YÖK'ün raporundaki gerçekler

Üniversiteler ve ortaöğretim kurumlarıyla ilgili istatistiki bilgiler, "milli eğitim"imizin röntgenini yansıtıyor. Durum hiç parlak değil.ÖSS gibi bir sınavdan aşarak üniversiteye girmek başlı başına bir büyük sorun.Buna karşılık, böyle bir sınavdan geçerek üniversiteye gelen öğrenciden üniversite memnun değil.YÖK'ün raporuna göre ÖSS'yi başarmış olsa da öğrencilerin çoğunun düzeyi üniversite öğrenimine uygun değil.Böyle bir durum büyük bir çelişki.ÖSS'yi aşan öğrencilerin düzeyi üniversite öğrenimi almaya uygun değilse, aşamayanların düzeyi nedir?Daha düşük olduğuna göre, ortaöğretimin işlevi ve düzeyi nedir, diye de sormak gerekiyor."Milli eğitim"imizin anasınıfından lise son sınıfına kadar ÖSS'ye endeksli olduğu biliniyor. Ondan önce de OKS (Orta Öğretim Kurumları Sınavı) var.Yıllardır, bu iki sınav tartışılıyor.Değişik sınav sistemleri deneniyor.Ancak şu sonuç değişmiyor:Öğrenim düzeyi üniversiteye uygun değil.YÖK'ün raporuna göre fen liseleri, anadolu liseleri, anadolu öğretmen liseleri dışında matematik ve fen düzeyleri çok düşük.ÖSS'ye odaklı sistem, sorunu aşağıya doğru yansıtıyor; ortaöğretimdeki yetersizlikler de sorunu yukarıya doğru taşıyor.Sorun katlanıyor. YÖK'ün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sunduğu "Türkiye'nin Yükseköğretim Strateji Taslağı" eğitimde çarpıcı örnekler içeriyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in de söylediği gibi üniversite kapasitesi bütün adaylara yetecek düzeyde değil. Böyle oldukça da bir sınav sistemi olacak.Tabii, sınav sisteminin ortaöğretimi tümüyle yok sayan bir mantığa oturmaması gerekiyor. Türkiye giderek böyle bir soruna da sürüklendi.Ortaöğretim kurumları arasında ülke çapında bir düzey yakınlığı yok. Bu durumda hangi sınav sistemini uygularsanız uygulayın, eşit olmasa bile birbirine yakın öğrenim görmüş adaylar arasında bir sınav yapılmış olmuyor. Kâğıt üzerinde herkesi eşit gören bir sistem olsa da adayların eşit veya yakın donanımda olmadıkları gerçek.Sorunun bu nedenlerle üniversiteden veya üniversiteye girişten önce ilk ve ortaöğretim kurumlarında ele alınması gerekiyor. Yok saymak Adı üzerinde, eğitim ulusal bir sorun. Ulusun ve ülkenin geleceğini belirleyecek belki de en stratejik alan. Maalesef, Türkiye'nin en sorunlu alanlarının da başında geliyor.Bu gözle bakıldığında, YÖK ve üniversiteler ile ilk ve ortaöğretimi düzenlemekten sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı arasında "uyumlu" bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Eğitime "siyaset alanı" olarak bakılması, yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri.Eğitim düzeyi düşük, bilgi üretemeyen bir toplumun çağı yakalaması olanaksız.Eğitim alanında düzenleme yapılırken, unutulmaması gereken gerçeklerden biri bu... fbila@milliyet.com.tr Uyum