Büyük ustaya veda

3 Haziran 2015

Türk karikatürünün büyük ustası Bedri Koraman’ı dün Bodrum Torba’da toprağa verdik. Bodrum halkı yıllardır bağrına bastığı Bedri Koraman’ı son yolculuğunda da yalnız bırakmadı. Milliyet’in sembollerinden biri olan Bedri Koraman, Türk karikatürünün zirvesi olarak tanımlanır.

Türk siyasetine ve Türk toplumuna siyasi karikatürü benimseten ve sevdiren bir öncü olarak tarihte hak ettiği yeri alacaktır.

Benim gibi birkaç kuşak, Bedri Koraman’ın Milliyet’te tam sayfa çizdiği karikatürlerle büyüdü. Yaşamı hicveden karikatürleri kadar liderleri hicveden karikatürleri de eşsiz çizgiler olarak hatırlanacaktır.

Türk siyasetinin liderlerini en sert şekilde eleştirdiği karikatürlerinde bile onları kendi hallerine gülen bir tebessüm içinde çizerdi. Süleyman Demirel’in evinde, rahmetli Turgut Özal’ın evinde, rahmetli Bülent Ecevit ve rahmetli Necmettin Erbakan’ın evinde hepsinin karikatürleri çerçeveli biçimde en iyi köşelerde hep asılı kaldı.

Süleyman Demirel’in İslamköy’de yaptırdığı müzenin bir bölümü de yine Bedri Koraman’ın karikatürlerine ayrılmıştır.

Kareye girmek

Bedri Koraman, rahmetli Örsan Öymen’le birlikte Ankara’ya gelir, siyasetin nabzını tutar, o çizer, Örsan Öymen de yazardı.

Siyasiler için Bedri Koraman’ın çizdiği bantta bir kareye girmek televizyona çıkmaktan daha iyiydi. Hele hükümetler kurulurken Bedri Koraman’ın, “politika durağı”nda ikbal beklemek bakan adayları için bir ayrıcalıktı.

Yazının devamı...

Bunu hazmedemiyorum

22 Mayıs 2015

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’ye verilen idam cezasının kaldırılması için girişimlerin devam edeceğini açıkladı. Erdoğan, Mursi hakkında verilen idam kararı için “Açık ve net söylüyorum, bu benim kanıma dokunuyor. Demokrasiye inanmış bir insan olarak, bir demokrat olarak böyle bir şeyi hazmedemiyorum” dedi

Erdoğan, Adıyaman’da Nissibi Köprüsü Açılış Töreni’ne katıldı. Uçakta köprüyü inceleyen Erdoğan, daha sonra kendi kullandığı araçla köprünün üzerinden geçti. ANKARA Milliyet DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saraybosna’dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’ye verilen idam cezasının kaldırılması için girişimlerin devam edeceğini belirtirken, “Bu benim kanıma dokunuyor. Bir demokrat olarak hazmedemiyorum” dedi. Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e Cumhurbaşkanlığı’ndan zırhlı bir Mercedes tahsis edeceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı’nın gündemdeki konulara ilişkin görüşleri şöyle:
- KAYNAK İÇİN BÜTÇEDE PARA ŞART DEĞİL: Temenni ederim ki bu seyahat Bosna Hersek’te Türk iş gücünün çok farklı bir şekilde yer almasına vesile olur. Tabii burada bizim işadamlarımızın yatırımlar noktasında alt yapı ve üst yapıya yönelik güçleri hakikaten tartışılmaz. Yani Bosna Hersek’te ciddi yatırımlara girebilirler. Biliyorsunuz Bosna Hersek’in suyu bol ama baraja gelince baraj gibi durumları maalesef ki kısıtlı. Hâlbuki burada arkadaşlarımız BOT (Build-Operate-Transfer/Yap-İşlet-Devret) sistemiyle buna girebilirler, arkadaşlarımız bunları işletir sonra da Bosna Hersek’e devrederler. Bunlar şuan bizim uyguladığımız sistemdir. Yani kaynakların çeşitlendirilmesi olayı budur. İlla kaynak için milli bütçenizde para olması şart değil bunları kurduğunuz zaman buyurun kaynak. Bazı siyasiler kaynak deyince, olaya bu mantaliteyle yaklaşmıyorlar. İlla ki cebinde para olacak sanıyorlar. Bakıyorlar kasada para var. Bizim iktidar da Hazine bayağı iyi, Merkez Bankası baya iyi, hemen onu nasıl harcayacaklarını düşünüyorlar. Bir ülkede itimat edilir bir hükümet olmazsa, karşı tarafa güven vermiyorsanız kimse o ülkede yatırım yapmaz. Şu an biz bu tür yatırımları alabiliyorsak kredi limitimiz yüksek olduğu için bunları alabiliyoruz, yoksa bunları almak mümkün değil.
- BOŞ DURACAK DEĞİLİZ: Özellikle NATO konusunda şu an bir eylem planı var. Türkiye olarak en üst düzeyde destekliyoruz. NATO sürekli bir engel koyma gayreti içerisinde. Fakat ben şu anda dönem başkanına Sırbistan’ı sıkıştırmaları gerektiğini söyledim. AB’yle ilgili de NATO’yla ilgili de elimizden geleni yapmaya hazırız. Sırbistan’ın bölgede böyle bir şeyin içerisine gireceğini sanmıyorum. Kosoava ile çözüm istiyorlar burayla ile de istiyorlar. İnşallah bu işte boş duracak değiliz. Yeni hükümet ortaya çıktıktan sonra da bu konuyu takip edeceğiz. Mevcut durumu, çok çok endişe verici olarak görmüyorum. Dıştan bazı eller karıştırmak istiyor. Makedonya’da denediler mesela. Müslüman’la terörist kelimesini nasıl bir araya getirmiyorsak, Arnavut’la terörist kelimesini yan yana getirmek gibi tutumlar da yanlış olur. Mesela kendi memleketimiz de Kürtlerin topuna birden terörist denilebilir mi? Elbette denilemez. Herhangi bir dini ya da etnik unsuru terörist diye nitelemeye kimsenin hakkı yoktur. Balkanlar da ortalığı karıştırmaya çalışanlar olabilir ama ben bölgenin bu tür sıkıntıları atlatabileceklerine inanıyorum.
- OLAYI TERSİNE ÇEVİRDİLER (HDP’nin ‘başkan yapmayacağız’ sözü oldu. Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz? sorusu üzerine): Şunu görmemiz lazım. Çözüm süreci noktasında bu sözlerin sahibi olan şahsın çözüm sürecine bir desteği bir katkısı var. Muş’ta askerimizi kaçırdılar ve birçok yatırımlar noktasında yaşadığımız olayları biliyorsunuz. Utanmadan sıkılmadan Ağrı Diyadin olaylarının faturasını askeri kesmeye kalktılar. Ağrı Diyadin olayında teröristler askerimize ateş açıyorlar. Askerimiz bunlara cevap veriyor. Onlar bunun tam tersini söylüyor. Güya askerimiz önce ateş açmış sonra bunlar ateş etmiş. Olayı tam tersine çevirdiler.

Yazının devamı...

Görmez arabadan inip evine yaya olarak gitmiş

15 Mayıs 2015

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in makam aracıyla ilgili tartışmalara ilişkin, “Sosyal medyada sarığının üzerinde Mercedes resmini görünce üzülmüş, arabayı durdurmuş oradan inip eve yaya gitmiş” dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk’tan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, HDP’nin baraj altında kalması halinde bölgede olaylar çıkabileceğine ilişkin beyanları değerlendirirken, “Devlet kendini baraja, altına veya üstüne şartlamaz. Yaparsa yanlış yapar” dedi. Erdoğan, Suriye başta olmak üzere bölgedeki gelişmeler nedeniyle zaten devletin jandarma dahil tüm güvenlik güçleriyle hazır olduğunu vurguladı. Güneydoğu veya diğer bölgelerde güvenlik güçlerinin olaylar karşısında gerekeni yapacağını belirtti. Erdoğan’ın gündemdeki olaylara ilişkin görüşleri şöyle:
BALKANLARDAKİ ÜST AKIL: Bizim Arnavutluk’a her türlü desteği vermemiz lazım. Makedonya, Bosna Hersek, Kosova dahil bölgedeki tüm ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmamız lazım. Kumonova’daki olaylar da gösterdi ki bölgeyi karıştırmak isteyenler var. Benim Balkanlar’da bir şey çok dikkatimi çekiyor. Orada da bir üst akıl var. Malum Bosna Hersek’i baklava dilimine ayırdılar. 8 ayda bir, dönüşümlü olarak bir dönem başkanı Bosna Hersek’e komuta ediyor. Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar. Şu son seçimler öncesinde nüfus sayımı yapılmış olmasına rağmen sonuçlar açıklanmadı. Boşnaklar nüfusun yüzde 54’ünü oluşturduklarını düşünüyor. Ve bu ülkenin halen güçlü bir ordusu yok. Allah rahmet etsin vefatından bir gün önce Aliya’yı (İzzetbegoviç) hastanede ziyaret etmiştim. Bir yurtdışı ziyaretinden dönüyordum. Durumunun ağır olduğunu duyunca ani bir kararla Saraybosna’ya iniş yaptık. Arkadaşları uçakta bırakıp, hastaneye ziyarete gittim. Kendisi ile biraz hasbi halde bulunduk. Bana, ‘Ben aslında Dayton’ı kabul etmezdim. Ama öyle bir noktadaydık ki dayanma gücümüz kalmamıştı. Kabul etmek zorunda kaldım” demişti.
Demek ki aslında Dayton kabul edilebilir bir anlaşma değildi. Çünkü ortada adil bir durum yok. Üst aklın böl parçala yönet yöntemi buralarda da devrede. Kosova’da da benzer bir durum söz konusu. Fakat öyle veya böyle ABD bu işi sıkı tutmuş olsa ben inanıyorum ki Kosova’nın tanınması hızlanır ve BM üyeliği gerçekleşir. Fakat sıkı tutmuyor. Makedonya’daki gelişmeler de çok enteresan. Arnavutluk’ta yaptığımız görüşmelerde Balkanlardaki genel sorunları konuştuk.
ARNAVUTLUK’TAKİ PARALEL YAPI: Arnavutluk’taki paralel yapılanmayı da konuştuk. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile konuştuk. Olumlu yaklaştılar. Avrupa demeyelim ama Balkanlar’daki merkezleri olabilir. Size ilginç bir şey anlatayım; malum yapıdan biri zamanında Diyanet İşleri Başkanımıza gelmiş. Paralelin ileri gelenlerinden, şu anda kaçak olan biri... Demiş ki, ‘Normalde biz cami işleriyle uğraşmayız ama Arnavutluk bir istisna. Burada müftülüğü biz halledeceğiz’... Tabi Mehmet hoca da (Görmez) şaşırmış. Bu benim görevim demiş, bana böyle bir şeyi hangi cüretle teklif ediyorsunuz’ diye itiraz etmiş... O zamanki Arnavutluk yönetimi de malum yapının telkini neticesinde, Arnavutluk’taki Diyanet İşleri Başkanlığı görevini, Boğaziçi Psikoloji mezunu birine vermiş. Kendisi Türkiye’de İmam Hatip’in sadece orta kısmını okumuş. Halen de aynı görevi yapıyor ama Balkanlardaki müftüler tarafından kabul görmüyor.
EVİNİ BİLE POLEMİK KONUSU YAPIYORLAR: (Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in makam aracı ile ilgili tartışmaların sorulması üzerine) Bir kere o Mercedes’in iddia ettikleri gibi 1 milyon TL falan olması için zırhlı falan olması lazım. O tür normal Mercedes’lerin fiyatları 300-320 bin TL civarındadır. Kaldı ki artık eski dönemlerde değiliz. O tür araçlara artık herkes binebiliyor. Üstelik Diyanet İşleri Başkanı’na tahsisli bir araçtan söz ediyoruz. Kendisine de ifade ettim:
‘O gazete böyle yazmış filanca şöyle yazdı diye o şekilde davranmanız pek doğru olmadı’ dedim. Ama sosyal medyada sarığının üzerinde Mercedes resmi iliştirildiğini görünce ciddi manada üzülmüş. Arabayı durdurmuş. Oradan inip eve yaya gitmiş. Gerçekten çok üzülmüş. Adamcağızın oturduğu evi bile yalanlar eşliğinde polemik konusu yapıyorlar. Ev zaten Diyanet’e ait. Zaten malum çevreler, Diyanet’ten hiç haz almadılar. Yani bunlar artık bir çok yerde dökülmeye başlayınca adeta buradan kendilerince bir rövanş alma gibi bir yola girdiler. Diyanet, TİKA’nın faaliyetlerinden rahatsızlar. Aynı şekilde tabi Yunus Emre Vakfı’ndan da rahatsızlar. Onların alanlarına girdiği için. Mesela DEİK. Onların yurtdışındaki tüm alanlarına giriyor.

Yazının devamı...

10 maddenin nesini kabul edeyim?

22 Mart 2015

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna’dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “Kürt sorunu yoktur” sözlerinden sonra Dolmabahçe’de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ile HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in aynı anda açıklama yapmalarını doğru bulmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 maddelik prensip mutabakatı olarak sunulan metne de itiraz etti, “Bu metnin demokrasi adına neresini kabul edeceğim, o konuların demokrasi ile yakından uzaktan alakası yok” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzleme Kurulu’na karşı olduğunu yinelerken, “Hükümetle Cumhurbaşkanı her an her konuyu görüşüyor diye bir şey yok” diyerek Dolmabahçe ve İzleme Kurulu konusunda hükümetin kendisi ile mutabakata varmadan hareket ettiği mesajını verdi.

Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Poroşenko bir şans

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, ülkesinin durumuyla ilgili ne düşünüyor?

Burada biliyorsunuz, gerçekten çok ciddi sıkıntılar var. Poroşenko gerçekten Ukrayna için bir şans. Bildiğiniz gibi işadamlığı altyapısı olan birisi ve şu anki duruşuyla ve ortaya koyduğu iradeyle bütün olumsuzlukların karşısında direnebiliyor. Gerek Donetsk gerek Luhansk bölgesinde de şu an yüzde 8 gibi bir kaybı söz konusu. Başında da bizim emekli büyükelçimiz Ertuğrul Bey var. Onun yanında da şu an itibarıyla bine yakın eleman var ve bu bine yakın elemanın içerisinde de 13 Türk şu an da onunla beraber çalışıyor. Tabii sıkıntı özellikle Ukrayna açısından şu anda had safhada. Fakat bizim bu ziyaretimiz onları moralize etti. Sonra biz şu anda Ukrayna’yla siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel tüm bu alanlarda işbirliği yapabilecek konumdayız. Ve 600 kadar işadamımız şu anda Ukrayna’da ve yaptıkları toplam iş hacmi 4 milyar dolar civarında.

TANAP rahatlatacak

Heyetler arası görüşmede savunma sanayi ve enerjiyle alakalı konuların ağırlıklı olarak konuşulduğu ifade ediliyor?

Tabii enerjide Türk Akımı ile ilgili proje onları biraz düşündürüyor. ‘Bu bize karşı bir siyasi tavırdır’ diye değerlendiriyorlar. Halbuki biz bunu Sayın Putin’le görüştüğümüz zaman, Ukrayna’yla ilgili tek bir bir ifade dahi geçmedi. Tam aksine Bulgaristan’ın kendilerine vermiş olduğu sözden caymaları üzerine gündeme geldi bu. Tabii şu an itibarıyla AB üyesi ülkeler, bu gazdan alır mı almaz mı o ayrı bir konu ama bizim halihazırda en büyük tedarikçimiz Rusya. Şu anda bu doğalgazı bize veriş nedeni, hem de Avrupa’ya geçer geçmez ama bizim için çeşitlendirme de önemli bir istasyondur. İkinci sırada İran, üçüncü sırada Azerbaycan var. TANAP’ın devreye girmesi 2017-2018. TANAP da devreye girdikten sonra bizim bu noktadaki rahatlamamız daha iyi olacak.

Yazının devamı...