Hekim duyarlılığı

Hekim duyarlılığı


       Ankara Tabip Odası, trafik kazasında kızını yitiren ve İstanbul'dan Ankara'ya kadar yürüyerek "trafik terörü"ne karşı bir kampanya başlatan Boray Uras'ın girişimine çeşitli etkinliklerle destek veriyor.
       Bu etkinliklerden biri de Ankara Tabip Odası'nın dün düzenlediği "Trafik Kazalarında Hekim Duyarlılığı" konulu paneldi.
       Trafik Hastanesi Beyin Cerrahisi Klinik Şefi Op. Dr. Celal Kılıç'ın yönettiği panele, Boray Uras ve ömrünü trafik mücadelesine adamış Prof. Dr. Rıdvan Ege'yle birlikte katıldık.
       Prof. Ege'nin verdiği istatistiki bilgilerin yanı sıra konuşmacıların ve paneli izleyenlerin yaptıkları saptamalar, üzerinde durulması gereken önemdeydi.
       Bu bilgi ve saptamaların bazıları şöyle özetlenebilir:
       - Türkiye'de 8 milyon 153 bin araç, 13 milyon 300 bin sürücü bulunuyor.
       - Trafik kazalarında sürücü hatalarının payı yüzde 92. (Prof. Ege bu oranının abartılı olduğunu, yeterli eğitimi almamış birçok poliste kaza nedeni olarak sürücüyü gösterme eğiliminin yüksek olduğunu, bu oranın benzer koşullardaki birçok ülkede yüzde 50'yi aşmadığını söylüyor.)
       - Emniyet kemerinin yaşam kurtarmaya katkısı yüzde 40. Yasal zorunluluk olmasına karşın, Ankara'da yapılan bir araştırma sonuçlarına göre, emniyet kemeri takma oranları, resmi araç kullananlarda yüzde 9.6, taksi sürücülerinde yüzde 15. Bu oranın, kemer takmanın zorunlu olmadığı Suudi Arabistan'da bile yüzde 18 olduğu düşünülürse, Türkiye'de hala emniyet kemeri takmaya karşı bir direnç var.
       - Türkiye'de insan taşımacılığının yüzde 95'i, eşya taşımacılığının yüzde 94'ü hala karayoluyla yapılıyor. Bu oran ABD'de yüzde 25.6, Almanya'da yüzde 46.
       - Trafik kazalarında alkollü araç kullanmanın payı yüzde 45, aşırı hız yapmanın payı yüzde 36.
       - 900 bin kişiye verilen trafik cezalarının ancak 90 bini uygulanabiliyor. Bu da denetim etkinliğinin çok düşük ve caydırıcılıktan uzak olduğunu gösteriyor.
       - Araç kullanma kültürü erkek - egemen toplum kültüründen beslenen ve onu besleyen bir düzeyde.
       - Türk halkı gribe yakalanır gibi "teknoloji hastalığına" yakalanıyor. Teknolojiyi öğrenmeden onu kullanmaya eğilimli.
       - Sürücülerimizin çoğunluğu cep telefonuyla araç kullanmayı seviyor.
       - Özel araçlar bir ulaşım aracı gibi değil bir ekonomik ve sosyal statü aracı gibi görülüyor ve alım - satımı da, kullanılması da "gösteriş tüketimi" ölçüleriyle yapılıyor.
       - Hukuk sistemimiz candan çok malı koruyor. Araç idare edenlere yüklenen sorumluluk, hayvan idare edenlere yüklenen sorumluluk kadar caydırıcı değil.
       - Ölümlü trafik kazasına neden olanlara verilen ceza ile baklava çalan çocuklara verilen ceza neredeyse aynı ağırlıkta.
       - Ölümle trafik cezalarında, ölüme sebebiyet vermede kasıt bulunmadığı gerekçesiyle cezalar çok hafifliyor. Oysa alkollü, ehliyetsiz ve meskun mahallerde aşırı hızda araç kullanmanın ağır ihmal ve kusurla birlikte "kast" unsurunu da içerebileceği tartışılıyor.
       - Trafik kazasında yaralananların üniversite hastanelerinde ücretsiz tedavisinin sağlanması gerektiği savunuluyor.
       - Trafik eğitiminin hem okullarda, hem de toplumda sürekli olarak verilmesi gerektiğini, denetiminin ise sadece polislerce değil bütün vatandaşlarca yürütülmesi gerektiği noktasında görüş birliği mevcut.
     


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr