BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA



Pandemi sürecinde bu yaz nerede tatil yapacağız sorusunu hepimiz sormuşuzdur kendimize. Öncelik tabi ki sağlık ama yaz geldiğinde hepimizde bir tatil isteği oluyor :) Bizde uzun araştırmalar sonucu bayram öncesi rotamızı Gökçeada'ya oluşturduk. Hem çok yoğun olmaması hem de harika koyları ve gezilecek köyleri olması yönünden bizi cezbetti. İstanbul'dan yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Kabatepe Feribot İskelesi'ne ulaşıyorsunuz. Sabah 07.00 itibari ile 2 saatte bir mevcut. Bir saat önceden gitmekte fayda var hafta içi de olsa sıra oluyor. Ardından bir saatlik vapur yolculuğu sonrası adadasınız. Biz merkezde kaldığımız için 7-8 dakikalık bir sürede vardık.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

KOYLAR

Adanın en güzel tarafı koyları. Sakin oluşu özellikle normalleşme sürecinde bizim tercih sebebimiz oldu. Şöyle bir liste yapmam gerekirse; -Kefaloz Plajı: Ada'da merkeze en yakın olan plajı. Araçla 8-10 dakika sürüyor. Ada'nın en ünlü ve yoğun plajlarından. 1200M uzunluğunda altın renkli ince kumlu olan bu plajda özel sörf dersleri de veriliyor. İki şezlong bir şemsiye fiyatı 40 TL, dilerseniz tesisin ilerisinde kendi şemsiye ve sandalyenizle de oturabiliyorsunuz. -Laz Koyu: Gökçeada'nın güney kıyısında olan sakin koylarından. Merkezden yaklaşık 30 dakika sürüyor araçla. Yolları biraz bozuk ama sonunda karşılaşacağınız güzelliğe kesinlikle değer. Rüzgar kuvvetli esse de koyu etkilemiyor, çarşaf gibi deniz harika...

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

Uğurlu Plajı: Gizli Liman koyuna gelmeden hemen önce görmüştük burayı. Kamp alanı da mevcut. Çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim maalesef plaj kısmı çok temiz değildi. -Gizli Liman: Türkiye'nin en batı ucu olarak geçiyor. Uğurlu köyünü geçince ulaşıyorsunuz. Burası hem çok sakindi hem de denizi çok güzel. Balıklarla yüzdük diyebilirim. Büfe, duş, wc olan bir işletmede var. Ada'da oy birliği ile en çok beğendiğimiz koy oldu.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

ZEYTİNLİKÖY

Adanın diğer güzel tarafı ise birbirinden güzel eski Rum köyleri. Dört tanesi koruma altında ve her biri görmeye gezmeye değer. Zeytinliköy çok sayıda güzel kafeleri sebebiyle en sık ziyaret edilen köylerden.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

Ada'nın en eski kilisesini köy meydanına gelmeden görüyorsunuz. Agiod Georgios. Sakızlı muhallebisi ve Dibek kahvesi meşhur. Bir çok yerde denedim ama Paraskevi tatlı evi ve Mina Cafe en çok beğendiklerim oldu.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

BADEMLİ

Yüksek konumundan dolayı adanın balkonu deniyormuş buraya. Koruma altında olan köylerden biri. Çok yaşlı bir çınar ağacı var köyün hemen girişinde. Eski Rum köylerinde ara sokakları dolaşmak çok keyifli. 2015 yılında köyde bir bal çiftliği de açılmış.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

YUKARI KALEKÖY

Yüksek konumu sebebiyle Ada'da gün batımının en güzel seyredildiği yer. Semadirek adası çok güzel gözüküyor. İşletmeler açısından en canlı köyü. Gün batımını izleyebileceğiniz iki adet meyhanesi de mevcut. Yakamoz Restoranı deneme fırsatımız oldu. Manzarası ve lezetleri ile bizden tam puan aldı. Burada bulunan sabun atölyesini de ziyaret etmek isterseniz erken gitmekte fayda var. Öğleden sonra
kapanıyor. En tepede bir kalenin kalıntısı bulunuyor. Hellen öncesi döneme ait olan kalenin sur duvarları Bizans devrinde onarılmış ve okuduğuma göre yenileri eklenmiş. Ada'da ayrıca birbirinden güzel taş dokulu oteller var.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

KALEKÖY LİMAN

Deniz kenarında yer alan yerleşim yeri. Yukarı Kaleköy'ün bir parçasıymış aslında. Aya Marina kilisesi burada bulunuyor. Deniz kenarında birbirinde güzel çay bahçeleri var. Gökçeada'dan hatıra kalması için alacağınız hediyelik eşya, magnet ve el yapımı duvar süslerini de buradan alabilirsiniz.

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA

EFİ BADEM'İN HİKAYESİ

Ve son olarak sizinle paylaşmak istediğim bir hikaye var. Gitmeden önce bademli kurabiyesinin meşhur olduğunu okumuştum zaten gittiğimde de vakit bulduğum an uğradım Meydani'ye. Bu sırada bu kurabiyenin hikayesini okuma fırsatım oldu...Çok eskilerde özel günlerde Rum evlerinde yapılan ikramlarda varmış bu kurabiye...Bir çocukluk hikayesi olan bu kurabiyeyi yıllar geçse de unutamayan Ergin Bey günümüz ile buluşturmaya karar verir. Fakat 3 yıl süren denemeler boyunca aradığı lezzete ulaşamaz. Birçok denemeden sonra bir arkadaşı Madam Efi'nin ona yardımcı olabileceğini söyler ve doğrudan çalar kapısını. Eğer o lezzeti yakalayabilirse kurabiyeye onun adını vereceğini söyler... Kurabiyeler olduğunda ise çocukluğuna geri döner. Bu sefer başarmış olmanında heyecanı ile bu tatlı anısını günümüze taşımayı başarmıştır. Ve der ki: Bir kez bu tatları keşfettiğinizde tekrar gelmek isteyeceksiniz çünkü, ''Ayaklar kalbin gittiği yere gider'' … Ne kadar da güzel söylemiş, eminim ki yine gideceğim Gökçeada'ya...

BU SENENİN GÖZDESİ : GÖKÇEADA