Düşen ‘aile’ uçağının kara kutusu

Kız kardeş, ‘en yakın arkadaş’ olabileceği gibi, aile içi çeşitli kıyaslamalar nedeniyle ‘en yakın rakip’ de olabilir. Biri zekidir ama öteki de çalışkandır. Biri diğerinden daha güzeldir ama diğeri daha başarılıdır. Fedakârlıkla bencilliği de aralarında bölüşürler. Azla yetinendir biri, ağlayarak her istediğini yaptırandır kardeşi. Bu durumlar top göğüste yumuşatılarak geçiştirilebilse de kimi zaman şiddetli kavgalara neden olur. O yüzden “Allah dirlik düzenliğimizi bozmasın” duası edilir sık sık. Ailede iyi geçinmek esastır.

Nesimi Yetik’in yönettiği, 2020’de Antalya Film Festivali’nden üç kadın oyuncusuna (Betül Esener, Asiye Dinçsoy, Dudu Yetik) Cahide Sonku Ödülü verilen, geçen yılki 40. İstanbul Film Festivali’nde Asiye Dinçsoy’un En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandığı, geçtiğimiz hafta vizyona giren filmi “Dirlik Düzenlik”in kız kardeşleri Vildan ve Hicran da benzer kız kardeşlik sendromları yaşıyor. Sevgi ve nefret arasında gidip gelen ilişkilerinin dirlik düzenlik içinde olduğunu söylemek zor. Anneleri Dudu (Dudu Yetik) ile birlikte aynı evi paylaşan iki kız kardeşten Vildan (Betül Esener) bir emlak acentesinde yöneticilik yapıyor. Kız kardeşi tarih öğretmeni Hicran (Asiye Dinçkök) okuyabilsin diye vaktiyle konservatuvar hayalinden vazgeçiyor. Bir barda annesinden gizli şarkı söylüyor. Ailenin güzel kızı Vildan. Üniversiteye gidememiş olmanın ezikliği içinde. Bunu kibriyle örtmeye çalışıyor.

Kararında göndermeler

Hicran, Vildan’a göre daha silik bir görünüme sahip, tek ayağı aksadığı için ‘engelli olma’nın getirdiği kompleksleri var. O da kendi durumunun üstesinde hırçınlığıyla, öfkesiyle geliyor. İki kız kardeş sürekli çatışıyorlar. Aralarında kalan anneleri Dudu, şeker hastası; günde altı kez yemek yiyerek şekerini dengelemeye çalıştığı zorlu bir hayatı var. Kızları hayatını daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle bir komşusunun aracılığıyla tanıştığı adamla evlenmeye karar veriyor.

Vildan bu karara daha ılımlı yaklaşırken, Hicran infiale kapılıyor. Annesinin olur da ileride boşanırsa, bugün almakta olduğu dul aylığından faydalanamayacağını ileri sürerek evlilik fikrine karşı çıksa da asıl kaygısı başka. Annesi evlendikten sonra Vildan da kendi evini açacak ve o yalnız kalacak. Bütün o kavga gürültüye rağmen yalnızlığına tahammülü yok. Vildan’la yaptığı en şiddetli kavganın sonunda çekip gitmek yerine kardeşine dönüp “Hadi bir çay içelim” diyecek kadar korkuyor yalnızlıktan. Şimdi bir de annesi evlenecek, kalakalacak kendisiyle. Bu yüzden Dudu’nun evlilik kararı kör topal süren dirlik düzenlik hâllerini altüst ediyor. Dengeler sarsılıyor. O güne kadar konuşulmayan ne varsa ortaya dökülüyor; içeride birikmiş tüm öfkeler tek tek patlıyor.

Çok samimi, sıcak, karakterleri derinlikli, meselesi sağlam bir film “Dirlik Düzenlik”. Hicran’ın kıskançlığını, Vildan’ın kibrini anlatırken mesafesini alıp onları anlamamızı da sağlıyor. Kız kardeşler çatışma denen zehirli bir sarmaşıkla sarılırken, bizi alıp iç dünyalarında seyrüsefere çıkarıyor. Psikolojinin ödünleme mekanizmasını başarıyla kullanıyor. Kendisiyle geçinemeyen birinin başkasıyla geçinmesinin, kız kardeşi de olsa, imkânsızlığına kararında göndermeler yapıyor. Yalnızlıktan ölümüne korkan bir kadının ölümle dansına yaptığı koreografi büyüleyici. Dudu karakterinde, mutsuz evliliğinden yıllar sonra kızlarının geçimsizlikleri yüzünden yeniden evliliği göze alan bir kadının ‘artık ne istediğini bilen’ hâlindeki görkemi şiir gibi okuyor.

Velhasıl ben “Dirlik Düzenlik”i çok sevdim. Son zamanlarda izlediğim en iyi yerli yapımlardan biriydi. Düşen aile uçağının kara kutusunu açan, arızalarla yüzleştiren muhteşem bir film. İzlemenizi çok isterim.

Allah dirlik düzenliğimizi bozmasın. Evde, iş yerinde, hayatla ve kendimizle kurduğumuz ilişkilerde.

İyi pazarlar.