş hayatı farklı büyüklükteki şirketlerde, fabrikalarda veya holdinglerde tüm rekabetiyle devam ediyor. Bir çalışansanız plazanın on beşinci katında, fabrikanın yönetim ofisinde veya küçük bir işletmede de olsanız, patronların-yöneticilerin beklentisi hep aynı; yüksek performanslı çalışma… İşler yürüdüğü sürece herkes mutlu oluyor. Sosyal çevremizde, ailemizle günlük hayatta da pek çok mutlu olaylar gibi hüzünlü olaylarda yaşıyoruz. İş ve özel yaşam iç içe ve yaşanmışlıklar sonrasında yaptıklarımızla şekilleniyor, değişiyor ve geriye dönüp baktıkça değişimi görüyoruz… “Şimdiki aklım olsa yapmazdım” dediklerinizi sıralarsanız, listenin aslında ne kadar uzun olduğunun farkına varırsınız.

Istakozun kabuk değiştirme hikâyesi ilginçtir, psikiyatrist Abraham Twerski anlatır.

Istakoz eti çok yumuşak ve lezzetlidir. Aslında avcı için ziyafettir. Kabukları ise bir o derece serttir ve bu leziz ete ulaşmak çok zordur. Istakoz içinde büyürken sert kabuk büyümez. Istakoz bir müddet sonra daralan, küçük gelen kabuk içerisinde sıkışır, kımıldayamaz. Sıkıştıkça ıstakoz gerilir, stres altında hisseder ve kabuğundan kurtulmak ister. Kendini güvende hissettiği, konfor alanında olduğu bir yere çekilir ve kabuğundan yorularak belki de acı çekerek kurtulur. Istakoz bu duruma çözüm bulamadığı için kendi başının çaresine bakar. Kendini güvende hissettiği kaya dibinde yeni kabuğunu üretir, büyür ve gelişir. Bu döngü ıstakoz yaşadıkça devam eder. Kabuğunda sıkışan ıstakozun derdine çözüm bulan biri olsaydı, hep aynı ıstakoz olarak kalırdı. Istakozun gelişmesini tetikleyen ve büyümesini sağlayan şey, yaşadığı rahatsızlık ve strestir.

Düşünen varlık olarak insan değişirken, yaşanmışlıklar ile beslenip, aldığı kararların eylemlerine göre gelişiyor. Bir düşünün yaşadığınız hangi olaylar sonrasında değiştiniz ve geliştiniz? Istakozun kabuk değiştirip büyümesi gibi yaşayarak öğreniyor ve gelişiyoruz…

İş dünyası zaten rekabetçi, zorlayıcı ve sürekli gelişim istiyor. Bir de pandemi ile yaşanan riskli günler sonrasında kendini yenileyerek yeni normale uygun bir şekilde değişti ve değişime devam ediyor. İş süreçlerini on-line yürütmeyi bilmeyenler, yaşadıkları stresle beraber on-line çalışmayı öğrendiler. Müşterisine dijital kanallardan erişmeyi tercih etmeyen firmalar, satışların düşmesi ile birlikte gelen stres sonrasında e-ticareti mecbur öğrenmek zorunda kaldı. İş yerlerinde konfor içinde çalışırken, dışarıda sosyal çevremizle zaman geçirirken, bir anda kendimizi evde bulduk günlerce. Sıkıldık, bunaldık ama elimizdekilerin değerini ve uzaktan çalışmayı öğrendik. Bugünlerin öncesinde belki bir tekstil atölyesinde çalışırken sizi zorlayıp işinizi yavaşlatan bir soruna çözüm buldunuz. İşlerinizi yavaşlatan ekipmanları düzene soktunuz ve işleriniz hızlandı ya da çalışan birisi olarak hafta içi yemek hazırlama sorumluluğunuza buzluğa depoladığınız yedek yemeklerle bir çözüm buldunuz.

Yeni bir keşfe gerek yok; sizi rahatlatan, işlerinizi kolaylaştırıp strese girmenizi engelleyen herhangi bir eyleminizi düşünün…

Yazının devamı...

İş ararken dijital ayak izleri

23 Haziran 2020

İş hayatında bireysel marka yönetimi çok önemliyken iş arama süreci de bu daha da önem kazanıyor. İş hayatında bırakacağınız etki ve yaratacağınız algı, kendinizi yansıtmanız için çok önemlidir. “Bireysel marka yönetimine gerek yok ki!” demeyin. İllâ hepimiz bir şekilde kendi markamızı yönetiyoruz. Çevremizle iletişimimiz, giydiğimiz kıyafetler, e-postalarda verdiğimiz cevaplara gösterdiğimiz özen gibi pek çok detayı, yani oluşturmak istediğimiz algı, yani markamız yani kendimizi pazarlamak üzere yapıyoruz. Kimimiz çok kimimiz az özen gösteriyor fakat kendi sorumluluğumuzda olan marka yönetimini yapıyoruz. Atılan adımların sorumluluğu ve yönetimi kişidedir, yani her adımın sonucu yine kişiyi etkiler. İş hayatında yaptığınız çalışmalarınız, yönettiğiniz projeler, katıldığınız etkinlikler, yazdığınız makaleler ve dijital platformlarda yaptığınız yorumlara kadar pek çok şey markanıza olumlu ya da olumsuz katkı sağlar, unutmayın. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demeyip işi garantiye almak lazım (!)

Bireysel marka yönetimi, kariyerinizde diğer profesyonellerin yanında farklılaşmanızı sağlar. Bu sayede yeni iş fırsatları ansızın kapınızı çaldığında veya iş ararken de kendinizi farklılaştırabilirsiniz. İşiniz ne olursa olsun, özenli olmak, kendini geliştirmek ve tüm yaptıklarınızı karşı tarafa doğru lanse edebilmek çok önemli. Bu yüzden bireysel marka yönetiminizi de kariyerinizdeki gibi bir hedefle odaklamanız ve stratejik yönetimini yapmanız gerekir. “Ben, yönetici ya da çok önemli bir uzman değilim” demeyin, aslında mülâkatlarda verdiğiniz referanslarınız bile sizin bireysel markanızı destekler.

Bireysel markanızın hedefini ve stratejinizi en iyi kendinizi tanıyarak yönetebilirsiniz. “Ben ne istiyorum, nerede ve hangi pozisyonda çalışırsam mutlu olurum veya nasıl anılmak istiyorum?” gibi sorulara cevaplar bulmanız ilk adımdır. “Benim mutlu olacağım hedefimde olmam için neler yapmam lazım, sosyal medyada nasıl anılmalıyım, kimlerle görüşmem lazım ve hedefimde kimlere kazandıracağım?” gibi sorulara da cevaplar verirseniz daha geniş kapsamlı düşünebilir ve vereceğiniz cevaplara göre atacağınız adımlarınızı, iş hayatında ve tabii dijital dünyada bırakacağınız ayak izlerinizi de belirlemiş olursunuz.

Artık iş hayatı ve dijital dünya birbiriyle çok ilintili. İşyerinizde sizi bire bir tanıyabilirler ama artık sosyal medyanın gücünü yadsımamanız gerekir. Sosyal medyada çok geniş bir networkünüz olabilir ve bu network sizi yaptıklarınızla tanıyacaktır. Bu yüzden sosyal medyada var olma sebebinizi iyi belirlemeniz ve varoluş sebebinize göre adımlarınızı atmanız “şık” olacaktır.

Sosyal medyada yer almayanlar olduğu gibi özellikle içinde bulunduğumuz bu pandemi günlerinde sosyal medyada oldukça fazla vakit geçirildi, paylaşımlar ve yorumlar yapıldı. Yani her hareketle, aktif dijital ayak izler bırakıldı. Yani bireysel marka değerinizde değişiklikler oldu... yani kendinizi bir şekilde tanıttınız.

Peki dijital ayak izi nasıl oluşur?

-“Linkedin” paylaşımları, “Facebook” durum güncellemesi, “Instagram üzerinden fotoğraf paylaşımı, gönderilerin altına yazılan olumlu - olumsuz yorumlar ya da Twitter’ da yazı yazmak gibi hareketler “

Yazının devamı...

Liderlerle kariyer sohbetleri: Hilal Suerdem

20 Mayıs 2020

Sektörlere yön veren liderler var. Bu liderler iş dünyasında pek çok çalışana ilham olduğu gibi gelişimleri için de rol model olabiliyor. Bu sebeple sosyal ve profesyonel platformlarda yönetici-liderleri takip ediyorum. Uzun zaman önce iş dünyası çalışanlarının gelişimi amaçlı düzenlenen bir sosyal sorumluluk etkinliğinde Hilal Suerdem Bey ile tanıştım. Ev sahibi olduğu için o yoğunluğunun arasında sohbet etme fırsatım da oldu. Kendisini dijital dünyadan takip ettiğim kadarıyla sektördeki örnek çalışmaları, ekibinin gelişimine katkı sağlaması ve sosyal sorumluluk projeleri dikkatimi çekmişti. Hilal Suerdem Bey ile çalışmaları, kariyeri ve iş hayatı üzerine sohbetimiz sektör çalışanlarının gelişimleri için faydalı detaylar barındırıyor. Çalışanlara ilham olması dileğiyle…

Küçük yaşlarda iş hayatına atıldınız, biliyorum. Profesyonel iş hayatına başladığınız Kiğılı’nın şu an CEO’su olarak devam ediyorsunuz. Bize kariyerinizden kısaca bahseder misiniz?

Aslında kariyerim öğrencilik yıllarında babamın Tahtakale’deki tıbbi gereçler satan dükkânında başladı. Kiğılı ailesi içerisinde ise diğer pek çok çalışan arkadaşlarımız gibi, benim de hikâyem yıllar öncesine dayanıyor. Ticarete işin mutfağında, yani mağazada tezgâhta satış yaparak başladım. Kariyerserüvenimde en büyük yol göstericim, ustam Abdullah Bey olmuştur. Kendisinin perakende sektöründeki deneyimleri ve fikirleri başarıma ve bugünlere gelmeme ışık tuttu. Sahada başlayan serüvenim neredeyse şirketin tüm birimlerinde ve iş süreçlerinde çalışarak devam etti ve bugünlere kadar geldim. Sürekli öğrenerek ve araştırarak, dünya modasında gerçekleşen değişimleri ve yenilikleri takip ettim ve kazanımlarımı işime yansıttım. Abdullah Bey’in çalışma değerleri de başarımda yol gösterici bir önem taşıyor. Özellikle dürüstlük, güven ve iyi insan olma felsefesinden faydalanarak iş dünyasına adım attım. Bugünlere büyük emeklerle geldik ve önümüzdeki dönemde belirlediğimiz hedeflere yürürken de yine aynı değerleri sürdürmeye özen göstereceğiz.

Sahada bir çalışanken şu an sektöründe lider bir organizasyonun üst düzey yöneticisisiniz, başarınızı neye borçlusunuz?

Elbette ben de birçok yönetici gibi başarımı disiplinli çalışmaya borçluyum. Bugüne kadar hedefe giden yolda, çalışmalarıma artı değer katan dinamikler oldu. Profesyonel iş yaşamında, her liderin yol gösterici prensipleri olmalı. Dürüstlükten ve saygıdan asla taviz vermeyen bir yöneticiyim. Bir diğer konu ise güven. Çevrenize güven verdiğinizde, dürüstlükle hareket ettiğinizde ve insanlara şefkatle, iyi niyetle yaklaştığınızda karşılığını mutlaka alıyorsunuz. Bu şekilde başarınız da daha uzun ömürlü ve sağlam oluyor. Ben kendi adıma sadece başarıya değil, mutluluğa da odaklanıyorum. İnsanlara, tasarım ve kalitenin yanı sıra, şıklıkla birlikte mutluluk satıyoruz.

Bir aile şirketinde çalışmanın kolaylıkları olduğu kadar zorlukları da var. Bu zorluklar neler ve bu zorlukları nasıl aştınız?

Aile şirketinde bulunmanın kolay olduğu kadar zor tarafları da var elbette. Şirket içindeki dayanışma ve birliktelik, beni bir o kadar daha sorumlu olmaya davet ediyor. Bu benim için önemli; fakat engel oluşturmayan bir durum. Çünkü özverili ve düzenli çalışıyorsanız bu çevrenize yansıyacaktır. Başarılı bir çalışan işine ne kadar çok odaklanıyorsa, özel yaşamına da bir o kadar odaklanmalı, özen göstermeli. Bir tarafa diğerinden dengesiz şekilde yoğunlaşırsa, başarısızlık da kaçınılmaz olarak devamında gelir. Biz profesyonel bir kurumsal yapı kurduk. Bu yapının temelinde üst yönetimle birlikte tüm ekibin katkısıyla çok ciddi bir emek gücü barındırıyor. Abdullah Bey’in tecrübeleri ve öngörüsü bizlere daima ışık tutuyor.

Yazının devamı...