Yamanlar Köy Şenliği

30 Ağustos 2019

Senelerdir Karagöl’e gideriz. Hangimiz uğradık bugüne kadar Yamanlar köyüne? Mesela, hangimiz biliyoruz buranın yerel domatesini? Hatta buralarda tarım yapıldığından kimin haberi var?

Belki de ilk kez duyuyorsunuz köyün adını di mi?

Geçen Pazar günü Karşıyaka Belediyesi ‘Yamanlar Köy Şenliği’ adı altında bir etkinlik düzenledi. O kadar çok gezmeme rağmen, ben de ilk defa gittim köye. Demek ki beni cezbedecek bir şey görmemiştim bugüne kadar. Ama varmış! Organizasyonda öğrendim.

Yamanlar’ın domatesi bu yöreye hasmış. İnce kabuklu, biraz şekilsiz, sulu ve şahane bir lezzeti olan, yerli tohum bir ürünmüş. Hatta Karşıyaka Belediyesi bu konuda bir çalışma başlatmış. En doğru tohumu elde edip Yamanlarlı üreticiyle paylaşacakmış. Sonra da bu lezzetli, yerli tohum domatesin yaygınlaşması için gerekeni yapacakmış.

Dedim ya, Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı şenlikle haberdar oldum bunlardan. Çok güzel bir organizasyon oldu. Köylüler ellerinden ne geliyorsa yapmışlar, ürettikleri ne varsa tezgâhlarına koymuşlar. Samimi bir sohbetle satıyorlar ürünlerini. Belediye, çocuklar için mini bir Pinokyo oyunu hazırlamış, yürüyen sahnede sergilenen oyunu coşkuyla seyretti çocuklar. Sonrasında halk oyunları, tiyatro ve konserle sürdü eğlence, zaman su gibi aktı Yamanlar’da... Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay ve eşi, organizasyonun başından sonuna kadar köydeydi, bütün etkinlikleri izlediler. Başkan’ı, yapılan her organizasyonda başından sonuna kadar bulundukları ve mütevazı tavırları için tebrik ediyorum. Ve elbette eşini de...

Son olarak, her zaman dediğimi tekrarlayacağım.

Evet! Bu ve bunun gibi organizasyonlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yarımada Projesi çerçevesinde yapıldı, yapılıyor, yapılmalı da!

Ama kesinlikle İzmir’de büyük bir finali, eğlencesi, şenliği olmalı. Ve bu öyle bir organizasyon olmalı ki, Türkiye’nin ve hatta dünyanın her yerinden misafirler gelmeli. Güzel İzmir’de bu potansiyel var.

Yazının devamı...

Bulgaristan’da kebapçe, Edirne’de ciğer, Burhaniye’de çorba...

27 Ağustos 2019

Geçen hafta pek hareketli geçti benim için. Bayramın 3. günü aniden Bulgaristan’a gitmeye karar verdim. Atladım otobüse, doğru Mastanlı’ya gittim. Çocukluk arkadaşım Sunay’la birlikte, sakin, sessiz ve leziz bi dört gün geçirdik. Kırcaali pazarını, Mastanlı’nın kafelerini, çevre restoranları gezdik. Bol bol köfte, kebapçe yedik. Süt dana, kuzu yedik. Yeşile doyduk, derelere doyduk. Bi sürü ‘keşke’yle başlayan cümle kurduk. “Keşke biz de doğamıza sahip çıksak, keşke bizim de yazları kurumayan derelerimiz olsa, keşke bizde de araçlar yayayı gördüğünde dursa, keşke esnaf daha kibar olsa...”

Tabii bunların hepsi ‘keşke’ dediğimiz yerde kaldı.

İşte dört gün bitti. Yeniden ‘anavatan’a dönüş zamanı. Bayram burada da o kadar yoğun ki, otobüs bileti bulamadık. Ama imdadımıza bir takipçim yetişti ve kendi aracıyla bizi İzmir’e kadar getirdi.

Gerçi yolculuğumuz pek planladığımız gibi geçmedi. Ama olsun, en azından lezzetliydi!

Mastanlı’dan 9.30 gibi yola çıktık. İlk molayı yarım saat sonra Kırcaali pazarında verdik. Ardından ikinci mola bir alışveriş merkezi oldu. E alışveriş insanı yoruyor tabii, üçüncü molayı da ayaküstü bir köftecide verince yola çıkışımız 13.00’ü çoktan geçti.

Ondan sonra Edirne’ye kadar sadece Kapıkule’de durduk. Hızlı ve problemsiz bir geçişten sonra, kendi kendimize bi sürü bahane bulup Edirne ciğeri yemeye karar verdik. Çarşıya, ciğercilerin olduğu meydana geldiğimizde ilk tercihimiz Ciğerci Aydın oldu. Ama öyle uzun bir kuyruk vardı ki, bekleyemedik.

Hemen Edirne’den bir arkadaşımdan aldığım referansla Nusret Usta’ya yöneldik. Onun da ciğeri, ustalığı ve nezaketi gayet hoştu. Bundan sonraki Edirne ziyaretlerimde ille kendisinde de ciğer yiyeceğim.

Yazının devamı...